bugün
- borsa istanbul16
- iltica20
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- berat albayrak'a iftira atılması11
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği46
- yulaf lapası vs tost4
- mekke kutsal mıdır sorunsalı9
- fon vurgunu53
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi12
- from gold from dust34
- kürt dizilerinin tutmaması11
- köylülük7
- ekmek için ekmeleddin5
- deli6
- eskiden 20 liraya yediğim kebabın 50 lira olması8
- kürk mantolu madonna abartılmış tırt bir kitaptır5
- küçük memeli3
- en iyi çakmak markası8
- 1 gün diyetteyim3
- küçük memeli kızların yaşama amacı2
- sözlük gey saati vs din saati vs akp saati5
- hulk gerçek mi6
- yazarların 1 milyon dolar için yapacağı şok şeyler5
- günün sözü10
- bütün sözlük kızlarının gocu'nun peşinden koşması4
- sabahın bir vakti çay içen insan köylüdür6
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni6
- sen nehrine siz diyen cahil2
- tanrı neden diğer gezegenlere insan göndermedi7
- redbull içip camdan atlayan çocuk3
- tmo'ya ait buğdayın lisanslı depolardan çalınması4
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
- mağazadan ürün değiştirme paradoksu3
- tayyiple yatıp tayyiple kalkmak5
- vurdurmaya meyilli araba5
- sözlük kızlarının bicepsleri16
- bu sözlükte ayak konuşmak yasak6
- sabahları 2 kilo bioxcin içen gürbüz genç3
- eski sevgilisi için sahibinden com'a ilan vern kız4
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- yönlendirilmiş panspermia teorisi ve uzaylılar2
- akepe dönemi16
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- queen ravenna ifşası15
- türkiye'nin mekke ve bedir ittifakı hamlesi4
- akapekaka3
- meksika açmazı macerası4
- kolye143
- arkadaşlar çok sıkıcısınız10
Yeryüzündeki en büyük mutluluklardan biri, belki de birincisi, hiçbir endişe bulutuyla gölgelenmeden erkeğin sevdiği kadınla, kadının da sevdiği erkekle beraber olması galiba.
Böylesine güzel bir dünya kurmak ve yaşamak, sadece ve sadece kadınla erkeğin elinde olduğu halde; bu mutluluğa bir türlü eremeyenlerin sayısı, erenlerinki yanında neden çok daha fazla? Bu sorumun cevaplarını bulmak, atomun sırrını bulmaktan da önemli bir bakıma...
Bir defa doğuyorsun ve sevdiğinle, arzuladığınla kolay kolay beraber olamadan çekip gidiyorsun.
***
Bir anket yapılsa da araştırılsa, acaba kaç kişi gerçek aşkı dolu dolu tatmakta ve yaşamakta?
Herhalde pek az kişi. Yüzyıllar boyunca dünyayı kaplayan ve ortak duyguları dile getiren hüzünlü, sitemli kırık aşk şarkıları, aşk şiirleri, aşk hikayeleri, aşk romanları, aşk filmleri bunun en sağlam ispatı...
Milyonlarca erkek, milyonlarca kadın, gerçekten sevdiğini bulamamanın boşluğuyla devamlı bir aranış içinde...
***
Kazara bulanların da, büyük bir kısmı, aşılmaz duvarların önünde boynu bükük kalakalmış.
- Birbirimizi sevdik ama anası babası vermediler.
- Ben sevdim ama, o beni sevmedi.
- O da beni sevdi ama, koparamayacağı engelleri vardı.
- En çok onu sevdimdi ama, ecel aldı götürdü.
- En seviştiğimiz zamanda savaşa çağırdılar.
- Sevgimizi parasızlık yıktı.
- Tam birbirimizi bulmuştuk, uzaklara gitmek zorunda kaldı.
- Çok sevişiyorduk, fakat yetişiş tarzlarımız başkaydı.
- Seviyordum, inandıramıyordum.
***
Kadınla erkeğin arasına giren böyle binlerce engel... Ne gariptir ki, bu engeller hep sevişenlerin arasına giriyor. Sevişmeden beraber olanlar çoğunlukta bulunduğuna göre, onların arasına bu kadar engel girmiyor. Bir terslik var bunda. Bu tersliği ortadan kaldırmanın bir yolunu yordamını bulmak gerek. Gerçi:
- Aşk bir Çingene çocuğudur, kanun tanımaz, diyorlar ama; kanun tanımayan sadece aşk; aşıklar kolay kolay kanunlardan daha kuvvetli olamıyorlar.
***
insanları aşk konusunda, hiç değilse hayvanlar, hiç değilse ilk çağ insanları kadar olsun, rahat ettirecek bir ortamı sağlayamamışız.
Kadın erkek arasındaki en tabii, en mutlu olayları ayıplamış, küfür sözü yapmışız. Bunun nedenlerini araştıranlar, sosyal ve iktisadi korkunç gerçeklerle karşılaşıyorlar.
Vaktiyle kendi çıkarlarını bir muayyen düzende görenlerin; insanların rahatça seviştikleri zaman, bu düzenin disiplinine kolay kolay uyamayacaklarını sezdiklerini ve bunu önlemek için birtakım baskı unsurları yarattıklarını söylüyorlar...
Kadınla erkeğin beraber olmak arzusunu denetleyerek; bundan, kişileri bakım mükellefiyetlerine yöneltip, iktisaden boynu bükük bir duruma sürüklemek istediklerini iddia ediyorlar.
***
Doğru yanlış, ancak sevişenlerin çokçası beraber olamayışlarındaki en büyük sebeplerden birinin, iktisadi şartlar olduğu inkar edilemez. Fakiri fakirle evlenmeye zorlayan, sonra da:
- Ne yapayım, evde evlad - ü iyal var, diye baş eğdiren unsurlar nereden geliyor?
insanlık bunu hissettiği için, masallarında padişah kızlarını çobanlarla evlendirerek, isyanını haykırmak istemiştir.
***
Bekar:
- Ağaca çıksam pabucum yerde kalmaz, diye övünür.
Ancak tabiat kanunu icabı, bir kadına muhtaçtır ve onu bulmak için evlenmek ve bakım mükellefiyeti altına girmek zorundadır. Bu mükellefiyet bir defa boynuna dolandı mı, bir daha kimseye karşı kolay kolay dikilemez. Hele karşılıklı sevişmiyorlarsa, gücü büsbütün kırılır, küskünlüğe uğrar. Çeşitli telkinlerle bu usulün bozulması asla istenmez.
Çağımızda kadınların da çalışmaya başlaması, yüzyıllar sürmüş olan manevi işkenceleri nispeten yumuşatmıştır. Bağlar, telkinler, baskılar eski sertliğini kaybetmiştir.
Önümüzdeki çağda büsbütün kaybedecektir. insanlar günden güne sevdikleriyle beraber olmak imkanlarına kavuşuyorlar. ileride daha da çok kavuşacaklardır. Dünyamıza gerçek mutluluk o zaman gelecektir.
çetin altan
Böylesine güzel bir dünya kurmak ve yaşamak, sadece ve sadece kadınla erkeğin elinde olduğu halde; bu mutluluğa bir türlü eremeyenlerin sayısı, erenlerinki yanında neden çok daha fazla? Bu sorumun cevaplarını bulmak, atomun sırrını bulmaktan da önemli bir bakıma...
Bir defa doğuyorsun ve sevdiğinle, arzuladığınla kolay kolay beraber olamadan çekip gidiyorsun.
***
Bir anket yapılsa da araştırılsa, acaba kaç kişi gerçek aşkı dolu dolu tatmakta ve yaşamakta?
Herhalde pek az kişi. Yüzyıllar boyunca dünyayı kaplayan ve ortak duyguları dile getiren hüzünlü, sitemli kırık aşk şarkıları, aşk şiirleri, aşk hikayeleri, aşk romanları, aşk filmleri bunun en sağlam ispatı...
Milyonlarca erkek, milyonlarca kadın, gerçekten sevdiğini bulamamanın boşluğuyla devamlı bir aranış içinde...
***
Kazara bulanların da, büyük bir kısmı, aşılmaz duvarların önünde boynu bükük kalakalmış.
- Birbirimizi sevdik ama anası babası vermediler.
- Ben sevdim ama, o beni sevmedi.
- O da beni sevdi ama, koparamayacağı engelleri vardı.
- En çok onu sevdimdi ama, ecel aldı götürdü.
- En seviştiğimiz zamanda savaşa çağırdılar.
- Sevgimizi parasızlık yıktı.
- Tam birbirimizi bulmuştuk, uzaklara gitmek zorunda kaldı.
- Çok sevişiyorduk, fakat yetişiş tarzlarımız başkaydı.
- Seviyordum, inandıramıyordum.
***
Kadınla erkeğin arasına giren böyle binlerce engel... Ne gariptir ki, bu engeller hep sevişenlerin arasına giriyor. Sevişmeden beraber olanlar çoğunlukta bulunduğuna göre, onların arasına bu kadar engel girmiyor. Bir terslik var bunda. Bu tersliği ortadan kaldırmanın bir yolunu yordamını bulmak gerek. Gerçi:
- Aşk bir Çingene çocuğudur, kanun tanımaz, diyorlar ama; kanun tanımayan sadece aşk; aşıklar kolay kolay kanunlardan daha kuvvetli olamıyorlar.
***
insanları aşk konusunda, hiç değilse hayvanlar, hiç değilse ilk çağ insanları kadar olsun, rahat ettirecek bir ortamı sağlayamamışız.
Kadın erkek arasındaki en tabii, en mutlu olayları ayıplamış, küfür sözü yapmışız. Bunun nedenlerini araştıranlar, sosyal ve iktisadi korkunç gerçeklerle karşılaşıyorlar.
Vaktiyle kendi çıkarlarını bir muayyen düzende görenlerin; insanların rahatça seviştikleri zaman, bu düzenin disiplinine kolay kolay uyamayacaklarını sezdiklerini ve bunu önlemek için birtakım baskı unsurları yarattıklarını söylüyorlar...
Kadınla erkeğin beraber olmak arzusunu denetleyerek; bundan, kişileri bakım mükellefiyetlerine yöneltip, iktisaden boynu bükük bir duruma sürüklemek istediklerini iddia ediyorlar.
***
Doğru yanlış, ancak sevişenlerin çokçası beraber olamayışlarındaki en büyük sebeplerden birinin, iktisadi şartlar olduğu inkar edilemez. Fakiri fakirle evlenmeye zorlayan, sonra da:
- Ne yapayım, evde evlad - ü iyal var, diye baş eğdiren unsurlar nereden geliyor?
insanlık bunu hissettiği için, masallarında padişah kızlarını çobanlarla evlendirerek, isyanını haykırmak istemiştir.
***
Bekar:
- Ağaca çıksam pabucum yerde kalmaz, diye övünür.
Ancak tabiat kanunu icabı, bir kadına muhtaçtır ve onu bulmak için evlenmek ve bakım mükellefiyeti altına girmek zorundadır. Bu mükellefiyet bir defa boynuna dolandı mı, bir daha kimseye karşı kolay kolay dikilemez. Hele karşılıklı sevişmiyorlarsa, gücü büsbütün kırılır, küskünlüğe uğrar. Çeşitli telkinlerle bu usulün bozulması asla istenmez.
Çağımızda kadınların da çalışmaya başlaması, yüzyıllar sürmüş olan manevi işkenceleri nispeten yumuşatmıştır. Bağlar, telkinler, baskılar eski sertliğini kaybetmiştir.
Önümüzdeki çağda büsbütün kaybedecektir. insanlar günden güne sevdikleriyle beraber olmak imkanlarına kavuşuyorlar. ileride daha da çok kavuşacaklardır. Dünyamıza gerçek mutluluk o zaman gelecektir.
çetin altan
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar