bugün

Ancak uzun bir alıntıyla tanımlayabileceğim hissiyat.
“..kimi acılar yalnızca aşılabildiğinde, yani karanlık iyiden iyiye yaşandıktan uzun, çok uzun bir süre sonra anlatılır. Soruları sormak, ama yalnızca sormakla yetindiğim, kendime göre bir yıpranışı her geçen gün biraz daha çok kabullendiğim, sorgulamaların üzerine eskisi kadar gidemediğim bu günlerde, bir zamanlar anlatmak istediklerimin tam aksine, kimi acıların
sanıldığında aşılamadığını, hiçbir zaman aşılamayacağını; dile gelenlerinse, o acıları imgelememizdeki değişik bir biçimden başka bir şey olmadığını düşünüyorum oysa şimdi.” Mario levi
dilimizin arka kısmıyla algıladığımız tad.
eskiden size bakmaya kıyamayan birinin yüzünüze kapattığı ilk telefon.
Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye.
ayrıca üçgenin iç açıları toplamı 180 dereceye tekabül eder.
yemegin üzerine fazla konulunca kişiyi ejdarha hissetiren nesne.

(bkz: yandim yahu)
açı nın sözlükteki karşılığıdır.

(bkz: açı dersaneleri)
kimsenin yardım edemediği, tek başına katlanılması gereken, canınızdan can alan benzersiz bir ruhani yıkım. yıkım sonrası iyileşme sonucu; iyi bir yol gösterici. tabi o zamana kadar canınızdan olmazsanız!
--spoiler--
geceden daha karanlık bir şey varsa oda gecedir ; acıdan daha acı bir şey varsa oda içinizde taşıdığınız acının kendisidir .
--spoiler--
tarifsiz sızı.. kramp, ağrı , bir kaç damla göz yaşı ...
"daha az acı istiyorsanız, beklentilerinizi küçültmeli ve en yüce zevkten vazgeçmelisiniz"
(bkz: nietzsche)
başlangıç noktaları aynı olan iki ışının birleşim kümesidir.
(bkz: acılara tutunmak)
komutan logar'ın, benimsin'den önceki eserinin adıdır.

- eserimin adı acı.

- eserimin adı benimsin.
bir nevi ömür sayacı.
insanı duygusal anlamda besleyen en önemli olgu.
acı yoksa hiç birsey yok
"Acı tanımamış olmak, büyük bir acıdır." cicero
bir umut altınçağ parçası..

Acıyı başımda nar eylediler
Hayaline doğdu gözlerim bugün
Başımı dumanlı dağ eylediler
Seni her nefeste özledim bugün

Göğsümde yırtıldı çığlığın sesin
Ciğerime düğümlendi nefesin
Yüreğime akan şu kanı kesin
Yediğim kurşunu sezmedim bugün

Kırıldı umudu serçe kuşların
Yüzüne dağılmış sırma saçların
Böyle acımı olur günü baharın
Yüzüme dayandı dizlerim bugün
dilimizin algıladığı ızdırap veren tad. ızdırap verdiğini bile bile yenildiği için, acı çekmekten zevk duyma diye tabir edilen mazoşistlik yanımızı ortaya çıkaran lezzet. iştah açıcıdır, bazıları için vazgeçilmezdir. * **
(bkz: american college institute)
bu yüzyılda iz bırakmayınca izi de kalmayan birşey acı. acılarını da tutkuyla yaşayan insanlara bile imreniyorum hatta. onlar aşkıda tutkuyla yaşadılar çünkü. hayatı da tutkuyla kucakladılar.

acı iyileştirir insanı. *
(bkz: grad)
(bkz: radyan)
(bkz: derece)
hissizleştirir, öyle ki ağlayamazsınız bile...
bir gün geliyor ve bedeninize uğramadığını farkediyorsunuz işte o gün yeniden gelip yapışıyor... nefes almak gibi, terk etmiyor insanı...
ferman karaçam'ın bir şiiri.

seni de vururlar bir gün ey acı
uçuşup durduğun kanatlarından
sazın sözün türkülerin tükenir
ellerin koynunda kalakalırsın

şakaklarına kar yağıyor bilesin ey acı
gül açan yüzlerimizde
göğeriyor rengin senin de

biz seni
tâ eskiden tanırız hani
göğüslerimize taş olur inerden
avuçlarımızda hira dağıydın

al atların tan yerine ayarlanmış yelelerinde
akdeniz rüzgarlarına karışan sendin

biliyorum
hiçbir tarıh yazmayacak ve bir
sır gibi kalacak yakılan kitaplarda
göbek bağı anasından henüz çözülmemiş
bebelerimize mitralyözlerin okyanus ötesinden
ayarlandığını

seni de yakarlar bir gün ey acı
bir taptuk kul gözlerinden vurursa
parmakların eğri ağaç tutmaz
çığlıkların çağlar aşar duymazsın

ve ben biliyorum
örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı

ve ibrahim'in baltasını
biliyorum

nereden başladı bu kesik dans
ve bu dansa karşı afyonlanmış hecin yüzlü
insanlar kim?

kim kimin yanında
kim kimin karşısında

meclis kürsüsünden konuşan bu adam kim

üsküdür kız lisesinde okuyan genç kız
çantasında kimin fotoğrafını taşıyor

kadıköy vapurunda sigara tüttüren delikanlılar
neden gülüyorlar ki

seni de vururlar bir gün ey acı
filistin'de sapan taşlı çocuklar
dalın, kolun, fidelerin, budanır
kuru bir kütükle kalakalırsın

öyle bakmayın balkonlarınızdan
fırat nehri ayrılık çıbanına tutuldu,
damarlarımızı yırtıyor
tuna nehri, onulmaz boşnak sızıları
pompalıyor yüreğimize

pilevne türküleri ağıtlara dönüşürken,
çeçenya'da yiğitler
inancın emeğin/ve aşk'ın
kılcal damarlarına ulanıp sustular...
ve ne bağdat'tan
ne şam'dan
ne mekke'den
ne diyarıbekir'den
ne istanbul'dan
ne buhara'dan
bunca telefon direğine rağmen kimse kimseyi
duymuyor

seni de vururlar bir gün ey acı
halepçe'de soldurulmuş gül gibi
bu sevdaya düşsen, sen de yanarsın
suskun, sıcak, uzun yaz geceleri

ve siz
ey analar,
hani siz, gecelerinizi böler, çocuklarınıza ninniler
söylerdiniz

hani siz, fatihler doğururdunuz...

gelin-kızların giysileri kirletildi
çocuklar hep yetim kaldı

'elem yecidke yetimen feava'

ve ben biliyorum
ben biliyorum
istanbul'un
bağdat'ın
diyarıbekir'in
mekke'nin
buhara'nın
birbirine nasıl bağlandığını, nasıl çözüldüğünü/sonra
ey insan
ey insanlık
ayağa kalk

kolları ve bacakları budanmış delikanlıları
boyunları gövdelerinden ayrılmış insanları
gözleri uyur gibi kapanmış, kan pıhtıları içindeki bu
çocukları

gelişmiş laboratuarlarınızda dikkatle inceleyin
ve bir gün
bu dünya
gül bahçesine dönecek
bunu böyle bilin/ ve
unutmayın
Rüyada acı bir şey yemek, birden sevinmek demektir. Bir söz veya işiteceği şeyler bu sevince de söylenecek neden olabilir. Rüyada acı çekmek tam aksi olarak yorumlanır. Duyulan acı büyük huzur ve mutluluğa işaret eder. Ellerdeki acı hissetmek bolluk olarak yorumlanır.
© copyright 2005 - 2026