bugün
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı13
- tekne turu6
- atatürk'ün alevi dedelerine de karşı olması4
- erkeklerin kızların götüne bakması3
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- denge3
- kova dolunayı3
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- 24 tane fake hesabı olan yazar7
- aykirikadin4
- bir erkeğin aşko demesi5
- hoşlanılan kızı türkü bardan çıkarken görmek4
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- instagram'da herkesin çok mutlu olması3
- tacettin libosoglu3
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- eski hesapları çaylağa düşürmeye çalışan enayi2
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- nickten isim tahmini yapmak72
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- biraz şımardım6
- çağımızın hastalığı8
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- diamond bosphorus26
- nervio hamferdi8
- bu kadar feyk barındıran yerde ben kalamam3
- acıyo diyen kız4
- göbeklitepe ve insanlık tarihinin yeniden yazılışı2
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- gammaz çetesi7
- sözlükteki linç kültürü2
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- cajun corner2
- hayattan zevk alamamak17
- ioçk'nın müziği6
- siyasal islamcı siyasal alevici ittifakı2
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- seri gizli artı oy veren melek15
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi3
- yakisikli babam gibi asik oldum anam gibi2
- cem dizdar2
- sözlük yazarlarının yaptığı yemekler2
- yan ma leley yan ma leyyo3
- ilah6
- hikayeyi devam ettir25
- anın görüntüsü17
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj10
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
tok insanın anlamadığı şeydir.
karnın acıkması, yoğun olarak hissedilen karnın boş olması durumu, beslenmeye ihtiyaç duymak, midenin kazınması.
Çok kötüdür hatta Allah açlıkla terbiye etmesin kimseyi.
afrikada insanların maruz kaldığı durumdur.
zenginin fakirden daha çok yaşadığı durumdur. fakir doyar fakat zenginin gözü hep açtır. *
türkiye'de bir milyon dört yüz bin insanın karşı karşıya olduğu durum!
üstelik tüketilen mallarda yer alan herbisit ve benzeri maddeler, besin değerini düşürdüğü ve proteinleri yok ettiği için yaşadığımız 'gizli açlık' oranı bu sayı içinde yer almamaktadır.
üstelik tüketilen mallarda yer alan herbisit ve benzeri maddeler, besin değerini düşürdüğü ve proteinleri yok ettiği için yaşadığımız 'gizli açlık' oranı bu sayı içinde yer almamaktadır.
fazla kilolarına yılda 80 milyar dolar harcayan baş sömürgecinin gün geldiğinde başını yakacak olan durumdur.
terbiyesi yavaş yavaş gelişen,önce delirten sonra öldüren olay.
en büyük ceza.
en büyük ceza.
gece gece acıkıp dolapta kafasına göre hem güzel hem hazır bişey bulamadıgı için gidip gelip dolaba bakan,bakıp bakıp burun kıvırarak geri dönen, anne de uyudugu için aç aç oturan bünyenin aglamaklı durumudur. çare yok, bir iki dolap ziyaretinden sonra dayanamayıp begenmedigi peynir ya da yumurtaya tabi olacaktır.
açlığın birçok faydası vardır: anlayış kabiliyetini arttırır, kalbi inceltir, sinirleri uyanık ve zinde tutar. birçok hastalığın tedavisinde de ilk adımdır.
ramazan ayında fazlasıyla yaşadığımız durum .
besin maddelerine karşı duyulan ve fizyolojik gereksinimi karsılamaya yönelik bir uyarım. su içmek koşulu ile insanlar açlığa 4-6 hafta dayanabilirler. aç kalan canlılarda önce karbonhidratlar harcanır. daha sonra yağlar ve son olarakta proteinler harcanır. proteinlerin parçalanması demek birçok hücrenin bütünlüğünün bozulması demektir. bunun göstergesi olarak bedende azot miktarı aniden yükselir ve premortal azot artışı ölümün tipik belirtisi olarak tanımlanır.
karnı tıka basa dolu bir insanın bile mide kazıntıları ile okuduğu knut hamsun romanı...
bir avrupa ulkesinde ac kalmak.. para var ama agiz tadi yok bu avrupalilarda diyip yemisim avrupasini gul gibi turkiyemi ozledim mantisini ozledim baklavasini ozledim dedirten durumdur. aclik insani milliyetci mi yapiyo ne?
yapılan işe konsantre olamamaya neden olan ve devamlı bir şeyler yemeyi hayAllemekle zihni meşgul eden hÂl.
bu süre içerisinde önce karbonhidratlar, sonra yağlar en sonra da proteinler -ki bu aşamaya gelen insan için artık ölüm çanları çalmaya başlar- yakılır.
bu süre içerisinde önce karbonhidratlar, sonra yağlar en sonra da proteinler -ki bu aşamaya gelen insan için artık ölüm çanları çalmaya başlar- yakılır.
kendisi icin allah terbiye etmesin denilen olay. bir de bir eylemin uzun sure yapilmamasindan dolayi, o eyleme karsi duyulan sila olarak da aciklanabilir.
bir şeylerin eksikliğini, olmadığını hisseden insanın yaşadığı duygu.
özlemin ta kendisi bazen.
özlemin ta kendisi bazen.
yemek yemelisiihiiinn... heeeveeeheeet.. yemelisiğğğnn... yeeehhh... diye midenin konuşmasıyla anlaşılan duygu. mide "garulk gurulk mırılk" dedikçe aslında bunları açıkca söyler de mide gözü açık olmayan insanlar bunu duyamazlar.
sonrasında mide bulantısına sebebiyet veren iğrenç durum.
midenin isyan bayrağını çekmesi olayıdır.
muhtesem bir kitaptır. kitabı okurken kendinizi sefil hissedersiniz.* aclık hissini anlatır bazı sayfalarda betimlemelerle, bu his bundan daha iyi anlatılamaz dersiniz. kahramanın onuruna takılırsınız, "ye be adam", "cal ulan" dersiniz ama kahraman hiçbir zaman sizin beklediğiniz hareketi yapmaz. agır bir temposu oldugu için birçok okuyucu cabuk sıkılabilir fakat temponun bilerek bu sekilde ayarlandığını kitabı okuyunca anlarsınız.
ağızdaki iğrenç koku, midenin sana inat verdiği konser, kuru ekmeğe bile talip olma duygusu belirtilerinden bazılarıdır. istenilmeyesi, kötü bi durumdur.
Açlık; bir canlının hayatını idame ettirebilmesi için ihtiyacı olan askari besini sağlayamaması sonucu karşılaştığı hayati tehlikedir.
Her canlı, ihtiyaç piramidi gereğince yaşamının devamını sağlayabilmek için öncelikli ihtiyaçlarını karşılamak durumundadır. Bu piramidin en alt katmanındaysa barınma ve cinselliğin yanında beslenme de mevcuttur. Öyleyse beslenme için, canlının en temel gereksinimidir demek çok da yanlış olmaz. Zira aç canlı için yeryüzünde, yemekten öte bir gerçeklik mevcut değildir.
Durum evrensel bir problem olarak görülüp, nedenlere ve mantığa dayalı olarak yaklaşılırsa varılacak sonuç kaynak yetersizliği sorunu olmalıdır. Ancak günümüz dünyası, besin kaynakları bakımından, mevcut altı milyar nüfusu doyurabilecek boyuttadır. Dolayısıyla kaynakların yeterli olmaması gibi bir gerekçe, günümüz dünyasının milyonlarca aç insanını açıklayamaz.
Peki, öyleyse nedir Afrika’da, Asya’da ya da aklımızdan geçen ya da geçmeyen herhangi bir yerde insanların açlıktan ölmesinin nedeni? Bencillik mi açıklar bu sorunu yoksa daha genel ve sistematik bir sebep sonuç ilişkisi mi vardır günümüz ekonomi düzeninde?
Nasıl tarih kişilerle açıklanamazsa, evrensel problemler de basit insan duygularıyla nedenlendirilemez. Matematiksel boyutta bir karşılaştırma ile desteklemek gerekirse; Avrupa ve ABD'de evde beslenen hayvanların mamasına harcanan para 17 milyar dolar; dünyada açlığın ve yetersiz beslenmenin sona erdirilmesi için gerekli para 19 milyar dolarken, hâlâ adil bir ekonomik sistemden söz edebiliyorsak kendi şizofrenik gerçekliklerimizde yaşamaya başlamışız demektir. Rasyonel hiçbir bakış böyle bir olguyu kabul edemez.
Hiçbir özgür dünya bireyinin adalet anlayışı, kendi ev hayvanının mamasının milyonlarca aç insandan daha önemli olduğunu iddia edememelidir. Hiçbir sağlıklı insanın dimağında böyle bir düşünce oluşamaz.
Dünyada herkese temiz içme suyu sağlanması için gerekli para 10 milyar dolarken, yıllık olarak parfüme 15 milyar dolar harcayan bir elit kesimin varlığı hiçbir felsefe ya da mantıkla açıklanamaz. Ne bir kapitalist bunu savunabilir ne bir pragmatist. Bu gerçeklik bütün felsefelerin üzerindedir. insanlar susuzluktan kururken, fikirleri tartışmak ancak aptallara özgüdür.
Bu noktada, özgür düşünce, adalet, eşitlik, medeniyet kavramları işlevsizdir. Tek bir gerçek, materyalist bakışla gözlemlenebilmektedir. Girişte de sözü edildiği gibi, aç insan için bir tek gerçeklik vardır ve bu gerçeklik son derece materyalisttir; bazı insanların köpeklerini besleyebilmeleri için, diğerleri açlıktan ölmek zorundadır ve yine bazıları yüzlerce dolarlık parfümler kullanabilsin diye diğerleri hücreleri kuruyup, derileri çatlayana kadar susuzlukla mücadele etmelidir.
Bu gerçeği değiştirecek güce sahip değilse insan yaşamının anlamını sorgulamalıdır. Zira bu gerçekle yaşayabilecek gücü kendinde bulamayabilir bir gün. O gün hayat anlamsızlaşır, felsefeler bulanıklaşır onun için. Var olmanın dayanılmaz hafifliği, omuzlarına binlerce tonluk bir yük olarak binmiştir artık.
Her canlı, ihtiyaç piramidi gereğince yaşamının devamını sağlayabilmek için öncelikli ihtiyaçlarını karşılamak durumundadır. Bu piramidin en alt katmanındaysa barınma ve cinselliğin yanında beslenme de mevcuttur. Öyleyse beslenme için, canlının en temel gereksinimidir demek çok da yanlış olmaz. Zira aç canlı için yeryüzünde, yemekten öte bir gerçeklik mevcut değildir.
Durum evrensel bir problem olarak görülüp, nedenlere ve mantığa dayalı olarak yaklaşılırsa varılacak sonuç kaynak yetersizliği sorunu olmalıdır. Ancak günümüz dünyası, besin kaynakları bakımından, mevcut altı milyar nüfusu doyurabilecek boyuttadır. Dolayısıyla kaynakların yeterli olmaması gibi bir gerekçe, günümüz dünyasının milyonlarca aç insanını açıklayamaz.
Peki, öyleyse nedir Afrika’da, Asya’da ya da aklımızdan geçen ya da geçmeyen herhangi bir yerde insanların açlıktan ölmesinin nedeni? Bencillik mi açıklar bu sorunu yoksa daha genel ve sistematik bir sebep sonuç ilişkisi mi vardır günümüz ekonomi düzeninde?
Nasıl tarih kişilerle açıklanamazsa, evrensel problemler de basit insan duygularıyla nedenlendirilemez. Matematiksel boyutta bir karşılaştırma ile desteklemek gerekirse; Avrupa ve ABD'de evde beslenen hayvanların mamasına harcanan para 17 milyar dolar; dünyada açlığın ve yetersiz beslenmenin sona erdirilmesi için gerekli para 19 milyar dolarken, hâlâ adil bir ekonomik sistemden söz edebiliyorsak kendi şizofrenik gerçekliklerimizde yaşamaya başlamışız demektir. Rasyonel hiçbir bakış böyle bir olguyu kabul edemez.
Hiçbir özgür dünya bireyinin adalet anlayışı, kendi ev hayvanının mamasının milyonlarca aç insandan daha önemli olduğunu iddia edememelidir. Hiçbir sağlıklı insanın dimağında böyle bir düşünce oluşamaz.
Dünyada herkese temiz içme suyu sağlanması için gerekli para 10 milyar dolarken, yıllık olarak parfüme 15 milyar dolar harcayan bir elit kesimin varlığı hiçbir felsefe ya da mantıkla açıklanamaz. Ne bir kapitalist bunu savunabilir ne bir pragmatist. Bu gerçeklik bütün felsefelerin üzerindedir. insanlar susuzluktan kururken, fikirleri tartışmak ancak aptallara özgüdür.
Bu noktada, özgür düşünce, adalet, eşitlik, medeniyet kavramları işlevsizdir. Tek bir gerçek, materyalist bakışla gözlemlenebilmektedir. Girişte de sözü edildiği gibi, aç insan için bir tek gerçeklik vardır ve bu gerçeklik son derece materyalisttir; bazı insanların köpeklerini besleyebilmeleri için, diğerleri açlıktan ölmek zorundadır ve yine bazıları yüzlerce dolarlık parfümler kullanabilsin diye diğerleri hücreleri kuruyup, derileri çatlayana kadar susuzlukla mücadele etmelidir.
Bu gerçeği değiştirecek güce sahip değilse insan yaşamının anlamını sorgulamalıdır. Zira bu gerçekle yaşayabilecek gücü kendinde bulamayabilir bir gün. O gün hayat anlamsızlaşır, felsefeler bulanıklaşır onun için. Var olmanın dayanılmaz hafifliği, omuzlarına binlerce tonluk bir yük olarak binmiştir artık.
hasan izzettin dinamo'nun kitabinin adidir ayni zamanda.
ben aç kaldığımda 5 dakika bile sabredemezken,onlar nasıl dayanıyor anlayamıyorum. (bkz: somalili çocuklar)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar