bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı53
- ispanya18
- lionel messi12
- 2026 dünya kupası23
- arjantin17
- futbol13
- ekonomi'nin 10 senedir berbat olması2
- dünya18
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- en pahalı internetin türkiye de olması2
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak6
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- resim hocaları5
- ilk torun olmak2
- türkiyede güzel içecek satılmaması3
- le cola'nın 67 tl olması5
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- şehir kurma oyunları5
- kemal kılıçdaroğlu7
- muşlettin amca bey birader bey3
- marc cucurella5
- sapık7
- türklerin ileri olduğu konular21
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- gocu nerede8
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- allah varsa beni milli yapsın7
- bir kadının en güzel bölgesi13
- haluk levent vs serdar ortaç6
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- donald trump6
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- ben geldim ayağa kalkın3
- haluk levent denince akla gelenler4
- rulette kazanma yolu2
- tefeciden borç almak4
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- 50 tl ile rolling yapmak2
- arjantin milli futbol takımı6
bir kızılırmak şarkısı. Musa anter için tuncay akdoğan tarafından yazılmıştır.
musa anterin lakabıdır. musa amca anlamına gelir.
derin devlet tarafından katledilen kürt düşünür musa anter'in musa amca anlamına gelen lakabı.
ayrıca kızılırak'ın güzel bir şarkısı.
yağmur yağarken yurdumun üstüne
kara bulutlardan
beyaz bir köpük gibiydi saçların
sevgiydi yüreğin
apé musa apé musa
dağlarda
senin güzel çocukların
sevgiler takarlar
kardeşliklerin ve paylaşımların
sımsıcak bağrına
apé musa apé musa
harman yeri yurdumuz
hasatın bağrında
bire bin verir
kutsal gözyaşlarıyla sulanan
o güzel o verimli yurdumuz
geliyoruz
ellerimizde kardeşliğin sevgili sıcaklığıyla
geliyoruz
yüreğimizde mor dağların çağıldayan türküleriyle
geliyoruz
ayrıca kızılırak'ın güzel bir şarkısı.
yağmur yağarken yurdumun üstüne
kara bulutlardan
beyaz bir köpük gibiydi saçların
sevgiydi yüreğin
apé musa apé musa
dağlarda
senin güzel çocukların
sevgiler takarlar
kardeşliklerin ve paylaşımların
sımsıcak bağrına
apé musa apé musa
harman yeri yurdumuz
hasatın bağrında
bire bin verir
kutsal gözyaşlarıyla sulanan
o güzel o verimli yurdumuz
geliyoruz
ellerimizde kardeşliğin sevgili sıcaklığıyla
geliyoruz
yüreğimizde mor dağların çağıldayan türküleriyle
geliyoruz
metin kemal kahraman ın deniz koydum adını albümünden bir parça.
kürtçe ıslık çaldığı için yargılanan,işkence gören,kürtlerin amcası(ape:amca demektir)
kara yara adında piyesi ve aynı eseri yayımlanmış olan gazetecidir.
90 yaşında Diyarbakır Bağlarda sokak arasında öldürülmüştür.
kara yara adında piyesi ve aynı eseri yayımlanmış olan gazetecidir.
90 yaşında Diyarbakır Bağlarda sokak arasında öldürülmüştür.
(bkz: musa anter/#2939827)
"(...)
apê musa, aynı zamanda kürt tarihinin 70 yıllık canlı tanığıydı.
21 eylül 1992'de onu katledenler, bir tarihi de gömmeye ant içmiş gözü kanlılardı.
musa anter, barış yanlısıydı. gazeteciydi. tarihçiydi. dengbejdi.
her şeyden öte o, herkesin sevdiği apê musa'ydı. herkesin musa amcasıydı.
74 yaşındaki bu bilge adamı öldürmek hiç güç değildi. zaten dünyaya açmıştı göğsünü. sığınanlar sığındı. alçaklar kurşunladı.
musa anter, elli yıl önce yazmıştı, yola çıkışının hikayesini:
'bir gün ulucami'de dilenen bir küçük kız gördüm, içim yandı...güzel çocuk avucunu amış mütamediyen, 'ji bo xwedê sedeqekê' diye yalvarıyordu. birkaç kuruş verdim. türkçe bilip bilmediğini sordum. diyarbekir şivesi ile, 'anliyem ama çeviremiyem' dedi. ben ayrılırken kendisince arkamdan dua etti, 'xwedê gunehê te auf û bike'. bu söz beni büsbütün deliye çevirdi.
(...)" yıldırım türker
http://www.radikal.com.tr...;Date=27.09.2008&PAGE=
20 eylül 1992'nin üzerinden geçen 26 yıl...
jitem sarmalında çözümlenemeyen bir ölüm; can acıtıcı bir ölüm...
apê musa, aynı zamanda kürt tarihinin 70 yıllık canlı tanığıydı.
21 eylül 1992'de onu katledenler, bir tarihi de gömmeye ant içmiş gözü kanlılardı.
musa anter, barış yanlısıydı. gazeteciydi. tarihçiydi. dengbejdi.
her şeyden öte o, herkesin sevdiği apê musa'ydı. herkesin musa amcasıydı.
74 yaşındaki bu bilge adamı öldürmek hiç güç değildi. zaten dünyaya açmıştı göğsünü. sığınanlar sığındı. alçaklar kurşunladı.
musa anter, elli yıl önce yazmıştı, yola çıkışının hikayesini:
'bir gün ulucami'de dilenen bir küçük kız gördüm, içim yandı...güzel çocuk avucunu amış mütamediyen, 'ji bo xwedê sedeqekê' diye yalvarıyordu. birkaç kuruş verdim. türkçe bilip bilmediğini sordum. diyarbekir şivesi ile, 'anliyem ama çeviremiyem' dedi. ben ayrılırken kendisince arkamdan dua etti, 'xwedê gunehê te auf û bike'. bu söz beni büsbütün deliye çevirdi.
(...)" yıldırım türker
http://www.radikal.com.tr...;Date=27.09.2008&PAGE=
20 eylül 1992'nin üzerinden geçen 26 yıl...
jitem sarmalında çözümlenemeyen bir ölüm; can acıtıcı bir ölüm...
kürtçe : musa amca anlamina gelir.
(bkz: ape)
(bkz: ape)
sözleri şu şekilde olan metin kemal kahraman şarkısıdır:
Xılemalo pasaé koani
Cel-cuké na dewani
Werte adırde mendo çıla welati
Xo kerdo berz, je dısmala govendi
Haylemeo haylemeo haylemeo
Ceni u theyrano
Apé Musayi
Dengbejé welati
Lalau şiyo Diyarbekirde mendo lemın..
Torné Ehmedé Xani
Bıraé Seyid Rızayi
Ma xatıré heq sane, meso meso
Nıka mare kam sanıku vano lemın..
Lemın.. lemın
Bepo-Keko
Kam kist
Mi kist
Kam şüt
Mi şüt
Kam kınıt
Mı kınıt
Bepo-Keko
Xılemalo pasaé koani
Cel-cuké na dewani
Werte adırde mendo çıla welati
Xo kerdo berz, je dısmala govendi
Haylemeo haylemeo haylemeo
Ceni u theyrano
Apé Musayi
Dengbejé welati
Lalau şiyo Diyarbekirde mendo lemın..
Torné Ehmedé Xani
Bıraé Seyid Rızayi
Ma xatıré heq sane, meso meso
Nıka mare kam sanıku vano lemın..
Lemın.. lemın
Bepo-Keko
Kam kist
Mi kist
Kam şüt
Mi şüt
Kam kınıt
Mı kınıt
Bepo-Keko
grup munzur a ait harika ezgi.
kocccaman t.c. nin peşine katillerini takıp, kalleşçe öldürecek kadar korktuğu bir yaşlı adam.
tüm kürtler onu ailelerine dahil etmiş gönüllerinde apê musa (musa amca) olarak konumlandırmıştır.
onu sevmek için heykel-büst-yasa gerekmez. o, gönüllerin samimi amcasıdır.
tüm kürtler onu ailelerine dahil etmiş gönüllerinde apê musa (musa amca) olarak konumlandırmıştır.
onu sevmek için heykel-büst-yasa gerekmez. o, gönüllerin samimi amcasıdır.
o gün bugündür, anıldığı, özlendiği, şarkılar söylenen... o kara gün bugündür. imha ve inkar en kuytusunda inkar ve imha edildiği gün bugündür.
faşistlerin siktir olup gitmesini dilediğim başlıktır aynı zamanda. (olm biz muhsin yazıcıoğlu'nun başlığına yazıyor muyuz amk?)
neyse, musa anter'in hatıraları kitabında geçen fıkra gibi hikayesi var.
musa anter gençlik döneminde yolda ıslık çalarak yürümektedir. durumu fark eden sivil bir polis atlar hemen üzerine, alır götürür karakola. ardından da mahkemeye çıkartırlar. hakim sorar:
-suçun ne biliyor musun?
-kürtce bir şarkıyı ıslıkla çalmak.
hakim sinirlenir ve...
-kes lan salak! kurtce diye bir dil yoktur 20 kelimeden olusan bir seye dil denmez!
musa anter sakince yanıtlar:
-yaw hakim bey, kusuruma bakmayın ama birşey söyliyeceğim. ben eskiden köyde yaşardım, ve tavuklarimiz vardi. bazen kümesin yanina uzanır o tavuklari dinlerdim, onlar bile 20 den fazla degisik ses çikarırdı. ayıp yaw! bizim tavuk kadar mı beynimiz yok?
tabi asıl sorulması gereken soru şu...madem kürtce diye bir dil yok, ne halt yemeye adamı kürce bir melodiyi ıslıkla çaldı diye mahkemeye çıkartıyorsunuz?
neyse, musa anter'in hatıraları kitabında geçen fıkra gibi hikayesi var.
musa anter gençlik döneminde yolda ıslık çalarak yürümektedir. durumu fark eden sivil bir polis atlar hemen üzerine, alır götürür karakola. ardından da mahkemeye çıkartırlar. hakim sorar:
-suçun ne biliyor musun?
-kürtce bir şarkıyı ıslıkla çalmak.
hakim sinirlenir ve...
-kes lan salak! kurtce diye bir dil yoktur 20 kelimeden olusan bir seye dil denmez!
musa anter sakince yanıtlar:
-yaw hakim bey, kusuruma bakmayın ama birşey söyliyeceğim. ben eskiden köyde yaşardım, ve tavuklarimiz vardi. bazen kümesin yanina uzanır o tavuklari dinlerdim, onlar bile 20 den fazla degisik ses çikarırdı. ayıp yaw! bizim tavuk kadar mı beynimiz yok?
tabi asıl sorulması gereken soru şu...madem kürtce diye bir dil yok, ne halt yemeye adamı kürce bir melodiyi ıslıkla çaldı diye mahkemeye çıkartıyorsunuz?
http://en.wikipedia.org/wiki/Ape
kendisini ayrıntılı anlatan wikipedia sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. kanımca en güzel fotoğrafını koymuşlar.
kendisini ayrıntılı anlatan wikipedia sayfasına buradan ulaşabilirsiniz. kanımca en güzel fotoğrafını koymuşlar.
amcam olur kendisi. saygıyla anıyorum.
goril musa anlamına gelir ingilizce'de (maymun değil, goril).
ermenistan, aşot (ankara şehirlerarası otobüs terminali) kelimesinin ermenicede ağır sövgü olduğunu belirtmiştir ve aşti şeklinde değiştirilmiştir.
ingilizlerden çıt çıkmamış bunla alakalı hayret.
ermenistan, aşot (ankara şehirlerarası otobüs terminali) kelimesinin ermenicede ağır sövgü olduğunu belirtmiştir ve aşti şeklinde değiştirilmiştir.
ingilizlerden çıt çıkmamış bunla alakalı hayret.
Gercek lakabi ape degil, "tape"dir. Yani tape musa'dir. Sebebi ise, birbiri ardina internete dusen seks kasetleridir. Bu arada kendisinin bugun olum yil donumuymus. Kendisine bol sans diliyorum.
(bkz: tape musa)
katili de kürttür ama nedense mağduriyet mastürbatörleri görmezden gelir...
--spoiler--
mazlum çimen bir akşam nevizadede apê musayla karşılaşmış. apê musa, tam bir kürt begi. görebildiği uzaklardan daha uzakları görmek için belki ya da bir geleneğin hakkını vermek için gözlerine sürme çekmiş. şık. bir bulutu andıran saçları yine arkaya taranmış, gömleği gibi tertemiz.
istanbul
ilık bir yaz akşamı... insanlarla ışıkların birbirini tamamladığı beyoğlu yine kalabalık. nevizade sokakta bütün lokantalar masalarını dışarıya kurmuşlar. toplam iki yüz elli metrelik sokakta masalar tıklım tıklım dolu. aradan insanın zorla geçeceği bir yol kalmış, onu da garsonlar bürüüün diyerek müşterileri çekmek için kapatmışlar. yüzlerce insan kendi dışındaki gürültüye aldırmadan, odaklanmış içiyorlar.
içiyor konuşuyor, konuşuyor içiyorlar
istanbul, ılık bir yaz akşamı biraz konuştuktan sonra, kalkalım demiş apê musa. iki insan, masaların arasında kıvrıla kıvrıla, aşağıya doğru yürüyüp, nevizadeden çıkmışlar. geride ışıklı, gürültülü nevizade, önlerinde karanlık balo sokağı, yürüyorlar. sokağa giren ve çıkanların, öpüşerek yürüyen sevgililerin ya da yüksek sesle konuşan grupların birbirini geçtikleri; insanların duvarlara yapışarak arabalara yol verdiği, tek yönlü, daracık bir sokak. yürüyerek istiklale çıkıyorlar.
yürüyor iki insan biri omuz başlarından yaşını ele veriyor, saçlarını ılık istanbul esintisine verdiği gibi. o, kürtlerin koca çınar dedikleri adam. devletinizi kurduğunuzda toplanıp diyarbakıra gidecek misiniz? sorusunu, kusura bakmayın istanbulu size bırakmayız diye yanıtlayan, kürtlerin aposu değil, apêsi. istanbulu diyarbakır kadar seven bir kürt begi.
yürüyor iki insan istiklalden taksime doğru diğeri siyah saçları, boyu ve gövdesiyle mazlumdu. istiklalde yürürken zaman zaman durup konuşuyor, sonra yola devam ediyorlar. ne zaman tanışmışlardı, konuştukları neydi o an ve apê musa, dirim para etmedi, belki ölüm para eder deyip diyarbakıra gitmeden kaç gün evveldi?..
istiklalden taksime doğru yürüyor iki insan pazar günleri bayramlık takımlarıyla varoşlardan gelen genç kız ve erkeklerin, pantolonlarını yastıklarının altına koyarak ütüleyen, iki film birden oynatan sinemaların afişlerine uzun uzun bakan kürt inşaat işçilerinin, haftada bir gün işgal ettikleri ve yaralanarak geri çekildikleri istanbulun ortasıydı istiklal caddesi
istiklalden taksime doğru yürüyor iki insan, biri şimdi yok durmadan birilerini kovalayan polis ve zabıtalarıyla, geceye dağılan eşcinselleriyle, dilenen şarapçıları ve tinerci çocuklarıyla, caddeye uzanarak ders çalışan mendil satıcısı kürt çocuklarla, içip dans eden, giyim kuşamları farklı öğrencileriyle, gürültülü müzik yapan mekanlarıyla, programlarını davul-zurna ile başlatıp, davul-zurna ile bitiren türkü barlarıyla beyoğlu, başka türktü artık..
istiklalden taksime yürüyor iki insan, biri apê musa kalabalığın, yağmurun, ışığın ve gecenin müziğe bulaştığı; sınırı, nöbetçi kuleleri, askerleri olmayan, her sınıf ve ulustan insanı eşitleyen, kimsenin bir diğerinin alanına girmediği, girerse cinayetlerin işlendiği, bayraksız bir ülkedir beyoğlu..
istiklalden taksime yürüyor iki insan, diğeri mazlum apê musa, kadıköye geçeceğim, bana kadıköy dolmuşlarına kadar yol arkadaşlığı yapar mısın? diyor mazluma. o da kabul ediyor ve yürüyorlar taksime doğru. apê musa, pilav yiyelim diyor ve seyyar arabayla pilav satan çocuklardan birine yaklaşıp pilav istiyorlar.
çocuk, tüplü fanusla aydınlatılan arabasından plastik tabağa pilav doldururken heyecan ve merakla apê musaya bakar. esmerdir, kalın kaşlıdır, sakal ve bıyıkları yeni terlemiştir. sokağın başında, zabıta ve polis saldırısı karşısında, arabasını kurtarmak için tetiktedir, ağrılı memo. bu onun dördüncü arabasıdır. polis, memoyu üç kere yakalamış, arabasını kırmış ve dayaktan geçirmiş her seferinde. ağrıda kalsa çobanlık yapacaktı ve asker dönüşü everirlerdi onu. istanbula gelişinin uzun bir öyküsü vardı memonun ve bu öyküyü ancak apê musa bilirdi
apê musaya pilavı uzatan ağrılı memo utana sıkıla: siz apê musa mısınız? diye sordu. apê musa evet dedi. memo ne yaptı, ne etti bilinmez, ama kısa zamanda on beş pilavcı, fanuslu arabalarıyla apê musa ve mazlumun peşine takıldılar. istiklal caddesinde apê musalarına daha yakın olmak için birbirlerini geçmeye çalışan on beş pilavcı kürt çocuğunu görenler, bu fotoğrafa bir anlam veremediler
apê musa ve mazlum, akmnin yanından kalkan kadıköy dolmuşlarına doğru yürüyorlar. onlarla birlikte on beş fanuslu pilav arabası caddeyi geçiyor. trafik tıkanıyor, polisler kızıyor, ama onlar apê musa ve mazlumu takipten vazgeçmiyorlar.
çocuklar rüyalarına yürüyorlarmış gibi birbirlerini geçmek, apê musaya bir soru sormak, ondan bir sözcük duymak için yarışıp durdular.
kadıköy dolmuş durağına varınca pilavcılar bu sefer apê musanın dolmuş parasını vermek için yarıştılar. durumu garipseyen dolmuş şoförü apê musaya:
-bunlar kim ki senin için böyle birbiriyle yarışıyorlar?
apê musa, sakin ama gururlu bir ses tonuyla:
-hepsi benim çocuklarım dedi.
şoför cevabı yeterli bulmadı ve:
-sen bu kadar şık giyinirken çocukların neden pilav satıyorlar? diye sordu, apê musaya.
apê musa, sakin bir ses tonuyla cevabını yineledi.
-hepsi benim çocuklarım dedi.
mazlum ve çocuklarla vedalaştı. minübüs hareket etti.
--spoiler--
*http://fadilozturk.com/ca...tabim-atese-konus-deneme/
mazlum çimen bir akşam nevizadede apê musayla karşılaşmış. apê musa, tam bir kürt begi. görebildiği uzaklardan daha uzakları görmek için belki ya da bir geleneğin hakkını vermek için gözlerine sürme çekmiş. şık. bir bulutu andıran saçları yine arkaya taranmış, gömleği gibi tertemiz.
istanbul
ilık bir yaz akşamı... insanlarla ışıkların birbirini tamamladığı beyoğlu yine kalabalık. nevizade sokakta bütün lokantalar masalarını dışarıya kurmuşlar. toplam iki yüz elli metrelik sokakta masalar tıklım tıklım dolu. aradan insanın zorla geçeceği bir yol kalmış, onu da garsonlar bürüüün diyerek müşterileri çekmek için kapatmışlar. yüzlerce insan kendi dışındaki gürültüye aldırmadan, odaklanmış içiyorlar.
içiyor konuşuyor, konuşuyor içiyorlar
istanbul, ılık bir yaz akşamı biraz konuştuktan sonra, kalkalım demiş apê musa. iki insan, masaların arasında kıvrıla kıvrıla, aşağıya doğru yürüyüp, nevizadeden çıkmışlar. geride ışıklı, gürültülü nevizade, önlerinde karanlık balo sokağı, yürüyorlar. sokağa giren ve çıkanların, öpüşerek yürüyen sevgililerin ya da yüksek sesle konuşan grupların birbirini geçtikleri; insanların duvarlara yapışarak arabalara yol verdiği, tek yönlü, daracık bir sokak. yürüyerek istiklale çıkıyorlar.
yürüyor iki insan biri omuz başlarından yaşını ele veriyor, saçlarını ılık istanbul esintisine verdiği gibi. o, kürtlerin koca çınar dedikleri adam. devletinizi kurduğunuzda toplanıp diyarbakıra gidecek misiniz? sorusunu, kusura bakmayın istanbulu size bırakmayız diye yanıtlayan, kürtlerin aposu değil, apêsi. istanbulu diyarbakır kadar seven bir kürt begi.
yürüyor iki insan istiklalden taksime doğru diğeri siyah saçları, boyu ve gövdesiyle mazlumdu. istiklalde yürürken zaman zaman durup konuşuyor, sonra yola devam ediyorlar. ne zaman tanışmışlardı, konuştukları neydi o an ve apê musa, dirim para etmedi, belki ölüm para eder deyip diyarbakıra gitmeden kaç gün evveldi?..
istiklalden taksime doğru yürüyor iki insan pazar günleri bayramlık takımlarıyla varoşlardan gelen genç kız ve erkeklerin, pantolonlarını yastıklarının altına koyarak ütüleyen, iki film birden oynatan sinemaların afişlerine uzun uzun bakan kürt inşaat işçilerinin, haftada bir gün işgal ettikleri ve yaralanarak geri çekildikleri istanbulun ortasıydı istiklal caddesi
istiklalden taksime doğru yürüyor iki insan, biri şimdi yok durmadan birilerini kovalayan polis ve zabıtalarıyla, geceye dağılan eşcinselleriyle, dilenen şarapçıları ve tinerci çocuklarıyla, caddeye uzanarak ders çalışan mendil satıcısı kürt çocuklarla, içip dans eden, giyim kuşamları farklı öğrencileriyle, gürültülü müzik yapan mekanlarıyla, programlarını davul-zurna ile başlatıp, davul-zurna ile bitiren türkü barlarıyla beyoğlu, başka türktü artık..
istiklalden taksime yürüyor iki insan, biri apê musa kalabalığın, yağmurun, ışığın ve gecenin müziğe bulaştığı; sınırı, nöbetçi kuleleri, askerleri olmayan, her sınıf ve ulustan insanı eşitleyen, kimsenin bir diğerinin alanına girmediği, girerse cinayetlerin işlendiği, bayraksız bir ülkedir beyoğlu..
istiklalden taksime yürüyor iki insan, diğeri mazlum apê musa, kadıköye geçeceğim, bana kadıköy dolmuşlarına kadar yol arkadaşlığı yapar mısın? diyor mazluma. o da kabul ediyor ve yürüyorlar taksime doğru. apê musa, pilav yiyelim diyor ve seyyar arabayla pilav satan çocuklardan birine yaklaşıp pilav istiyorlar.
çocuk, tüplü fanusla aydınlatılan arabasından plastik tabağa pilav doldururken heyecan ve merakla apê musaya bakar. esmerdir, kalın kaşlıdır, sakal ve bıyıkları yeni terlemiştir. sokağın başında, zabıta ve polis saldırısı karşısında, arabasını kurtarmak için tetiktedir, ağrılı memo. bu onun dördüncü arabasıdır. polis, memoyu üç kere yakalamış, arabasını kırmış ve dayaktan geçirmiş her seferinde. ağrıda kalsa çobanlık yapacaktı ve asker dönüşü everirlerdi onu. istanbula gelişinin uzun bir öyküsü vardı memonun ve bu öyküyü ancak apê musa bilirdi
apê musaya pilavı uzatan ağrılı memo utana sıkıla: siz apê musa mısınız? diye sordu. apê musa evet dedi. memo ne yaptı, ne etti bilinmez, ama kısa zamanda on beş pilavcı, fanuslu arabalarıyla apê musa ve mazlumun peşine takıldılar. istiklal caddesinde apê musalarına daha yakın olmak için birbirlerini geçmeye çalışan on beş pilavcı kürt çocuğunu görenler, bu fotoğrafa bir anlam veremediler
apê musa ve mazlum, akmnin yanından kalkan kadıköy dolmuşlarına doğru yürüyorlar. onlarla birlikte on beş fanuslu pilav arabası caddeyi geçiyor. trafik tıkanıyor, polisler kızıyor, ama onlar apê musa ve mazlumu takipten vazgeçmiyorlar.
çocuklar rüyalarına yürüyorlarmış gibi birbirlerini geçmek, apê musaya bir soru sormak, ondan bir sözcük duymak için yarışıp durdular.
kadıköy dolmuş durağına varınca pilavcılar bu sefer apê musanın dolmuş parasını vermek için yarıştılar. durumu garipseyen dolmuş şoförü apê musaya:
-bunlar kim ki senin için böyle birbiriyle yarışıyorlar?
apê musa, sakin ama gururlu bir ses tonuyla:
-hepsi benim çocuklarım dedi.
şoför cevabı yeterli bulmadı ve:
-sen bu kadar şık giyinirken çocukların neden pilav satıyorlar? diye sordu, apê musaya.
apê musa, sakin bir ses tonuyla cevabını yineledi.
-hepsi benim çocuklarım dedi.
mazlum ve çocuklarla vedalaştı. minübüs hareket etti.
--spoiler--
*http://fadilozturk.com/ca...tabim-atese-konus-deneme/
Musa amca diye bilinir biz faşist değiliz diyen Türkler tarafından Kürt olduğu için işkence ile öldürülen ape musadır.
Yaşının bir önemi yoktur terörist her yaşta teröristtir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar