bugün

/400
hayatımdan birçok şeyi çalan ve hala çalmakta olan boktan yerleşim yeri.
istanbul dan gece saatlerinde döndüğümde, içime büyük bir huzur getiren şehirdir.

tamam istanbul iyidir, hoştur. deniziyle, boğazıyla, camileriyle, eminönünde balık ekmeğiyle bir efsanedir ama ankara ya geldiğimde sanki uzun bir tatilden gelen adamın evinin kapısını açmasıyla birlikte gelen mutluluğu gördüm dün gece.

bir yandan arabayı sürerken diğer yandan bomboş sokakları seyrettim.

ben seni seviyorum be ankara, soğukluğuna, griliğine, siyasetin getirdiği ikiyüzlülüğüne rağmen. seviyorum seni ankara.
yer ankara, gecesinde bir kışın, elinde sahleple kızılayı turlamak.. sırf bunun için bile sevilesi şehir.
garipliklerin şehri, anladım bu gelişimde...

istanbul'dan, baharla birlikte hareket etmiştim aslında ve buraya gediğimde biraz daha bahar vardı zulada. şimdi yağmak ile yağmamak arasında karakter bunalımları yaşayan bir hava var ve iki gündür varlığını sürdürmekte ısrarlı. gri derler -ki yalan gelir bana- bu şehir için ama o bile değil. daha belli-belirsiz bir şey var burada çözemediğim. bulutlar, her zamankinden ve herhangi bir yerde olduğundan daha garip.

garip bir şehir vesselam ve başıboş yürüyorm sokağa her çıktığımda.
bir türlü ne yapacağına karar verememiş şehir. bi sağanak yapıyor dışarı çıkarken şapka filan takıyoruz, sonrasında parlak bir yaz güneşi. bu sefer de yanıyoruz. şimdi yine sağanak. bi karar verse artık. dışarı çıkıcaz. giyecek bir şey bulamıyoruz lan bu yüzden. ya hep ya hiç.
Kendini holigan ilan eden holicon ankaragüçlülerin memleketi. Yakıcaz burayı.
bu haftaki son şenlik bittikten sonra yazı getirir, okul zamanı sıcaktan kavururken, tüm şenliklerde yağmurun yağdığı iğrenç şehirdir.
arkadaş bu nasıl hava ben anlamıyorum artık, bitse de gitsek moduna gireli çok oluyor. ankara sabrımızı taşırma.
Ankara'ya
Öyle yakışırdı ki kar..
Asfaltlar ışıldar,
Buz tutardı resmi yalanlar...
Kimse keman çalmaz belki ama
Çok keman çalınsın balolarında
Diye yapılmış
Gri
Sisli
Binalar...

Alnının ortasında
Ciddi bir devlet asabiyeti.

yılmaz erdoğanın ankara şiirinden
(bkz: türkiye nin en vasat şehri)
Yaşamaktan sıkıldığım ama bir türlü gidemediğim şehir.
çok pis küfürler edesim var, hem de hiç ayıp olmaz ona, ama buraya ayıp olur. karantinaya alınsın ne olur? insanlar çıkarılsın, yasaklansın burada yaşamak. almasınlar beni, kovsunlar.
5 sene önce buraya gelirken,çekindiğim,korktuğum şehirdi.şimdi ise istanbul'a gidişlerim hariç hiç ayrılmak istemedğim,mükemmel bir yaz havası olan şehir.kıymetini daha küçük bir şehre gidince anlıyorsunuz.
nüfusun yoğunlaştığı yerlerde kendisini daha çok hissettiren.
merkez kızılay ve ulus. ne yaparsan yap yayılamıyor daha fazla.
bir de bütün hayatını burada geçirmiş biri olarak tanımadığım bir adam gibi ankara artık.

yenişehir'de bir öğle vakti yürüyüşleri yok artık eskisi gibi.
devrimin başkenti.
ümitköy ve çayyolu'na pekala yayılan başkent.
canım şehrim. *
kurak olduğunu iddia edenlere inat, bu yıl yağmuru bol olan, hala da yağdıkça yağan şehir.
bugün yine gök delinircesine yağmurun yağdığı şehirdir.
kaç gündür hava sıcaklığı süperken, bugün volkan konak konserine nispet yaparcasına gök delindi. planlar iptal oldu.
rte' nin yeni çılgın şehri. Aklımda kaldığı kadarıyla; kızıay' ı selçuklu mimarisine göre yeniden dizayn edecekmiş, zira "kızılay bildiğiniz gibi; çirkin" sözlerini sarfetmiştir. akyurt' a fuar ve kongre merkezi açacakmış, ankaraya 500.000 kişilik yeni bir şehir kuracakmış, hızlı trenin beşiği haline getirecekmiş, orta doğunun en büyük hayvanat bahçesini açacakmış, mış mış ta miş miş.
Şuan ise bitmemiş metro istasyonları olan, trafik ve ulaşım keşmekeşinin yaşandığı, aydın ve modern görünüşlü insanların sayısının giderek azaldığı ve i. gökçek tarafından yönetilen (peşkeş çekilen) güzide başkentimiz.
Son dakika haberi ise, Atatürk Orman Çiftliği (ki bize Atanın mirasıdır, Halka tarımcılık ve hayvancılık gibi konularda örnek olsun diye kurulmuş Ankara' nın ortasındaki bir vahadır.) belediye tarafından kavşak düzenlemesi için kullanılacak ve üzerine yollar yapılacakmış. Galiba Tandoğan sırtlarından bu iğrenç inşaatı izleyecek olan yüce adamın kemikleri sızlayacaktır.
ilk aşkımı yaşadığım, sıkı dostlara sahip olduğum, memleketim dediğim, Ankara' da yaşamadan anlayamazsın bu şehrin ne kadar sevileceğini; dediğim, ve dolayısıyla yukarıdaki tanımlara uyduğu için içim acıyarak ve üzülerek adını zikrettiğim şehir; Ankara.
yaklaşık 1.5 aydır her gün yaklaşık olarak aynı saatlerde yağmurun bastırdığı istikrarlı şehir. haziran'a gireceğiz, yeter artık kırkikindi yağmurları mısın nesin.
sabah işe gelirken ince kazak giydim sonra birden noldu anlamadım ve yağmur bastırdı şimdi üşüyoruz. bu ne yaman çelişki ankara.

not: adana seni çok özledim.
--spoiler--

Kekre bir şey var bu havada...Geçmişle gelecek arasında, acıyla sevinç arasında, öfkeyle bağırış arasında...

--spoiler--
sabah ezanıyla kendisine sövmeye başlanılıp yatsı ezanına kadar sövmeye devam edilen şehir.
bir başkent düşünün başka kent.
hala toz toprak yutuyorsun akşama kadar.
boğulacak gibisin trafikte, sağında beyaz halk otobüsleri, solunda sarı taksiler yığın yığın.

en büyük halk organizasyonu diye yutturulan "festivali" virane haliyle yıkımı düşünülen akm'de, yine toz toprak içinde.
herkesin ankara deyince ilk aklına gelen kızılay var ya, belki duyanların uğrayıp gelmek istediği.
hiç gerek yok söyleyeyim! ya koşarak geçersin kızılay'dan, ya da yolun düşer ayda bir, hiç uğramak istemezsin.
ulus mu?
bul karayı al parayı.

türkiye'nin hiç bir yerinde olmayacak derinlikte altgeçitler vardır ankara'da mesela, sık sık önünü göremeyen araçlar kaza yapar bu alt geçitlerin çıkış noktalarında.

istanbul yolu üzerinde demirden taç gibi bir şeyler gözünüze çarpabilir ankara'da. mesela benim en az beş yıldır gördüğüm o taç gibi olan demir yığınlarının, yolsuzluk sonucu yarım kaldığı söylenir durur. hiç bir melih de onları ordan kaldırmayı düşünmez.

üst geçitleri vardır ankara'nın asansörlüdür. ilk kez gören takdir eder. ancak ben beş yıldır görüyorum. hiç binebilenini görmedim. neden mi? eksik montajdan dolayı zaten kullanılmadı yıllarca. yıkıldı, kırıldı, döküldü. geçenlerde gördüm yenilenmiş kapıları. yine kullanılmıyor. ama önceden çam kapıları vardı içindeki pislikler görünüyordu, halkı rahatsız ediyordu. şimdi camsız, içini göremiyoruz. halk olarak rahatız.

en pahalı şehiriçi ulaşım sanırım ankara'dadır. protesto etmeye çekinirsiniz. çünkü yeri gelince başbakan tarafından dahi tehdit edilirsiniz.

kısacası ankara türkiye'nin başka kentidir.
© copyright 2005 - 2026