bugün

ankara

bir başkent düşünün başka kent.
hala toz toprak yutuyorsun akşama kadar.
boğulacak gibisin trafikte, sağında beyaz halk otobüsleri, solunda sarı taksiler yığın yığın.

en büyük halk organizasyonu diye yutturulan "festivali" virane haliyle yıkımı düşünülen akm'de, yine toz toprak içinde.
herkesin ankara deyince ilk aklına gelen kızılay var ya, belki duyanların uğrayıp gelmek istediği.
hiç gerek yok söyleyeyim! ya koşarak geçersin kızılay'dan, ya da yolun düşer ayda bir, hiç uğramak istemezsin.
ulus mu?
bul karayı al parayı.

türkiye'nin hiç bir yerinde olmayacak derinlikte altgeçitler vardır ankara'da mesela, sık sık önünü göremeyen araçlar kaza yapar bu alt geçitlerin çıkış noktalarında.

istanbul yolu üzerinde demirden taç gibi bir şeyler gözünüze çarpabilir ankara'da. mesela benim en az beş yıldır gördüğüm o taç gibi olan demir yığınlarının, yolsuzluk sonucu yarım kaldığı söylenir durur. hiç bir melih de onları ordan kaldırmayı düşünmez.

üst geçitleri vardır ankara'nın asansörlüdür. ilk kez gören takdir eder. ancak ben beş yıldır görüyorum. hiç binebilenini görmedim. neden mi? eksik montajdan dolayı zaten kullanılmadı yıllarca. yıkıldı, kırıldı, döküldü. geçenlerde gördüm yenilenmiş kapıları. yine kullanılmıyor. ama önceden çam kapıları vardı içindeki pislikler görünüyordu, halkı rahatsız ediyordu. şimdi camsız, içini göremiyoruz. halk olarak rahatız.

en pahalı şehiriçi ulaşım sanırım ankara'dadır. protesto etmeye çekinirsiniz. çünkü yeri gelince başbakan tarafından dahi tehdit edilirsiniz.

kısacası ankara türkiye'nin başka kentidir.
© copyright 2005 - 2026