bugün

/401
ömrümün büyük bölümünü geçirdiğim ve yakın zamanda istanbul için kendisini terk edeceğim şehir.

sevdim ben bu şehri ya. yeri geldi kaldırımlarına, yollarını şiirler/öyküler yazdım; yeri geldi o şiirleri/öyküleri bilfiil yaşadım.

"bi de denizi olsa" dedim hep, "nasıl olurdu acaba.."

denize gidiyorum şimdi, 'denizli ankara'yı tatmak için.

taşıyacağım içimde istanbul'a.

çıkarıp yayacağım denizin kenarına.

yapabilirim...
ankara da yaşamayanların anlayamayacağı duyguların paylaşıldığı güzide şehir .
ankara da deniz yoktur ankara bozkırdır ,
ankara da yeşil yoktur ankara betondandır,
ankara kasvetlidir
ankarada soğuktur suratlar
ankara güzel gelmez insanlara taki yaşayana karar.
ankara güzeldir lan işte ankara ankaradır vazgeçilmaz bir şehirdir
maalesef bu kadar arkasından atıp tuttuktan sonra yaşamaya başlayacağım şehir yurt dışından iyidir herhalde o kadar uzağa gitmeye erek yok. değiş lan ben gelene kadar şu hafta içinde.
memur şehri. Evden işe işten eve diyeceğimiz bir şehir.
ankara deyince aklıma gri renk gelir sonra makam, sis, soğuk, her taraftan papyonlu her
bir şey adamların fırlaması..
ciddidir ankara, pek sevilmez ama seven de çok sever. başkent olması nedeniyle önünde saygıyla eğilmek lazım az bir şey değildir hani
havası bildiğin gridir. pistir. burnuma filtre takıp bir gün ankarada gezeyim, akşamına o filtreden 3 kilo toz çıkmazsa adam değilim.

(bkz: yaşadığı şehire bok atmak)
Yaşamayı bilene gerçekten mükemmel bir kenttir.
(bkz: Türk insanlarının istanbul yavşaklığından utanıyorum)
özledim.
sabahtan beri kar yağıyor.tutması dileğiyle.
'' lan sadece kar gibi doğanın en güzel harikası için bile sevebilirim seni. ''

(bkz: mevsimlik aşk)

hala yağıyor, aklım çıkacak.
anıtkabir'ini ve kar'ını çok kıskandığım şehir.
(bkz: başka bişey yok zaten)
şu an inceden kar yağmakta
yorgunluğun,nefretin
iç geçirmelerin üstünü örtmüş beyaz bir örtü.
ayaz kesen nemli gözlerim ,gülüşünü bu şehirde gömdü
bugün, bu şehirde, gencecik bir masum öldü...
sevdiğine bu pencereden son defa güldü...
boşuna okunmuş olan şehir.

(bkz: allah belanı versin)
keşke karantinaya alsalar da, yarın içeri kimseyi almasalar dediğim şehir. istanbul'dan dönünce, havası bile sevimsiz gelen kuru-kara-soğuk-çok bilmiş ama az konuşan, göt eden teyzelere benzeyen şehir.
8 mart dünya kadınlar günü dolayısıyla, kızılay tarafı kadınların akınına uğrayan şehir.

genci yaşlısı, türbanlısı, travestisi, köylüsü, kürdü.. hepsi ellerinde pankartlarla yollara dökülmüşlerdi.
karla kaplı şehir.
i.melih gökçeğin sarkozy'nin karşısında ciklet çiğneyeceğine biraz belediyeyle uğraşsaydı diye düşündüğüm,şimdi sokaklarında caddelerinde insanların rezil olduğu güzelim şehir.
bir ucundan bir ucuna zorla yürüdüğüm şehirdir. kar bmw, audı, mercedes gibi ünlü markaları rezil etmiştir. bu markaların son modelleri yolda kalırken şahin i kartal ı hiç zorlanmadan ilerleyebilmiştir. yazıklar olsun sizi yapana. ekvator ülkelerinden başka yerde kullanılmaz bu arabalar. ankaram yürütsende üşütsende herşeyinle güzelsin. ögrencilere burdan zorla mı okutuyoruz * lafı çok olmasa gerek.
ben ki, yazın en sıcak günlerinde herkes "oh içimiz ısındı" diye gezinirken içten içe "kar yağsın artık" diyen bir insanım. ben ki, şubatın başlarında bu kar mereti ilk yağdığında herkes "donduk" diye şikayet ederken, "ne güzel işte yaa amma abarttınız" diyen bir insanım. ben ki, soğuk havayı birkaç kazak giymekle engellersiniz sanan insanım. hayır, efendim. bu sabah kalktığımda öyle bir manzarayla karşılaştım ki, kardan arabaları göremedim. onlar bir kardan araba olmuşlardı. allah yoldakilere sabır versin.
normal koşullarda akşam 18:20 de bindiğim ve eryaman'da oturduğum evime en geç 18:55 de ulaşmamı sağlayan şirketin servis aracı eskişehir yolu tıkanıklığı nedeniyle 1,5 saat kadar geç geldi. tam "yaşasın, oleey" gibi sevinç ifadeleri kullanırken zırhlı birlikler'in önündeki yolda meydana gelen tıkanıklık nedeniyle ancak 21:35 de eve ulaşabildiğim, yoğun kar yağışına rağmen personelini işten erken çıkarmayan şirketlerin bulunduğu, hadi servisle eve gidenleri geçtim, kendi arabasıyla yola çıkanların yol tıkanıklıkları nedeniyle araçlarına yol kenarına park edip kilometrelerce yolu yürüdüğünü ve otobüs kullananların da aynı şekilde gelmeyen belediye otobüslerinden ümidi kesip "tabana kuvvet" dedikleri, ülkemin başkenti şehir. olağanüstü bir durum için elbetteki kimseyi suçlayamam ancak gönül isterdi ki valiliğin okulları tatil ettiği haberinden sonra çalıştığım kurumun iş çıkış vaktinden 2 bilemedin 3 saat kadar önce personeline "hadi herkes evine" desin.

ayrıca zırhlı birliklerin önünden etimesgut'a doğru giden yol genişletilmeli ve ortadan refüjle ayrılmalı. ömrümde gördüğüm en tehlikeli yollardan biridir.
hayatımda görmediğim karı bana göstermiş hatta bunu mart ayında yapmış şehirdir.
durmak bilmez bir kar ile güne devam eden, dışarı çıkmayı imkansızlaştıran şehir.
aklı olanların işi yoksa dışarı çıkmaması gereken şehir. arabalarını bile çıkaramamıştır insanlar. en işlek yollarından birisi olan d-200'de bile kar tabakası vardır.
(bkz: hayalet şehir)*
[null https://www.youtube.com/watch?v=cckb1m88-Hc] veganın buruk bir sarkısı. ah yagmur donerken kara yine yol var falımda.
içinde sevecek bir insan olmadığında kesinlikle sevemeyeceğiniz kara kuru, sevimsiz, resmi, askeri, idari memur kenti. minibüs şoförlerin de bile bir devlet memuru havası vardır. sınıf farklılığı çok barizdir. kuzeyi ve güneyi iki ayrı dünyadır. gaziosmanpaşa'da yaşayanlar, keçiören sakinlerinin neye benzediğini bile bilmezler, bilmek de istemezler. adı büyükşehir belediyesi olsa da, içi küçük kafalı insanlarla doludur. en liberal görüneni bile bir noktada muhafazakardır. sıkıcıdır, boğucudur, göz alabildiğine uzanan o çorak, kuru ovaları ve platoları insanı bunalıma sokar. hele ki denizi olan bir şehirde büyüyüp, zaruriyetten ankara'da yaşamak durumunda kalmak kabustan farksızdır.

en havalı, piyasa mekanları, bu mekanlarda bulunanların tikilik derecesi, giydikleri markaların türkiye'de bulunmama oranı, ve söylediklerinin anlaşılamaması kriterleri göz önüne alındığında şöyledir: filistin ve arjantin caddeleri, tunalı, bahçeli, çayyolu- son zamanlarda atağa geçen yeni yeni gelişmekte olan çayyolu tiki topluluğu zirveye gözünü dikmiş durumdadır-. kızılay avam mekanıdır dostlar, evrenin örneklemi gibidir. orda her türden, tipten, cinsten, görünüşten insan bulabilirsiniz. ve tabiki kızılay tek başına bir fenomendir. diğer mekanlarda 1-2 saat geçirdikten sonra deneyim zenginliğinin azalmasıyla sıkılma ihtimaliniz varken, kızılay'da böyle bir durum mümkün değildir. her anı, her köşesi sürprizlerle doludur. 5 adımda karşınıza 5 farklı insan modeli çıkabilir, şöyleki: 1 adım: 50 yaşlarında emekli, düzgün giyimli, kibar bir ankara beyefendisi, 2 adım: 16 yaşında, okuldan kaçmış, eteğinin belini kıvırmış, beceriksizce bir makyaj yapmış, histeri halinde gülen bir ergen kız, 3 adım: açık mavi renk dar paça pantonlu, çakma mor adidas spor ayakkabılı, saçını mümkün olduğu kadar dik konuma getirmiş, elinde tesbihle telefondan ankaralı namık dinleyen- sosyolojik olarak belli bir zemine oturtmanın mümkün olmadığı, kültür çatışması ve kimlik bunalımının simgeleri, varoş gençliği topluluğu, 4 adım: üniformavari giyimleriyle, ankara sokaklarının temizlenmesine yerlere kadar uzanan pardesüleriyle katkı sağlayan, eşarplarındaki desen ve renk cümbüşüyle, rio karnavalındaki samba dansçılarını andıran, askeri nizamda 10'ar kişilik sürüler halinde seyahat halinde olan fetoş müritleri topluluğu, 5 adım: deri ceketi, uzun siyah saçları, çok giyilmiş, uzun süredir yıkanmamış kotu, kulağındaki halka küpesi, pantolonundaki kamyon zinciriyle tam bir metalci izlenimi veriyor olmaktan gurur duyan, tek bir metal parça bilmeyen ve dinlemeyen, içinde mahallenin saf çocuğu yatan, ankara'ya yeni gelmiş üniversiteli genç. işte 5 adımda ankara budur .

veee tüm bunlarla birlikte, insanın hayatındaki en güzel dönemlerinden biri olan üniversite yıllarımı geçirdiğim şehir...2 sene boyunca deli gibi nefret ettiğim, 4 sene sonunda ayrılırken, bana pek de sık yapmadığım bir şeyi yaptıran, beni ağlatan şehir. her şeye rağmen, bok gibi soğuğun, cehennem gibi sıcağın, egsoz dumanı kokan havana rağmen, ankaraaaaa seni seviyoruuum, ankara seni özlüyorum.
© copyright 2005 - 2026