bugün
- aşk acısı çekiyorum sözlük20
- manifest dinleyen erkek9
- lahmacun yiyen insan kırodur4
- sözlük yazarlarının kıro olmaları7
- deprem2
- muğla2
- marmaris2
- aykolik'in iyi bir yazar olması5
- gram altın4
- yaz yemekleri5
- memurların 4 gün mesai 3 gün tatil istemesi6
- scooter'a 6 kişi binmek5
- nirmal purja2
- taksici muhabbeti5
- adını yoldaki taşlara yazdım4
- ismet gürbüz mehdi mi mesih mi sorunsalı2
- hükümet değişse ülke düzelir mi17
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması9
- 7 ağustos 20012
- spiderman mi döver batman mi5
- gocu bay bey birader3
- gammazların çok kötü insanlar olması3
- evlenilmeyecek 4 erkek10
- ayda bir baklava yiyince kilo alacağını sanmak8
- dün gece sözlükte yaşanan ahlaksız olay10
- can kolukısa4
- petrol4
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı3
- elalem ne der4
- stres yönetimi6
- mekana müşteri çekecek kadar güzel olmak4
- doğuda yaşayan yazarlar5
- gulmekicinyaratilmis11
- arkadaşlar ben güzel miyim6
- türkiye5
- yüz yaşından büyük binada yaşamak3
- solcu dövmek2
- stres3
- opel alman arabası mı sorunsalı6
- david bowie yi tanımayan insan2
- bu saatte bu kadar sıcak mı olur lan2
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı3
- taksim delisi cenk2
- aylık 449 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- tai lung9
- rüşvet5
- 1 50 boyundaki kızın benden kork demesi4
- ekşi mayalı tam buğday ekmeği4
- kuran ı kerim meali6
- fenerbahçe6
içinde sevecek bir insan olmadığında kesinlikle sevemeyeceğiniz kara kuru, sevimsiz, resmi, askeri, idari memur kenti. minibüs şoförlerin de bile bir devlet memuru havası vardır. sınıf farklılığı çok barizdir. kuzeyi ve güneyi iki ayrı dünyadır. gaziosmanpaşa'da yaşayanlar, keçiören sakinlerinin neye benzediğini bile bilmezler, bilmek de istemezler. adı büyükşehir belediyesi olsa da, içi küçük kafalı insanlarla doludur. en liberal görüneni bile bir noktada muhafazakardır. sıkıcıdır, boğucudur, göz alabildiğine uzanan o çorak, kuru ovaları ve platoları insanı bunalıma sokar. hele ki denizi olan bir şehirde büyüyüp, zaruriyetten ankara'da yaşamak durumunda kalmak kabustan farksızdır.
en havalı, piyasa mekanları, bu mekanlarda bulunanların tikilik derecesi, giydikleri markaların türkiye'de bulunmama oranı, ve söylediklerinin anlaşılamaması kriterleri göz önüne alındığında şöyledir: filistin ve arjantin caddeleri, tunalı, bahçeli, çayyolu- son zamanlarda atağa geçen yeni yeni gelişmekte olan çayyolu tiki topluluğu zirveye gözünü dikmiş durumdadır-. kızılay avam mekanıdır dostlar, evrenin örneklemi gibidir. orda her türden, tipten, cinsten, görünüşten insan bulabilirsiniz. ve tabiki kızılay tek başına bir fenomendir. diğer mekanlarda 1-2 saat geçirdikten sonra deneyim zenginliğinin azalmasıyla sıkılma ihtimaliniz varken, kızılay'da böyle bir durum mümkün değildir. her anı, her köşesi sürprizlerle doludur. 5 adımda karşınıza 5 farklı insan modeli çıkabilir, şöyleki: 1 adım: 50 yaşlarında emekli, düzgün giyimli, kibar bir ankara beyefendisi, 2 adım: 16 yaşında, okuldan kaçmış, eteğinin belini kıvırmış, beceriksizce bir makyaj yapmış, histeri halinde gülen bir ergen kız, 3 adım: açık mavi renk dar paça pantonlu, çakma mor adidas spor ayakkabılı, saçını mümkün olduğu kadar dik konuma getirmiş, elinde tesbihle telefondan ankaralı namık dinleyen- sosyolojik olarak belli bir zemine oturtmanın mümkün olmadığı, kültür çatışması ve kimlik bunalımının simgeleri, varoş gençliği topluluğu, 4 adım: üniformavari giyimleriyle, ankara sokaklarının temizlenmesine yerlere kadar uzanan pardesüleriyle katkı sağlayan, eşarplarındaki desen ve renk cümbüşüyle, rio karnavalındaki samba dansçılarını andıran, askeri nizamda 10'ar kişilik sürüler halinde seyahat halinde olan fetoş müritleri topluluğu, 5 adım: deri ceketi, uzun siyah saçları, çok giyilmiş, uzun süredir yıkanmamış kotu, kulağındaki halka küpesi, pantolonundaki kamyon zinciriyle tam bir metalci izlenimi veriyor olmaktan gurur duyan, tek bir metal parça bilmeyen ve dinlemeyen, içinde mahallenin saf çocuğu yatan, ankara'ya yeni gelmiş üniversiteli genç. işte 5 adımda ankara budur .
veee tüm bunlarla birlikte, insanın hayatındaki en güzel dönemlerinden biri olan üniversite yıllarımı geçirdiğim şehir...2 sene boyunca deli gibi nefret ettiğim, 4 sene sonunda ayrılırken, bana pek de sık yapmadığım bir şeyi yaptıran, beni ağlatan şehir. her şeye rağmen, bok gibi soğuğun, cehennem gibi sıcağın, egsoz dumanı kokan havana rağmen, ankaraaaaa seni seviyoruuum, ankara seni özlüyorum.
en havalı, piyasa mekanları, bu mekanlarda bulunanların tikilik derecesi, giydikleri markaların türkiye'de bulunmama oranı, ve söylediklerinin anlaşılamaması kriterleri göz önüne alındığında şöyledir: filistin ve arjantin caddeleri, tunalı, bahçeli, çayyolu- son zamanlarda atağa geçen yeni yeni gelişmekte olan çayyolu tiki topluluğu zirveye gözünü dikmiş durumdadır-. kızılay avam mekanıdır dostlar, evrenin örneklemi gibidir. orda her türden, tipten, cinsten, görünüşten insan bulabilirsiniz. ve tabiki kızılay tek başına bir fenomendir. diğer mekanlarda 1-2 saat geçirdikten sonra deneyim zenginliğinin azalmasıyla sıkılma ihtimaliniz varken, kızılay'da böyle bir durum mümkün değildir. her anı, her köşesi sürprizlerle doludur. 5 adımda karşınıza 5 farklı insan modeli çıkabilir, şöyleki: 1 adım: 50 yaşlarında emekli, düzgün giyimli, kibar bir ankara beyefendisi, 2 adım: 16 yaşında, okuldan kaçmış, eteğinin belini kıvırmış, beceriksizce bir makyaj yapmış, histeri halinde gülen bir ergen kız, 3 adım: açık mavi renk dar paça pantonlu, çakma mor adidas spor ayakkabılı, saçını mümkün olduğu kadar dik konuma getirmiş, elinde tesbihle telefondan ankaralı namık dinleyen- sosyolojik olarak belli bir zemine oturtmanın mümkün olmadığı, kültür çatışması ve kimlik bunalımının simgeleri, varoş gençliği topluluğu, 4 adım: üniformavari giyimleriyle, ankara sokaklarının temizlenmesine yerlere kadar uzanan pardesüleriyle katkı sağlayan, eşarplarındaki desen ve renk cümbüşüyle, rio karnavalındaki samba dansçılarını andıran, askeri nizamda 10'ar kişilik sürüler halinde seyahat halinde olan fetoş müritleri topluluğu, 5 adım: deri ceketi, uzun siyah saçları, çok giyilmiş, uzun süredir yıkanmamış kotu, kulağındaki halka küpesi, pantolonundaki kamyon zinciriyle tam bir metalci izlenimi veriyor olmaktan gurur duyan, tek bir metal parça bilmeyen ve dinlemeyen, içinde mahallenin saf çocuğu yatan, ankara'ya yeni gelmiş üniversiteli genç. işte 5 adımda ankara budur .
veee tüm bunlarla birlikte, insanın hayatındaki en güzel dönemlerinden biri olan üniversite yıllarımı geçirdiğim şehir...2 sene boyunca deli gibi nefret ettiğim, 4 sene sonunda ayrılırken, bana pek de sık yapmadığım bir şeyi yaptıran, beni ağlatan şehir. her şeye rağmen, bok gibi soğuğun, cehennem gibi sıcağın, egsoz dumanı kokan havana rağmen, ankaraaaaa seni seviyoruuum, ankara seni özlüyorum.
karın bile yakışmadığı şehir. siz düşünün.
ankaralılar dışarı aşınmış ayakkabılarla çıkmayın. yoksa yolda kalırsınız haberiniz olsun tek suçlu sizin aşınmış ayakkabılarla dışarı çıkmanızdır. melih gökçek her daim haklıdır.
bir kaç gün sonra ufak bir ziyarette bulunacağım güzide başkent. Havanın nasıl olacaığnı, ne giyilebileceğini kestiremiyorum.donmasak bari.
sen ellerimde
sen gözlerimde
issız geçen her gecemde
herseyinle yanımdasın
en zor bu gerçekten
sevdiğimi söylemeden
ayrıldım yine senden
yoksun sen aslında
yalnızım bu kumsalda
neler neler yapıyorsun
bensizken ankara'da
sen gözlerimde
issız geçen her gecemde
herseyinle yanımdasın
en zor bu gerçekten
sevdiğimi söylemeden
ayrıldım yine senden
yoksun sen aslında
yalnızım bu kumsalda
neler neler yapıyorsun
bensizken ankara'da
isim kökeni antik kent ankyra'dan gelir. yani karayla griyle alakası yok, çağrışım hatasına düşmeyin.
şimdilerde insanları penguen misali.
sözde başkent.
kar yağarken bayağı bi övdüğümüz şehirdi. şimdi ise sövüyorum şahsen.
kar sonrası o görüntü kirliliği en çok burada yaşanıyor sanırım. yarı buz, yarı kar kalıntıları, çamur ve kar karışımından oluşan kahverengi küçük tepeler, karın erimesiyle oluşan su birikintileri... hadi bakalım, here we go anasını satayım.
kar sonrası o görüntü kirliliği en çok burada yaşanıyor sanırım. yarı buz, yarı kar kalıntıları, çamur ve kar karışımından oluşan kahverengi küçük tepeler, karın erimesiyle oluşan su birikintileri... hadi bakalım, here we go anasını satayım.
kesinlikle bi' istanbul değil. olamaz bi' istanbul. çok farklılar çünkü.
eski basım bir şiir kitabının sarı sayfasını değiştirirken çıkan ses ve yayılan kokuyu düşün bi. sonra bi martı sesi, vapur sesi ve deniz kokusunu düşün. ve bu ikisini kıyasla. bir mi?
değil.
eski basım bir şiir kitabının sarı sayfasını değiştirirken çıkan ses ve yayılan kokuyu düşün bi. sonra bi martı sesi, vapur sesi ve deniz kokusunu düşün. ve bu ikisini kıyasla. bir mi?
değil.
sokaklarında tarih kokusunun tüttüğü bir şehir.
hüzün şehridir. biz onu öyle sevdik.
kılıçdaroğlu başbakan olursa denize kavuşacak şehir.
bütün kış direndiğim hasta olmama rekorumun içine eden şehir. nasıl bir ayaz var anlamadım kuru kafayla sinüzit etti beni.
varsın denizi olmasın, varsın vapurlarda martılara simit atılmasın, varsın deniz kenarlarında kafesi olmasın, onun o soğuk, kasvetli, ağır başlı, kendinden emin tarzı bile yeter.
sonradan gelenlerin değil, onu yaşayanların seveceği şehirdir. başka bir şehirde büyümüş insana ne yaparsan yap sevdiremezsin, ama çocukluğu orada geçtiyse de ne yaparsan yap unutturamazsın ankara'yı.
beton şehir.
hayatımda sadece askere gittiğimde özlemişimdir.
hayatımda sadece askere gittiğimde özlemişimdir.
içindeyken sonsuz mutlu olduğum, huzurla her saatte sokaklarında yürüdüğüm, istanbulu deli gibi özlediğim, tek artısıyla istanbul'a tercih ettiğim şehir.
an itibariyle yoğun bir sis çökmüştür. görüş mesafesi 350 karış falan.
sol frame'de ismini görünce " oğlum inşallah kar yağıyodur ve yarın yine okullar tatil olur homua koyim " dedirten şehirdir.
lakin camdan baktım yağmıyormuş gençler. ya da bizim ev yer altında olduğundan henüz ulaşmadı. bilemiyoruz tabi...
yer altında ev mi olur lan demeyin, burada her şey mümkün...
lakin camdan baktım yağmıyormuş gençler. ya da bizim ev yer altında olduğundan henüz ulaşmadı. bilemiyoruz tabi...
yer altında ev mi olur lan demeyin, burada her şey mümkün...
ankara aslında boş bir şehir gibidir, buradayken hayıflanırsın of ne yapıyorum burda dersin. ta ki ankaradan çıkarsın ve o zaman yok ankara gibisi diye düşünmeye başlarsın, öyle bir şehirdir işte.
ibnemsi şehir. insanlarının alayı ibne.
hiçbir zaman ait olduğunuz hissine kapılamazsınız. hiç bilmediğiniz bir yer bile daha tanıdıktır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar