bugün
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz15
- yazarların fotoğrafları10
- yazarların işlediği günahlar6
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- erbabı yaparken yorgan titremezmiş4
- amedspor31
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek16
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak3
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi5
- günlük tutmak3
- rahibin bu günahları çıkaramam demesi5
- korkudan patır patır altına yapmak5
- durduk yere tribe girmek5
- psikoloğun incinmişsin demesi3
- arkadaşlar uyuyalım mı artık6
- kendini odada unutmak4
- yakışıklı güvenlik4
- zaman makinesi planı3
- kadın tır şoförleri6
- çoban salatasını çobanlar mı yaptı5
- profdrekremculfa3
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı21
- aleksey batrakov29
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- paşaa dut olum2
- hasta yakınları2
- sezar salatasını sezar mı yaptı4
- kar soğuğu6
- cumartesi gecesi6
- isa'nın doğumundan bilmem kaç yıl sonra2
- xiaomi 17 pro max4
- şimdi ne yapsam acaba7
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı4
- bu ne hal yahu9
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim34
- bir sözlük yazarıyla şömine başında şarap içmek6
- kanal 7 gelin dizisi5
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- çoban salatasını ilk kim yaptı sorunsalı3
- yarma şeftali7
- van da tır ile minibüs çarpışması 9 ölü4
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı10
- bir allah'a can borcum var diyen dayı2
- sözlüğün en çok oylayan yazarı5
- akşama ne yemek yapsam10
- manken gibi kadınla evlenmek5
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- mafyanın parasının fonda batması3
- ak parti4
en güzel en edebi beddua örneklerinden birini içinde barındıran kitap;
--spoiler--
allah sizi sürüm sürüm süründürsün! yetmiş yerde yetmiş türlü belaya tuş olasınız da can verip kurtulamayasınız! hepinizin yedi ceddine lanet olsun! gözünüzün elifi sönsün! ocağınız tütmez olsun! ömrünüz ahla vahla geçsin! kolunuz çolak başınız kabak olsun! allah size bilenmez dertler versin! can evinize kurşun rastlasın! zındanlarda leşiniz kalsın! tuttuğunuz oruç boşa gitsin! kenlı kefenleriniz elime geçsin! bre zalimler!
--spoiler-- *
--spoiler--
allah sizi sürüm sürüm süründürsün! yetmiş yerde yetmiş türlü belaya tuş olasınız da can verip kurtulamayasınız! hepinizin yedi ceddine lanet olsun! gözünüzün elifi sönsün! ocağınız tütmez olsun! ömrünüz ahla vahla geçsin! kolunuz çolak başınız kabak olsun! allah size bilenmez dertler versin! can evinize kurşun rastlasın! zındanlarda leşiniz kalsın! tuttuğunuz oruç boşa gitsin! kenlı kefenleriniz elime geçsin! bre zalimler!
--spoiler-- *
kitabı tam olarak anlamak için denizcilik terimlerinin bilinmesi bilinmese dahi tahayyul edilebilmesi gereken ihsan oktay anar'ın her romanı gibi mükemmel hayalgücünün kanıtı olan roman.
kitaptaki bazı terimlerin anlamları şöyledir.
- omurga : baş-kıç doğrultusu boyunca postaların bağlandığı ağaç veya çelik kısım
- posta : omurga'dan küpeşte'ye kadar uzanan, geminin şeklini belirleyen, kaplama saç veya tahtalarının bağlandığı ahşap veya çelik kısımlardır.
- güverte : geminin kemereleri üzerine döşenmiş, baştan kıça kadar uzanan kısım.
- karina : geminin sualtında kalan kaplamalarının dış kısmıdır.
- sintine : geminin sualtında kalan kısmının iç tarafıdır.
- alabanda : geminin yan satıhlarının yukarıdan aşağıya kadar olan iç kısmıdır.
- loça : baş demir zincirinin geçtiği büyük deliktir.
- mapa : el incesi yada halatların geçtiği halkalardır.
- neta : herşeyi hazır etmek, çalışır hale getirmek.
- alesta : dikkatli bir şekilde beklemek.
- mayna : herhangi bir şeyi halat veya palanga ile indirmek.
- avara : limandan ayrılma, açılma.
- volta : halatı bağlamak.
- funda : bırakmak, boşaltmak.
- vira : demir almak yada ırgat veya vinci çalıştırmak.
- aganta : halatı gergin tutmak.
- laçka : boşalt, gevşet.
- hisa : iki kat bağla.
- iskele alabanda : dümeni tam sola kır ( max. 35° ).
- sancak alabanda : dümeni tam sağa kır ( max. 35° ).
- viya : tutulan rotada ilerle, rotayı bozma.
- toka : bayrağı çekmek.
- arya : bayrağı indirmek.
- mezestre : bayrağı yarıya kadar çekmek.
- ispasa : palanga donanımını çözmek veya çıkartmak.
- yalpa : geminin sancak - iskele yönünde yaptığı salınımlar.
- meyil : geminin bir tarafa ( sancak - iskele ) yatık olması.
- trim : geminin baş - kıç doğrultusunda eğimli durması.
sancak tarafı geminin solu
iskele tarafı geminin sağıdır *
http://www.turkishnavy.com
kitaptaki bazı terimlerin anlamları şöyledir.
- omurga : baş-kıç doğrultusu boyunca postaların bağlandığı ağaç veya çelik kısım
- posta : omurga'dan küpeşte'ye kadar uzanan, geminin şeklini belirleyen, kaplama saç veya tahtalarının bağlandığı ahşap veya çelik kısımlardır.
- güverte : geminin kemereleri üzerine döşenmiş, baştan kıça kadar uzanan kısım.
- karina : geminin sualtında kalan kaplamalarının dış kısmıdır.
- sintine : geminin sualtında kalan kısmının iç tarafıdır.
- alabanda : geminin yan satıhlarının yukarıdan aşağıya kadar olan iç kısmıdır.
- loça : baş demir zincirinin geçtiği büyük deliktir.
- mapa : el incesi yada halatların geçtiği halkalardır.
- neta : herşeyi hazır etmek, çalışır hale getirmek.
- alesta : dikkatli bir şekilde beklemek.
- mayna : herhangi bir şeyi halat veya palanga ile indirmek.
- avara : limandan ayrılma, açılma.
- volta : halatı bağlamak.
- funda : bırakmak, boşaltmak.
- vira : demir almak yada ırgat veya vinci çalıştırmak.
- aganta : halatı gergin tutmak.
- laçka : boşalt, gevşet.
- hisa : iki kat bağla.
- iskele alabanda : dümeni tam sola kır ( max. 35° ).
- sancak alabanda : dümeni tam sağa kır ( max. 35° ).
- viya : tutulan rotada ilerle, rotayı bozma.
- toka : bayrağı çekmek.
- arya : bayrağı indirmek.
- mezestre : bayrağı yarıya kadar çekmek.
- ispasa : palanga donanımını çözmek veya çıkartmak.
- yalpa : geminin sancak - iskele yönünde yaptığı salınımlar.
- meyil : geminin bir tarafa ( sancak - iskele ) yatık olması.
- trim : geminin baş - kıç doğrultusunda eğimli durması.
sancak tarafı geminin solu
iskele tarafı geminin sağıdır *
http://www.turkishnavy.com
Latince sevmek fiilinin, üçüncü tekil şahıs çekimidir.
Seviyor anlamındadır.
Amare: sevmek.
amo
amas
amat
amamus
amatis
amant.
Seviyor anlamındadır.
Amare: sevmek.
amo
amas
amat
amamus
amatis
amant.
döngü...
kitabın meşrulaştırdığı en önemli şey budur. denizcilik terimleri ile örülü olmasının ve bu terimlerin anlaşılabilirliğini etkilemesinin pek bir anlamı yok. kitabı okuyup denize açılacak değilsiniz. ki hangi kelime artık bilinmeyen olarak kalabilme yeteneğine sahip.
amat tüm metaforları/simgeleri/göndermeleri ile aslında kelimelerin gizemini de artırıyor. misal saldırı anında üflenecek prinç boru/onu üfleyecek olan. ölüm/ölümsüzlük. kaptan/yardımcı kaptan. kelimelerin giderek kendi anlamlarını kaybetmeye başlaması ihsan oktay'ı etkilemiyor anlaşılan. bu romanında da kelimeleri gereğinde/dozunda saklayarak/saklıanlamlaryükleyerek kullanıyor.
gidip bir şapka edinin. *
kitabın meşrulaştırdığı en önemli şey budur. denizcilik terimleri ile örülü olmasının ve bu terimlerin anlaşılabilirliğini etkilemesinin pek bir anlamı yok. kitabı okuyup denize açılacak değilsiniz. ki hangi kelime artık bilinmeyen olarak kalabilme yeteneğine sahip.
amat tüm metaforları/simgeleri/göndermeleri ile aslında kelimelerin gizemini de artırıyor. misal saldırı anında üflenecek prinç boru/onu üfleyecek olan. ölüm/ölümsüzlük. kaptan/yardımcı kaptan. kelimelerin giderek kendi anlamlarını kaybetmeye başlaması ihsan oktay'ı etkilemiyor anlaşılan. bu romanında da kelimeleri gereğinde/dozunda saklayarak/saklıanlamlaryükleyerek kullanıyor.
gidip bir şapka edinin. *
bütün öykünün "amat" adındaki bir gemide geçtiği ihsan oktay anar romanı..önceki romanları "puslu kıtalar atlası", "efrasiyabın hikayeleri" ve "kitabül hiyel" de olduğu gibi bu kitabında da bizi büyülü bir dünyaya götürüyor yazar..sadece güzel osmalıca türkçe karışımı dili için bile okumaya değer bir kitap..
kitabın giriş cümleleri bile ömre bedeldir.
--spoiler--
peygamber efendimizin ve onun tebliğ ettiği kitaba iman edenlerin mekkeli putperestlerden gördükleri eza ve cefa nedeniyle medine ye hicretlerinden 1080-1082 yıl,isa aleyhisselamdan ise 1670 yıl kadar sonra ,şevval ayının üçüncü gecesi ,debdebesi ve cağcağasıyla yedi iklim dört bucağa nam salmış o kostantiniye şehri,gökyüzündeki karanlık bulutların altında yorgun bir dev gibi uyumaktaydı.
--spoiler--
breh breh
--spoiler--
peygamber efendimizin ve onun tebliğ ettiği kitaba iman edenlerin mekkeli putperestlerden gördükleri eza ve cefa nedeniyle medine ye hicretlerinden 1080-1082 yıl,isa aleyhisselamdan ise 1670 yıl kadar sonra ,şevval ayının üçüncü gecesi ,debdebesi ve cağcağasıyla yedi iklim dört bucağa nam salmış o kostantiniye şehri,gökyüzündeki karanlık bulutların altında yorgun bir dev gibi uyumaktaydı.
--spoiler--
breh breh
ihsan oktay anar' a bir kez daha hayran kaldığım roman. bir gemiye bindim. adı gerçekti. hikaye bittiğinde gemiden afallamış şekilde indim diyebilecek kadar içine alan kitap.
ihsan oktay anar'ın 2005'de yazdığı ve okurken burnunuza buram buram akdeniz kokusu getiren ilginç romanı.
Puslu kıtalar atlası'ndan aşina olduğumuz üzere zaman makinesine binip 1600lü yılların osmanlı'sına gidiyoruz. Haliçte bizi bekleyen 247 kişilik mürettebatıyla bir kadırgaya usulca biniyoruz. Az sonra akdeniz'e doğru yola çıkacağız. 248. Kişi olarak gemiye artık siz de sahipsiniz...
Ege denizi'nin dalgaları, akdeniz'in korsanları, malta'nın şovalyeleri ve deniz savaşları. Hepsine kah topçu, kah borazancı olarak şahit oluyorsunuz. Ve gemideki müthiş esrar sizi yolculuk boyunca kemirip duruyor.
Ölümsüzlük hakkındaki kafa kurcalayan yasaklı kitaplar... Yalnız olduğunuzu düşündüğünüz kamaralarda sizi gözleyen gizli gözler... Vebadan ölen fakat alınlarındaki "amat" yazısıyla tekrar dirilen denizciler... Gemide yaşanacakları önceden yazan kara kaplı defter...
Rüya ile gerçeğin harman olduğu harika bir kitap.
Puslu kıtalar atlası'ndan aşina olduğumuz üzere zaman makinesine binip 1600lü yılların osmanlı'sına gidiyoruz. Haliçte bizi bekleyen 247 kişilik mürettebatıyla bir kadırgaya usulca biniyoruz. Az sonra akdeniz'e doğru yola çıkacağız. 248. Kişi olarak gemiye artık siz de sahipsiniz...
Ege denizi'nin dalgaları, akdeniz'in korsanları, malta'nın şovalyeleri ve deniz savaşları. Hepsine kah topçu, kah borazancı olarak şahit oluyorsunuz. Ve gemideki müthiş esrar sizi yolculuk boyunca kemirip duruyor.
Ölümsüzlük hakkındaki kafa kurcalayan yasaklı kitaplar... Yalnız olduğunuzu düşündüğünüz kamaralarda sizi gözleyen gizli gözler... Vebadan ölen fakat alınlarındaki "amat" yazısıyla tekrar dirilen denizciler... Gemide yaşanacakları önceden yazan kara kaplı defter...
Rüya ile gerçeğin harman olduğu harika bir kitap.
kurgusuyla, anlatmaya çalıştıkları, anlattıkları ve anladıklarımızla, diyavoluyla, daniyeliyle, süleymanıyla, nuhuyla, bu isimlerin tarihsel göndermeleriyle, arap alfabesi ve yüz yıl öncesine kadar kullandığımız lakin bize unutturulmuş diliyle hiç tartışmadan türk romanının en iyi yirmi eserinin arasına koyulacak eserdir.
Akdenizde osmanlının 2 fırkateynini batıran kara sancaklı bir geminin peşine düşen bir gemi ve mürettebatının hikayesi gibi görünen amat aslında inanç inançsızlık, hayat memat üzerine yazılmış felsefik öğeler ve zıtlıklar barındıran muğlak bir makaledir. Zira gemide iyi gibi görünen karakterlerin kötü yönleri, kötü gibi görünen karakterlerin de iyi yönleri vardır, bizzat amattakiler bile bu seferin ortasında gemilerine kara sancak çekili olduğunu farkederler. Bu yönüyle aslında onlar mücadele etmek için gönderildikleri kötülüğün ta kendileridir. Bizzat geminin kendisinden tutun fitilli danyal/emilio santos karakterine kadar bu örnekleri görmek mümkün!
Kitapta savaşın öyle güzel bir tasviri var ki; insanın insanı öldürmesinin onursuzluğu ve buna yüklenen epik anlam aynı potada eritilmiş ve dünya görüşünüz ne olursa olsun değerlerinizi sorgulatıyor!
“gecenin bu saatinde kibar adamlar yalılarda, köşklerde ve kasırlarda uyuyup rüyalarında cariyelerin peşlerinde koşarlarken sizler, uyanık olarak buradasınız. çünkü kan dökülmesi gerekiyor. dilerim ki, dökülen sizin kanınız olmaz. biliyorum ki, döktüğünüz kanı siz değil, yalılarda yaşayan ve şiir yazıp sizi hakir gören nazik adamlar içecektir. kostantiniye'nin kibar insanları kanla beslenir, ama siz değil! bu yüzden siz onlardan temizsiniz! ancak kan görünce bayılan ve vahşetten nefret eden bu beyzâdeler, sizleri daima ayaktakımı olarak gördüler ve göreceklerdir. onların ruhlarının ve vicdanlarının temiz olması için, bizzat sizler, ellerinizi çamura sokacaksınız. getirdiğiniz ganimetin neredeyse hepsi, bu kibar efendilerin kesesine girecektir. ocağımızın kanunu odur ki, onların içmesi için sadece kan dökmeyecek, ayrıca şu koca kostantiniye'nin sokaklarında dönüp sizin suratınıza bile bakmadıkları zaman onlara tahammül de edeceksiniz! şairler mersiye, destan, gazel yazacak. ne ile mi? mürekkeple değil elbette! kanla yazacaklar ve ünlerini ebediyete kadar sürdürecekler! sizden istenen de bu: kostantiniye'ye kan getirin!”
Her okuyuşunuzda daha önce fark edemediğiniz bir detayı anlamlandırdığınız hiç eskimeyen muhteşem bir kitap amat!
Kitapta savaşın öyle güzel bir tasviri var ki; insanın insanı öldürmesinin onursuzluğu ve buna yüklenen epik anlam aynı potada eritilmiş ve dünya görüşünüz ne olursa olsun değerlerinizi sorgulatıyor!
“gecenin bu saatinde kibar adamlar yalılarda, köşklerde ve kasırlarda uyuyup rüyalarında cariyelerin peşlerinde koşarlarken sizler, uyanık olarak buradasınız. çünkü kan dökülmesi gerekiyor. dilerim ki, dökülen sizin kanınız olmaz. biliyorum ki, döktüğünüz kanı siz değil, yalılarda yaşayan ve şiir yazıp sizi hakir gören nazik adamlar içecektir. kostantiniye'nin kibar insanları kanla beslenir, ama siz değil! bu yüzden siz onlardan temizsiniz! ancak kan görünce bayılan ve vahşetten nefret eden bu beyzâdeler, sizleri daima ayaktakımı olarak gördüler ve göreceklerdir. onların ruhlarının ve vicdanlarının temiz olması için, bizzat sizler, ellerinizi çamura sokacaksınız. getirdiğiniz ganimetin neredeyse hepsi, bu kibar efendilerin kesesine girecektir. ocağımızın kanunu odur ki, onların içmesi için sadece kan dökmeyecek, ayrıca şu koca kostantiniye'nin sokaklarında dönüp sizin suratınıza bile bakmadıkları zaman onlara tahammül de edeceksiniz! şairler mersiye, destan, gazel yazacak. ne ile mi? mürekkeple değil elbette! kanla yazacaklar ve ünlerini ebediyete kadar sürdürecekler! sizden istenen de bu: kostantiniye'ye kan getirin!”
Her okuyuşunuzda daha önce fark edemediğiniz bir detayı anlamlandırdığınız hiç eskimeyen muhteşem bir kitap amat!
kitapda bahsi geçen bodrumlu cevat şakir, halikarnas balıkçısından başkası değildir.
(bkz: cevat şakir kabaağaçlı)
(bkz: cevat şakir kabaağaçlı)
tersine kurguyla yazılmış şaşırtıcı roman. öyle ki; kitabı okuyup bitirdiğinizde anlatılan olayların aslında henüz gerçekleşmemiş olduğunu öğrenirsiniz. örneğin, diyavol paşa'nın çaldığı keman, 1699 yılında yapılmıştır, oysa romandaki olaylar 1670 yılında yaşanmaktadır.
--spoiler--
"ilk kez öldürdüğünde bir değil, sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilân eden o delikanlıyı da, zavallı bir kadının kocasını da, savaşa giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. ikinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişi öldürmüşsündür. üçüncü kez ise, kimseyi öldürmüş sayılmazsın."
--spoiler--
--spoiler--
"ilk kez öldürdüğünde bir değil, sanki bin kişiyi öldürmüş gibi olursun. yeni doğmuş ve annesi tarafından emzirilen o bebeği öldürmüşsündür. babasının başını okşadığı o çocuğu da, bir genç kıza aşkını ilân eden o delikanlıyı da, zavallı bir kadının kocasını da, savaşa giderken ailesi tarafından uğurlanan o masumu da... bütün bu kişileri öldürmüş olursun. ikinci kez birini öldürdüğünde alt tarafı bir tek kişi öldürmüşsündür. üçüncü kez ise, kimseyi öldürmüş sayılmazsın."
--spoiler--
muhteşem tasvirler barındıran ve şahane, ince göndermeler yapan kurgusu hakikaten muhteşem kitap. ara ara ele alınıp tekrar tekrar okunması elzemdir. detayları hatırlayayım diye tekrar 3. kez okuduğumdur.
giriş zaten direkt bir dini göndermedir ve enteresan şekilde kimse yazmamıştır:
"kendine gofer ağacından bir gemi yap; gemide odalar yapacaksın ve onu içeriden ve dışarıdan ziftle ziftleyeceksin."
tekvin, 6:14
giriş zaten direkt bir dini göndermedir ve enteresan şekilde kimse yazmamıştır:
"kendine gofer ağacından bir gemi yap; gemide odalar yapacaksın ve onu içeriden ve dışarıdan ziftle ziftleyeceksin."
tekvin, 6:14
--spoiler--
gecenin bu saatinde kibar adamlar yalılarda, köşklerde ve kasırlarda uyuyup rüyalarında cariyelerin peşlerinde koşarlarken sizler, uyanık olarak buradasınız. çünkü kan dökülmesi gerekiyor. dilerim ki, dökülen kan sizin kanınız olmaz. biliyorum ki, döktüğünüz kanı siz değil, yalılarda yaşayan şiir yazıp sizi hakir gören nazik adamlar içecektir. konstantiniye'nin kibar insanları kanla beslenir, ama siz değil! bu yüzden siz onlardan temizsiniz! ancak kan görünce bayılan ve vahşetten nefret eden bu beyzadeler, sizleri daima ayaktakımı olarak gördüler ve göreceklerdir. onların ruhlarının ve vicdanlarının temiz olması için, bizzat sizler, ellerinizi çamura sokacaksınız. getirdiğiniz ganimetin neredeyse hepsi, bu kibar efendilerin kesesine girecektir. ocağımızın kanunu odur ki, onların içmesi için sadece kan dökmeyecek, ayrıca şu koca konstantiniye'nin sokaklarında dönüp sizin suratınıza bile bakmadıkları zaman onlara tahammül de edeceksiniz! şairler mersiye, destan, gazel yazacak. ne ile mi? mürekkeple değil elbette! kanla yazacaklar ve ünlerini ebediyete kadar sürdürecekler! sizden istenen de bu: konstantiniye'ye kan getirin!
--spoiler--
gecenin bu saatinde kibar adamlar yalılarda, köşklerde ve kasırlarda uyuyup rüyalarında cariyelerin peşlerinde koşarlarken sizler, uyanık olarak buradasınız. çünkü kan dökülmesi gerekiyor. dilerim ki, dökülen kan sizin kanınız olmaz. biliyorum ki, döktüğünüz kanı siz değil, yalılarda yaşayan şiir yazıp sizi hakir gören nazik adamlar içecektir. konstantiniye'nin kibar insanları kanla beslenir, ama siz değil! bu yüzden siz onlardan temizsiniz! ancak kan görünce bayılan ve vahşetten nefret eden bu beyzadeler, sizleri daima ayaktakımı olarak gördüler ve göreceklerdir. onların ruhlarının ve vicdanlarının temiz olması için, bizzat sizler, ellerinizi çamura sokacaksınız. getirdiğiniz ganimetin neredeyse hepsi, bu kibar efendilerin kesesine girecektir. ocağımızın kanunu odur ki, onların içmesi için sadece kan dökmeyecek, ayrıca şu koca konstantiniye'nin sokaklarında dönüp sizin suratınıza bile bakmadıkları zaman onlara tahammül de edeceksiniz! şairler mersiye, destan, gazel yazacak. ne ile mi? mürekkeple değil elbette! kanla yazacaklar ve ünlerini ebediyete kadar sürdürecekler! sizden istenen de bu: konstantiniye'ye kan getirin!
--spoiler--
elif mim elif te.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com