bugün
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler22
- mazotun litresi 101 lira31
- sıkıldım11
- chpli biriyle siyaset tartışmak8
- 38 yaşında olup 20 liklere çıtır gözüyle bakmak5
- claudian clouds6
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz40
- market arabasını düzgün süremeyen erkek5
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları35
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek6
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- banal kelimesinin çok banal olması4
- siparişle gelen ketçap paketlerini saklamak5
- kurtlar vadisi pusu'ya fetö soruşturması5
- apocu akepeli3
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu4
- bitmeyen kriz5
- ne güzel şeysin sen yaşın hep 302
- fake hesapla yazarların aklıyla dalga geçmek4
- akp li yazarlar4
- asansör aynasıyla flört etmek4
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı19
- diyarbakır da daltonlar operasyonu2
- iki zıt karaktere sahip olmak normal midir3
- iltica7
- terminator gerçek mi oluyor2
- otobüste uyuyup tam kendi durağında uyanmak3
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması30
- akp iktidarı3
- kural bağımlılığı ve otorite arzusu3
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı5
- eski fotoğraflardaki saç modelleri2
- mazot fiyatlarının suçlusu21
- sevgilisi olup sözlükte takılan insan4
- ekşide yazar olup hiç entry girmemek3
- akp nin iktidardan düştüğü gün2
- grönland ve antarktika da 12 trilyon ton buz kaybı3
- akp nin gerçek yüzü2
- yazarların fobileri15
- tulumba tatlısı6
- yazarların en malımsı özellikleri12
- israil3
- kendin hakkında bir gerçek bırak8
- sözlük yazarlarının normal kombinleri23
- ismet gürbüz6
- yeşil beyaz turuncu3
- islamda namaz yoktur37
- yapay zekanın kod yazması4
- türkiye tarihinin en yüksek asgari maaşı12
- sözlüğün reisi kim anketi19
super bir oyundu bu ya. dokuz aylik gibi belli bir puana ulasan cikiyordu galiba. birisi yerden havalandirinca vurmasi gerekiyordu oburu, o gol sayiliyordu, evet. bir de artistik goller (rovasata, vole, kafa, yan parende) filan daha cok puan getiriyordu. ulan ne hirs yapiyorduk bu oyunu oynarken, sanki kurtulus savasi.
(bkz: 9 aylık)
9 aylıgın yandan yiyeni.
13 gol yenıonce bıten topa havadan vurmanın mecburi olduğu dışarı atıldığında,havadan gelmeyen topa ve havadan gelen topu kalecinin hiç yere düşürmeden tutuğunda vuranın kaleye geçtiği roveşata gol atınca 5 vole gol atınca 3 kafa golü atınca kalede olana 2 puan yazılan,maç yapacak kadar sayıda kişi bulamamaktan uydurulan ama çok zevk veren oyun
(bkz: japon kale)
topu havada tutup gol atmamız gerektiğinden çoğumuzun tekniğini geliştiren oyundu
topu havada tutmak için kalecinin sınırlarının olduğu, genelde kaleden 1 adım uzaklıktaki ceza alanında bu topu tutması gereken oyundur.
çocukluğumuzun muhteşem oyunudur.
gerekli malzemeler; yatakhane, yatak sayısı kadar ergen oğlan, bir top.
gerekli koşullar; öyle çok spesifik koşullara gerek yok, "birinin kalkın la alman kale oynayak" demesi.
giriş - gelişme; herkes şöyle bir tedirgin başlar oyuna. mutlaka oyunu çok iyi bilen biri vardır o topu alır ayağına kendine bir kurban seçer (bkz: kaçacağını mı sandın şişman seni) başlar onunla dalga geçmeye. kalan oğlanlar pusudadır. bu topu ayağında tutan gaz ergen o gazla artistlik yapayım derken topu bir şekilde kaptırır. işte o an olay olur. hurraaa nidalarıyla 5 ila 10 arası genç topa saldırır, kısa bir keşmekeşten sonra top birisinde kalır, kalanlar kendi kalesine doğru koşturur. sonra oyun iflah olmaz zaten, kavgalar dövüşler, pazarlıklar, ortaklıklar... aynı zamanda stratejik ve politik bir oyundur, kimin dost kimin düşman olduğunu görürsün... ama herkes düşmandır o ayrı mesele...
sonuç; kırılan bir yatakhane camı ile oyun biter.
gerekli koşullar; öyle çok spesifik koşullara gerek yok, "birinin kalkın la alman kale oynayak" demesi.
giriş - gelişme; herkes şöyle bir tedirgin başlar oyuna. mutlaka oyunu çok iyi bilen biri vardır o topu alır ayağına kendine bir kurban seçer (bkz: kaçacağını mı sandın şişman seni) başlar onunla dalga geçmeye. kalan oğlanlar pusudadır. bu topu ayağında tutan gaz ergen o gazla artistlik yapayım derken topu bir şekilde kaptırır. işte o an olay olur. hurraaa nidalarıyla 5 ila 10 arası genç topa saldırır, kısa bir keşmekeşten sonra top birisinde kalır, kalanlar kendi kalesine doğru koşturur. sonra oyun iflah olmaz zaten, kavgalar dövüşler, pazarlıklar, ortaklıklar... aynı zamanda stratejik ve politik bir oyundur, kimin dost kimin düşman olduğunu görürsün... ama herkes düşmandır o ayrı mesele...
sonuç; kırılan bir yatakhane camı ile oyun biter.
bizim oralarda * ondan düşme olarak bilinen oyun.
çocukluğumuzun vazgeçilmez oyunu... tabi ki ozamanlar sorgulamazdık, ama büyüdükçe insan farkına varıyor; neden havadan gol atmak zorunda olduğumuz bir oyun "alman" kale? almanlar havadan mı oynarlardı da gol atarlardı dedim, araştırdım, öyle bir kaide yok... özellikle dünya kupalarında başarıdan başarıya koşan batı almanya takımında herkes her şekilde gol atar düzeyde... düşündüm ki havadan ingilizler oynar da gol atar. ortalarla gelirler, kafa falan vururlar, yarım voleler çekerler. ingiliz kale'dir o oyun benim gözümde, ingiliz kale...
kaleye ilk geçenin topu en az saydıran kişi olduğu oyundur. ayrıca genelde kale iki taş arasından oluştuğundan topun kale üstünden mi gittiği yoksa gol mü olduğu çok tartışılır. o anlarda en çirkef olan kişi tartışmayı kazanır. ayrıca bacak arasından yenilen gollerin de değeri diğerlerinden fazladır.
(bkz: beşlik)
(bkz: beşlik)
(bkz: havadan)
ilginç bir anım olan oyun.
mahallede oynadığımız, sevdiğimiz oyunlardandı bu alman kale oyunu.
günlerden bir gün, topumuzu alıp plaja oynamaya gitmiştik. ancak alman kale değil 5-6 kişi plajda maç yapıyorduk.
oturduğumuz yer denize yakın turistlerin falan takıldığı bir bölge olduğundan çok rastlardık turistlere.
her neyse. bu maçı yaparken 40 yaşlarında bir abimiz geldi ve ingilizce; "almanya'da oynadığımız bir oyunu size göstermemi ister misiniz?" tarzında bir şeyler dedi.
biz de heyecanla; "yes, yes!" diye çığlık attık tabii ki türk gençleri olarak.
neyse, aldı abi topu. bizi karavanın yanına götürdü. kale falan kuruyor. ben de bu abimizin alman olduğunu öğrenince patlattım espriyi:
"lan alman oynıcakmışız" bu espri üzerine bir kahkaha tufanı koptu ve abimizi beklemeye devam ettik. neyse geldi bu başladı anlatmaya.
kural 1 dedi anlattı. bizden gelen tepki, oha lan bizim bi oyunda vardı bu?!
kural 2, 3 derkeen, oyun bizim alman kale çıkmasın mı. bi kahkaha tufanı daha kopar tabii ki. büyük bir şaşkınlık ve "oha beyler bu bizim alman laaağn!" bağırışları arasında başladık oynamaya. 2-3 saat de sürdü galiba.
abiye dedik, ne zaman gidiyorsun, gel de bir kahvemizi iç. ama adam diğer sabah gidiyormuş. bir daha görüşmek nasip olmadı zaten.
işte bu da böyle bir anım sözlük. diğer anılarda görüşmek üzere.**
not: lan entry nin başından beri adama abi diyorum adı aklıma gelmemişti. tam göndere basacakken geldi. arthur'du bu abimizin adı.
mahallede oynadığımız, sevdiğimiz oyunlardandı bu alman kale oyunu.
günlerden bir gün, topumuzu alıp plaja oynamaya gitmiştik. ancak alman kale değil 5-6 kişi plajda maç yapıyorduk.
oturduğumuz yer denize yakın turistlerin falan takıldığı bir bölge olduğundan çok rastlardık turistlere.
her neyse. bu maçı yaparken 40 yaşlarında bir abimiz geldi ve ingilizce; "almanya'da oynadığımız bir oyunu size göstermemi ister misiniz?" tarzında bir şeyler dedi.
biz de heyecanla; "yes, yes!" diye çığlık attık tabii ki türk gençleri olarak.
neyse, aldı abi topu. bizi karavanın yanına götürdü. kale falan kuruyor. ben de bu abimizin alman olduğunu öğrenince patlattım espriyi:
"lan alman oynıcakmışız" bu espri üzerine bir kahkaha tufanı koptu ve abimizi beklemeye devam ettik. neyse geldi bu başladı anlatmaya.
kural 1 dedi anlattı. bizden gelen tepki, oha lan bizim bi oyunda vardı bu?!
kural 2, 3 derkeen, oyun bizim alman kale çıkmasın mı. bi kahkaha tufanı daha kopar tabii ki. büyük bir şaşkınlık ve "oha beyler bu bizim alman laaağn!" bağırışları arasında başladık oynamaya. 2-3 saat de sürdü galiba.
abiye dedik, ne zaman gidiyorsun, gel de bir kahvemizi iç. ama adam diğer sabah gidiyormuş. bir daha görüşmek nasip olmadı zaten.
işte bu da böyle bir anım sözlük. diğer anılarda görüşmek üzere.**
not: lan entry nin başından beri adama abi diyorum adı aklıma gelmemişti. tam göndere basacakken geldi. arthur'du bu abimizin adı.
kalecinin kaleden çıkmak için havadan gelen topa kafayla vurması gereken oyun.
Türkiyedeki alman hayranlığının ve gücünün sokakta bile etkili olduğunun göstergesi oyundur.
oyun bittikten sonra kaleci domalır kıçtan vurursan çocuğu olur isim verirsin bir de. 9 aylık la aynı mantık.
almanlarda acaba türk kale oyunları var mı acaba diye akla soru getirten oyun.
aylıktan ufak tefek farkları olan mükemmel bir oyundu. genellikle mahallede maç yapacak çoğunluk sağlanamamışsa oynanırdı.
ne internet var ne sosyal medya. telefon, whatsap, snapchat hak getire. yok...
kendi kapalı dünyandaydın.
Ama Edirne'de de, Iğdır'da bu oyunun adı aynıydı. Ya 9 aylıktı ya Alman Kale'ydi. Bu nasıl oluyordu emin olun en ufak bir fikrim yok. Bu kadar iletişimsiz bir dönemde, mahalle oyunlarının isim ve kuralları nasıl tüm coğrafyaya yayılmıştı?
Bilim adamları bunu açıklasın.
kendi kapalı dünyandaydın.
Ama Edirne'de de, Iğdır'da bu oyunun adı aynıydı. Ya 9 aylıktı ya Alman Kale'ydi. Bu nasıl oluyordu emin olun en ufak bir fikrim yok. Bu kadar iletişimsiz bir dönemde, mahalle oyunlarının isim ve kuralları nasıl tüm coğrafyaya yayılmıştı?
Bilim adamları bunu açıklasın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar