bugün
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek7
- fırında tavuk10
- sarı saçın yakıştığı ünlüler8
- gecenin şarkısı9
- kedilerle uyumak9
- dolapta iki biram var6
- yüzüklerin efendisi5
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına6
- rafine zevkleri olan erkek12
- cumhuriyet bayramı8
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- acil durumda aranacak kişi5
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- sevişmek hüner değil6
- salon erkeği10
- içten içe üşümek5
- giysi fiyatlarının uçması9
- escort taş mı yesin3
- rüyalarınızı ağzından öptüm4
- nasılsın4
- değerli olduğunu hissettirmek6
- ekşi sözlük9
- lüks araba istemeyen erkek9
- nejat işler3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- ilker başbuğ7
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- trabzonspor17
- 2008 ekonomik krizi7
- gözlerim dolmuş boşalmış bir kere3
- beyaz pasta7
- kendinden vazgeçmemek4
- ruffles ketçaplı7
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar3
- üniversiteli kızlar6
- halk aşksızsa sokaklar banka dükkanlarıyla doludur2
- yallah arabistan a diyen tip11
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- giresunlu olmanın zorlukları9
- hasar kaydı olan kıza aşık olan genco3
- yazılımcıların flört algoritması2
- amedspor9
hepinizden allah razı olsun. hakkınızı hiç ödeyemem. *
genellikle belli düzeydeki bir fevrilik ile kurulan, yıllar geçtikçe yıpranan bir kurumdur.
ev artık kişi için bir yuva değeri teşkil etmiyorsa, aile kavramı yok olmuş demektir.
varlığı bir dert yokluğu yaragillerdendir.
özlemi çekilir.
türkiyede pek çoklarınca abartılıp yüceltilen, kan bağı olan insanları birbirine prangalama mekanizması. anne sevgisi baba sevgisi kardeş sevgisi falan diye diye ağzınıza sıçabilirler.
kişinin hayâlleri ve vicdanı arasında kalmasına neden olan kurum; bir nevi pranga.
bize bireyi unutturmak isteyenler tarafından toplumun en küçük yapıtaşı olarak gösterilen topluluk...
toplumu olusturan en ufak birim bize ufaklıktan beri anne baba ve cocuk diye yutturulsa da aslında aile toplum demektir.
Aile bağları o kadar ağırdır ki taşımak için iki kişi gerekir; hatta üç. - Alexandre Dumas
hayatım boyunca dahil olamadığım kurum. 8 yaşımdan beri anahtarla açtım kapıyı ve 13 yaşımdan beri yemeği tek başıma yedim. bundan ne yakınıyorum ne de üzülüyorum sadece aklıma geliyor arada "olur öyle" diyorum geçiyorum.
aslında çoğumuz için, düzenin eli, ayağı, ağzı, dili olduğu için kutsanmaması gereken: http://morokuz.blogcu.com...ucut-bulmus-hali/10535595
tamamen ütopik ve şişirilmiş bir kurumdur bu. hani o amerikan dizilerinde gördüğümüz kahvaltı masasında kahkaha atılan aileler, reklamlarda kızı için kapıyı açan babalar vs. işte onların gerçekleştiği aile sayısı zilyonda bir olduğu için yok sayılsa yeridir. aile dediğimiz şey birbirlerine katlanamayan insanların bir araya gelişidir.
türk ailesinin öne çıkan özelliği ise bu birbirine katlanamayışı sağlam bir şekilde gösterebileceği yer olan haftasonu kahvaltısında kavga etmektir.
evet efendim biz ne zaman kahvaltı sofrasına otursak ailecek, kavga çıkar.
ya ben hep duvara konuştum ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var. nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
ve fakat sözlükçüğüm asla anlatamadım kendimi. bu da böyle kayıtlara geçsin. günlük yazısı gibi oldu bu da ama nasip. neyse gerekirse eksilersiniz işte.
türk ailesinin öne çıkan özelliği ise bu birbirine katlanamayışı sağlam bir şekilde gösterebileceği yer olan haftasonu kahvaltısında kavga etmektir.
evet efendim biz ne zaman kahvaltı sofrasına otursak ailecek, kavga çıkar.
ya ben hep duvara konuştum ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var. nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar.
ve fakat sözlükçüğüm asla anlatamadım kendimi. bu da böyle kayıtlara geçsin. günlük yazısı gibi oldu bu da ama nasip. neyse gerekirse eksilersiniz işte.
türkiyede önemli bir yere sahip bütünlüktür.
aile, aynı hayal dünyasında yaşayan bir grup insandır. bundan ibaret olmalıdır bazen.
kutsal birlik...
herşeydir. tek başınıza kaldığınızda yanınızda onlar olur. hastalandığınızda gözlerine uyku girmez. sizi hep düşünürler. sizin için canlarını bile verirler hiç duraksamadan.
aralarında kan bağı yahut çıkarsız-karşılıksız iletişim olan mikro topluluk.
seçme şansımızın olmaması temel problemdir. düşünsel farklılıklar ciddi sorun olabilmektedir. belirli yaştan sonra karşılıklı anlaşarak yolları ayırmak gerekir.
1yıl sonra kurmaya karar verdiğim müessese.
ziya gökalp aile adlı manzumesinde eşitliği şöyle anlatır:
"ailedir bu milletin, bu devletin esası
kadın tamam olmadıkça, eksik kalır bu hayat
ailenin adle uygun olmak için binası
nikah, talak, miras: bu üç işte gerek müsavat"...
aynı manzumede "türk ilinde kadının hiçbir emeği yok mu?" sorusunu sorarak diyor ki:
"...yoksa o mu iğnesinden kanlı süngü yaparak
haklarını pençemizden ihtilalle alacak..."
"ailedir bu milletin, bu devletin esası
kadın tamam olmadıkça, eksik kalır bu hayat
ailenin adle uygun olmak için binası
nikah, talak, miras: bu üç işte gerek müsavat"...
aynı manzumede "türk ilinde kadının hiçbir emeği yok mu?" sorusunu sorarak diyor ki:
"...yoksa o mu iğnesinden kanlı süngü yaparak
haklarını pençemizden ihtilalle alacak..."
hiç seçim şansın olmadan aralarına katıldığın tolumun en küçük grubudur. bir kürt ailesinde doğarsın ve o minicik , masum halinle "tüm kürtler şöyledir, böyledir" vs. gibi aşağılamarın muhattabı olursun. alevi doğarsın mumsöndü gibi bir iftiranın parçası olursun, çok dindar bir ailede doğarsın cahil yobaz olursun, türk doğarsın soykırımcı olursun, ermeni doğarsın ayrı dert, arap doğarsın pis olursun vs. ve işin en kötü yanı bu grupların içinde doğmayı sen seçmemişsindir ;ama toplum daha sen bile farkında olmadan, sen minicik bir bebekken ne olduğuna genellemelerle karar vermiştir...
büyüdükçe yaşadığın çevrenin, ailenin şeklini almaya başlarsın, bu bazen şiddet kullanılarak olur, bazen sevgiyle ama istesen de istemesen de bir takım değerler sana ailenden miras kalacaktır. çok az pkk'lı bir ailenin çocuğu sonradan türk milliyetçisi olur, ya da yobaz bir ailenin çocuğu kemalist ya da ateist bir felsefecinin destekçisi... yani neye ait olacağımızı önce kaderimiz, sonra da ailemiz büyük ölçüde belirler, daha biz yeni doğmuşken...
ne babamızı, ne kardeşimizi ne de diğer aile bireylerini kendimiz seçme şansına sahip olmuşuzdur. psikopat bir baba vardır evde belki ve biz ondan nefret ederek büyümüşüzdür, seni hep dövmüştür, alkoloktir belki, ya da eroinman... kaçmak istersin, yüzünü bir daha asla görmemek ;ama yine suçlu sen olursun ;çünkü hiç seçmediğin, kendinin belirlemediği bir babaya sırtını dönmüşssündür. toplum sana kötü evlat der çünkü onlar sadece gördükleri ile yargılamayı severler, sebepleri ile değil. aynı sorunlar ailenin bir başka üyesi ile de yaşanabilir ve herzaman sırtını dönmüş olan suçlu anlamına gelmez.
bir de güzel ailelerde doğan şanslı insalar vardır, sahip oldukları bu büyük şansdan dolayı allah'a her gece teşekkür etmesi gereken... o tarz aileler seni karşılıksız bir şekilde çok severler, sunabilecekleri herşeyi sunmaya çalışırlar ve belki de sadece karşılık olarak iki manevi kutsal değeri beklerler sizden "sevilmek ve saygı".. siz bu kutsal maneviyatları onlara gösteremeseniz yine de sever onlar sizleri, belki kalpleri çok kırılır üzülürler ama yine de en çok ihtiyacınız olduğu zamanda onları görürsünüz yanınızda... ve sevginiz karşılıklı ise bazen sadece telefonda seslerini duymak bile eskisi gibi güçlü, mutlu hissettirir sizleri... o yumuşacık sevgili dolu ses, bir terapi gibi gelir insana...
bir gün ölüm onları alır sizden, yanında en çok rahat olabildiğiniz, şımarabildiğiniz, ne yaparsanız yapın sevilmeye ve korunmaya devam edileceğinizi bildiğiniz o insanları... çok büyük bir acıdır...
sonra kötü günleriniz de ya da en mutlu günlerinizde keşke yanımda olsaydı diye dilersiniz... tıpkı film ve masallardaki gibi, sizi yukarlarda biryerden seyrettiğine, kötü günlerinizde gelip saçınızı okşadığına inanmak istersiniz, belki dokunuşlarını teninizde hissetmezsiniz, ama ruhunuzda hissedersiniz, "o şu an benim yanımda sanki" der gibi... keşke gerçek olsa bunlar, bir dilekten öteye gidebilse diye üzülürsünüz... ben isterdim benimle gurur duyabilceği anlarda, en güzel mutluluklarımda, hüzünlerimde, biryerlerden beni izlesin/izlesinler...
büyüdükçe yaşadığın çevrenin, ailenin şeklini almaya başlarsın, bu bazen şiddet kullanılarak olur, bazen sevgiyle ama istesen de istemesen de bir takım değerler sana ailenden miras kalacaktır. çok az pkk'lı bir ailenin çocuğu sonradan türk milliyetçisi olur, ya da yobaz bir ailenin çocuğu kemalist ya da ateist bir felsefecinin destekçisi... yani neye ait olacağımızı önce kaderimiz, sonra da ailemiz büyük ölçüde belirler, daha biz yeni doğmuşken...
ne babamızı, ne kardeşimizi ne de diğer aile bireylerini kendimiz seçme şansına sahip olmuşuzdur. psikopat bir baba vardır evde belki ve biz ondan nefret ederek büyümüşüzdür, seni hep dövmüştür, alkoloktir belki, ya da eroinman... kaçmak istersin, yüzünü bir daha asla görmemek ;ama yine suçlu sen olursun ;çünkü hiç seçmediğin, kendinin belirlemediği bir babaya sırtını dönmüşssündür. toplum sana kötü evlat der çünkü onlar sadece gördükleri ile yargılamayı severler, sebepleri ile değil. aynı sorunlar ailenin bir başka üyesi ile de yaşanabilir ve herzaman sırtını dönmüş olan suçlu anlamına gelmez.
bir de güzel ailelerde doğan şanslı insalar vardır, sahip oldukları bu büyük şansdan dolayı allah'a her gece teşekkür etmesi gereken... o tarz aileler seni karşılıksız bir şekilde çok severler, sunabilecekleri herşeyi sunmaya çalışırlar ve belki de sadece karşılık olarak iki manevi kutsal değeri beklerler sizden "sevilmek ve saygı".. siz bu kutsal maneviyatları onlara gösteremeseniz yine de sever onlar sizleri, belki kalpleri çok kırılır üzülürler ama yine de en çok ihtiyacınız olduğu zamanda onları görürsünüz yanınızda... ve sevginiz karşılıklı ise bazen sadece telefonda seslerini duymak bile eskisi gibi güçlü, mutlu hissettirir sizleri... o yumuşacık sevgili dolu ses, bir terapi gibi gelir insana...
bir gün ölüm onları alır sizden, yanında en çok rahat olabildiğiniz, şımarabildiğiniz, ne yaparsanız yapın sevilmeye ve korunmaya devam edileceğinizi bildiğiniz o insanları... çok büyük bir acıdır...
sonra kötü günleriniz de ya da en mutlu günlerinizde keşke yanımda olsaydı diye dilersiniz... tıpkı film ve masallardaki gibi, sizi yukarlarda biryerden seyrettiğine, kötü günlerinizde gelip saçınızı okşadığına inanmak istersiniz, belki dokunuşlarını teninizde hissetmezsiniz, ama ruhunuzda hissedersiniz, "o şu an benim yanımda sanki" der gibi... keşke gerçek olsa bunlar, bir dilekten öteye gidebilse diye üzülürsünüz... ben isterdim benimle gurur duyabilceği anlarda, en güzel mutluluklarımda, hüzünlerimde, biryerlerden beni izlesin/izlesinler...
balık baştan kokar...
büyükler gerçekten büyükse, aklı varsa (sevgiden bahsetmiyorum bile, yoksa siktirin gidin büyükler) en güzel kurumdur.
büyükler gerçekten büyükse, aklı varsa (sevgiden bahsetmiyorum bile, yoksa siktirin gidin büyükler) en güzel kurumdur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar