bugün
- en çok sevdiğiniz yazar19
- alkolün faydaları4
- haluk levent18
- duygularla hareket etmek vs mantıkla hareket etmek4
- coca cola'nın asidinin düşürülmesi5
- gocu29
- insan olmaya çeyrek kala4
- bir gün öleceğini unutmak7
- sigara içsem mi lan eşiği6
- hoşlanılan erkeğin soru eklerini birleşik yazması4
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek5
- sözlük yazarlarının numaraları12
- müstehcen şarkılar5
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- yorgun mermi2
- canı istemiyorsa telefona yanıt vermeyen insan2
- borç verebilecek yazarlar listesi5
- kadın cinayetlerinin abartılması6
- savcı sayan2
- gurbetçilere olan nefretin sebebi3
- sözlüğün tanrıçası olmak19
- chatgpt ile sohbet etmek2
- griffith2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları28
- sevgiliyle izlenemeyecek filmler2
- akgünlük2
- oğlak burcu kadını3
- hayatın güzel olması6
- kuzey kıbrısta asgari ücretin 61 bin 677 olması8
- kendi ağzına vermek11
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
- selam sana seri eksicim4
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı7
- sona doğru yaklaşan akp hükümeti5
- bazı insanlardan nefret etmek3
- kızılayın çadır satması5
- 35 yaşında evlenmemiş erkek15
- 20 senedir aynı telefon numarasını kullanan insan8
- ayakkabıya sinen ayak kokusu2
- türk kızlarının selülit sorunu2
- dağ evine kapanıp korku filmi izlemek2
- birader yazarlar birader baydırlar4
- hoşlanılan kızın haşemayla denize girmesi4
- türk halkının kerem kınık'a özür borçlu olması17
- ülkeyi kimler yönetiyor5
- yanlışlıkla popo vermek3
- canımın sucuklu tost çekmesi9
- arkadaşlar kek yaptım9
- abartılmış yöresel lezzetler2
Orjinal adı 28 days later olan ve danny boyle'un alex garland'ın senaryosundan çektiği film. Maymunlardan geçen bir hastalık hızla bütün ingiltere'ye yayılmış ve taş üstünde taş bırakmamıştır. Filmin esas oğlanı bu hastalığın ortalığı kasıp kavurduğu 28 günü hastanede geçirdikten sonra gözlerini açar ve bakar ki yapayalnızdır. Sonra olaylar gelişir.
Güzel filmdir.
Güzel filmdir.
resident evil'deki gerçekçi zombi hareketlerinden yoksun gayet taklit bir filmdir. zombi dediğin hiç koşar mı yav?
başroldeki kahramanının godspeed you black emperor eşliğinde boş londra sokaklarında yürüdüğü sahnelerle kalplerimizi fethetmiş film.
filmin ikinci bölümü 28 weeks later adı altında yaz aylarında vizyona girecek.
zombi filmi değildir. bu bir hastalık filmidir. zombi kelime anlamı ile ölünün dirilmesi sonucu olan bireylere* verilen addır.
müzikleri ile tek kelime ile şaheser olan, umutsuzluk ve çaresizlik duygusunu en gzel şekilde aşılamış bir danny boyle filmi. ilki zaten çok acayip bir yerde bitmişti ki ikincisinin gelmesi bir açıdan iyi oldu.
(bkz: in the house in a heartbeat)
müzikleri ile tek kelime ile şaheser olan, umutsuzluk ve çaresizlik duygusunu en gzel şekilde aşılamış bir danny boyle filmi. ilki zaten çok acayip bir yerde bitmişti ki ikincisinin gelmesi bir açıdan iyi oldu.
(bkz: in the house in a heartbeat)
izleyiciye bomboş bir londra sunan film.
izenecek güzel filmlerden bir tanesidir soundtrackleride süperdir.
film iyi güzeldi de sonu tüm güzelliklerini süpürdü. para verip izlemiş olsanız küfür eder çıkarsınız.
londra'yı bomboş gördükten sonra insanın kendisine "acaba ben koskocaman bir şehirde yalnız kalsam neler yapabilirim?" sorusunu mutlaka sorduran film.
ne biçim maymun lan onlar?
ne biçim maymun lan onlar?
geçenlerde devamı özelliğindeki 28 weeks later filminin fragmanı sinemalara düşmüştür.
28 days later ile 28 weeks later arasında neler oldu bitti merak edenlere:
http://beyazperde.mynet.com/vitrinkitap.asp?idk=4127
http://beyazperde.mynet.com/vitrinkitap.asp?idk=4127
317 kd. mottosudur an itibariyle, evci çıkacak keratalar.
çağresizlik ve tükenmişlik hissini çok iyi yansıtabilen, kurgusuyla gerilimi hissetmenizi sağlayan,
türünde rakipsiz harika danny boyle filmi.
türünde rakipsiz harika danny boyle filmi.
--spoiler--
filmin kahramanına karşı hissettiğiniz sempati ve yakınlık boş Londra sokakları sahnesinde tabi ki tavan yapıyor. kendinizi onun yerine koyup o çaresizliği hissedebiliyorsunuz, ve bu güzel. ama film ilerledikçe adamın yaşadıklarının sadece kapana kısılmışlık olmadığını ve onun azı durumlarda kendi seçimlerini yaptığını görebilmek gerek. askerlerin yanına gittiklerinde adamın davranışları beni kesinlikle çok rahatsız etti. tabi ki yanındaki iki kızı onların tecavüzünden kurtarmaya çalışması normaldi; ama o askerlerin kurduğu düzeni acımasızca yok etti(ki askerler onları korumaya çalışmıştı), askerleri virüslülere yem yaptı, ve hatta bir tanesini resmen zevk alarak ve vahşice (ki o sahnede adamın virüslü birinden hiç farkı kalmamıştı..) kendi öldürdü. dolayısıyla filmin bence asıl yarattığı rahatsızlık şu şekilde oluyor: boş sokaklarda koşan adamı içiniz acıyarak izlerken birden onun en insandışı yanını görüyosunuz; ve kendinizle onu özdeşleştirmiş olmanız birden ürkütücü hale geliyor ve kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. bence asıl numara bu...
--spoiler--
filmin kahramanına karşı hissettiğiniz sempati ve yakınlık boş Londra sokakları sahnesinde tabi ki tavan yapıyor. kendinizi onun yerine koyup o çaresizliği hissedebiliyorsunuz, ve bu güzel. ama film ilerledikçe adamın yaşadıklarının sadece kapana kısılmışlık olmadığını ve onun azı durumlarda kendi seçimlerini yaptığını görebilmek gerek. askerlerin yanına gittiklerinde adamın davranışları beni kesinlikle çok rahatsız etti. tabi ki yanındaki iki kızı onların tecavüzünden kurtarmaya çalışması normaldi; ama o askerlerin kurduğu düzeni acımasızca yok etti(ki askerler onları korumaya çalışmıştı), askerleri virüslülere yem yaptı, ve hatta bir tanesini resmen zevk alarak ve vahşice (ki o sahnede adamın virüslü birinden hiç farkı kalmamıştı..) kendi öldürdü. dolayısıyla filmin bence asıl yarattığı rahatsızlık şu şekilde oluyor: boş sokaklarda koşan adamı içiniz acıyarak izlerken birden onun en insandışı yanını görüyosunuz; ve kendinizle onu özdeşleştirmiş olmanız birden ürkütücü hale geliyor ve kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz. bence asıl numara bu...
--spoiler--
amerikan askerlerinin abazalıgını cok guzel beyaz perdeye yansıtmıs olan filmdir.
edit: ingilizmiş onlar.
edit: ingilizmiş onlar.
virusluleri herkesin zombi zannettiği, viruslulerin ölüp dirilmediği sadece ısırık ile veya kan kusan bir viruslunun kanının ya da salyasından bulaştığını algılayamamış bunyeler tarafından sürekli olarak, yaşayan ölülerin dönüşü serisi ve resident evil ile karşılaştırılan film...
oysa ki filmin yapımcısı danny boyle çok soyut bir şekilde öfke ve öfkenin sonuçlarını, yani atalarımızın söylediği öfkeyle kalkan zararla oturur veya keskin sirke küpüne zarar konusu yani bu film... hatta sadece öfke ile de sınırlamamak gerekir. insani duyguları incelemiştir bu film. tabi danny boyle bu konuyu farklı bir şekilde sergilemiştir. öfkeli insanları; hastalıklı ve bir nevi zombileşmiş * insan canına kıymak için kudurmuş, açıkçası insanlıktan çıkmış yaratıklar halinde göstermiştir.
--spoiler--
ayrıca jim'in sevdiği kıza yapılacak ibnelikleri duyduktan sonra ki davranışları ile selena'nın onu da viruslu sanması filmi özetler. jim'in içinde öyle bir nefret vardır ki artık onun viruslulerden farkı yoktur.
--spoiler--
oysa ki filmin yapımcısı danny boyle çok soyut bir şekilde öfke ve öfkenin sonuçlarını, yani atalarımızın söylediği öfkeyle kalkan zararla oturur veya keskin sirke küpüne zarar konusu yani bu film... hatta sadece öfke ile de sınırlamamak gerekir. insani duyguları incelemiştir bu film. tabi danny boyle bu konuyu farklı bir şekilde sergilemiştir. öfkeli insanları; hastalıklı ve bir nevi zombileşmiş * insan canına kıymak için kudurmuş, açıkçası insanlıktan çıkmış yaratıklar halinde göstermiştir.
--spoiler--
ayrıca jim'in sevdiği kıza yapılacak ibnelikleri duyduktan sonra ki davranışları ile selena'nın onu da viruslu sanması filmi özetler. jim'in içinde öyle bir nefret vardır ki artık onun viruslulerden farkı yoktur.
--spoiler--
klişe korku filmlerinde yani bir çığır açmış, türe birçok yenilik katmış güncel bir başyapıt. filmde öyle bir yalnızlık yaşarsınız ki, kendinizi tamamen kaptırırsınız hikayeye. mutlaka izlenmeli. beyazperdede zombi görmekten usandıysanız bir de bunu deneyin.
serinin üçüncü filminin 28 ay sonra olması muhtemel başlangıç filmi...
şu sırada çok kötü bir seslendirmeyle show tv ekranlarında yayınlanan film.
abimizin "hello!" haykırışını "hööööö" diye çevirmişler. pek güzel...
abimizin "hello!" haykırışını "hööööö" diye çevirmişler. pek güzel...
şu ana dek yapılmış en iyi zombi filmi. ardından 2. film olan (bkz: 28 weeks later) seyredildiğinde daha bir zevkli oluyor.
eğer başlangıç sahnesi olmasa, 28 weeks later adlı filmin devamı olacak film. başlangıç sahnesi dışında pek çok olay 28 weeks later'ın devamı şeklinde gelişmekte. biliyorum bu size anlamsız gelebilir ama şöyle ki:
birinci durum; jim, selena ve mark tarafından kurtarıldıktan sonra; selena yaşanan olayları anlatırken şöyle diyor:
- herşey bir isyan gibi başladı...ordunun barikatları yetmedi...yayın kesilmeden önce, paris'te ve new york'ta da enfeksiyon olduğunu duyduk.
28 weeks later da neler oluyordu? karantina altındaki insanlara virüs bulaşıyor ve askerlerin tüm çabalarına rağmen hastalık hemen yayılıyor..."ordunun barikatları yetmedi..."
28 weeks later ın sonunda ne oluyordu? eyfel kulesine doğru koşuşan mikroplular..."paris te enfeksiyon olduğunu duyduk..."
belki de jim selena ve mark; 28 weeks later filminde, askerlerin tüm çabasına rağmen önlenemeyen salgından kurtulmayı başarabilenlerdi.
ve 29 days later ın sonunda bir kurtuluş söz konusu...28 weeks later da ise bundan bahsedemiyoruz. eğer filmin bir devamı çekilecekse muhtemelen virüs bu kez de paris ve new york'ta kendini gösterecektir.
birinci durum; jim, selena ve mark tarafından kurtarıldıktan sonra; selena yaşanan olayları anlatırken şöyle diyor:
- herşey bir isyan gibi başladı...ordunun barikatları yetmedi...yayın kesilmeden önce, paris'te ve new york'ta da enfeksiyon olduğunu duyduk.
28 weeks later da neler oluyordu? karantina altındaki insanlara virüs bulaşıyor ve askerlerin tüm çabalarına rağmen hastalık hemen yayılıyor..."ordunun barikatları yetmedi..."
28 weeks later ın sonunda ne oluyordu? eyfel kulesine doğru koşuşan mikroplular..."paris te enfeksiyon olduğunu duyduk..."
belki de jim selena ve mark; 28 weeks later filminde, askerlerin tüm çabasına rağmen önlenemeyen salgından kurtulmayı başarabilenlerdi.
ve 29 days later ın sonunda bir kurtuluş söz konusu...28 weeks later da ise bundan bahsedemiyoruz. eğer filmin bir devamı çekilecekse muhtemelen virüs bu kez de paris ve new york'ta kendini gösterecektir.
başrolde ki herifin cinnet geçirdiği sahneleri süper olan film. izlenesidir ve izlettirilesidir.
sevdiğim bir infection konulu filmdir , ikinci filminden yüzlerce kat daha iyidir . olası bir infection durumunda yapılacaklar konusunda güzel bilgi de verir . cillian murphy adlı karı suratlı başarılı aktör , başrole cuk oturmuştur . başlarda zırlamaktan başka bir b.k yapmayan eleman , sonlara doğru rambo olur , güzel filmdir .
not : bu filmdekiler zombi değil , infected'tır .
not : bu filmdekiler zombi değil , infected'tır .
"boş londra sokakları sadece filmlerde görülür" söz öbeğinin vuku bulduğu film!..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar