bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- uludağ sözlük ün insana hiçbir şey kazandırmaması12
- uludağ sözlüğe ilk üyelik yılı7
- sözlük yazarlarının tatlıları17
- memeleri ile gündeme oturan yazar15
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı22
- from gold'un bicepsleri10
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması15
- kokoreç6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı16
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar14
- sözlük erkeklerinin gluteus maximusları6
- fon vurgunu43
- yarayı ateşle dağlamak2
- kolpa insanlar6
- hayatın anlamsızlığını bir cümleyle anlat7
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- carlsberg3
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak20
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması12
- gecenin sessizliğini bozan osuruk sesi3
- victor osimhen9
- bir gün öleceksek niye yaşıyoruz sorunsalı5
- akp'li vekilin çocuk işçiliğini meşrulaştırması3
- beni geçmişimle yargılama diyen erkek6
- kolye140
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- balkonda sigara içilicek şarkılar3
- vedat muriqi2
- anın görüntüsü21
- ilişkide en çok emek harcayan tarafın erkek olması2
- antipanik'in sözlüğe vedası18
- kabaklı börek3
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- sergen yalçın10
- ismail kartal14
- erkeksi bayan buse'nin çok sevimli olması4
- sözlükte edebiyat istiyorum felsefe istiyorum5
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- muzlu centro2
- özelden gelen saçma mesajlar12
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir5
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- beklenen bicepsin bir türlü gelmemesi4
- mabel matiz şarkılarında geçen acımasız sözler5
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- true tarzında entry girmek2
sevdiği entry'ler
Merhaba! Umarım her şey yolundadır. Aslında nereden başlasam bilemiyorum, çünkü o kadar çok anımız, o kadar çok paylaştığımız şey var ki... Hani hatırlarsın, ilk kez karşılaştığımız o gün bile birbirimizi yıllardır tanıyormuşuz gibi hissetmiştik. Birbirimize o kadar kolay ısınmıştık ki, sanki yıllar boyu süren bir dostluğun üzerine eklenen sadece yeni bir katman gibiydi o gün. Hatırlıyor musun, o yaz akşamüstü sahilde oturup günbatımını izlediğimiz günü? ikimiz de dalgaların ritmine kapılıp gitmiş, hayat üzerine derin düşüncelere dalmıştık. Zaman nasıl da akıp gitmişti; bir bakmışız, karanlık çökmüş, gökyüzü yıldızlarla dolmuştu. Ah, ne güzel zamanlardı, değil mi? O anların her bir detayını hafızamda o kadar canlı tutuyorum ki, sanki üzerinden bunca yıl geçmemiş gibi geliyor.
Bir de o bir türlü unutamadığım doğa yürüyüşü vardı. Hani sabahın erken saatlerinde yola çıkmış, gün boyu yürümüştük de farkında bile olmamıştık nasıl geçtiğinin. Yolda karşılaştığımız o yaşlı çiftle yaptığımız sohbet hâlâ aklımda, öyle hikayeler anlatmışlardı ki, seninle aramızda “Acaba biz de onların yaşına geldiğimizde böyle anılar biriktirebilecek miyiz?” diye konuşmuştuk. işte o an, geleceğe dair o kadar güzel hayaller kurmuştuk ki, hâlâ o hayallerin peşinden gitmeye çalışıyorum. Her ne kadar hayatın karmaşası bizi farklı yönlere sürüklemiş olsa da, o günkü heyecanı, o enerjiyi içimde hâlâ hissediyorum. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı anılar sanki sonsuza kadar taze kalıyor.
Ve tabii o meşhur buluşmalarımız... Ah, hatırlıyorum da, o eski kafede oturup saatlerce kahve içtiğimiz günler... Hani bir keresinde tam kapıdan çıkarken yağmur yağmaya başlamıştı da ıslanmamak için tekrar içeri dönüp bir tur daha kahve söylemiştik. Konuşacak o kadar çok şey bulmuştuk ki, konular hiç bitmemişti; dünya meselelerinden kişisel hayallerimize kadar uzanan uzun sohbetler... O günlerde, sanki tüm dünyanın geri kalanı duruyor da sadece biz varmışız gibi hissediyordum. insan böyle bağlantılar kurunca, zamanın ya da mekanın bir önemi kalmıyor sanırım. Eminim sen de o günleri özlüyorsundur; böylesine derin sohbetleri başka kiminle yapabiliriz ki?
Tabii bir de unutulmaz o seyahat vardı, hani ansızın planlayıp son dakikada çıkmıştık ya. O yolculukta yaşadıklarımız, yaptığımız spontane duraklamalar ve keşfettiğimiz o gizli köy... Hani köy meydanındaki o yaşlı teyze bize ev yapımı reçel ikram etmişti de, onun tarifi üzerine o kadar uzun bir sohbet açılmıştı ki... Seninle her zaman böyle güzel anılar biriktirdik, değil mi? O zamanlar hep “Bunu tekrar yapmalıyız, yine böyle aniden yola çıkmalıyız” demiştik. Ama hayat işte, meşguliyetler, koşuşturmalar derken bir türlü bir araya gelemedik. Ama kim bilir, belki bir gün yine aynı spontane ruhla yola çıkarız.
Son olarak, belki hatırlarsın, en son buluşmamızda konuştuğumuz o konuyu hâlâ düşünüyorum. Ne kadar derinlemesine bir analiz yapmıştık, hani şu felsefi tartışmamız vardı ya... Gerçekten de zihnimi meşgul etmeye devam ediyor. O yüzden, yeniden bir araya gelirsek bu konuyu mutlaka daha detaylı tartışmalıyız. Her ne kadar araya yıllar girse de, o sohbetlerin, o paylaşımların izi silinmiyor. Umarım sen de aynı sıcaklığı ve samimiyeti hissetmişsindir. Hayatın bizi farklı yerlere savurduğu bu dönemde, o eski günlerin anıları bana her zaman bir nebze huzur veriyor.
Kendine çok iyi bak dostum! Umarım en kısa zamanda yeniden görüşürüz. Her zaman olduğu gibi, hayatın bizi yeniden bir araya getirmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Yazmayı unutma!
Bir de o bir türlü unutamadığım doğa yürüyüşü vardı. Hani sabahın erken saatlerinde yola çıkmış, gün boyu yürümüştük de farkında bile olmamıştık nasıl geçtiğinin. Yolda karşılaştığımız o yaşlı çiftle yaptığımız sohbet hâlâ aklımda, öyle hikayeler anlatmışlardı ki, seninle aramızda “Acaba biz de onların yaşına geldiğimizde böyle anılar biriktirebilecek miyiz?” diye konuşmuştuk. işte o an, geleceğe dair o kadar güzel hayaller kurmuştuk ki, hâlâ o hayallerin peşinden gitmeye çalışıyorum. Her ne kadar hayatın karmaşası bizi farklı yönlere sürüklemiş olsa da, o günkü heyecanı, o enerjiyi içimde hâlâ hissediyorum. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı anılar sanki sonsuza kadar taze kalıyor.
Ve tabii o meşhur buluşmalarımız... Ah, hatırlıyorum da, o eski kafede oturup saatlerce kahve içtiğimiz günler... Hani bir keresinde tam kapıdan çıkarken yağmur yağmaya başlamıştı da ıslanmamak için tekrar içeri dönüp bir tur daha kahve söylemiştik. Konuşacak o kadar çok şey bulmuştuk ki, konular hiç bitmemişti; dünya meselelerinden kişisel hayallerimize kadar uzanan uzun sohbetler... O günlerde, sanki tüm dünyanın geri kalanı duruyor da sadece biz varmışız gibi hissediyordum. insan böyle bağlantılar kurunca, zamanın ya da mekanın bir önemi kalmıyor sanırım. Eminim sen de o günleri özlüyorsundur; böylesine derin sohbetleri başka kiminle yapabiliriz ki?
Tabii bir de unutulmaz o seyahat vardı, hani ansızın planlayıp son dakikada çıkmıştık ya. O yolculukta yaşadıklarımız, yaptığımız spontane duraklamalar ve keşfettiğimiz o gizli köy... Hani köy meydanındaki o yaşlı teyze bize ev yapımı reçel ikram etmişti de, onun tarifi üzerine o kadar uzun bir sohbet açılmıştı ki... Seninle her zaman böyle güzel anılar biriktirdik, değil mi? O zamanlar hep “Bunu tekrar yapmalıyız, yine böyle aniden yola çıkmalıyız” demiştik. Ama hayat işte, meşguliyetler, koşuşturmalar derken bir türlü bir araya gelemedik. Ama kim bilir, belki bir gün yine aynı spontane ruhla yola çıkarız.
Son olarak, belki hatırlarsın, en son buluşmamızda konuştuğumuz o konuyu hâlâ düşünüyorum. Ne kadar derinlemesine bir analiz yapmıştık, hani şu felsefi tartışmamız vardı ya... Gerçekten de zihnimi meşgul etmeye devam ediyor. O yüzden, yeniden bir araya gelirsek bu konuyu mutlaka daha detaylı tartışmalıyız. Her ne kadar araya yıllar girse de, o sohbetlerin, o paylaşımların izi silinmiyor. Umarım sen de aynı sıcaklığı ve samimiyeti hissetmişsindir. Hayatın bizi farklı yerlere savurduğu bu dönemde, o eski günlerin anıları bana her zaman bir nebze huzur veriyor.
Kendine çok iyi bak dostum! Umarım en kısa zamanda yeniden görüşürüz. Her zaman olduğu gibi, hayatın bizi yeniden bir araya getirmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Yazmayı unutma!
angaraya kızılayın göbeğine budist tapınağı istiyoruz.
Bazı gereksiz insanların hastalık kaparak ölmelerini sağlaması.
Ahaha hayır canım, bu bir kaçağın ırak' tan diyarbekir' e dönüşü serisi; kaçırmışsın sen onu.
Sahiden şabat şalom mu geceler..
istanbul'da iki defa depreme yakalandım.
birincisinde dershanedeydim ve derslerimiz iptal olmuştu. sallanmıştık baya.
ikincisinde ise evdeydim. arkadaşla telefonda konuşuyordum.
bunların hepsi çocukken oldu.
arkadaşım üniversite için istanbul'u seçti. gitme dedim, yapma dedim. yok, orası doğduğum yer, imkanlar orada. peki, doğru tamam ama canından önemli mi? nasıl yurtlarda kalıyorsun?
seneler sonra istanbul'a yolum düştüğünde geçen sene, korkudan uyuyamıyordum. 3 gün kalmıştım. en son rüyamda depremi gördüm. yanımdaki kızı kurtarmak için onu sarıp sarmaladım. kabus gören birisiyim bazı dönemler çokça.
o kadar iç içe ki apartmanlar. deprem olunca tamamiyle bitecek yani. bitecek. bunların farkında olmalarına rağmen her şeyin hem milletimiz tarafından unutulması hem de politikacılar tarafından unutulmasına ne denilmeli, peki? can sağlığınız hiç mi önemli değil? gerçi milletin de eli kolu bağlı. ne yapsın?
umarım depremin ne zaman yaşanacağı bilinmeyen zaman diliminde yeterince insan hayatı kurtarılmaya bir şekilde odaklanılır da insanlarımızın hayatları kurtarılır.
ama pardon, bazı şeyler çok daha önemliydi, değil mi!
birincisinde dershanedeydim ve derslerimiz iptal olmuştu. sallanmıştık baya.
ikincisinde ise evdeydim. arkadaşla telefonda konuşuyordum.
bunların hepsi çocukken oldu.
arkadaşım üniversite için istanbul'u seçti. gitme dedim, yapma dedim. yok, orası doğduğum yer, imkanlar orada. peki, doğru tamam ama canından önemli mi? nasıl yurtlarda kalıyorsun?
seneler sonra istanbul'a yolum düştüğünde geçen sene, korkudan uyuyamıyordum. 3 gün kalmıştım. en son rüyamda depremi gördüm. yanımdaki kızı kurtarmak için onu sarıp sarmaladım. kabus gören birisiyim bazı dönemler çokça.
o kadar iç içe ki apartmanlar. deprem olunca tamamiyle bitecek yani. bitecek. bunların farkında olmalarına rağmen her şeyin hem milletimiz tarafından unutulması hem de politikacılar tarafından unutulmasına ne denilmeli, peki? can sağlığınız hiç mi önemli değil? gerçi milletin de eli kolu bağlı. ne yapsın?
umarım depremin ne zaman yaşanacağı bilinmeyen zaman diliminde yeterince insan hayatı kurtarılmaya bir şekilde odaklanılır da insanlarımızın hayatları kurtarılır.
ama pardon, bazı şeyler çok daha önemliydi, değil mi!
kimsenin karısına kızına yavşamadım. bu kadar doğru karşiim.
yakıştırıyorlar kendilerini bana napim olmaz mı diyim.
Hayatımda şu iki olayın bu kadar hızlı değiştiğini gördüm. Birincisi türkiyedeki enflasyon yükselmesi diğeri true nun evleneceği kadın adayı. Bakalım kim kime fark atacak.*
büyücü müsün sen birader nasıl şeyler giriyorsun lan nickaltlarına demek istediğim yazar. hoşgeldin.
Yarrağı yiyen sadece pornocu değil, sözlük de yemiş belli ki. Başlığa bak, içeriğe bak, rezalet yemin ediyorum!
Betray sen kimin yeni hesabısın acaba. geldin bu başlığı mı buldun bula bulasjdjd.
Arkadaşlar erkek beslemeyi düşünmüyorum teşekkür ederimheeh.
Arkadaşlar erkek beslemeyi düşünmüyorum teşekkür ederimheeh.
Nikotinde de hızını alamamışsın kardeş. Bu kadar içme yazık hasta olursun.
Müzeye versene onları çıkarmışken.
(img:#2380992)
Yaş mama partisi var.
Sadece bu partide Yanyana görebiliyor, aynı karede yakalayabiliyorum. Canım çocuklarım benim sizi çok seviyorum. *
Yaş mama partisi var.
Sadece bu partide Yanyana görebiliyor, aynı karede yakalayabiliyorum. Canım çocuklarım benim sizi çok seviyorum. *