bugün
- pazar gününü sözlükte geçiren ezik insan5
- uludağın ekşi sözlük gibi populer olamaması9
- asansöre binen tuhaf insan2
- lindsey graham3
- 12 temmuz 2026 norveç ingiltere maçı23
- ayak fetişizmi4
- dünya kupası neden 4 yılda bir defa2
- beach mülakatında elenip mekana alınmayan kadın2
- apartmanda tadilat yapan komşu terbiyesizliği4
- magnus carlsen2
- lindsey graham'ın ölümü2
- el fetişisti olmak2
- anın görüntüsü16
- dinler tarihinin en önemli olayı2
- en gey özelliğiniz3
- herzevekil19
- düzgün erkeklerin hepsinin kapılmış olması4
- beygir boku kokusu2
- üstteki yazarı öv7
- hayatında ilk defa kendini akışa teslim etmek4
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak15
- gelecekteki sevgiliye not2
- geri zekalı demek hakaret mi21
- türk kızlarının keko adam sevmesi20
- türkler ırkçı mıdır10
- seni onaracağım diyen kadın16
- gençler iş beğenmiyor13
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız30
- 26 yaşında intihar etmek4
- asla dolandırılmayan insanların sırrı15
- sözlükte sizi kim tanıyor27
- yapay zekanın bilinçlenip bir dini kabul etmesi18
- şişman kızla sevgili olan erkek16
- penis boyu takıntısı14
- regular show2
- uludağ sözlükte debe olmaması2
- 11 temmuz 2025 yiğit bulut'un ölmesi4
- bir kadının ensemi okşaması10
- yakışıklı olduğunun farkında olan erkek8
- kiraz cicegi kolonyasi45
- iran'ın körfez'deki abd üslerine saldırısı2
- her şeye sarımsak koyan insan11
- 2026 dünya kupası29
- iran'ın abd üslerine saldırısı2
- ta ki seni görene kadar6
- hayat kalitesini düşüren şeyler12
- çekici kadının tüm çekiciliğini götüren şeyler14
- evlenilecek insanın önce ailesine bakmak9
- doa5
- geniş omuzlu kadınlar5
sevdiği entry'ler
Merhaba! Umarım her şey yolundadır. Aslında nereden başlasam bilemiyorum, çünkü o kadar çok anımız, o kadar çok paylaştığımız şey var ki... Hani hatırlarsın, ilk kez karşılaştığımız o gün bile birbirimizi yıllardır tanıyormuşuz gibi hissetmiştik. Birbirimize o kadar kolay ısınmıştık ki, sanki yıllar boyu süren bir dostluğun üzerine eklenen sadece yeni bir katman gibiydi o gün. Hatırlıyor musun, o yaz akşamüstü sahilde oturup günbatımını izlediğimiz günü? ikimiz de dalgaların ritmine kapılıp gitmiş, hayat üzerine derin düşüncelere dalmıştık. Zaman nasıl da akıp gitmişti; bir bakmışız, karanlık çökmüş, gökyüzü yıldızlarla dolmuştu. Ah, ne güzel zamanlardı, değil mi? O anların her bir detayını hafızamda o kadar canlı tutuyorum ki, sanki üzerinden bunca yıl geçmemiş gibi geliyor.
Bir de o bir türlü unutamadığım doğa yürüyüşü vardı. Hani sabahın erken saatlerinde yola çıkmış, gün boyu yürümüştük de farkında bile olmamıştık nasıl geçtiğinin. Yolda karşılaştığımız o yaşlı çiftle yaptığımız sohbet hâlâ aklımda, öyle hikayeler anlatmışlardı ki, seninle aramızda “Acaba biz de onların yaşına geldiğimizde böyle anılar biriktirebilecek miyiz?” diye konuşmuştuk. işte o an, geleceğe dair o kadar güzel hayaller kurmuştuk ki, hâlâ o hayallerin peşinden gitmeye çalışıyorum. Her ne kadar hayatın karmaşası bizi farklı yönlere sürüklemiş olsa da, o günkü heyecanı, o enerjiyi içimde hâlâ hissediyorum. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı anılar sanki sonsuza kadar taze kalıyor.
Ve tabii o meşhur buluşmalarımız... Ah, hatırlıyorum da, o eski kafede oturup saatlerce kahve içtiğimiz günler... Hani bir keresinde tam kapıdan çıkarken yağmur yağmaya başlamıştı da ıslanmamak için tekrar içeri dönüp bir tur daha kahve söylemiştik. Konuşacak o kadar çok şey bulmuştuk ki, konular hiç bitmemişti; dünya meselelerinden kişisel hayallerimize kadar uzanan uzun sohbetler... O günlerde, sanki tüm dünyanın geri kalanı duruyor da sadece biz varmışız gibi hissediyordum. insan böyle bağlantılar kurunca, zamanın ya da mekanın bir önemi kalmıyor sanırım. Eminim sen de o günleri özlüyorsundur; böylesine derin sohbetleri başka kiminle yapabiliriz ki?
Tabii bir de unutulmaz o seyahat vardı, hani ansızın planlayıp son dakikada çıkmıştık ya. O yolculukta yaşadıklarımız, yaptığımız spontane duraklamalar ve keşfettiğimiz o gizli köy... Hani köy meydanındaki o yaşlı teyze bize ev yapımı reçel ikram etmişti de, onun tarifi üzerine o kadar uzun bir sohbet açılmıştı ki... Seninle her zaman böyle güzel anılar biriktirdik, değil mi? O zamanlar hep “Bunu tekrar yapmalıyız, yine böyle aniden yola çıkmalıyız” demiştik. Ama hayat işte, meşguliyetler, koşuşturmalar derken bir türlü bir araya gelemedik. Ama kim bilir, belki bir gün yine aynı spontane ruhla yola çıkarız.
Son olarak, belki hatırlarsın, en son buluşmamızda konuştuğumuz o konuyu hâlâ düşünüyorum. Ne kadar derinlemesine bir analiz yapmıştık, hani şu felsefi tartışmamız vardı ya... Gerçekten de zihnimi meşgul etmeye devam ediyor. O yüzden, yeniden bir araya gelirsek bu konuyu mutlaka daha detaylı tartışmalıyız. Her ne kadar araya yıllar girse de, o sohbetlerin, o paylaşımların izi silinmiyor. Umarım sen de aynı sıcaklığı ve samimiyeti hissetmişsindir. Hayatın bizi farklı yerlere savurduğu bu dönemde, o eski günlerin anıları bana her zaman bir nebze huzur veriyor.
Kendine çok iyi bak dostum! Umarım en kısa zamanda yeniden görüşürüz. Her zaman olduğu gibi, hayatın bizi yeniden bir araya getirmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Yazmayı unutma!
Bir de o bir türlü unutamadığım doğa yürüyüşü vardı. Hani sabahın erken saatlerinde yola çıkmış, gün boyu yürümüştük de farkında bile olmamıştık nasıl geçtiğinin. Yolda karşılaştığımız o yaşlı çiftle yaptığımız sohbet hâlâ aklımda, öyle hikayeler anlatmışlardı ki, seninle aramızda “Acaba biz de onların yaşına geldiğimizde böyle anılar biriktirebilecek miyiz?” diye konuşmuştuk. işte o an, geleceğe dair o kadar güzel hayaller kurmuştuk ki, hâlâ o hayallerin peşinden gitmeye çalışıyorum. Her ne kadar hayatın karmaşası bizi farklı yönlere sürüklemiş olsa da, o günkü heyecanı, o enerjiyi içimde hâlâ hissediyorum. Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı anılar sanki sonsuza kadar taze kalıyor.
Ve tabii o meşhur buluşmalarımız... Ah, hatırlıyorum da, o eski kafede oturup saatlerce kahve içtiğimiz günler... Hani bir keresinde tam kapıdan çıkarken yağmur yağmaya başlamıştı da ıslanmamak için tekrar içeri dönüp bir tur daha kahve söylemiştik. Konuşacak o kadar çok şey bulmuştuk ki, konular hiç bitmemişti; dünya meselelerinden kişisel hayallerimize kadar uzanan uzun sohbetler... O günlerde, sanki tüm dünyanın geri kalanı duruyor da sadece biz varmışız gibi hissediyordum. insan böyle bağlantılar kurunca, zamanın ya da mekanın bir önemi kalmıyor sanırım. Eminim sen de o günleri özlüyorsundur; böylesine derin sohbetleri başka kiminle yapabiliriz ki?
Tabii bir de unutulmaz o seyahat vardı, hani ansızın planlayıp son dakikada çıkmıştık ya. O yolculukta yaşadıklarımız, yaptığımız spontane duraklamalar ve keşfettiğimiz o gizli köy... Hani köy meydanındaki o yaşlı teyze bize ev yapımı reçel ikram etmişti de, onun tarifi üzerine o kadar uzun bir sohbet açılmıştı ki... Seninle her zaman böyle güzel anılar biriktirdik, değil mi? O zamanlar hep “Bunu tekrar yapmalıyız, yine böyle aniden yola çıkmalıyız” demiştik. Ama hayat işte, meşguliyetler, koşuşturmalar derken bir türlü bir araya gelemedik. Ama kim bilir, belki bir gün yine aynı spontane ruhla yola çıkarız.
Son olarak, belki hatırlarsın, en son buluşmamızda konuştuğumuz o konuyu hâlâ düşünüyorum. Ne kadar derinlemesine bir analiz yapmıştık, hani şu felsefi tartışmamız vardı ya... Gerçekten de zihnimi meşgul etmeye devam ediyor. O yüzden, yeniden bir araya gelirsek bu konuyu mutlaka daha detaylı tartışmalıyız. Her ne kadar araya yıllar girse de, o sohbetlerin, o paylaşımların izi silinmiyor. Umarım sen de aynı sıcaklığı ve samimiyeti hissetmişsindir. Hayatın bizi farklı yerlere savurduğu bu dönemde, o eski günlerin anıları bana her zaman bir nebze huzur veriyor.
Kendine çok iyi bak dostum! Umarım en kısa zamanda yeniden görüşürüz. Her zaman olduğu gibi, hayatın bizi yeniden bir araya getirmesini sabırsızlıkla bekliyorum. Yazmayı unutma!
angaraya kızılayın göbeğine budist tapınağı istiyoruz.
Bazı gereksiz insanların hastalık kaparak ölmelerini sağlaması.
Ahaha hayır canım, bu bir kaçağın ırak' tan diyarbekir' e dönüşü serisi; kaçırmışsın sen onu.
Sahiden şabat şalom mu geceler..
istanbul'da iki defa depreme yakalandım.
birincisinde dershanedeydim ve derslerimiz iptal olmuştu. sallanmıştık baya.
ikincisinde ise evdeydim. arkadaşla telefonda konuşuyordum.
bunların hepsi çocukken oldu.
arkadaşım üniversite için istanbul'u seçti. gitme dedim, yapma dedim. yok, orası doğduğum yer, imkanlar orada. peki, doğru tamam ama canından önemli mi? nasıl yurtlarda kalıyorsun?
seneler sonra istanbul'a yolum düştüğünde geçen sene, korkudan uyuyamıyordum. 3 gün kalmıştım. en son rüyamda depremi gördüm. yanımdaki kızı kurtarmak için onu sarıp sarmaladım. kabus gören birisiyim bazı dönemler çokça.
o kadar iç içe ki apartmanlar. deprem olunca tamamiyle bitecek yani. bitecek. bunların farkında olmalarına rağmen her şeyin hem milletimiz tarafından unutulması hem de politikacılar tarafından unutulmasına ne denilmeli, peki? can sağlığınız hiç mi önemli değil? gerçi milletin de eli kolu bağlı. ne yapsın?
umarım depremin ne zaman yaşanacağı bilinmeyen zaman diliminde yeterince insan hayatı kurtarılmaya bir şekilde odaklanılır da insanlarımızın hayatları kurtarılır.
ama pardon, bazı şeyler çok daha önemliydi, değil mi!
birincisinde dershanedeydim ve derslerimiz iptal olmuştu. sallanmıştık baya.
ikincisinde ise evdeydim. arkadaşla telefonda konuşuyordum.
bunların hepsi çocukken oldu.
arkadaşım üniversite için istanbul'u seçti. gitme dedim, yapma dedim. yok, orası doğduğum yer, imkanlar orada. peki, doğru tamam ama canından önemli mi? nasıl yurtlarda kalıyorsun?
seneler sonra istanbul'a yolum düştüğünde geçen sene, korkudan uyuyamıyordum. 3 gün kalmıştım. en son rüyamda depremi gördüm. yanımdaki kızı kurtarmak için onu sarıp sarmaladım. kabus gören birisiyim bazı dönemler çokça.
o kadar iç içe ki apartmanlar. deprem olunca tamamiyle bitecek yani. bitecek. bunların farkında olmalarına rağmen her şeyin hem milletimiz tarafından unutulması hem de politikacılar tarafından unutulmasına ne denilmeli, peki? can sağlığınız hiç mi önemli değil? gerçi milletin de eli kolu bağlı. ne yapsın?
umarım depremin ne zaman yaşanacağı bilinmeyen zaman diliminde yeterince insan hayatı kurtarılmaya bir şekilde odaklanılır da insanlarımızın hayatları kurtarılır.
ama pardon, bazı şeyler çok daha önemliydi, değil mi!
kimsenin karısına kızına yavşamadım. bu kadar doğru karşiim.
yakıştırıyorlar kendilerini bana napim olmaz mı diyim.
Hayatımda şu iki olayın bu kadar hızlı değiştiğini gördüm. Birincisi türkiyedeki enflasyon yükselmesi diğeri true nun evleneceği kadın adayı. Bakalım kim kime fark atacak.*
büyücü müsün sen birader nasıl şeyler giriyorsun lan nickaltlarına demek istediğim yazar. hoşgeldin.
Yarrağı yiyen sadece pornocu değil, sözlük de yemiş belli ki. Başlığa bak, içeriğe bak, rezalet yemin ediyorum!
Betray sen kimin yeni hesabısın acaba. geldin bu başlığı mı buldun bula bulasjdjd.
Arkadaşlar erkek beslemeyi düşünmüyorum teşekkür ederimheeh.
Arkadaşlar erkek beslemeyi düşünmüyorum teşekkür ederimheeh.
Nikotinde de hızını alamamışsın kardeş. Bu kadar içme yazık hasta olursun.
Müzeye versene onları çıkarmışken.