bugün
- kolye59
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak10
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- sözlük obezlerinin fotoğrafları5
- ankara8
- evi ev yapan şeyler14
- sarı teker kim sorunsalı7
- nervio'nun arkadaşının eline asık olmak3
- jeffrey epstein6
- çalışmak isteyen bağyan kişilik4
- anadolu çomarları7
- bileklik19
- fenerbahçe17
- sözlük bitmiş arkadaşlar4
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip7
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı6
- galatasaray19
- yalnızlık ömür boyu2
- tır şoförü olmayı istemek13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- lale2
- beşiktaş17
- uzun yola gitmeyi özlemek2
- bugün sözlüğün sakin olması2
- kedi9
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- giriş yapınca sözlüğün kalitesini yükselten yuzır2
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- kadınların çalışması3
- gül3
- kim kimi neden sevmiyor14
- yogartiksen40
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- anın görüntüsü20
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- benim de devletim olsun diyen kürt11
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- çiçek taksi2
- türkiye17
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- zebra4
- anın fotoğrafı2
- timsah7
- saat4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- ataerkillikten tiksinmek2
- papağan4
- 6 ayda bir yıkanmak5
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
sevdiği entry'ler
insan bir noktada kendine bile yabancı olunca, kalabalığın da bir anlamı kalmıyor. Yalnızlık iliklerine kadar işlemiş oluyor.
Sevgili kalbim!
Neden hâlâ apartman boşluğunun gün ışığı görmeyen penceresinde kuş sesleri beklersin?
-Ali Lidar
Neden hâlâ apartman boşluğunun gün ışığı görmeyen penceresinde kuş sesleri beklersin?
-Ali Lidar
hala çözemediğim ve neden yaptığını anlamadığım bir takım yalanlar.
En asil duyguların insanıdır. Asil kadınlardan hoşlanır.
Bu sebepten kezbanların nefretini kazanır.
Bu sebepten kezbanların nefretini kazanır.
Karşına oturup aptalca bir gururla yaşamanın nasıl bir his oldugunu anlatmak isterdim
Bazı şeyleri ne kabullenebildim, ne de altından kalkarım diye büyüklendim,
Sadece karma seni bana bırakana dek, ben de oluruna bıraktım.
Ne gerek vardı birini mimiklerine kadar sevmeye
Üstelik şu soğuk ülkeyi terk edişime bir bavul uzaklıktayken.
Biliyorum, insan bir kez meyletti mi, zaaf çukuruna düşüyor
şimdi binlerce kilometre uzaktayken bize bakmak daha kolaymış
beni sana getiren her yola minnettarım
Çünkü Sana çıkan her yol kutsal..
Bence biliyorduk ki, bazı anlar ve bazı aşklarda, bir gün bitecek olmanın güzelliği vardı,
Senden önce..
Ama hala öğrenilecek şeyler var,
Elimize yüzümüze bulaştırmadan sevebilirsek eğer,
Bir gün yetinmeyi de öğreniriz elbet
Denizi olmayan iklimleri sevebildiğimiz gibi.
Velhasıl, güzelsin sevgilim..
özlenildiğinde daha da güzelsin.
Bazı şeyleri ne kabullenebildim, ne de altından kalkarım diye büyüklendim,
Sadece karma seni bana bırakana dek, ben de oluruna bıraktım.
Ne gerek vardı birini mimiklerine kadar sevmeye
Üstelik şu soğuk ülkeyi terk edişime bir bavul uzaklıktayken.
Biliyorum, insan bir kez meyletti mi, zaaf çukuruna düşüyor
şimdi binlerce kilometre uzaktayken bize bakmak daha kolaymış
beni sana getiren her yola minnettarım
Çünkü Sana çıkan her yol kutsal..
Bence biliyorduk ki, bazı anlar ve bazı aşklarda, bir gün bitecek olmanın güzelliği vardı,
Senden önce..
Ama hala öğrenilecek şeyler var,
Elimize yüzümüze bulaştırmadan sevebilirsek eğer,
Bir gün yetinmeyi de öğreniriz elbet
Denizi olmayan iklimleri sevebildiğimiz gibi.
Velhasıl, güzelsin sevgilim..
özlenildiğinde daha da güzelsin.
kendisine üzülerek kısa bir hikaye anlatmak istediğim yazar.
hastalıklı mikrop bir gün çük kadarken arkadaşlarıyla inşaat halinde olan izbe mi izbe bir binanın önünde top oynuyorlarmış. bu yazar dostumuz arkadaşları arasında en saf, en temiz ve de en de çüksüz olanı yani korkak olanıymış. gel gör ki inşaata da top kaçtığında bizim gariban gidermiş. diğer arkadaşları da onu cesaretlendirip arkasından da gülerlermiş. ''ahahah enayi enayi! bu salağı da zaten top toplasın diye çağırıyoruz yoksa topta oynayamıyor mala bak ahahha'' diye alay ederlermiş. :((( bunlar yetmezmiş gibi bir gün daha kötü bişi olmuş. bizim saf oğlan yine topu almaya seke seke inşaatın içine doğru giderken karanlıkta bişi görmüş. çok korkmuş, dili tutulmuş birazda altına sıçmış afedersin. çünkü daha önce böyle bir şey hiç görmemiş. gördüğü şey bir palyaçoymuş. ona doğru yaklaşmış ve birazda kısık bir sesle asla bir daha unutamayacağı şu sözcükler dökülmüş dudaklarından : ''tipini skm''.
işte o palyaço benim.
hastalıklı mikrop bir gün çük kadarken arkadaşlarıyla inşaat halinde olan izbe mi izbe bir binanın önünde top oynuyorlarmış. bu yazar dostumuz arkadaşları arasında en saf, en temiz ve de en de çüksüz olanı yani korkak olanıymış. gel gör ki inşaata da top kaçtığında bizim gariban gidermiş. diğer arkadaşları da onu cesaretlendirip arkasından da gülerlermiş. ''ahahah enayi enayi! bu salağı da zaten top toplasın diye çağırıyoruz yoksa topta oynayamıyor mala bak ahahha'' diye alay ederlermiş. :((( bunlar yetmezmiş gibi bir gün daha kötü bişi olmuş. bizim saf oğlan yine topu almaya seke seke inşaatın içine doğru giderken karanlıkta bişi görmüş. çok korkmuş, dili tutulmuş birazda altına sıçmış afedersin. çünkü daha önce böyle bir şey hiç görmemiş. gördüğü şey bir palyaçoymuş. ona doğru yaklaşmış ve birazda kısık bir sesle asla bir daha unutamayacağı şu sözcükler dökülmüş dudaklarından : ''tipini skm''.
işte o palyaço benim.
Eğer zamanında değer verdiğiniz biriyse ve sana yamuk yapmışsa senin vicdanın her şeye rağmen rahatsa ve gene çıkmıyorsa karşı tarafın dövünmesi gerekiyor.Merak etmeyin onun da aklından çıkmıyorsunuz.O sizin kuruntunuz.
Edit: Benim bu, oh be rahatladım.Beni ara sıra huzursuz etse de zaman denen kavramın akışına bıraktım ki benim gibi dostu zor bulur.Zaman ilaçtır olmazsa da ne yapalım gidip yalvaracak değilim.
Edit: Benim bu, oh be rahatladım.Beni ara sıra huzursuz etse de zaman denen kavramın akışına bıraktım ki benim gibi dostu zor bulur.Zaman ilaçtır olmazsa da ne yapalım gidip yalvaracak değilim.
Üzgünüm. Ama sadece üzgünüm demekle yetinebiliyorum, mesela ağlamıyorum senin için, çıldırmıyorum deli gibi veyahut zarar vermiyorum kendime. Bitmiş diyorlar bizim için. Oysaki her zerremle hiçbir şeyin bitmeyeceğine inanmışken her zerremi yaktığımı hiçbir zaman fark etmemiştim. Bugün son bir kez senin için konuştum kendimle. Defalarca küfrettim varlığına, sonra üzülüp özür diledim senin için kendimden. Sahi, nasıl oldu her şey birdenbire çok güzelken? Daha birkaç gün öncesinde birkaç yıl sonramızı düşlemiyor muyduk biz? Yalan mıydı yoksa, ya da aslında bir başkasıyla düşlediklerini benimle diyalog hâline mi getirmiştin? Senden nefret etmemek için seninle yaşadıklarımdan, yaptıklarımdan nefret ettim. Çünkü bilirdim, nefret ettiğin için yaşarsın ve nefret ettiğinle de ölürsün. Başta insanları sevmedim, mavilerden nefret ettim seni hatırlatıyor diye. Uzun saçlarımı kestim, renkten renge soktum. Herkese acıdım senin acımasızlığından nefret edebilmek için, zaten bilirsin bu huyunu da sevmezdim. Sadece sen olduğun için kabullenirdim. Herkesi düşündüm senin düşünmediğin kadar. Neyi sevdiysen nefret edebilmek için hep tam tersini yaptım. Yaptım, yaptım. Sonra bir gün seni yavaş yavaş unuttuğumu fark ettim. ismin soluklaştı hatıramda, kimi unuttum ben dedim. ismin geldi anılarımızla gözümün önüne. Kokun gitti ilk önce, sonra bakışların. Sözlerin, ve yavaş yavaş anılarımız. Unutuyorum seni. ileride gülerek hatırlayacağım bu anılarda ağlıyorum. Vazgeçiyorum artık çünkü uğraştıkça kararıyorsun. Ben de senin gibi olmak istemiyorum. istediğin gibi kal artık, nasıl istiyorsan öyle kal. Ama "herkesin iyi olmasını istediğimi" bilirsin ya, işte sen de güzel kal.
Allahım affet ama bunları kimseye yazmıyorum, şizofrenlik ya işte.
Allahım affet ama bunları kimseye yazmıyorum, şizofrenlik ya işte.
Şey vardır bir de. Geçersin ama o iki kulak arası boş olduğu için çıkarsın. O ihtimali de düşünmek gerek, bu daha acı.
halbuki frank gibi islamı kötüleyip 24 saat akepeyi övseler ne kadar faydalı işler yapmış olurlardı.
Hisler genellikle yanıltmaz. Yanlış verilen kararları hislere yüklemek en büyük yanılgıdır.
Düşünülmesi saçmalıktır. Bakın düşünülmesi diyorum çünkü hayat gerçekten denemeye değer. Yani istediğiniz zaman ben yokum deme şansınız yine olacak ama yaşama şansınız tamamen bitecek. Yaşama değer o kadar çok şey var ki yaşamak denendiği zaman alternatiflerden intihara sıra gelmeyecektir zaten. Anlık kızgınlıkla yapılan girişimler ise hayatta pişman olduğumuz bazı kararlarımızdan sadece biri. Düşünsenize pişman bile olamayacaksınız. Velhasıl kelam intihar çözüm falan değildir. Hem kim hayatın kolay olduğunu söyledi ki? Mücadele zaten bu işin eğlenceli tarafı değil mi? Hayatın zevk alabileceğimiz o kadar çok yönü var ki... Yeter ki umutları yeşertmeyi bilsin insan.