bugün
- hikayeyi devam ettir28
- erkeklerin obur olduğu algısı9
- nickten isim tahmini yapmak59
- pizzada ince hamur tercih eden erkek8
- erector eski nesil hesapları nereden buluyor6
- uysaljakoben15
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey10
- yazarların zeka seviyeleri8
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- kuşkaş4
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı8
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler4
- sadece içmeye gidelim diye arayan arkadaş6
- düşmanlık gösteren hayvan2
- kapalı maraş6
- sözlüğün amına kim koydu2
- ammına koydumun ergenleri7
- kuvvet formülünün analizi4
- bir sözlük kızıyla seks yapmak3
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi4
- kıraça3
- ölüm diyeti3
- melkisedek2
- gocu bak bi6
- sözlükte şer ittifakı oluşması3
- güzel kızların pizza yemesi7
- kagit toplayan cocuk2
- yarrağı boka bulayıp kızartmak3
- ilah5
- piramitlerin yere çakılmış küp olması5
- g'i l d'e d l'i l y sözlüğün en güzel kızıdır5
- kurbağa öpüp prens beklemek9
- mala vurarak çoluğunu çocuğunu geçindiren baba3
- fethullah gülen in türkiye ye dönüş tarihi5
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- arkadaşlar neden bu kadar sıkıcısınız7
- midyeci ahmet3
- kendini mehdi sanmak5
- başlıkların arşivlenmesi3
- kendi arasında muhabbet eden yazarlar3
- doğuyu kürtlere versek ne kaybederiz2
- pizza sehpası3
- aşçı nüvit efendi2
- sözlüğün muhasır medeniyetler seviyesinde olması4
- eğri piramit4
- sözlük erkeklerinin kadın halleri8
- aslan akrep ikizler kadınlarının deli olmaları7
- komutan logar bir cisim yaklaşıyor efendim2
- hayattan zevk alamamak6
- şeker portakalı nı müstehcen bulan meb2
sevdiği entry'ler
Öncelikle şunu söylemeliyim ki her tiroid hashimoto değildir.
Bu Japon kendi bağışıklık sisteminizin kendi tiroid bezine saldırarak onun işleyişini, yapısını bozmasıdır.
Nasıl bir illet olduğunu anlatmaya kalksam çok uzun bir entry olur. Sürekli pullanan kuru deri, donuk ve cansız saçlar kısmını geçiyorum. Çok önemli değil de bu bağışıklık sisteminin kendi kendine saldırdığı ataklar beni oldukça zorluyor.
Abartısız son üç haftalık döngümden bahsedeyim. Uçuk, konuşmamı engelleyecek kadar çok sayıda aft, sonra yine uçuk, o geçince bu sabah yine uçuk ve yeni bir aft.
Ne yapmam gerektiğini şaşırmış durumdayım. Sürekli yorgunluk ve depresif ruh hali kısmını zaten anlatmaya gerek yok.
Bu Japon kendi bağışıklık sisteminizin kendi tiroid bezine saldırarak onun işleyişini, yapısını bozmasıdır.
Nasıl bir illet olduğunu anlatmaya kalksam çok uzun bir entry olur. Sürekli pullanan kuru deri, donuk ve cansız saçlar kısmını geçiyorum. Çok önemli değil de bu bağışıklık sisteminin kendi kendine saldırdığı ataklar beni oldukça zorluyor.
Abartısız son üç haftalık döngümden bahsedeyim. Uçuk, konuşmamı engelleyecek kadar çok sayıda aft, sonra yine uçuk, o geçince bu sabah yine uçuk ve yeni bir aft.
Ne yapmam gerektiğini şaşırmış durumdayım. Sürekli yorgunluk ve depresif ruh hali kısmını zaten anlatmaya gerek yok.
basitçe anlatacak olursak ışık ışınını önce iki hüzmeye ayırıp, sonra bir faz farkıyla paralel halde cisme yollayıp yansıtarak cisimden üç boyutlu görüntü almayı sağlar.
elektron mikroskobuna benzer amaçlarla kullanılır. yüzey topolojisinde bazen arkada kalsa da özellikle saydam cisimler ve ince filmlerde çok etkilidir.
pek çok ışık kaynağıyla denenmiştir ve çalışmıştır, ama has olanı yeşil lazerle yapılır bunun.
elektron mikroskobuna benzer amaçlarla kullanılır. yüzey topolojisinde bazen arkada kalsa da özellikle saydam cisimler ve ince filmlerde çok etkilidir.
pek çok ışık kaynağıyla denenmiştir ve çalışmıştır, ama has olanı yeşil lazerle yapılır bunun.
--spoiler--
hayata bi daha gelsem ikizler burcu olmak isterdim ya ne güzel kafa rahat.
--spoiler--
Gereksiz düşmanlıklarla uğraşıp durduğun bir çocukluğun, eh parlak bir zeka ve küstahlık olunca normal, aa sen ikizler misin dengesizsindir sen şimdi imalarıyla dolu bir yetişkinliğin oluyor... tavsiye etmem...
hayata bi daha gelsem ikizler burcu olmak isterdim ya ne güzel kafa rahat.
--spoiler--
Gereksiz düşmanlıklarla uğraşıp durduğun bir çocukluğun, eh parlak bir zeka ve küstahlık olunca normal, aa sen ikizler misin dengesizsindir sen şimdi imalarıyla dolu bir yetişkinliğin oluyor... tavsiye etmem...
tıpkı oğlak burcu gibi her an çılgınlık yapmaya meyilli insanı tedirgin eden bir durgunlukları var.
deutsch değildir.
yetişin gençler, sözlüğe rönesans geldi.
Aga bee, neyse artık eksilere sinirimden üçüncü sayfa haberi oluruz seninle. Kısmetimiz buymuş, ne yapalım.
madde satan birader hedesi.
imam gazzali'nin elbette ki bir felsefesi vardır. zira kendisi bir kelamcıdır. kelam da, allah'ın varlığını ve birliğini aklen ispat etmeyi amaçlayan bir islamî ilim dalıdır. rey, içtihat, kıyas gibi metodlarla bu iş sürdürülür. bunların hepsi mantığın ve felsefenin alanına girer. son dönem şafiiler, hanefiler ve ehli sünnet alimlerinin çoğu bu metodları kullanmıştırlar ve öyle veya böyle felsefe yapmıştırlar. imam gazzali de, yalnızca salt akla (ratio) dayanan felsefeyi reddetmiştir. madem burada bir bilgi eksikliği var, birkaç noktaya temas etmeye çalışacağım ki, sözlük erbabı gerçekleri bilsin. ''doğru mu samet?'' diye sağa sola sormak zorunda kalmasın.
bu konuyu anlamak için islam'daki akımları bilmeniz lazım. bunlar 3 çeşittirler: akılcılar, nakilciler ve sufiler. felsefeye karşı en menfi tutumu takınanlar nakilcilerdir. yani ''selefiyye'' sınıfıdır. kimdir bunlar? bunlar, ehli sünnetten önceki ilk dönem islam alimlerinin mezhebidir. yalnızca nakle dayanırlar, akla önem vermezler. malikiler, hanbeliler, zahiriler ve ibn teymiyye ekolünü bunlardan sayabiliriz. mesela imam malik şöyle demiştir:
''allah'ın 'bugün sizin dininizi kemale erdirdim' mealindeki ayeti indiği zaman islam'da olmayan şeyler, şuanda da islam'da yoktur.''
burada ne demeye çalışıyor imam malik? diyor ki: allah sana felsefeyi mi indirdi de, felsefe yapıyorsun? allah'ın kitabı ve sünnet bize yeter, buna lüzum yoktur.
ibnu's salah da felsefeye adeta saydırıyor ve mantık hakkında şunları söylüyor: ''mantık, felsefeye giriş sanatıdır. kötülüğe giren bir şeyin zaten kötü olduğu, kendiliğinden ortaya çıkar!'' bu zatlar, abbasiler devrinde felsefenin gelişmesine rağmen islam devletinin adeta çökme noktasına gelmesinden, felsefeyi sorumlu tutar ve derler ki: ''felsefe iyi bir şey olsa, zaten bu noktaya gelmezdik. o halde, selefe sarılmalı'' bu ekol sonraki dönemleri etkilemiştir. selahaddin eyyubi bu kafadaki ulemayla işbirliği ederek, suhreverdî adındaki felsefeci ve mutasavvıfı öldürmüştür. sevenleri onu, ''el şehid'' diye anarlar. lakabı da ''katledilen'' manasında, ''el maktul''dur.
imam nevevi de ilk dönem şafiilerindendir, felsefeyi hoş görmez.
ibn haldun, tarihteki ilk sosyal ilimcidir, tarihi ilk defa ''bilim'' sınıfına sokmuştur. şöyle demiştir:
''felsefe, şeriatla zıt düşer; felsefeyle iştigal edenin, taklitçilerinden başka yatacak yeri yoktur!'' ancak kendisi, kelama dayalı felsefeyi hoş görmüştür, yani bir gazalicidir.
akılcılar da aklı nakilden önceye koyan, tevilden yana olan fırkadır ve felsefe, bunların ana silahıdır. başlarında mu'tezile'yi sayabiliriz. mu'tezile ehli sünnet dışı bir fırka olmasına rağmen, islam'ın ana savunma mekanizmasını kuran mezheptir. kıyas ve rey ile tevhidi teslise karşı savunmuşlardır. ibn rüşd, farabi ve el-kindi (bazı söylentilere göre) mu'tezile ekolüne mensup filozoflardır.
sufilerse, tasavvufçulardır. onlar da felsefeye iyi nazarla bakarlar. imam rabbani mesela. bunlar da yalnızca saf akla dayanan ve kural tanımayan düşünceye karşıdırlar. mesela,
mevlana cafer sadık'tan naklen şöyle diyor:
evvela an kes ki kıyasha nemud,
piş-e evar-e huda iblis bud.
bu şu demek: kıyas metodunu ilk kullanan, allah'a karşı gelen iblistir. bilinir ki şeytan allah'a ''adem topraktan bense ateştenim, ben daha hayırlıyım'' demişti. yani kıyas, allah nizamı içinde yapılmazsa insanı küfre götürür. yine mevlana,
''akl-e cuzi, der serheş çü har der gil'' diyerek, saf aklı yani ratio'yu, çamura batmış eşeğin acizliğine benzetmektedir. ancak külli manada bir aklın insana yardımcı olacağını inkar etmez mevlana. ibni arabi de, ''hikmeti kim sevmez ki, lakin üzerinde düşünmeli!'' demiştir.
tüm bunların dışında (ve aynı zamanda içinde), orta yolu tutan mezhep, ehli sünnet ve'l cemaat alimleri ve kelamcılarıdır. bunlar salt akla ve felsefeye, eski yunan helenistik felsefesine dayanan ve bu ekollerin islam'a sokuşturulmasına karşı olan alimlerdir. mesela aristo felsefesini islam'a sokuşturup duran farabi ve ibn sina'ya bu kesim reddiye yazmıştır. bu felsefeye karşı değil, eski yunan felsefesinin islam'ın içine sokuşturulmasına karşı olan sistemli bir savunma biçimidir. aynı zamanda bu kelamcılar; kıyası, reyi ve içtihada dayalı görüş beyan etmeyi caiz bulup, teşvik ederler. hanefiler, şafiiler bu ekole mensupturlar. mu'tezile'ye karşı koymak için onların silahını öğrenmeye çalışmışlardır. zira mu'tezile ekolü ile felsefe bilmeden baş etmek, mümkün değil idi.
imam gazzali de bu çizgide birisiydi. farabi ve ibn sina'yı tam 13 noktada bid'atçi ve 3 noktada küfürle itham etmiş, ''akıllı olun'' demiştir. ibn rüşd de gazzali'ye karşı felsefeyi savunmak adına farabi ve ibn sina'nın yanında yer almıştır. ancak o da, bazı konularda gazzali'yi haklı bulmaktan kendini alamamıştır. ibn haldun da gazzali ekolünde yer almış, tarih boyunca ''gazzali ekolü'' ve ''ibn rüşd'' ekolü çarpışmıştır. fatih sultan mehmet, döneminde alaaddin et- tusu ile muslihiddin mustafa'ya bu tartışmayı canlandırmaları emrini vermiştir örneğin. batıda da leibniz'e karşı clarke ve ibn rüşdçülüğe karşı saint thomas ile albert le grand gazalici bir metod izlerler.
taşköprüzade de felsefeyle din uyumunu konu ederek: ''...gerçi zahire muhaliftir lakin tahkik olunursa, her vech (yön) ile birbiri ile tokalaşır ve kucaklaşır'' demiştir. yani felsefe allah'ın dini ile uyumlu çalıştığında elbette ki kişiyi allah'a götürür. imam şafii de bu konuya dikkat çekerek: ''önce ehli sünnet itikadını öğren, sonra kelamda derinleş. yoksa zındık olursun'' diyor. önce itikad, sonra iman tahkiki...
bu girizgahtan sonra imam gazzali'nin felsefesi çok daha rahat anlaşılır diye umuyorum. imam gazzali ''kur'an'da ne yazıyorsa odur, akla lüzum yoktur'' falan demiş bir adam değildir. bilip bilmeden atmayalım arkadaşlar. imam gazzali felsefesi, tüm dünyada ses getirmiştir, kitapları onlarca dile çevrilmiştir. ibn rüşdçülükle gazzalicilik tarih boyunca tartışılan iki ekol olmuştur. bu ekoller, islam'la da pek alakalı değildir. ''akıl mı, sezgi mi'' tartışmasıdır daha çok.
bunlar dikkate alınmadan, imam gazzali felsefesi değerlendirilemez, imam gazzali de küçümsenemez.
imam gazzali adam gibi adamdır.
allah kendisinden razı olsun, bizi kendisiyle haşretsin inşallah.
not: daha doğu hikmeti kurmaya çalışan filozoflar var. ibn sina'nın fikirlerinden nasıl döndüğünü, aristoculuktan islam'a dönüş yapmaya çalıştığını anlatırdım ancak çok uzuyor. bu bilgileri ben, prof. dr. mehmet bayrakdar'ın ''islam felsefesine giriş'' kitabından öğrendim. geniş bilgi için okuyunuz. diyanet vakfı yayınlarından çıktı.
edit: imla
bu konuyu anlamak için islam'daki akımları bilmeniz lazım. bunlar 3 çeşittirler: akılcılar, nakilciler ve sufiler. felsefeye karşı en menfi tutumu takınanlar nakilcilerdir. yani ''selefiyye'' sınıfıdır. kimdir bunlar? bunlar, ehli sünnetten önceki ilk dönem islam alimlerinin mezhebidir. yalnızca nakle dayanırlar, akla önem vermezler. malikiler, hanbeliler, zahiriler ve ibn teymiyye ekolünü bunlardan sayabiliriz. mesela imam malik şöyle demiştir:
''allah'ın 'bugün sizin dininizi kemale erdirdim' mealindeki ayeti indiği zaman islam'da olmayan şeyler, şuanda da islam'da yoktur.''
burada ne demeye çalışıyor imam malik? diyor ki: allah sana felsefeyi mi indirdi de, felsefe yapıyorsun? allah'ın kitabı ve sünnet bize yeter, buna lüzum yoktur.
ibnu's salah da felsefeye adeta saydırıyor ve mantık hakkında şunları söylüyor: ''mantık, felsefeye giriş sanatıdır. kötülüğe giren bir şeyin zaten kötü olduğu, kendiliğinden ortaya çıkar!'' bu zatlar, abbasiler devrinde felsefenin gelişmesine rağmen islam devletinin adeta çökme noktasına gelmesinden, felsefeyi sorumlu tutar ve derler ki: ''felsefe iyi bir şey olsa, zaten bu noktaya gelmezdik. o halde, selefe sarılmalı'' bu ekol sonraki dönemleri etkilemiştir. selahaddin eyyubi bu kafadaki ulemayla işbirliği ederek, suhreverdî adındaki felsefeci ve mutasavvıfı öldürmüştür. sevenleri onu, ''el şehid'' diye anarlar. lakabı da ''katledilen'' manasında, ''el maktul''dur.
imam nevevi de ilk dönem şafiilerindendir, felsefeyi hoş görmez.
ibn haldun, tarihteki ilk sosyal ilimcidir, tarihi ilk defa ''bilim'' sınıfına sokmuştur. şöyle demiştir:
''felsefe, şeriatla zıt düşer; felsefeyle iştigal edenin, taklitçilerinden başka yatacak yeri yoktur!'' ancak kendisi, kelama dayalı felsefeyi hoş görmüştür, yani bir gazalicidir.
akılcılar da aklı nakilden önceye koyan, tevilden yana olan fırkadır ve felsefe, bunların ana silahıdır. başlarında mu'tezile'yi sayabiliriz. mu'tezile ehli sünnet dışı bir fırka olmasına rağmen, islam'ın ana savunma mekanizmasını kuran mezheptir. kıyas ve rey ile tevhidi teslise karşı savunmuşlardır. ibn rüşd, farabi ve el-kindi (bazı söylentilere göre) mu'tezile ekolüne mensup filozoflardır.
sufilerse, tasavvufçulardır. onlar da felsefeye iyi nazarla bakarlar. imam rabbani mesela. bunlar da yalnızca saf akla dayanan ve kural tanımayan düşünceye karşıdırlar. mesela,
mevlana cafer sadık'tan naklen şöyle diyor:
evvela an kes ki kıyasha nemud,
piş-e evar-e huda iblis bud.
bu şu demek: kıyas metodunu ilk kullanan, allah'a karşı gelen iblistir. bilinir ki şeytan allah'a ''adem topraktan bense ateştenim, ben daha hayırlıyım'' demişti. yani kıyas, allah nizamı içinde yapılmazsa insanı küfre götürür. yine mevlana,
''akl-e cuzi, der serheş çü har der gil'' diyerek, saf aklı yani ratio'yu, çamura batmış eşeğin acizliğine benzetmektedir. ancak külli manada bir aklın insana yardımcı olacağını inkar etmez mevlana. ibni arabi de, ''hikmeti kim sevmez ki, lakin üzerinde düşünmeli!'' demiştir.
tüm bunların dışında (ve aynı zamanda içinde), orta yolu tutan mezhep, ehli sünnet ve'l cemaat alimleri ve kelamcılarıdır. bunlar salt akla ve felsefeye, eski yunan helenistik felsefesine dayanan ve bu ekollerin islam'a sokuşturulmasına karşı olan alimlerdir. mesela aristo felsefesini islam'a sokuşturup duran farabi ve ibn sina'ya bu kesim reddiye yazmıştır. bu felsefeye karşı değil, eski yunan felsefesinin islam'ın içine sokuşturulmasına karşı olan sistemli bir savunma biçimidir. aynı zamanda bu kelamcılar; kıyası, reyi ve içtihada dayalı görüş beyan etmeyi caiz bulup, teşvik ederler. hanefiler, şafiiler bu ekole mensupturlar. mu'tezile'ye karşı koymak için onların silahını öğrenmeye çalışmışlardır. zira mu'tezile ekolü ile felsefe bilmeden baş etmek, mümkün değil idi.
imam gazzali de bu çizgide birisiydi. farabi ve ibn sina'yı tam 13 noktada bid'atçi ve 3 noktada küfürle itham etmiş, ''akıllı olun'' demiştir. ibn rüşd de gazzali'ye karşı felsefeyi savunmak adına farabi ve ibn sina'nın yanında yer almıştır. ancak o da, bazı konularda gazzali'yi haklı bulmaktan kendini alamamıştır. ibn haldun da gazzali ekolünde yer almış, tarih boyunca ''gazzali ekolü'' ve ''ibn rüşd'' ekolü çarpışmıştır. fatih sultan mehmet, döneminde alaaddin et- tusu ile muslihiddin mustafa'ya bu tartışmayı canlandırmaları emrini vermiştir örneğin. batıda da leibniz'e karşı clarke ve ibn rüşdçülüğe karşı saint thomas ile albert le grand gazalici bir metod izlerler.
taşköprüzade de felsefeyle din uyumunu konu ederek: ''...gerçi zahire muhaliftir lakin tahkik olunursa, her vech (yön) ile birbiri ile tokalaşır ve kucaklaşır'' demiştir. yani felsefe allah'ın dini ile uyumlu çalıştığında elbette ki kişiyi allah'a götürür. imam şafii de bu konuya dikkat çekerek: ''önce ehli sünnet itikadını öğren, sonra kelamda derinleş. yoksa zındık olursun'' diyor. önce itikad, sonra iman tahkiki...
bu girizgahtan sonra imam gazzali'nin felsefesi çok daha rahat anlaşılır diye umuyorum. imam gazzali ''kur'an'da ne yazıyorsa odur, akla lüzum yoktur'' falan demiş bir adam değildir. bilip bilmeden atmayalım arkadaşlar. imam gazzali felsefesi, tüm dünyada ses getirmiştir, kitapları onlarca dile çevrilmiştir. ibn rüşdçülükle gazzalicilik tarih boyunca tartışılan iki ekol olmuştur. bu ekoller, islam'la da pek alakalı değildir. ''akıl mı, sezgi mi'' tartışmasıdır daha çok.
bunlar dikkate alınmadan, imam gazzali felsefesi değerlendirilemez, imam gazzali de küçümsenemez.
imam gazzali adam gibi adamdır.
allah kendisinden razı olsun, bizi kendisiyle haşretsin inşallah.
not: daha doğu hikmeti kurmaya çalışan filozoflar var. ibn sina'nın fikirlerinden nasıl döndüğünü, aristoculuktan islam'a dönüş yapmaya çalıştığını anlatırdım ancak çok uzuyor. bu bilgileri ben, prof. dr. mehmet bayrakdar'ın ''islam felsefesine giriş'' kitabından öğrendim. geniş bilgi için okuyunuz. diyanet vakfı yayınlarından çıktı.
edit: imla
Bugün bir tane girdim, hiç ilgi görmedi. Küstüm.
kurucusu benim. başbirader bey de erecto biraderdir.
önemli bir hatırlatmadır. kavga edenleri görünce çok üzülüyorum, kardeş kardeş geçinmeyi beceremiyorsunuz bir türlü. yakışmıyor buranın sıcak ve samimi aile ortamına.
psikolojiye merak salan herkesin bir noktada uğradığı iki popstar figürü olduklarını düşünüyorum. onun dışında ikisinin de fikirlerinin güncel psikoloji camiasınca kabul edilme durumları sanıldığı kadar yok.
bir yazarın mininuste duydukları beni tebessum ettiriyor:
iki arkadas:
-yagmur yagıyor.
-yagsın bana ne..
-işe gec kalıyoruz.
-kalalım. sanki cok onemli insanlarız.
iki arkadas:
-yagmur yagıyor.
-yagsın bana ne..
-işe gec kalıyoruz.
-kalalım. sanki cok onemli insanlarız.
Adamlar süper namaz kılıyor onun için eğonomi çoğ eyi.
Boşver ihtiyar guru gürültüyü.
Bir sorunsal. Cevabı bilenler bilgi versin. Ona göre hazırlık yapalım.
inme olarak insin ama sana insin hedesidir.
bir kurban lazım ailesinin yetiştirmedeki eksiklerinin günah keçisi kim olsun başka?
daha eskiden de başka müzik gruplarına atarlardı bunlar işte bunlar hippi bunlar metalci vs.. her dönem bir günah keçisi.
daha eskiden de başka müzik gruplarına atarlardı bunlar işte bunlar hippi bunlar metalci vs.. her dönem bir günah keçisi.