sevdiği entry'ler

arkadaşlar kova erkeğinden olur mu

burcuna değil de karakterine bakıp gerçekten tanıyıp olur mu olmaz mı diye düşünmek daha mantıklı bence. bir kesime iyi bi kesime kötü diyerek akrep kindar olur yok oğlak işkoliktir gibi önargılarla zaten bir şey olmaz. insanlar kendini bi yere ait hissedip o role burçlarda bile kaptırabiliyor örneğini gördüm. bunun dışında balık olup duygusallığın d'sini taşımayan. terazi olup da o çok denilen dengeyi tutturamayan. şimdi gelip ama yükselen, ay, venüs burcu cart curt var diyebilirsiniz. o zaman gidip çok daha detaylı bi araştırma yapın derim malum hayatınıza girecek kişiyi tanıyarak değil de bu şekilde öğrenmek istiyorsunuz.

game of thrones taki kerhaneci

ömrü hayatı yurtdışında geçecek, türkiye'ye hiçbir zaman gelmeyecek yahut gelemeyecek. ancak her daim bura hakkında konuşacak.

adeta bir laneti yaşıyor, haberi yok.

kendine ait bir hayata sahip değil. olmadığı için tüm vaktini buralarda geçiriyor. var olduğu ülkeye dair herhangi bağı yok, bir sığıntı/kaçak olduğu gerçeği daima yüzüne çarpıyor.

buraya gelme ihtimali de yok, tamamen arafta kalmış vaziyette.

bu hissi üstünden atmak adına 7/24 türkiye hakkında konuşup durmak dışında bir şey yapamıyor. cehennem azabını iliklerinde tadıyor.

mahallenin bilirkişileri

başkasının hayatını kendi aklıyla ölçüp biçme merakı.

ne gariptir, herkes kendi hayatının dosyasını masanın altına sıkıştırıp başkasınınkine bilirkişi olmaya pek hevesli. ne yapmalıydın, kiminle evlenmeliydin, ne kadar kazanmalıydın, ne zaman çocuk sahibi olmalıydın; memleketin ortak aklı bütün bunlara dair şaşmaz hükümler dağıtıyor. kendi hesabı kabarık olanın bile elinde nedense başkasına verecek kadar fazla fetva bulunuyor.

oysa herkesin hayatı uzaktan bakınca daha düzenli görünüyor. yaklaşınca faturası, kusuru, yalnızlığı ve ödenmemiş bedeli çıkıyor.

başkasının hayatına hüküm vermeden önce kendi dosyanızı bir açın derim. malum, bilirkişilik kolay; yaşamak biraz daha zahmetli.

tşkrler.

delilik

aklın çizgiyi aştığı yerden ziyade, çizginin neye göre çekildiğini sorgulatmaya başlayan hal.

kimi delilik diye anılır, kimi de deha. aynı hareketi birinde görünce “yazık”, diğerinde görünce “vizyon” denir. ölçü çoğu zaman davranışta değil, kimin yaptığına ve kalabalığın onu nereye koyduğuna göre değişir. toplumun makul dediği şey de zaten her zaman akıllıca olmuyor; yalnızca yeterince uzun süre tekrar edilmiş oluyor.

biraz taşınca tuhaf, fazla susunca soğuk, kalıba girmeyince sorunlu bulunuyorsun. derken herkes kendi küçük deliliğini saklayıp başkasınınkine teşhis koymaya başlıyor.

belki de delilik, bazen yalnızca çoğunluğun istediği kadar normal olmamaktır.

tşkrler.

z kuşağı kızlarının escort gibi olması

Hoca demis ya: hirsizin hic mi sucu yok?

Kusaklari boylesine asagilik bir kaliba sokmayin, yakismiyor.

Ayrica z kusagini dunyaya getiren buyuten kim? Y ve z kusagi degil mi sk kafalilar?

Herkes once kapisinin onundeki b.ku temizlesin!

amed sporlu bir kızı hoplatmak

sadece amed spor'luysa ayıp.ama yok o "amed'çilik "politikse o zaman vur patlasın çal oynasın.

camilerin propaganda üssüne dönüşmesi

uzun uzun yazılacak konu.

zaten allah konunun ne olduğunu bize kur'an da (Tevbe Suresinin 107-110) anlatıyor.
peygamberimiz de gidip o camiyi yıkıyor.

bakınız: kur'an da anlatılan dırar mescidi/mescid-i dırar, bu ayetlerde sözkonusu mescitin zarar verme (dırâr) inkar etme, Müslümanlar arasında ayrılık çıkarma, nifak sokan cami.
daha önce Allah ve Resulune karşı savaşanlara gözetleme yeri hazırlama amacıyla yapıldığı, münafıkların bu amaçlarını gizlemek için "Biz sadece iyilik yapmak istiyorduk" diye yemin ettikleri, buna rağmen yalancı oldukları belirtilerek şöyle buyuruluyordu: "Ey Nebi! Bu mescitte asla namaza durma. Şüphesiz ki başlangıcından itibaren takva üzere kurulan mescitte namaz kılman daha hayırlıdır. O mescitte kendilerini maddi ve manevi kirlerden temizlemeyi seven adamlar vardır. Allah kendisini temizleyenleri sever. Binasının temelini Allah'tan korkma ve rızasını kazanma esası üzerine kuran mı, yoksa binasını bir uçurumun kenarına kurupta onunla Cehennemin ateşine göçen mi daha hayırlıdır! Allah zalimler güruhunu doğru yola sevketmez. Yürekleri paramparça oluncaya kadar yaptıkları o mescit daima bir şüphe kaynağı olarak kalblerinde kalacaktır. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir" (et-Tevbe, 9/107-110.

camilerin propaganda üssüne dönüşmesi

ne yazık ki toplumsal ve dinsel birliğin yuvası olması gereken bu ibadethaneler son ikişer 10 yılda ayrıştırıcı ve kamplaştırıcı fitne tohumlarının saçıldığı yerler haline geldi. camiye siyaset sokmak bu ümmete yapılmış siyonist bir kumpastır.

camilerin propaganda üssüne dönüşmesi

Ne denli tehlikeli olduğunu özetliyor.
Orta Çağ Avrupa'sında ki kiliselere döndüler.

kekini yerim senin diyen erkek

Bana demiyodur kesin..

ölümden korkuyor musunuz

Ölümden korkmak insanın fıtratı gereğidir. Burada korkuyu incelemek lazım, düğümü bu inceleme çözebilir. Örneğin, evet ben de Ölümden korkarım ama korku nedenim, ölecek olmam degil. gunahlarimdan dolayı, yüce Allah'ın huzuruna nasıl çıkacağım korkusudur.

idealizm vs materyalizm

Modern dünyanın sorunlarının çoğunu aşmakta yaşadığınız zorlukların temel nedeni, bu zorlukların tam anlamıyla "gerçeklere" dayanmaması; aksine, totaliter demokratik Batı rejimlerinin insanları kontrol etmesine olanak tanıyan aldatıcı çerçevelemelerin kullanılmasından kaynaklanmasıdır.

Bunun bir örneği olarak, modern düşüncede arketiplerin veya ideal olanın yokluğu gösterilebilir. Moderniteyi çözümlemeye başlayıp biraz ilerlediğinizde, 'ideal' olanın yokluğunu hemen fark edersiniz ve bu yokluk ya da nihil aslında pek de mantıklı gelmez. Bununla kastettiğim, bir materyalistin felsefi olarak tüm gerçekliğin dokunabileceğiniz fiziksel maddeden ibaret olduğuna inanan kişi olmasıdır.

idealistler ise gerçekliğin, ideal prensipler veya tanrı gibi, fiziksel olarak dokunamayacağınız prensipler tarafından ayakta tutulduğunu düşünürler. Tarihteki çoğu toplum idealistti; buna ek olarak, çoğunlukla önemli ölçüde materyalizmle harmanlanmış idealist toplumlar da vardı. Modern, endüstriyel, totaliter demokratik dünya ise tarihteki tek materyalist medeniyettir.

Modernite, fizik yasaları veya Darwinci seçilim gibi bazı ideallerin gerçek olduğunu kabul ederken, Antik veya Orta Çağ'da inanılan diğer idealleri ise reddediyor. Materyalizmi daha uzun süre ve derinlemesine inceledikçe, materyalist anlayış daha da mantıksız bir hâle geliyor; çünkü maddi olanı analiz etmeye kalkıştığınızda, bunu yapabilmek için ideal standartlara başvurmak zorunda kalıyorsunuz.

Örneğin, neredeyse herkesin gerçek olduğu konusunda hemfikir olabileceği fizik yasaları veya gerçekliği kontrol eden ideal prensipler böyledir. Yerçekimine dokunamazsınız; ancak yerçekimi maddeye tamamen hükmeder. Darwinizm, yaşamı kontrol eden ideal bir prensip veya yasanın bir diğer örneğidir. Darwinizme direnen yaşam formları onun altında ezilir. Bu, bir "ideal" olarak Darwinizm'in "materyal" içinde dokunabileceğiniz hayvan türlerinden daha gerçek olduğu anlamına gelir. Fakat yine de Darwinizm'e dokunamazsınız. Sonuç olarak, çevrenizi anlamlandırmak için belirli tarihsel bağlamın dışında var olan evrensel ilkelere veya prensiplere ihtiyacınız vardır. Örneğin, hem sizin hem de Antik Yunanların bir akıl ve adalet kavramı vardı. tarihe baktığınızda, maddi varlıklarını akıl veya adaletin soyut kavramlarıyla eşleştirmeyi başaran toplumların, bunu başaramayanlara göre önemli ölçüde daha iyi performans gösterdiğini görürsünüz; bu gerçek tüm tarihî kanıtlarla desteklenmektedir. Mülkiyet haklarına ve hukukun üstünlüğüne sahipseniz, ülkeniz zenginleşecektir.

Tarihteki başarılı medeniyetlerin marifeti, aslında maddi varlıkları bu soyut kavramlarla uyumlu hâle getirmeye çalışmaktır; bunu politika, kolluk kuvveti veya benzeri yollarla yapabilirsiniz ki bu da dine çok benzemektedir. Din, maddi yaşamınızı ideal ilkelerle uyumlu hâle getirme sürecidir.

Ancak nazik dikkatlerinizi çekmek istediğim nokta, bu anlayışta örtük olarak yatan şudur: kusursuz laboratuvar koşullarında varlığını doğrulanamadığınız; ancak pratikte insanlık hâlinin neredeyse tamamı için geçerli olan akıl veya adalet gibi idealar, sizin onları birer değer olarak algılayıp algılamamanızdan bağımsız olarak var olurlar; çünkü onlara inanmayı veya değer vermeyi bırakan bir toplum yine acı çekecek ve tarihin yasaları altında ezilecektir. Bu prensipler kendilerine uymayanları cezalandırma gücüne sahip. Bu kulağa fazlasıyla tanrı gibi geliyor mu?

insanlığın binlerce yıl boyunca dinle özdeşleştirdiği tarihî metinlerin içeriğindeki bilgilerin, bilimsel olarak doğruluğu ya da yanlışlığı, materyal düzeyde hayatınızı düzenleyen ideallerin veya Tanrı'nın var olduğuna ya da olmadığına dair bir argüman olarak kullanılamaz. Nihil size hiçbir şey sunmadığı gibi hiçbir şey de vaat etmiyor. Dejenerasyonun dinlerin biçimsel kurallarından bağımsız olarak tamamen sizinle gerçeklik arasındaki etkileşimle alakalı olduğunu biliyorsunuz. Dejenerasyonun sizi götüreceği tek yön yokluk ve hiçliktir.

Ahmak olmayın. Dejenerasyondan uzak durun.

Eylül 18, 2026

mert arslan

uludağa reklam veren adama güvenemem ben.

uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı

tabi tabi ne kadar sıcak birbirimizi siksek az geliyor buradan aile maile olmaz unutun.

antipanik

Ulan yine kim karışıyor benim amcaoğluna.

kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak

Çok bekarım

sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz

Bugün egay sucukcu günüymüş.
Akademik alana ve edebiyata dair yazdıklarını seviyorum. Sözlüğe farklı bir ses ve yorum katan yazarlardan.
Fazla şımartamadım, kusura bakmayın. Abartmadan övmek, realist olmak bana daha uygun.

tanrı olsaydi dünyadaki kötülüklere ayar verirdi

dünyanın yaratılış amacına ters. herkes iyi olsaydı zaten yaratılmazdık.
© copyright 2005 - 2026