bugün
- online yazar sayısında azalma2
- 30 ağustos zafer bayramı5
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- gebze fm3
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı24
- güne bir atatürk sözü bırak2
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi19
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız23
- 30 ağustos kurtuluş savaşı'nın sonu2
- sarapci koala73
- rafael leao31
- salih mirzabeyoğlu5
- sözlük yazarlarının nahları9
- ben geldim naneler8
- büyük taarruz4
- arkadaşlar hesabı silicem14
- antipanik12
- aleksey batrakov9
- menzil cemaati ne üretiyor7
- tai lung36
- günün sözü24
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- para harcamayı sever misiniz6
- fenerbahçe23
- velvet23
- legacy kod2
- alevilerin atatürk sevgisinin abartılması4
- türkiye ekonomide çin'i örnek almalıdır7
- bir şey soracağım5
- radyo mavi2
- melih gökçek6
- cem yılmaz'ın kalp krizi geçirmesi3
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- türkiye18
- hayatı dar eden aile4
- galatasaray8
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist7
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi24
- futbol9
- birader bay beyler3
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak7
- mesih gelse kimsenin inanmayacak olması6
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- kapadokya27
- ateistlerin yaşama amacı28
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı7
- s'i l v'e r m'i s t4
- kendin hakkında bir gerçek bırak3
- deccal7
"Haftada 45 pound alırsınız, üretim hattında
ve 15'i vergiye gider,
Bayan Thatcher'ın nükleer rahmi şişer"
To the Punks of Dawlish, 1979
1997'de yetmiş bir yaşında ölen Allen Ginsberg, Yahudiydi, gay'di ve sosyalist bir anne - babanın çocuğuydu. Şairliğiyle ün ve para kazanmadan, dile düşmeden önce denizci, bulaşıkçı, kaynakçı ve gece bekçisi olarak çalıştı. Eşi Naomi, radikal bir komünist ve bastırılamaz bir nudistti. Genç yaşta, delirdi. Ginsberg'in utangaç ve karmaşık çocukluğu Paterson'da geçti. Bütün çocukluk öyküsü annesiyle ilgili tuhaf ve korkulu bölümlerle doludur. Annesi tehlikeli bir paranoyaktı; bütün bir ailenin hatta dünyanın kendine karşı planlar yaptığını düşündüğünde bile tek güvendiği kişi Allen'dı. Bu duygusal çocuk, çevresinde neler olup bittiğini anlamaya çalıştığında genellikle içinde olup bitenlerle savaşmak zorunda kalıyordu.
walt Whitman'ın şiirlerini lise yıllarında keşfetti ancak babasının tavsiyelerine uyarak şiir ilgisini bir yana bıraktı ve bir iş hukuk avukatı olarak kariyerini inşa etmeye başladı. Ama Columbia Üniversitesi'nin ilk yıllarında karşılaştığı vahşi ruhlar -ki bunlardan bir tanesi Jack Kerouac, öğrenci olmayanlardan biri de Burroughs'tu- bu planlarını çabucak değiştirdi.
Bu küçük filozof grubunun her üyesi, eşit biçimde kafayı uyuşturucu, suç, seks ve edebiyata takmışlardı. Bu grubun en genç ve en masum üyesi olan Ginsberg, diğerlerinin edebi yetilerini geliştirmelerine yardımcı olurken, grup üyeleri de karşılığında Ginsberg'in romanlarda bulunan cinsten naifliğini kırmasına yardımcı oluyorlardı. Columbia'da başlayan üniversite öğrenimi, kısa bir süre sonra, çalışmaları konusunda hiç de destekleyici olmayan arkadaşlarının yardımıyla, son buldu. Ve Ginsberg, kendini Times Meydanı'nda eroinmanlar ve daha çok Burroughs'un arkadaşları olan hırsızlarla birlirkte, Benzedrin ve marihuana üzerine deneyler yaparken ve homo barlarında keşiflere çıkarken buldu. Elbette grup, bütün bu süreçte "Yeni Bakış" adlı bir edebi akım üzerinde çalıştığına ikna olmuştu.
Ginsberg bundan sonra bu konuda epey istekli olan Neal Cassady ile (en azından kendisi için tutkulu olan) bir cinsel meseleye girdi. Daha sonra Kerouac'a "Yolda" adlı kitabı yazdıracak olan ülke gezilerine başladı. Ginsberg'in şehir arkadaşlarının neşeli delilikleri sürerken, annesinin deliliği pek de neşeli olmayan bir biçimde ilerliyordu. Ailesindeki herkes delilikle o kadar çok ilgileniyordu ki, herkes abartılmış bir biçimde normal olmaya çalışıyordu. Ama Ginsberg tam da ters yöne gitti ve kendini temelde deli olarak tanımlayıp, tuhaflığı bir hayat biçimi olarak seçti; annesinin düştüğü uçurumun kenarında yürümeyi sevdi.
1948'de William Blake'i Harlem'de bir apartman dairesinde okurken, daha 26 yaşındayken harika bir dellikle tanıştı. Blake'in kendisine göründüğünü söyledi. Bu olayı arkadaşlarına "Tanrıyı buldum" diye anlattı. Ginsberg, 29'una geldiğinde hiçbirini yayınlatmadığı bir sürü şiir yazmıştı. O daha çok Burroughs ve Kerouac'un yazdıklarını yayıncılara satmakla meşguldu. Hemen sonra "Howl/Uluma"nın yayınlınmasıyla Beat kuşağının* en önemli sembollerinden biri haline geldi.
Dünyayı gezip, Budizm'i keşfettikten ve sonraki 30 yılda sürecek bir dostluk demek olan Peter Orlovsky'ye aşık olduktan sonra daha da olgunlaştı. Beat bir düşünceden bir harekete, sonra da bir klik'e dönüşürken Ginsberg kendini hippilerin arasına attı. Bundan sonra Timothy Leary'nin yeni keşfi LSD üzerine yayınlar yapmakla uğraştı.
Çok ünlü bir Amerikan şairi olarak Ginsberg, bütün dünyada kitleleri politik olarak harekete geçirme yeteneğine sahipti ve '60'lar boyunca bu yeteneğini fazlasıyla kullandı. Devlet yetkililerini hiç durmadan sinir ediyor, Hindistan'da yöneticileri kızdırıyor, Küba ve Prag'dan kovuluyor ve sonu gelmeyecek biçimde Amerikan sağını gıcık ediyordu. Vietnam savaşı karşıtı gösterilerin sakallı adamıydı ve toplum içinde bütün politik muhalifliğiyle Amerika'da devrimci düşüncenin ve eylemin gelişmesinde tek başına çok büyük bir payı vardı.
1960'larda Ginsberg'in katıldığı eylemler saymakla bitmez. 1965'de ingiltere'de Royal Albert Hall'de diğer beatnik'lerle okuduğu şiirler daha sonra bünyesinden pink Floyd ve The Soft Machine gibi grupları çıkarakacak ingiliz underground'unun ilk ortaya çıkışını gösterdi. Bob Dylan, Ginsberg'i "dayanabildiği" az sayıda edebiyatçıdan biri saydı. Ginsberg daha sonra Dylan'ın "Subterranean Homesick Blues" adlı video filminde arkada göründü ve Dylan'ın 1977'de çektiği Renaldo ve Clara adlı filminde büyükçe bir rol aldı.
Ginsberg'in '60'lar boyunca katıl(a)madığı tek radikal eylem Stonewall'da düzenlenen Homoseksüellerin eylemiydi. Ve Ginsberg, ertesi gün aynı yerde bağırarak eylemcilere destek verdiğini açıkladı. 1970'de Tibetli muhalif guru Chogyam Trungpa Renpoche ile tanıştı ve hemen onu kişisel guru'su ilan etti. Daha sonra Anne Waldman ile birlikte Trungpa'nın Naropa Enstitüsü'nde Jack Keraouac Yapısız Şiir Okulu'nu kurdu. '80'lerin başlarında Ginsberg, punk rock hareketine bile katıldı. Clash grubunun 'Combat Rock' albümünde müzik yaptı ve onlarla birlikte sahneye çıktı. Ginsberg, son güne kadar eylemin, şiirin ve müziğin içinde kaldı. Brooklyn College'de ve Naropa'da öğretmenlik yaptı.
Dünyanın en büyük ajansı AP, ölümünü "Yazdıkları ve hayat tarzı ile önümüzdeki 40 yılın müziğini, politika ve protestolarını şekillendiren..." diye başlayan bir metinle duyurdu. CNN, Washington Post, New York Times ve Ginsberg'in tam karşısında durduğu 'diğerleri' de benzer ifadeler kullandılar onun için.
3 Nisan'da internet'te (wired.com), 4 Nisan'da da CNN'de karaciğer kanserine yakalandığı duyurulduğunda doktoru, 4 ayla 12 ay arasında bir ömür biçmişti ona. Ginsberg ise buna tepki olarak "şiir yazmaya devam edeceğini" açıklamıştı. Birkaç gün sonra, "Al şu atom bombasını kıçına sok", "herşeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim", (En ünlü şiirlerinden Amerika'dan*, çeviri Ferit Edgü, Ada Yayınları, Ginsberg/Ferlinghetti-Amerika) dediği, bir yandan da çok sevdiği Amerika'da öldü. 5 Nisan'da, saat 2.39'da, arkadaşı Bill Morgan'a ait, New York'taki bir apartman dairesinde, arkadaşlarının ve ailesinin yanındaydı.
çeviren: ece temelkuran
(bkz: america)
ve 15'i vergiye gider,
Bayan Thatcher'ın nükleer rahmi şişer"
To the Punks of Dawlish, 1979
1997'de yetmiş bir yaşında ölen Allen Ginsberg, Yahudiydi, gay'di ve sosyalist bir anne - babanın çocuğuydu. Şairliğiyle ün ve para kazanmadan, dile düşmeden önce denizci, bulaşıkçı, kaynakçı ve gece bekçisi olarak çalıştı. Eşi Naomi, radikal bir komünist ve bastırılamaz bir nudistti. Genç yaşta, delirdi. Ginsberg'in utangaç ve karmaşık çocukluğu Paterson'da geçti. Bütün çocukluk öyküsü annesiyle ilgili tuhaf ve korkulu bölümlerle doludur. Annesi tehlikeli bir paranoyaktı; bütün bir ailenin hatta dünyanın kendine karşı planlar yaptığını düşündüğünde bile tek güvendiği kişi Allen'dı. Bu duygusal çocuk, çevresinde neler olup bittiğini anlamaya çalıştığında genellikle içinde olup bitenlerle savaşmak zorunda kalıyordu.
walt Whitman'ın şiirlerini lise yıllarında keşfetti ancak babasının tavsiyelerine uyarak şiir ilgisini bir yana bıraktı ve bir iş hukuk avukatı olarak kariyerini inşa etmeye başladı. Ama Columbia Üniversitesi'nin ilk yıllarında karşılaştığı vahşi ruhlar -ki bunlardan bir tanesi Jack Kerouac, öğrenci olmayanlardan biri de Burroughs'tu- bu planlarını çabucak değiştirdi.
Bu küçük filozof grubunun her üyesi, eşit biçimde kafayı uyuşturucu, suç, seks ve edebiyata takmışlardı. Bu grubun en genç ve en masum üyesi olan Ginsberg, diğerlerinin edebi yetilerini geliştirmelerine yardımcı olurken, grup üyeleri de karşılığında Ginsberg'in romanlarda bulunan cinsten naifliğini kırmasına yardımcı oluyorlardı. Columbia'da başlayan üniversite öğrenimi, kısa bir süre sonra, çalışmaları konusunda hiç de destekleyici olmayan arkadaşlarının yardımıyla, son buldu. Ve Ginsberg, kendini Times Meydanı'nda eroinmanlar ve daha çok Burroughs'un arkadaşları olan hırsızlarla birlirkte, Benzedrin ve marihuana üzerine deneyler yaparken ve homo barlarında keşiflere çıkarken buldu. Elbette grup, bütün bu süreçte "Yeni Bakış" adlı bir edebi akım üzerinde çalıştığına ikna olmuştu.
Ginsberg bundan sonra bu konuda epey istekli olan Neal Cassady ile (en azından kendisi için tutkulu olan) bir cinsel meseleye girdi. Daha sonra Kerouac'a "Yolda" adlı kitabı yazdıracak olan ülke gezilerine başladı. Ginsberg'in şehir arkadaşlarının neşeli delilikleri sürerken, annesinin deliliği pek de neşeli olmayan bir biçimde ilerliyordu. Ailesindeki herkes delilikle o kadar çok ilgileniyordu ki, herkes abartılmış bir biçimde normal olmaya çalışıyordu. Ama Ginsberg tam da ters yöne gitti ve kendini temelde deli olarak tanımlayıp, tuhaflığı bir hayat biçimi olarak seçti; annesinin düştüğü uçurumun kenarında yürümeyi sevdi.
1948'de William Blake'i Harlem'de bir apartman dairesinde okurken, daha 26 yaşındayken harika bir dellikle tanıştı. Blake'in kendisine göründüğünü söyledi. Bu olayı arkadaşlarına "Tanrıyı buldum" diye anlattı. Ginsberg, 29'una geldiğinde hiçbirini yayınlatmadığı bir sürü şiir yazmıştı. O daha çok Burroughs ve Kerouac'un yazdıklarını yayıncılara satmakla meşguldu. Hemen sonra "Howl/Uluma"nın yayınlınmasıyla Beat kuşağının* en önemli sembollerinden biri haline geldi.
Dünyayı gezip, Budizm'i keşfettikten ve sonraki 30 yılda sürecek bir dostluk demek olan Peter Orlovsky'ye aşık olduktan sonra daha da olgunlaştı. Beat bir düşünceden bir harekete, sonra da bir klik'e dönüşürken Ginsberg kendini hippilerin arasına attı. Bundan sonra Timothy Leary'nin yeni keşfi LSD üzerine yayınlar yapmakla uğraştı.
Çok ünlü bir Amerikan şairi olarak Ginsberg, bütün dünyada kitleleri politik olarak harekete geçirme yeteneğine sahipti ve '60'lar boyunca bu yeteneğini fazlasıyla kullandı. Devlet yetkililerini hiç durmadan sinir ediyor, Hindistan'da yöneticileri kızdırıyor, Küba ve Prag'dan kovuluyor ve sonu gelmeyecek biçimde Amerikan sağını gıcık ediyordu. Vietnam savaşı karşıtı gösterilerin sakallı adamıydı ve toplum içinde bütün politik muhalifliğiyle Amerika'da devrimci düşüncenin ve eylemin gelişmesinde tek başına çok büyük bir payı vardı.
1960'larda Ginsberg'in katıldığı eylemler saymakla bitmez. 1965'de ingiltere'de Royal Albert Hall'de diğer beatnik'lerle okuduğu şiirler daha sonra bünyesinden pink Floyd ve The Soft Machine gibi grupları çıkarakacak ingiliz underground'unun ilk ortaya çıkışını gösterdi. Bob Dylan, Ginsberg'i "dayanabildiği" az sayıda edebiyatçıdan biri saydı. Ginsberg daha sonra Dylan'ın "Subterranean Homesick Blues" adlı video filminde arkada göründü ve Dylan'ın 1977'de çektiği Renaldo ve Clara adlı filminde büyükçe bir rol aldı.
Ginsberg'in '60'lar boyunca katıl(a)madığı tek radikal eylem Stonewall'da düzenlenen Homoseksüellerin eylemiydi. Ve Ginsberg, ertesi gün aynı yerde bağırarak eylemcilere destek verdiğini açıkladı. 1970'de Tibetli muhalif guru Chogyam Trungpa Renpoche ile tanıştı ve hemen onu kişisel guru'su ilan etti. Daha sonra Anne Waldman ile birlikte Trungpa'nın Naropa Enstitüsü'nde Jack Keraouac Yapısız Şiir Okulu'nu kurdu. '80'lerin başlarında Ginsberg, punk rock hareketine bile katıldı. Clash grubunun 'Combat Rock' albümünde müzik yaptı ve onlarla birlikte sahneye çıktı. Ginsberg, son güne kadar eylemin, şiirin ve müziğin içinde kaldı. Brooklyn College'de ve Naropa'da öğretmenlik yaptı.
Dünyanın en büyük ajansı AP, ölümünü "Yazdıkları ve hayat tarzı ile önümüzdeki 40 yılın müziğini, politika ve protestolarını şekillendiren..." diye başlayan bir metinle duyurdu. CNN, Washington Post, New York Times ve Ginsberg'in tam karşısında durduğu 'diğerleri' de benzer ifadeler kullandılar onun için.
3 Nisan'da internet'te (wired.com), 4 Nisan'da da CNN'de karaciğer kanserine yakalandığı duyurulduğunda doktoru, 4 ayla 12 ay arasında bir ömür biçmişti ona. Ginsberg ise buna tepki olarak "şiir yazmaya devam edeceğini" açıklamıştı. Birkaç gün sonra, "Al şu atom bombasını kıçına sok", "herşeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim", (En ünlü şiirlerinden Amerika'dan*, çeviri Ferit Edgü, Ada Yayınları, Ginsberg/Ferlinghetti-Amerika) dediği, bir yandan da çok sevdiği Amerika'da öldü. 5 Nisan'da, saat 2.39'da, arkadaşı Bill Morgan'a ait, New York'taki bir apartman dairesinde, arkadaşlarının ve ailesinin yanındaydı.
çeviren: ece temelkuran
(bkz: america)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar