bugün
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler47
- yogartiksen30
- sözlük kapatılsın8
- romanya11
- ilkokul bebesine türbanı savunmak62
- sözlükteki bölücüler16
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- sarı renkli top8
- kürtlerin futbol oynaması4
- ben vuruldukça çoğalırım yılanoğlu7
- türkiye7
- türkiyelilik4
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam7
- ağlıyorum sözlük21
- yılmaz güney adamlığı2
- benim de devletim olsun diyen kürt7
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek41
- süper lig maçlarının artık izlenemez olması4
- fon vurgunu21
- yılbaşı bileti tuttu mu yapılacak şeyler2
- cumaya gitmeyen erkekleri aşağılayan kadın7
- istanbul'un göbeğinde 3 gün elektrik olmaması5
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- aşk8
- dem parti'nin dönüş takvimi beklentisi4
- türk arapsız yaşayamaz8
- cuma namazına gitmek yerine sözlükte takılmak16
- fransa4
- ispanya3
- portekiz4
- 15 ekim 2026 hoffenheim beşiktaş maçı20
- ismet gurbuz 20242
- libya4
- fon skandalı yasa teklifinin komisyonda kabulü4
- ahmet hakan'ın ben böyle yağmur görmedim yazısı11
- manifest dinleyen erkek10
- mutlu günlerin yakın olması4
- sen farklısın diyen erkek20
- seren serengil6
- donuzlanan başlığıma yazmasın8
- sözlüğü birbirine kattıktan sonra yazarlar2
- beni seviyor musun sözlük16
- gilded'in gözyaşları6
- bebek katili ama nelson mandela3
- çıplak ayakla araba kullanmak3
- sözlük ablası16
- osmanlı cehalet ve budalalık imparatorluğuydu4
- sözlüğün 11 12 yaşındaki çocuklarla dolu olması3
- insan ilişkilerinde sık yapılan hatalar3
- sonsuzluk taşları3
"Haftada 45 pound alırsınız, üretim hattında
ve 15'i vergiye gider,
Bayan Thatcher'ın nükleer rahmi şişer"
To the Punks of Dawlish, 1979
1997'de yetmiş bir yaşında ölen Allen Ginsberg, Yahudiydi, gay'di ve sosyalist bir anne - babanın çocuğuydu. Şairliğiyle ün ve para kazanmadan, dile düşmeden önce denizci, bulaşıkçı, kaynakçı ve gece bekçisi olarak çalıştı. Eşi Naomi, radikal bir komünist ve bastırılamaz bir nudistti. Genç yaşta, delirdi. Ginsberg'in utangaç ve karmaşık çocukluğu Paterson'da geçti. Bütün çocukluk öyküsü annesiyle ilgili tuhaf ve korkulu bölümlerle doludur. Annesi tehlikeli bir paranoyaktı; bütün bir ailenin hatta dünyanın kendine karşı planlar yaptığını düşündüğünde bile tek güvendiği kişi Allen'dı. Bu duygusal çocuk, çevresinde neler olup bittiğini anlamaya çalıştığında genellikle içinde olup bitenlerle savaşmak zorunda kalıyordu.
walt Whitman'ın şiirlerini lise yıllarında keşfetti ancak babasının tavsiyelerine uyarak şiir ilgisini bir yana bıraktı ve bir iş hukuk avukatı olarak kariyerini inşa etmeye başladı. Ama Columbia Üniversitesi'nin ilk yıllarında karşılaştığı vahşi ruhlar -ki bunlardan bir tanesi Jack Kerouac, öğrenci olmayanlardan biri de Burroughs'tu- bu planlarını çabucak değiştirdi.
Bu küçük filozof grubunun her üyesi, eşit biçimde kafayı uyuşturucu, suç, seks ve edebiyata takmışlardı. Bu grubun en genç ve en masum üyesi olan Ginsberg, diğerlerinin edebi yetilerini geliştirmelerine yardımcı olurken, grup üyeleri de karşılığında Ginsberg'in romanlarda bulunan cinsten naifliğini kırmasına yardımcı oluyorlardı. Columbia'da başlayan üniversite öğrenimi, kısa bir süre sonra, çalışmaları konusunda hiç de destekleyici olmayan arkadaşlarının yardımıyla, son buldu. Ve Ginsberg, kendini Times Meydanı'nda eroinmanlar ve daha çok Burroughs'un arkadaşları olan hırsızlarla birlirkte, Benzedrin ve marihuana üzerine deneyler yaparken ve homo barlarında keşiflere çıkarken buldu. Elbette grup, bütün bu süreçte "Yeni Bakış" adlı bir edebi akım üzerinde çalıştığına ikna olmuştu.
Ginsberg bundan sonra bu konuda epey istekli olan Neal Cassady ile (en azından kendisi için tutkulu olan) bir cinsel meseleye girdi. Daha sonra Kerouac'a "Yolda" adlı kitabı yazdıracak olan ülke gezilerine başladı. Ginsberg'in şehir arkadaşlarının neşeli delilikleri sürerken, annesinin deliliği pek de neşeli olmayan bir biçimde ilerliyordu. Ailesindeki herkes delilikle o kadar çok ilgileniyordu ki, herkes abartılmış bir biçimde normal olmaya çalışıyordu. Ama Ginsberg tam da ters yöne gitti ve kendini temelde deli olarak tanımlayıp, tuhaflığı bir hayat biçimi olarak seçti; annesinin düştüğü uçurumun kenarında yürümeyi sevdi.
1948'de William Blake'i Harlem'de bir apartman dairesinde okurken, daha 26 yaşındayken harika bir dellikle tanıştı. Blake'in kendisine göründüğünü söyledi. Bu olayı arkadaşlarına "Tanrıyı buldum" diye anlattı. Ginsberg, 29'una geldiğinde hiçbirini yayınlatmadığı bir sürü şiir yazmıştı. O daha çok Burroughs ve Kerouac'un yazdıklarını yayıncılara satmakla meşguldu. Hemen sonra "Howl/Uluma"nın yayınlınmasıyla Beat kuşağının* en önemli sembollerinden biri haline geldi.
Dünyayı gezip, Budizm'i keşfettikten ve sonraki 30 yılda sürecek bir dostluk demek olan Peter Orlovsky'ye aşık olduktan sonra daha da olgunlaştı. Beat bir düşünceden bir harekete, sonra da bir klik'e dönüşürken Ginsberg kendini hippilerin arasına attı. Bundan sonra Timothy Leary'nin yeni keşfi LSD üzerine yayınlar yapmakla uğraştı.
Çok ünlü bir Amerikan şairi olarak Ginsberg, bütün dünyada kitleleri politik olarak harekete geçirme yeteneğine sahipti ve '60'lar boyunca bu yeteneğini fazlasıyla kullandı. Devlet yetkililerini hiç durmadan sinir ediyor, Hindistan'da yöneticileri kızdırıyor, Küba ve Prag'dan kovuluyor ve sonu gelmeyecek biçimde Amerikan sağını gıcık ediyordu. Vietnam savaşı karşıtı gösterilerin sakallı adamıydı ve toplum içinde bütün politik muhalifliğiyle Amerika'da devrimci düşüncenin ve eylemin gelişmesinde tek başına çok büyük bir payı vardı.
1960'larda Ginsberg'in katıldığı eylemler saymakla bitmez. 1965'de ingiltere'de Royal Albert Hall'de diğer beatnik'lerle okuduğu şiirler daha sonra bünyesinden pink Floyd ve The Soft Machine gibi grupları çıkarakacak ingiliz underground'unun ilk ortaya çıkışını gösterdi. Bob Dylan, Ginsberg'i "dayanabildiği" az sayıda edebiyatçıdan biri saydı. Ginsberg daha sonra Dylan'ın "Subterranean Homesick Blues" adlı video filminde arkada göründü ve Dylan'ın 1977'de çektiği Renaldo ve Clara adlı filminde büyükçe bir rol aldı.
Ginsberg'in '60'lar boyunca katıl(a)madığı tek radikal eylem Stonewall'da düzenlenen Homoseksüellerin eylemiydi. Ve Ginsberg, ertesi gün aynı yerde bağırarak eylemcilere destek verdiğini açıkladı. 1970'de Tibetli muhalif guru Chogyam Trungpa Renpoche ile tanıştı ve hemen onu kişisel guru'su ilan etti. Daha sonra Anne Waldman ile birlikte Trungpa'nın Naropa Enstitüsü'nde Jack Keraouac Yapısız Şiir Okulu'nu kurdu. '80'lerin başlarında Ginsberg, punk rock hareketine bile katıldı. Clash grubunun 'Combat Rock' albümünde müzik yaptı ve onlarla birlikte sahneye çıktı. Ginsberg, son güne kadar eylemin, şiirin ve müziğin içinde kaldı. Brooklyn College'de ve Naropa'da öğretmenlik yaptı.
Dünyanın en büyük ajansı AP, ölümünü "Yazdıkları ve hayat tarzı ile önümüzdeki 40 yılın müziğini, politika ve protestolarını şekillendiren..." diye başlayan bir metinle duyurdu. CNN, Washington Post, New York Times ve Ginsberg'in tam karşısında durduğu 'diğerleri' de benzer ifadeler kullandılar onun için.
3 Nisan'da internet'te (wired.com), 4 Nisan'da da CNN'de karaciğer kanserine yakalandığı duyurulduğunda doktoru, 4 ayla 12 ay arasında bir ömür biçmişti ona. Ginsberg ise buna tepki olarak "şiir yazmaya devam edeceğini" açıklamıştı. Birkaç gün sonra, "Al şu atom bombasını kıçına sok", "herşeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim", (En ünlü şiirlerinden Amerika'dan*, çeviri Ferit Edgü, Ada Yayınları, Ginsberg/Ferlinghetti-Amerika) dediği, bir yandan da çok sevdiği Amerika'da öldü. 5 Nisan'da, saat 2.39'da, arkadaşı Bill Morgan'a ait, New York'taki bir apartman dairesinde, arkadaşlarının ve ailesinin yanındaydı.
çeviren: ece temelkuran
(bkz: america)
ve 15'i vergiye gider,
Bayan Thatcher'ın nükleer rahmi şişer"
To the Punks of Dawlish, 1979
1997'de yetmiş bir yaşında ölen Allen Ginsberg, Yahudiydi, gay'di ve sosyalist bir anne - babanın çocuğuydu. Şairliğiyle ün ve para kazanmadan, dile düşmeden önce denizci, bulaşıkçı, kaynakçı ve gece bekçisi olarak çalıştı. Eşi Naomi, radikal bir komünist ve bastırılamaz bir nudistti. Genç yaşta, delirdi. Ginsberg'in utangaç ve karmaşık çocukluğu Paterson'da geçti. Bütün çocukluk öyküsü annesiyle ilgili tuhaf ve korkulu bölümlerle doludur. Annesi tehlikeli bir paranoyaktı; bütün bir ailenin hatta dünyanın kendine karşı planlar yaptığını düşündüğünde bile tek güvendiği kişi Allen'dı. Bu duygusal çocuk, çevresinde neler olup bittiğini anlamaya çalıştığında genellikle içinde olup bitenlerle savaşmak zorunda kalıyordu.
walt Whitman'ın şiirlerini lise yıllarında keşfetti ancak babasının tavsiyelerine uyarak şiir ilgisini bir yana bıraktı ve bir iş hukuk avukatı olarak kariyerini inşa etmeye başladı. Ama Columbia Üniversitesi'nin ilk yıllarında karşılaştığı vahşi ruhlar -ki bunlardan bir tanesi Jack Kerouac, öğrenci olmayanlardan biri de Burroughs'tu- bu planlarını çabucak değiştirdi.
Bu küçük filozof grubunun her üyesi, eşit biçimde kafayı uyuşturucu, suç, seks ve edebiyata takmışlardı. Bu grubun en genç ve en masum üyesi olan Ginsberg, diğerlerinin edebi yetilerini geliştirmelerine yardımcı olurken, grup üyeleri de karşılığında Ginsberg'in romanlarda bulunan cinsten naifliğini kırmasına yardımcı oluyorlardı. Columbia'da başlayan üniversite öğrenimi, kısa bir süre sonra, çalışmaları konusunda hiç de destekleyici olmayan arkadaşlarının yardımıyla, son buldu. Ve Ginsberg, kendini Times Meydanı'nda eroinmanlar ve daha çok Burroughs'un arkadaşları olan hırsızlarla birlirkte, Benzedrin ve marihuana üzerine deneyler yaparken ve homo barlarında keşiflere çıkarken buldu. Elbette grup, bütün bu süreçte "Yeni Bakış" adlı bir edebi akım üzerinde çalıştığına ikna olmuştu.
Ginsberg bundan sonra bu konuda epey istekli olan Neal Cassady ile (en azından kendisi için tutkulu olan) bir cinsel meseleye girdi. Daha sonra Kerouac'a "Yolda" adlı kitabı yazdıracak olan ülke gezilerine başladı. Ginsberg'in şehir arkadaşlarının neşeli delilikleri sürerken, annesinin deliliği pek de neşeli olmayan bir biçimde ilerliyordu. Ailesindeki herkes delilikle o kadar çok ilgileniyordu ki, herkes abartılmış bir biçimde normal olmaya çalışıyordu. Ama Ginsberg tam da ters yöne gitti ve kendini temelde deli olarak tanımlayıp, tuhaflığı bir hayat biçimi olarak seçti; annesinin düştüğü uçurumun kenarında yürümeyi sevdi.
1948'de William Blake'i Harlem'de bir apartman dairesinde okurken, daha 26 yaşındayken harika bir dellikle tanıştı. Blake'in kendisine göründüğünü söyledi. Bu olayı arkadaşlarına "Tanrıyı buldum" diye anlattı. Ginsberg, 29'una geldiğinde hiçbirini yayınlatmadığı bir sürü şiir yazmıştı. O daha çok Burroughs ve Kerouac'un yazdıklarını yayıncılara satmakla meşguldu. Hemen sonra "Howl/Uluma"nın yayınlınmasıyla Beat kuşağının* en önemli sembollerinden biri haline geldi.
Dünyayı gezip, Budizm'i keşfettikten ve sonraki 30 yılda sürecek bir dostluk demek olan Peter Orlovsky'ye aşık olduktan sonra daha da olgunlaştı. Beat bir düşünceden bir harekete, sonra da bir klik'e dönüşürken Ginsberg kendini hippilerin arasına attı. Bundan sonra Timothy Leary'nin yeni keşfi LSD üzerine yayınlar yapmakla uğraştı.
Çok ünlü bir Amerikan şairi olarak Ginsberg, bütün dünyada kitleleri politik olarak harekete geçirme yeteneğine sahipti ve '60'lar boyunca bu yeteneğini fazlasıyla kullandı. Devlet yetkililerini hiç durmadan sinir ediyor, Hindistan'da yöneticileri kızdırıyor, Küba ve Prag'dan kovuluyor ve sonu gelmeyecek biçimde Amerikan sağını gıcık ediyordu. Vietnam savaşı karşıtı gösterilerin sakallı adamıydı ve toplum içinde bütün politik muhalifliğiyle Amerika'da devrimci düşüncenin ve eylemin gelişmesinde tek başına çok büyük bir payı vardı.
1960'larda Ginsberg'in katıldığı eylemler saymakla bitmez. 1965'de ingiltere'de Royal Albert Hall'de diğer beatnik'lerle okuduğu şiirler daha sonra bünyesinden pink Floyd ve The Soft Machine gibi grupları çıkarakacak ingiliz underground'unun ilk ortaya çıkışını gösterdi. Bob Dylan, Ginsberg'i "dayanabildiği" az sayıda edebiyatçıdan biri saydı. Ginsberg daha sonra Dylan'ın "Subterranean Homesick Blues" adlı video filminde arkada göründü ve Dylan'ın 1977'de çektiği Renaldo ve Clara adlı filminde büyükçe bir rol aldı.
Ginsberg'in '60'lar boyunca katıl(a)madığı tek radikal eylem Stonewall'da düzenlenen Homoseksüellerin eylemiydi. Ve Ginsberg, ertesi gün aynı yerde bağırarak eylemcilere destek verdiğini açıkladı. 1970'de Tibetli muhalif guru Chogyam Trungpa Renpoche ile tanıştı ve hemen onu kişisel guru'su ilan etti. Daha sonra Anne Waldman ile birlikte Trungpa'nın Naropa Enstitüsü'nde Jack Keraouac Yapısız Şiir Okulu'nu kurdu. '80'lerin başlarında Ginsberg, punk rock hareketine bile katıldı. Clash grubunun 'Combat Rock' albümünde müzik yaptı ve onlarla birlikte sahneye çıktı. Ginsberg, son güne kadar eylemin, şiirin ve müziğin içinde kaldı. Brooklyn College'de ve Naropa'da öğretmenlik yaptı.
Dünyanın en büyük ajansı AP, ölümünü "Yazdıkları ve hayat tarzı ile önümüzdeki 40 yılın müziğini, politika ve protestolarını şekillendiren..." diye başlayan bir metinle duyurdu. CNN, Washington Post, New York Times ve Ginsberg'in tam karşısında durduğu 'diğerleri' de benzer ifadeler kullandılar onun için.
3 Nisan'da internet'te (wired.com), 4 Nisan'da da CNN'de karaciğer kanserine yakalandığı duyurulduğunda doktoru, 4 ayla 12 ay arasında bir ömür biçmişti ona. Ginsberg ise buna tepki olarak "şiir yazmaya devam edeceğini" açıklamıştı. Birkaç gün sonra, "Al şu atom bombasını kıçına sok", "herşeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim", (En ünlü şiirlerinden Amerika'dan*, çeviri Ferit Edgü, Ada Yayınları, Ginsberg/Ferlinghetti-Amerika) dediği, bir yandan da çok sevdiği Amerika'da öldü. 5 Nisan'da, saat 2.39'da, arkadaşı Bill Morgan'a ait, New York'taki bir apartman dairesinde, arkadaşlarının ve ailesinin yanındaydı.
çeviren: ece temelkuran
(bkz: america)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar