bugün
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz9
- imralı basılsın apo piçi asılsın5
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı11
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru2
- üniversite okumanın gereksiz olması6
- sözlük yazarlarının favori dizisi6
- 1948 arap israil savaşı9
- duş alıp yeni serilmiş nevresimde uyumak2
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- yapay zekanın ortadan kaldıramayacağı 10 meslek3
- yazarların favori oyun karakteri5
- sözlük kızlarının babaları3
- x files dizisindeki elinden sigara düşmeyen adam4
- tuvaletin tıkanması2
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- allah4
- boş cd'nin üstüne boş cd diye yazmak4
- tai lung26
- ebrar sitesi2
- oswald cupplepot3
- osuruktan şiirler89
- acı acı osurmak5
- bira6
- i m horny diyen kız3
- türkiye de emeklilik4
- stack overflow kopyala yapistir2
- sözlükteki cin moderatörler2
- su bardağı ile çay içmek7
- tüm erkeklerin old money giyinmesi11
- dolar isterse 100 olsun41
- en sevdiği film pulp fiction olan erkek3
- youtube3
- fenerbahçe19
- şafak sezer'in son hali2
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
- nervio varıdı nerede o8
- ismet gurbuz 202411
- arap ismail3
- 2026 ekonomik krizi20
- kedi3
- sözlük erkeklerinin yaptığı yemekler3
- yazarların favori giyim markası15
- anderson talisca6
- sophie dee'nin memeleri4
- berber fiyatlarındaki fahiş artış3
- ebru şallı2
- cinlerden yardım alan platformlar3
- kainatın insanların keşfi için yaratılması4
- sözlük dayısı dövmek6
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
üçüncü nesil yazardır. yazarlık hayatımda en derin sohbetleri ettiğim insandır ayrıca. bundan sonra yazacaklarım da bununla ilgili.
çok acayip ya. ekşi sözlükte survivor of the çaylak modunda debelenmekten sıkılıp özgürlük platformum ulusözlük e tekrar döndüm. rastgele olsun, bilinçli olsun birşeyler bırakmaya başladım uzun aradan sonra. bir haftadır böyleyim.
bugün..ne oldu da burada buldum kendimi? aradan geçen 10 yıldan fazla zaman olmuş. sen hayırdır ya? belli ki aşağıya sebep yazacaksın da oğlum, nereden çıktığından başlamazsan bir halta benzemez. memento gibi mi yapsam? fena fikir değil. ya o nereden girdiğimi hatırlamadığım mesajlara bakıp orada atıf yaptığın entry lerimi okudum da, bazılarını yazdığımı unutmuşum. okuyup kendimle gurur duyduğum bile oldu. demek ki sözcük seçimi, laf ebeliği konusunda hep iyiymişim.* Ama bir halta yaratamadım bunu; kimler kimler kitap yazdı da benim hala derlenecek, gözden geçirilecek ve uygunsa kitaba rücu edilecek GB larca birikimim var.
neyse konu bu değil. gerçi konuya ihtiyaç var mı o da belli değil. yazıyorum buraya çünkü şu tuhaf geldi; kendimi o mesajları yazan kelkeshoze ile karşılaştırdım da. çok alakasız iki tipiz biz; aynı semtte otursak aynı kaldırımda aynı anda yürüme ve karşılaşma ihtimalimiz yok. *
gerçi can yücel bu durumu anlatmış, severim şiirin adı da yok 20, 35,40 yaşında ben ve bugünkü ben dördü toplanıyor.
https://hasanbulut68.tumb...C5%9F-ve-bug%C3%BCnki-ben
biliyorum da o yabancılaşmayı bu denli hissetmemiştim daha önce. ondan garip geldi. bir de ne tuhaf, daha yakın zamanlarda yaşadıklarımla ilgili doğru düzgün hatırlamadığım meseleler varken burada bildiğin diyaloglar arşivli. çocukken bando dergisinde zaman kapsülü diye bir yazı vardı, küçümsemiştim ama keşke toprağa gömseymişim zamanında birşeyler. çünkü ne olduğumuz ile, nereye gideceğimiz ile ilgili hep bazı düşüncelerimiz var ya. bunlar açık göstergelerken hiç dikkat etmiyor, dönüp bakmaya zaman ayırmıyoruz. tuhaf.
bojack horseman bitirdim corona günlerinde. free churro diye bir bölümü vardı doyamadığım. hatta diziyi bitirirken yanında birşeyler yuvarlayayım dedim de, farkında olmadan o kadar votka çekmişim ki geçen dolapta kalan miktara şaşırdım da, en son ne için içtiğim aklıma geldiğinde idrak ettim vehameti. çok dağıtıyorum konuyu.
bojack in yarım saate varan tiradına benzer birşey olmalıydı burası, tuhaf olmaya başladı. pabliş eder miyim emin değilim, ama çok da önemi yok. birileri okusun değil derdim, bu yazıda hiç değil. öyle-böyle başka bir yolla şansımı denerdim öyle olsaydı. ben daha çok zaman kapsülü gibi, gömeyim de bir zaman birilerinin aklına gelip kazar buraları inceler mi diye merak ediyorum.
ama bu merakımı hayatımın bir parçası yapmayacağım bu sefer. dönüp dönüp sözlük beğenilerine, başlığının altına bakmayacağım 13 yıl önceki ben gibi. bunu yazıp bir süre sonra bakmak istiyorum, var böyle mektuplarım. gelip burada aleni yazabiliyorsam da 13 yıl önceki benim, herşeyden bağımsız yakınlık duyduğu bir insanla duygularını açıktan ifade ederek konuşabilmiş olmasından ileri geliyor. ama 13 yıl önceki ben bunu yazıyor olsam geriye birşeyler dönmesini gerçekten istediğim için yazıyor olurdum. bugünkü ben bir dönüş alsa ne olacak? olmayacak ya, magazin gündemine bomba gibi düşsem ne olacak mesela?
ve daha da tuhafı şu. şimdiki benle 13 yıl önceki ben çok farklıyız ya, peki 13 yıl önce sendeki ben ben miydim gerçekten? ya da bendeki sen, gerçek sen miydin? detaya ihtiyacım yok ama cevabın evet olduğundan şüphem var. o zaman önemliydi, şimdi hiçbir önemi yok.
eskiden çok kıymetli hissettiren, hayatımın kısa bir dönemini dolu dolu yaşamamı sağlayan kişidir. biliyorum başka insanların hayatına da renk katmıştır; sinan çetin kırmızısı diye hep algıladım ama o karanlık bir tarafını hiç görmediğimi söylemişti, bilmiyorum.
bir filmde vardı sanırım, neydi ya o.. adam taş kesilmişken eski günleriyle ilgili birşeyleri hatırlıyordu? ukte bırakmadan aklıma gelse daha iyi ama...şener şen in yol ayrımı filmindeki karakter değişimi gibi.. neyse.
çok abartılı gelirdi, ama benim yaşadığım resmen bu. kendimle ilgili burayı işgal etmeyeyim, kendi başlığımda yazarım.
başlık adını alan şarkıyı ilk dinlediğimde beğenmedim, kıvırmışımdır belki zamanında, yazar kusura bakmasın. ya da içinde başlık geçen başka şarkı dinlemişim, zira toploader da güzel söylemiş, king harvest da. yanıtsız kalan tek soruyla bitireyim ben, neden mesajlara girdim? aklıma takıldı, kendisiyle bir dönüm noktamız var, böyle her insanın hayatında olmaz hatta türk komedilerinde zoraki yanlış anlaşılma veya karşılaşamamalar olur da isyan edersin ya. onun gerçek halini yaşamıştık. aklıma o tarih takıldı, ne zamandı diye. onu ararken denk geldiğim mesajlarda nüktedan ve sözcükleri mükemmel kullanan bir genç halim olduğunu fark ettim. okuyup kendimle gurur duydum.
Not: kendisiyle ilgili birkaç güzel ifadeyle noktalamak isterdim ama, hangi dancing in the moonlight ı hani kelkeshoze hangi dönem için anacak? kayboldum, mış gibi yapınca da daha saçma olacak.
çok acayip ya. ekşi sözlükte survivor of the çaylak modunda debelenmekten sıkılıp özgürlük platformum ulusözlük e tekrar döndüm. rastgele olsun, bilinçli olsun birşeyler bırakmaya başladım uzun aradan sonra. bir haftadır böyleyim.
bugün..ne oldu da burada buldum kendimi? aradan geçen 10 yıldan fazla zaman olmuş. sen hayırdır ya? belli ki aşağıya sebep yazacaksın da oğlum, nereden çıktığından başlamazsan bir halta benzemez. memento gibi mi yapsam? fena fikir değil. ya o nereden girdiğimi hatırlamadığım mesajlara bakıp orada atıf yaptığın entry lerimi okudum da, bazılarını yazdığımı unutmuşum. okuyup kendimle gurur duyduğum bile oldu. demek ki sözcük seçimi, laf ebeliği konusunda hep iyiymişim.* Ama bir halta yaratamadım bunu; kimler kimler kitap yazdı da benim hala derlenecek, gözden geçirilecek ve uygunsa kitaba rücu edilecek GB larca birikimim var.
neyse konu bu değil. gerçi konuya ihtiyaç var mı o da belli değil. yazıyorum buraya çünkü şu tuhaf geldi; kendimi o mesajları yazan kelkeshoze ile karşılaştırdım da. çok alakasız iki tipiz biz; aynı semtte otursak aynı kaldırımda aynı anda yürüme ve karşılaşma ihtimalimiz yok. *
gerçi can yücel bu durumu anlatmış, severim şiirin adı da yok 20, 35,40 yaşında ben ve bugünkü ben dördü toplanıyor.
https://hasanbulut68.tumb...C5%9F-ve-bug%C3%BCnki-ben
biliyorum da o yabancılaşmayı bu denli hissetmemiştim daha önce. ondan garip geldi. bir de ne tuhaf, daha yakın zamanlarda yaşadıklarımla ilgili doğru düzgün hatırlamadığım meseleler varken burada bildiğin diyaloglar arşivli. çocukken bando dergisinde zaman kapsülü diye bir yazı vardı, küçümsemiştim ama keşke toprağa gömseymişim zamanında birşeyler. çünkü ne olduğumuz ile, nereye gideceğimiz ile ilgili hep bazı düşüncelerimiz var ya. bunlar açık göstergelerken hiç dikkat etmiyor, dönüp bakmaya zaman ayırmıyoruz. tuhaf.
bojack horseman bitirdim corona günlerinde. free churro diye bir bölümü vardı doyamadığım. hatta diziyi bitirirken yanında birşeyler yuvarlayayım dedim de, farkında olmadan o kadar votka çekmişim ki geçen dolapta kalan miktara şaşırdım da, en son ne için içtiğim aklıma geldiğinde idrak ettim vehameti. çok dağıtıyorum konuyu.
bojack in yarım saate varan tiradına benzer birşey olmalıydı burası, tuhaf olmaya başladı. pabliş eder miyim emin değilim, ama çok da önemi yok. birileri okusun değil derdim, bu yazıda hiç değil. öyle-böyle başka bir yolla şansımı denerdim öyle olsaydı. ben daha çok zaman kapsülü gibi, gömeyim de bir zaman birilerinin aklına gelip kazar buraları inceler mi diye merak ediyorum.
ama bu merakımı hayatımın bir parçası yapmayacağım bu sefer. dönüp dönüp sözlük beğenilerine, başlığının altına bakmayacağım 13 yıl önceki ben gibi. bunu yazıp bir süre sonra bakmak istiyorum, var böyle mektuplarım. gelip burada aleni yazabiliyorsam da 13 yıl önceki benim, herşeyden bağımsız yakınlık duyduğu bir insanla duygularını açıktan ifade ederek konuşabilmiş olmasından ileri geliyor. ama 13 yıl önceki ben bunu yazıyor olsam geriye birşeyler dönmesini gerçekten istediğim için yazıyor olurdum. bugünkü ben bir dönüş alsa ne olacak? olmayacak ya, magazin gündemine bomba gibi düşsem ne olacak mesela?
ve daha da tuhafı şu. şimdiki benle 13 yıl önceki ben çok farklıyız ya, peki 13 yıl önce sendeki ben ben miydim gerçekten? ya da bendeki sen, gerçek sen miydin? detaya ihtiyacım yok ama cevabın evet olduğundan şüphem var. o zaman önemliydi, şimdi hiçbir önemi yok.
eskiden çok kıymetli hissettiren, hayatımın kısa bir dönemini dolu dolu yaşamamı sağlayan kişidir. biliyorum başka insanların hayatına da renk katmıştır; sinan çetin kırmızısı diye hep algıladım ama o karanlık bir tarafını hiç görmediğimi söylemişti, bilmiyorum.
bir filmde vardı sanırım, neydi ya o.. adam taş kesilmişken eski günleriyle ilgili birşeyleri hatırlıyordu? ukte bırakmadan aklıma gelse daha iyi ama...şener şen in yol ayrımı filmindeki karakter değişimi gibi.. neyse.
çok abartılı gelirdi, ama benim yaşadığım resmen bu. kendimle ilgili burayı işgal etmeyeyim, kendi başlığımda yazarım.
başlık adını alan şarkıyı ilk dinlediğimde beğenmedim, kıvırmışımdır belki zamanında, yazar kusura bakmasın. ya da içinde başlık geçen başka şarkı dinlemişim, zira toploader da güzel söylemiş, king harvest da. yanıtsız kalan tek soruyla bitireyim ben, neden mesajlara girdim? aklıma takıldı, kendisiyle bir dönüm noktamız var, böyle her insanın hayatında olmaz hatta türk komedilerinde zoraki yanlış anlaşılma veya karşılaşamamalar olur da isyan edersin ya. onun gerçek halini yaşamıştık. aklıma o tarih takıldı, ne zamandı diye. onu ararken denk geldiğim mesajlarda nüktedan ve sözcükleri mükemmel kullanan bir genç halim olduğunu fark ettim. okuyup kendimle gurur duydum.
Not: kendisiyle ilgili birkaç güzel ifadeyle noktalamak isterdim ama, hangi dancing in the moonlight ı hani kelkeshoze hangi dönem için anacak? kayboldum, mış gibi yapınca da daha saçma olacak.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar