bugün
- devletten başkasına güvenilmez7
- chatgptye penis fotoğrafını atmak10
- haluk levent olayından çıkarılacak ders6
- aykolikle site havuzuna girmek4
- haluk levent23
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- tango dersi alan urfalı teyze2
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- neden evleniyoruz sorusunun cevapsızlığı2
- oğlak burcu kadını18
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı15
- sözlük yazarlarının dondurmaları3
- dinsize inanır mısın2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- bir kadınla deniz arasındaki benzerlik3
- sadece arkadaşlarından mesaj alıyor4
- web tasarım5
- yusuf tekin'in imamoğlu hakkındaki proje çıkışı3
- aptalları hipnotize etmek6
- chatgpt ile sohbet etmek9
- koç burcu kadını uyuzluğu3
- m kemal'in manda ve himaye istediği iddiası2
- hürmüz boğazı'na alternatif rotalar2
- atatürkçü sanatçı azlığı12
- seni bütün sorunlarından kurtaracağım diyen erkek3
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- en çok sevdiğiniz yazar19
- hayatın güzel olması10
- aylık 453 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- aylık 0 tl iyi para mıdır sorunsalı2
- okuduğum her romanda kendimi aradım ama bulamadım3
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek8
- ihtiyar yazarların uyuması3
- 1 2 puretech5
- görücü usulü evlilik3
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- gececi tayfa kezosu10
- aytaç doğan3
- raskolnikov'un kürek cezası3
- ikizler burcu ve bipolar adam7
- kuzukulağı3
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı8
- züppe olmak2
- sevgilisine kahve yapan erkek4
- fransa ingiltere maçı saat 00 00 da trt 1 de2
- şu anda çalan şarkı2
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması13
- memeye popoya baldıra dövme yaparken2
- yalıkavak marina 1 top dondurma fiyatı2
- sözlük yazarlarının numaraları12
29 - el ankebût
rahmân ve rahîm (olan) allah'ın adıyla.
1. elif. lâm. mîm.
2. insanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "iman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
3. andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. elbette allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
4. yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!
5. kim allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. o, her şeyi işiten ve bilendir.
6. cihad eden, ancak kendisi için cihad etmiş olur. şüphesiz allah, âlemlerden müstağnîdir. (o'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur).
7. iman edip iyi işler yapanların (geçmiş) kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz.
8. biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. dönüşünüz ancak banadır. o zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.
9. iman edip iyi işler yapanları, muhakkak sâlihler içine katarız.
10. insanlardan kimi vardır ki: "allah'a inandık" der; fakat allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini allah'ın azabı gibi tutar. halbuki rabbinden bir nusret gelecek olsa, mutlaka, "doğrusu biz de sizinle beraberdik" derler. iyi de, allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?
11. allah, elbette (o'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çıkaracaktır).
12. kâfirler, iman edenlere: bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim, derler. halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
13. (fakat gerçek şu ki) elbette kendi yüklerini (veballerini), kendi yükleriyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
14. andolsun ki biz nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.
15. fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.
16. ibrahim'i de gönderdik. o kavmine şöyle demişti: allah'a kulluk edin. o'na karşı gelmekten sakının. eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.
17. siz allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. bilmelisiniz ki, allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. o halde rızkı allah katında arayın. o'na kulluk edin ve o'na şükredin. ancak o na döndürüleceksiniz.
18. eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalan saymışlardır. peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir.
19. allah'ın, yaratılanı ilk baştan nasıl yarattığını, (ölümden) sonra bunu(nasıl) tekrarladığını görmediler mi? şüphesiz bu, allah'a göre kolaydır.
20. de ki: yeryüzünde gezip dolaşın da, allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. işte allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır. gerçekten allah her şeye kadirdir.
21. o, dilediğine azabeder, dilediğini esirger. ancak o na döndürüleceksiniz.
22. siz ne yeryüzünde ne de gökte (allah'ı) âciz bırakamazsınız. allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.
23. allah'ın âyetlerini ve o'na kavuşmayı inkâr edenler -işte onlar- benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır.
24. kavminin (ibrahim'e) cevabı ise: "onu öldürün yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. ama allah onu ateşten kurtardı. doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
25. (ibrahim onlara) dedi ki: siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. sonra kıyamet günü (gelip çattığında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksınız. varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur.
26. bunun üzerine lût ona iman etti ve (ibrahim): doğrusu ben rabbim'e(emrettiği yere) hicret ediyorum. şüphesiz o, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.
27. ona ishak ve yakub'u bağışladık. peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. ona dünyada mükâfatını verdik. şüphesiz o, ahirette de sâlihler (zümresin) dendir.
28. lût'u da (gönderdik). o, kavmine demişti ki: gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayâsızlığı yapıyorsunuz!
29. (bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlikler yapacak mısınız! kavminin cevabı ise, şöyle demelerinden ibaret oldu: (yaptıklarımızın kötülüğü ve azaba uğrayacağımız konusunda) doğru söyleyenlerden isen, allah'ın azabını getir bize!
30. (lût:) şu fesatçılar güruhuna karşı bana yardım eyle rabbim! dedi.
31. elçilerimiz ibrahim'e (iki oğul ihsan edeceğimize dair) müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: biz bu memleket halkını helâk edeceğiz. çünkü oranın halkı zalim kimselerdir.
32. (ibrahim) dedi ki: ama orada lût var! şöyle cevap verdiler: biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. onu ve ailesini elbette kurtaracağız. yalnız karısı müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasındadır.
33. elçilerimiz lût'a gelince, lût onlar hakkında tasalandı ve (onları korumak için) ne yapacağını bilemedi. ona: korkma, tasalanma! çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna, dediler.
34. "biz, şüphesiz, bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık gökten (feci) bir azap indireceğiz."
35. andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.
36. medyen'e de kardeşleri şuayb'ı gönderdik ve şuayb: ey kavmim! allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın! dedi.
37. fakat onu yalancılıkla itham ettiler. derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
38. âd ve semûd'u da (helâk ettik). sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
39. karun'u, firavun'u ve hâmân'ı da (helâk ettik). andolsun ki, musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
40. nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.
rahmân ve rahîm (olan) allah'ın adıyla.
1. elif. lâm. mîm.
2. insanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece "iman ettik" demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?
3. andolsun ki, biz onlardan öncekileri de imtihandan geçirmişizdir. elbette allah, doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır.
4. yoksa kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar? ne kadar kötü (ne yanlış) hüküm veriyorlar!
5. kim allah'a kavuşmayı umuyorsa, bilsin ki allah'ın tayin ettiği o vakit elbet gelecektir. o, her şeyi işiten ve bilendir.
6. cihad eden, ancak kendisi için cihad etmiş olur. şüphesiz allah, âlemlerden müstağnîdir. (o'nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur).
7. iman edip iyi işler yapanların (geçmiş) kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz.
8. biz, insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. eğer onlar, seni, hakkında bilgin olmayan bir şeyi (körü körüne) bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme. dönüşünüz ancak banadır. o zaman size yapmış olduklarınızı haber vereceğim.
9. iman edip iyi işler yapanları, muhakkak sâlihler içine katarız.
10. insanlardan kimi vardır ki: "allah'a inandık" der; fakat allah uğrunda eziyete uğratıldığı zaman, insanların işkencesini allah'ın azabı gibi tutar. halbuki rabbinden bir nusret gelecek olsa, mutlaka, "doğrusu biz de sizinle beraberdik" derler. iyi de, allah, herkesin kalbindekileri en iyi bilen değil midir?
11. allah, elbette (o'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çıkaracaktır).
12. kâfirler, iman edenlere: bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim, derler. halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
13. (fakat gerçek şu ki) elbette kendi yüklerini (veballerini), kendi yükleriyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.
14. andolsun ki biz nuh'u kendi kavmine gönderdik de o bin yıldan elli yıl eksik bir süre onların arasında kaldı. sonunda onlar zulümlerini sürdürürken tufan kendilerini yakalayıverdi.
15. fakat biz onu ve gemidekileri kurtardık ve bunu âlemlere bir ibret yaptık.
16. ibrahim'i de gönderdik. o kavmine şöyle demişti: allah'a kulluk edin. o'na karşı gelmekten sakının. eğer bilmiş olsanız bu sizin için daha hayırlıdır.
17. siz allah'ı bırakıp birtakım putlara tapıyor, asılsız sözler uyduruyorsunuz. bilmelisiniz ki, allah'ı bırakıp da taptıklarınız, size rızık veremezler. o halde rızkı allah katında arayın. o'na kulluk edin ve o'na şükredin. ancak o na döndürüleceksiniz.
18. eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalan saymışlardır. peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir.
19. allah'ın, yaratılanı ilk baştan nasıl yarattığını, (ölümden) sonra bunu(nasıl) tekrarladığını görmediler mi? şüphesiz bu, allah'a göre kolaydır.
20. de ki: yeryüzünde gezip dolaşın da, allah ilk baştan nasıl yaratmış bir bakın. işte allah bundan sonra (aynı şekilde) ahiret hayatını da yaratacaktır. gerçekten allah her şeye kadirdir.
21. o, dilediğine azabeder, dilediğini esirger. ancak o na döndürüleceksiniz.
22. siz ne yeryüzünde ne de gökte (allah'ı) âciz bırakamazsınız. allah'tan başka bir dost ve yardımcı da bulamazsınız.
23. allah'ın âyetlerini ve o'na kavuşmayı inkâr edenler -işte onlar- benim rahmetimden ümitlerini kesmişlerdir ve onlar için acıklı bir azap vardır.
24. kavminin (ibrahim'e) cevabı ise: "onu öldürün yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. ama allah onu ateşten kurtardı. doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
25. (ibrahim onlara) dedi ki: siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. sonra kıyamet günü (gelip çattığında ise) birbirinizi tanımazlıktan gelecek ve birbirinize lânet okuyacaksınız. varacağınız yer cehennemdir ve hiç yardımcınız da yoktur.
26. bunun üzerine lût ona iman etti ve (ibrahim): doğrusu ben rabbim'e(emrettiği yere) hicret ediyorum. şüphesiz o, mutlak güç ve hikmet sahibidir, dedi.
27. ona ishak ve yakub'u bağışladık. peygamberliği ve kitapları, onun soyundan gelenlere verdik. ona dünyada mükâfatını verdik. şüphesiz o, ahirette de sâlihler (zümresin) dendir.
28. lût'u da (gönderdik). o, kavmine demişti ki: gerçekten siz, daha önce hiçbir milletin yapmadığı bir hayâsızlığı yapıyorsunuz!
29. (bu ilâhî ikazdan sonra hâla) siz, ille de erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda edepsizlikler yapacak mısınız! kavminin cevabı ise, şöyle demelerinden ibaret oldu: (yaptıklarımızın kötülüğü ve azaba uğrayacağımız konusunda) doğru söyleyenlerden isen, allah'ın azabını getir bize!
30. (lût:) şu fesatçılar güruhuna karşı bana yardım eyle rabbim! dedi.
31. elçilerimiz ibrahim'e (iki oğul ihsan edeceğimize dair) müjdeyi getirdiklerinde şöyle dediler: biz bu memleket halkını helâk edeceğiz. çünkü oranın halkı zalim kimselerdir.
32. (ibrahim) dedi ki: ama orada lût var! şöyle cevap verdiler: biz orada kimlerin bulunduğunu çok iyi biliyoruz. onu ve ailesini elbette kurtaracağız. yalnız karısı müstesna; o, (azapta) kalacaklar arasındadır.
33. elçilerimiz lût'a gelince, lût onlar hakkında tasalandı ve (onları korumak için) ne yapacağını bilemedi. ona: korkma, tasalanma! çünkü biz seni de aileni de kurtaracağız. yalnız, (azapta) kalacaklar arasında bulunan karın müstesna, dediler.
34. "biz, şüphesiz, bu memleket halkının üzerine, yoldan çıkmalarına karşılık gökten (feci) bir azap indireceğiz."
35. andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir kavim için oradan apaçık bir ibret nişânesi bırakmışızdır.
36. medyen'e de kardeşleri şuayb'ı gönderdik ve şuayb: ey kavmim! allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut bağlayın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın! dedi.
37. fakat onu yalancılıkla itham ettiler. derken, kendilerini bir sarsıntı yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çöke kaldılar.
38. âd ve semûd'u da (helâk ettik). sizin için, (onların başına nelerin geldiği) oturdukları yerlerden apaçık anlaşılmaktadır. şeytan onlara yaptıkları işleri güzel gösterip onları doğru yoldan çıkardı. oysa bakıp görebilecek durumdaydılar.
39. karun'u, firavun'u ve hâmân'ı da (helâk ettik). andolsun ki, musa onlara apaçık deliller getirmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. halbuki (azabımızı aşıp) geçebilecek değillerdi.
40. nitekim, onlardan her birini günahı sebebiyle cezalandırdık. kiminin üzerine taşlar savuran rüzgârlar gönderdik, kimini korkunç bir ses yakaladı, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. allah onlara zulmetmiyor, asıl onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar