bugün
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı14
- dudağın içinde çıkan beyaz yaralar5
- acı kıyaslamak4
- soğan yiyen kız6
- tüm gün sözlükte ırkçılık yapan yazarlar3
- motor yağı6
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası5
- türk ten kürt'ü ayırırsan türk kalmaz4
- dinsizlik modası2
- üç nokta yerine dört nokta kullanan insan4
- 30 ağustos zafer bayramı17
- incil vahiy9
- türklerin türkiye de asimile olması8
- chp değişecek mi3
- seri eksiciyi tenhada yakalamak2
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı9
- erecto bay birader bey yazar2
- kötüyü beteriyle aklama çabası2
- üç harflilerin size gösterdiği vizyonlar6
- trt türkü2
- ismet gurbuz 2024 mübarek bir zattır3
- ilkay gündoğan2
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı29
- bira ve nirvana2
- seri eksici ezik3
- nervio hamferdi11
- israil'in ateşkese rağmen lübnan'ı vurması2
- tai lung44
- iq testi yaptırmış sözlük yazarları11
- sarapci koala69
- seda sayan'ın olduğu eğitim platformu reklamı2
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- gs'ye yapılan torpillere söylenmek10
- galatasaray11
- anın görüntüsü20
- rafael leao34
- ismet gurbuz 20243
- 0 0 713
- almanya6
- diamond bey birader elmas beydir4
- winsley boteli3
- kadir mısıroğlunu vatandaşlıktan atan fenerbahçeli3
- sistem patlamış2
- fenerbahçe organize troll örgütü2
- eksilemeyi hobi haline getirmek4
- kadınlardaki sahiplenilme isteği8
- zihin okuma mümkün mü4
- mark 2 172
- evagreen2
- recep tayyip erdoğan25
sonunda ağız tadıyla bi süper kahraman filmi izledim ya, artık ölsem de gam yemem. ya da yerim. amma konu bu değil, konu jon favreau'nun 'olmuş' dedirten şaheseri. (kendisini tony stark'a mulholland çıkmazı*'dan yetişmeye çalışırken izlediğimiz adam, aynı zamanda filmi yöneten jon favreau oluyor.) v for vendetta ve batman begins'te aldığım hazzı duydum bu filmi izlerken. belki biraz daha hoşuma gitti, salonda izleyebildiğim için o da. bu insanların ortak özelliği mutasyona falan uğramamış olmaları, bu yüzden bu tarz süper kahraman hikayeleri belki de seyirciye çok daha güzel servis ediliyor. neyse, kişisel iron man hayranlığımın dışında gerçekten bu filmin bir gişe filmi olmanın üstüne çıktığını söyleyebilirim.
başrolde izlediğimiz robert downey jr. zengin-puşt-ukala tony stark ile sorumlu-duygusal tony stark arasındaki geçişleri ekrana yansıtmamış, komik duruma düşüren boş bakışlara kapılmamış, ama her zamanki artistliğini korumuş. belki bir süper kahramanı canlandırması için ilk akla gelecek isimlerden değildi, belki başka bir kahramanda daha kötü dururdu, ama artık robert downey jr. a başka bi isim aramak gerekirse iron man diye çağırılacaktır. daha kısaca belirtmem gerekirse: ya, muhteşem ya... çok zor bi rol olmadığını söyleyebilirsiniz, ama bu tam benim istediğimdi. hayran kaldım. terrence howard sırıtmamış, iyi bi arkadaştı yani, genelde espri tamamlayıcısı olarak kullanılmış. jeff bridges'i izlerken aklıma olur olmaz the big lebowski geldi. hatta o filmde limuzinde 'asıl' lebowski ye cümlelerini uzata uzata, takıla takıla konuşurken, arada white russian'ından içerken, adamı ikna etmeye çalışırken düşündüm. filmin başında tony stark'la konuşmaları hep aynı tarzdaydı, sırıttım durdum. çok iyi bi kötü adam olmuş, kel görmek biraz kötüydü ama olsun.
gwyneth paltrow'u yerim, yerim. daha fazla söze gerek yok.
tek 'yok be, bu olmamış' diyebileceğim adam felç geçiren kelimizdi, onun sahnelerine daha çok yakışacak birileri bulunabilirdi bence.
biraz da spoiler verelim...
-my turn!
teröristlerin tüm kurşunlarını zırhına yedikten sonra böyle dedi tony stark, aynı v'nin londra'nın metrolarında polislerin tüm kurşunlarını zırhına yedikten sonra söylediği gibi. çok yerinde bi göndermeydi.
***
stark'ın köpeği gibi eğittiği robotları filmin fantastik havasına çaktırmadan gaz vermiş sanki, robotlarla girdiği monologlar oldukça basitti ama hiç de kötü durmuyodu.
***
obadiah stane(kel dersek anlaşılır): tony stark bu güç reaktörünü bir mağarada hurdalardan üretti ve sen bu laboratuarda bana bunu yapamayacağını söylüyorsun!
önlüklü bilim insanı: ben tony stark değilim, efendim.
her şeyi açıklayan diyaloglardan biri.
***
el kamerası çekimleri filme çok şey katmış. 11.günde uçuşunu kontrol edebilmesini ise üstteki diyaloğa bağladım. zaten çizgi roman uyarlamalarında fazlaca olan mantık hataları fazla gözünüze çarpmadığında film çok daha basit anlaşılıyo, bu film de bunu başaranlardan olmuş.
***
arkadaşım film çıkışında bahsetti, 'bu kadar teknoloji arasında gazetenin ne işi vardı' dedi. aslında bu kadar teknoloji arasında pepper'ı kurtaran o gazete oldu. belki de burada yönetmen bi şeyler demeye çalışmış, ama çalışmamış da olabiir. bilemedim.
yeter bu kadar spoiler.
filmin müziklerinin de hakkını yemeyelim, özellikle jeneriğe geçişte 'i am iron man' i duymak, ve arkasından başlayan iron man. salonda koltuğumda oturup sırıta sırıta izlediğim bi jenerik oldu.
belki bu filmin insana bi şeyler kattığı, çok acayip şeyler düşündürdüğü söylenemez. savaş hakkında farklı şeyler söylemedi. ama savaş ile silah imalatçısının ilişkisindeki ironiden sıkça faydalandı. neyse ki her yerinden amerikan bayrağı fışkıran bi film olmadı. bu kadarı da yetti bana. beklediğime değdi.
özetlersek: giderseniz pişman kalmazsınız. görsel teknolojinin doruklarında, sağlam bi senaryoyla bezenmiş, robert downety jr.'ın harikulade canlandırdığı iron man'inizle orta asya semalarında f-22 lerle yarışırsınız. hoşunuza gider artık.
başrolde izlediğimiz robert downey jr. zengin-puşt-ukala tony stark ile sorumlu-duygusal tony stark arasındaki geçişleri ekrana yansıtmamış, komik duruma düşüren boş bakışlara kapılmamış, ama her zamanki artistliğini korumuş. belki bir süper kahramanı canlandırması için ilk akla gelecek isimlerden değildi, belki başka bir kahramanda daha kötü dururdu, ama artık robert downey jr. a başka bi isim aramak gerekirse iron man diye çağırılacaktır. daha kısaca belirtmem gerekirse: ya, muhteşem ya... çok zor bi rol olmadığını söyleyebilirsiniz, ama bu tam benim istediğimdi. hayran kaldım. terrence howard sırıtmamış, iyi bi arkadaştı yani, genelde espri tamamlayıcısı olarak kullanılmış. jeff bridges'i izlerken aklıma olur olmaz the big lebowski geldi. hatta o filmde limuzinde 'asıl' lebowski ye cümlelerini uzata uzata, takıla takıla konuşurken, arada white russian'ından içerken, adamı ikna etmeye çalışırken düşündüm. filmin başında tony stark'la konuşmaları hep aynı tarzdaydı, sırıttım durdum. çok iyi bi kötü adam olmuş, kel görmek biraz kötüydü ama olsun.
gwyneth paltrow'u yerim, yerim. daha fazla söze gerek yok.
tek 'yok be, bu olmamış' diyebileceğim adam felç geçiren kelimizdi, onun sahnelerine daha çok yakışacak birileri bulunabilirdi bence.
biraz da spoiler verelim...
-my turn!
teröristlerin tüm kurşunlarını zırhına yedikten sonra böyle dedi tony stark, aynı v'nin londra'nın metrolarında polislerin tüm kurşunlarını zırhına yedikten sonra söylediği gibi. çok yerinde bi göndermeydi.
***
stark'ın köpeği gibi eğittiği robotları filmin fantastik havasına çaktırmadan gaz vermiş sanki, robotlarla girdiği monologlar oldukça basitti ama hiç de kötü durmuyodu.
***
obadiah stane(kel dersek anlaşılır): tony stark bu güç reaktörünü bir mağarada hurdalardan üretti ve sen bu laboratuarda bana bunu yapamayacağını söylüyorsun!
önlüklü bilim insanı: ben tony stark değilim, efendim.
her şeyi açıklayan diyaloglardan biri.
***
el kamerası çekimleri filme çok şey katmış. 11.günde uçuşunu kontrol edebilmesini ise üstteki diyaloğa bağladım. zaten çizgi roman uyarlamalarında fazlaca olan mantık hataları fazla gözünüze çarpmadığında film çok daha basit anlaşılıyo, bu film de bunu başaranlardan olmuş.
***
arkadaşım film çıkışında bahsetti, 'bu kadar teknoloji arasında gazetenin ne işi vardı' dedi. aslında bu kadar teknoloji arasında pepper'ı kurtaran o gazete oldu. belki de burada yönetmen bi şeyler demeye çalışmış, ama çalışmamış da olabiir. bilemedim.
yeter bu kadar spoiler.
filmin müziklerinin de hakkını yemeyelim, özellikle jeneriğe geçişte 'i am iron man' i duymak, ve arkasından başlayan iron man. salonda koltuğumda oturup sırıta sırıta izlediğim bi jenerik oldu.
belki bu filmin insana bi şeyler kattığı, çok acayip şeyler düşündürdüğü söylenemez. savaş hakkında farklı şeyler söylemedi. ama savaş ile silah imalatçısının ilişkisindeki ironiden sıkça faydalandı. neyse ki her yerinden amerikan bayrağı fışkıran bi film olmadı. bu kadarı da yetti bana. beklediğime değdi.
özetlersek: giderseniz pişman kalmazsınız. görsel teknolojinin doruklarında, sağlam bi senaryoyla bezenmiş, robert downety jr.'ın harikulade canlandırdığı iron man'inizle orta asya semalarında f-22 lerle yarışırsınız. hoşunuza gider artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar