bugün
bugünün iyileri

ikinci abdulhamid

sarayın loş koridorlarından, hafiyelerin gölgesinden, telgraf tellerinin vızıldadığı bir istanbul’dan selamlar sözlük ahalisi. (bkz: kızıl sultan da neymiş yahu)

düşünsenize efendim, adam tahta çıkıyor, meclisi kapatıyor, anayasayı rafa kaldırıyor ama bir yandan da demiryolu döktürüyor, mektepler açtırıyor, hicaz’a kadar tren yolluyor. sanki “halkım beni sevmesin ama trene binsin” demiş gibi. yıldız sarayı’nda oturuyor, her köşede bir hafiye, her hafiyenin cebinde bir defter, her defterde bir ihbar...

sabah kahvesini içerken “bugün kim beni öldürmeye kalktı acaba” diye düşünüyor, akşam da “şu abdülhamid düşmanı dedikoduyu kim yayıyor” diye not aldırıyor. trajikomik değil mi? koskoca imparatorluk, bir adamın paranoyasıyla idare ediliyor; ama o paranoya sayesinde de otuz üç sene ayakta kalıyor.

hatırlayın rivayet diye anlatılan o meşhur sahneyi: bir akşam tiyatro izlerken (ki tiyatroya bayılırdı, opera getirtirdi saraya) birden bir gölge görüyor, “vurun!” diye bağırıyor. meğer kendi gölgesiymiş. ertesi gün bütün saray perdeleri kalınlaştırılıyor, lambalar indiriliyor, hafiyeler ikiye katlanıyor. bir yandan da dış borçları yapılandırıyor, fabrikalar kurduruyor, ziraat bankası’nı açtırıyor. yani özetle: “beni sevmeyin ama okuma yazma öğrenin lan” diyor millete.

bugün bir tarafta “kızıl sultan, zalim, despot” diye yırtınıyorlar; diğer tarafta “ulu hakan, kurtarıcı, vizyoner” diye putlaştırıyorlar. ikisi de aynı madalyonun iki yüzü. adam ne tam şeytan ne tam melek; tam bir osmanlı padişahı işte. korkuyla yönetiyor, korkuyla yönetiliyor. bir suikast girişimi sonrası aylarca odasından çıkmıyor, dışarıdaki dünyayı sadece raporlardan öğreniyor.

sonra bir gün yeter diyor, meclisi açıyor... ama artık çok geç, genç türkler kapıda, makedonya dağlarında silahlar patlıyor.

ben şahsen en çok şu kısmına gülüyorum: tahttan indiriliyor, selanik’e sürülüyor, orada villada pinekliyor. bir yandan da istanbul’daki hafiyeleri hâlâ çalışıyor sanıyor. meğer hafiyelerin çoğu çoktan emekli olmuş, bir kısmı da yeni iktidara geçmiş. yani adamın korktuğu gölge, en sonunda kendi gölgesi olmuş.

oh be sözlük, tarih bazen o kadar absürt ki, douglas adams yazsa “lan bu kadar tesadüf olamaz” derdi. ikinci abdülhamid’e ne derseniz deyin, şunu kabul edin: otuz üç yıl boyunca koskoca imparatorluğu tek başına, hem de titreyerek, korkarak, ama aynı zamanda hesap kitap yaparak idare etti. kolay iş değil ha.

şimdi izninizle, ben yine o telgraf tellerinin vızıldadığı koridorlara döneyim... belki bir hafiye not alır, “üfürükçü kedi yine abuk sabuk entry yazmış” diye.

sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları

Yanlış anlamayın kıskançlığından atmıyorum, ben daha güzelim demek için atıyorum.artı oyu çok olan kazansın!

görsel

günaydın sözlük

Günaydınovski. Hi boys! Ağlıyordu ingilaçça :-).

sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları

bu yazarlara bu cesaret nereden geliyor anlamış değilim.
muhteşemlik şu çirkin hayatı hak etmeyen şeydir.
insan dediğin muhteşem olamayacak kadar hastalıklı düşüncelere sahip bir hayvandır. evet.

uzun zamandır yapmadığınız şeyler

Kocama dayak atmadım ( 3 saat oldu).

kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler

(bkz: ay sonunu getiremeyen alfa)
(bkz: 15 inden 15 ine şahlanan libido)
(bkz: performansı enflasyon oranında artan erkek)

bir yazar entry ni beğendi

Merak uyandırıyor. Ha o yazarlar genelde açık oy vermeyi bilmediklerinden öyle oluyor. Açık oyu becerseler onu yaparlar. Ben artıladım bak diye gözümüze sokarlar. Kimse iyilik yapıp denize atmıyor artık.

sözlüğün en güzel 3 kadın yazarı

Yapay zekayla kendini kadın yapan yazarlar olduğuna hiç şüphem yok.

sözlüğün en muhteşem yazarlarının fotoğrafları

Yaş ortalaması 40 herhalde.
© copyright 2005 - 2026