bugün
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- izmir'in akp'ye geçmesi15
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi32
- ispanya'nin terör bitirme formülü17
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita7
- ayrı mutfakların insanları8
- recep tayyip erdoğan31
- sözlükteki aktroller8
- ay diyen erkek5
- vişneli sarma8
- fatma betül sayan kaya66
- istanbul sokaklarında renkli ışıklandırmalar olsun3
- birini unutmak6
- kabak tatlısı2
- ortak yaşam sergisi insanlar ve insan dostları6
- 190 boyunda kaslı ve zengin kadın4
- ekrem imamoğlu'nun suçu ne2
- 1 90 esmer kaslı erkek5
- parmağıma iğne batması4
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı11
- israil ulusal güvenlik uzmanı uyardı3
- sözlüğün vahşi kelebeği4
- 2 ekim 2026 belçika türkiye maçı5
- grok2
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak3
- belçika türkiye maçı saat 21 45 te atv de4
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak17
- birbirine iyi gelmek6
- cin tarafından özel numaradan aranmak5
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak7
- aynı anda 3 kadın sevmek3
- sabahın köründe işe giden ezik7
- sarma8
- napolyon vs atatürk7
- ismet biraderin hala koşturmaya başlamaması5
- trump'ın iran açıklaması10
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- yeğenin hitap şekli2
- osmanlı pilavı3
- 2 ekim 2026 fransa italya maçı2
- göz kanlanması11
- arkadaşlar yavaş yazın beğenmekten yoruldum2
- albea var mı abi düşük kilometreli12
- 2 ekim 2026 güney kıbrıs ermenistan maçı2
- hoşlanılan sözlük kızının annene çıkması3
- yasin kol'un gözaltına alınması6
- ekim4
- sucuk2
- true'nın iran açıklaması5
- mafya2
entry'ler (65)
titre ve kendine gel okuyucu ya da yazar her kimsen. gelecekte daha iyisinin çekilmesi muhtemel ama hiçbirini gregory house kadar sevmeyeceğiz. 175 entry içinde 3 bilemedin 5 tane gördüm (bkz: house md). onlarda alt sıralarda.
tamam al bundy iyiydi nick' ten anlayabileceğiniz gibi ama herkes yerini bilsin.
tamam al bundy iyiydi nick' ten anlayabileceğiniz gibi ama herkes yerini bilsin.
dış mihraklar tarafından kendisine içinde bol miktarda yağ bulunan ama yediğinde farkedilmeyen grisini yedirilmiş aynı zamanda aslında dört dörtlük olan notalar dokuz sekizliğe çevrilirek sabote edilmiştir. cia'yiydi mossad'ıydı kaç zamandır bunun üzerinde çalışıyor ben biliyorum.
severiz falan ayrıda, bu durumda 0 çekmezlerse şerefsizim. UK kendi kendine oy veremiyor birde.
ilk başlarda her şey normaldi. bizde insanlığın geri kalanı gibi bıçak, silah vs. kullanıyorduk birilerini öldürmek için ama daha sonra bir şeyler oldu* sonra açtığımız kanalizasyon deliklerini kapatmamak, içindeki malzemelerden çalıp en ufak depremlerde yıkılmasını sağladığımız binalar yapmak, içine kiremit tozuydu kimyasal renklendiriciydi insan ırkına zararlı ne kadar madde varsa koyduğumuz ucuz yiyecekler satmak gibi yeni yeni yollar geliştirdik insanları öldürmek için. neden?
çünkü türkler tekdüzeliği sevmez ayrıca yaratıcılıkları yüksektir. o yüzden silahtı bıçaktı kesmedi bir yerden sonra bizi tabi.
bir adım sonrasında ne olacak? tabiiki dünya sineması gözünü uzakdoğudan bizim ülkemize çevirecek. tarantino, kitano' ya üzenip vurdulu kırdılı film yapacağına iskelelerden düşen tersane işçilerinin başrol olduğu filmler yapacak falan. doğru yoldayız yani. devam.
çünkü türkler tekdüzeliği sevmez ayrıca yaratıcılıkları yüksektir. o yüzden silahtı bıçaktı kesmedi bir yerden sonra bizi tabi.
bir adım sonrasında ne olacak? tabiiki dünya sineması gözünü uzakdoğudan bizim ülkemize çevirecek. tarantino, kitano' ya üzenip vurdulu kırdılı film yapacağına iskelelerden düşen tersane işçilerinin başrol olduğu filmler yapacak falan. doğru yoldayız yani. devam.
"odanın kapısı açıldı ve jack bleddose yalpayarak içeri girdi. tanrım genç chinaski'ydi bu. bendim. ıçimde ince bir sızı duydum. gençlik orospu çocuğu nerdesin. o genç ayyaş olmak istedim tekrar. jack bleodose olmak istedim ama birasını yudumlayarak köşede dikilen moruktum ben."
ilk çıktığında okuduğumuz, biz ilk okuduktan*bir buçuk sene sonra türkiye' de liste başı olan kitap. demek ki olay yayınevinin satış stratejisinde. baştaki ilk yirmi sayfayı saymazsan olasılık hesabı ile ilgili pek bir şey söylemez. geri kalanı dan brown tadında bir roman işte. kolay okunur, heyecanlı, sürükleyici falan. "anaaa dan brown takma isimle kitap yazmış lam!!!" dersiniz rahat rahat.
çok da bok atmayatım allahı var okutuyor kendini.
çok da bok atmayatım allahı var okutuyor kendini.
üstüne uludağ sözlükte 230 tane yorum yapılmaması gereken önemsiz bir konudur aslında en basitinden. saniyelik bir olaydır. *
hollywood' un sansürlü cinselliğinde bi gece önce adamla altlı üstlü her haltı yiyen kadın başrol oyuncusunun doğan güneşle beraber namus timsali kesilip sabah çarşafla göğüslerini kapatacak şekilde uyanması veya hareket etmesi. "ulen madem adamla seviştin bütün gece deliler gibi ve madem gerçek hayatın kopyasısın bi gece önce her haltı yediğin adamdan göğüslerini niye saklarsın? " diye sorarlar insana.
bir şey geldi aklıma. yıllarca önce arabada radyo dinliyodum. YiNE YERLi malları haftasıydı sanırım (bkz: ayça şen) de programdaydı o sıra. aynen şunu söyledi:
" aaa ne güzeeel yerli malları haftasıymış bu hafta. biliyor musunuz sayın dinleyenler ben eskiden çok fazla teksas-tommiks falan okurdum, ikinci sınıfta bu yerli malları haftası olduğunda ben kızılderili ürünleri kullanıcağımızı sanıp okula kafamda bir kuş tüyüyle gitmiş ve alay konusu olmuştum." dedi ve yaklaşıp yarım saat kendi kendiine güldü. bende komik mi değilmi karar veremedim pek.
**
" aaa ne güzeeel yerli malları haftasıymış bu hafta. biliyor musunuz sayın dinleyenler ben eskiden çok fazla teksas-tommiks falan okurdum, ikinci sınıfta bu yerli malları haftası olduğunda ben kızılderili ürünleri kullanıcağımızı sanıp okula kafamda bir kuş tüyüyle gitmiş ve alay konusu olmuştum." dedi ve yaklaşıp yarım saat kendi kendiine güldü. bende komik mi değilmi karar veremedim pek.
**
kimsenin yazmadığına inanmıyorum. stephen king' in yazdığı tek iyi şey olan kara kule' nin temel konularından biridir.
ka bizim bildiğimiz kader inanışının orta dünya yorumudur aslında. daha fazlasını merak edenler kara kule serini okumalıdır. çok açıklayıcıdır tek cümle:
"ka bir çemberdir".
ka bizim bildiğimiz kader inanışının orta dünya yorumudur aslında. daha fazlasını merak edenler kara kule serini okumalıdır. çok açıklayıcıdır tek cümle:
"ka bir çemberdir".
türk milli takımının yıllardır yenemediği kötü alışkanlığına çare olamadığını göstermiş teknik adam. hala hücum yaparken savunma, savunma yaparken hücum yapamıyoruz. maçın bir noktasından sonra hiçbirini yapamıyoruz. işte böyle diğer teknik adamlardan ne arkı var derseniz: yok işte öyle sıradan bir adam kendisi.
bundan üç-dört sene önce bir arkadaşım dedi ki:"sean peen ölmüş". hadi ya dedim yazık olmuş. üzüldüm. çünkü sean peen' i severdim. "sonra şaka lam" dedi."ölür mü sean penn hiç".
sonra aradan üç yıl geçti ya da dört, ben haberlerde duydum diyordu ki:" ünlü yönetmen ingmar bergman öldü". arkadaşımı aradım."hocu ingmar bergman öldü" dediler. "he ya doğru" dedi. "şaka mı?" dedim."değil" dedi.
"hadi lan dedim ingmar bergman ölür mü hiç". "öldü "dedi. çok üzüldüm. çünkü ingmar bergman' persona' yı çekmişti, yaban çilekleri' ni, magician' ı... ve daha bir sürü film çekmişti. hala aktif olarak film çekerken hemen her yıl sinema okullarında ders olarak işlenebilecek bir film çekmişti. her yıl.
hep ölümle ilgili bir şeyler vardı filmlerinde aslında. anlamalıydık bir gün ölebileceğini ama insan saf işte bir türlü inanamıyor gerçek olabileceğine.
ben sanıyorum ki ben elli yaşıma da gelsem ingmar bergman adasında yaşamaya devam edecek. ben ingmar belki film çeker diye hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. belki bir film daha çeker, tek bir film. hayatla bağım koptu benim. herhangi sinemasal bir isteğim kalmadı artık. daha önce kubrick öldüğünde de böyle olmuştu. hocu bi film çeksede izlesek dediğimiz kimse kalmadı. kubrick öldü, bergman öldü, alfred zaten ölmüştü. yakında jarmusch da ölür zaten. **
sonra aradan üç yıl geçti ya da dört, ben haberlerde duydum diyordu ki:" ünlü yönetmen ingmar bergman öldü". arkadaşımı aradım."hocu ingmar bergman öldü" dediler. "he ya doğru" dedi. "şaka mı?" dedim."değil" dedi.
"hadi lan dedim ingmar bergman ölür mü hiç". "öldü "dedi. çok üzüldüm. çünkü ingmar bergman' persona' yı çekmişti, yaban çilekleri' ni, magician' ı... ve daha bir sürü film çekmişti. hala aktif olarak film çekerken hemen her yıl sinema okullarında ders olarak işlenebilecek bir film çekmişti. her yıl.
hep ölümle ilgili bir şeyler vardı filmlerinde aslında. anlamalıydık bir gün ölebileceğini ama insan saf işte bir türlü inanamıyor gerçek olabileceğine.
ben sanıyorum ki ben elli yaşıma da gelsem ingmar bergman adasında yaşamaya devam edecek. ben ingmar belki film çeker diye hayatımı sürdürmeye çalışıyorum. belki bir film daha çeker, tek bir film. hayatla bağım koptu benim. herhangi sinemasal bir isteğim kalmadı artık. daha önce kubrick öldüğünde de böyle olmuştu. hocu bi film çeksede izlesek dediğimiz kimse kalmadı. kubrick öldü, bergman öldü, alfred zaten ölmüştü. yakında jarmusch da ölür zaten. **
alfabetik açıdan bakılırsa "z" ye büyük yamuk yapılmıştır. söyleyeyim.
evet boş bir film. sinematik açıdan hiç bir değer taşımıyor. arabayla bir helikopteri düşürmek gibi abuk sahneler içeriyor ama yine de çok güzel lam. çocukluğumuzdan aklımızda kalan john mcclane portresine asla zarar vermiyor bir kere. bildiğimiz süper kahramanlar gibi bütün film boyunca burnu bile kanamadan bitirmiyor filmi. aynı eski filmlerdeki gibi yaralanıyor, bol bol kan döküyor ve bildiğimiz bütün kahramanlar gibi hemen iyileşiveriyor. bu sefer daha da komik çünkü teknolojiye karşı da savaşıyor.ama filmi bitirmek için uyduların izlemediği manual bir telsizden yararlanıyor mesela.
filmi izlemeye başlamadan önce şuna dikkat etmemi tembihledim kendime ilk die hard filminde bruce wiilis' in camların üzerinde çıplak ayakla yürüyüp acı çektiğini hissetiğim o anı yeniden yaşamazsam filmi terketmeliydim.
sonra film başladı ve onuncu dakikada bruce wiilis bir yerden düşüp "damn it!!!" dedi. işte o andan film bitinceye kadar eğlendim.
evet boş bir film. sinematik açıdan ne hiç bir değer taşımıyor ama bruce willis hala bildiğiniz mcclane ve hala çok eğlenceli. **
filmi izlemeye başlamadan önce şuna dikkat etmemi tembihledim kendime ilk die hard filminde bruce wiilis' in camların üzerinde çıplak ayakla yürüyüp acı çektiğini hissetiğim o anı yeniden yaşamazsam filmi terketmeliydim.
sonra film başladı ve onuncu dakikada bruce wiilis bir yerden düşüp "damn it!!!" dedi. işte o andan film bitinceye kadar eğlendim.
evet boş bir film. sinematik açıdan ne hiç bir değer taşımıyor ama bruce willis hala bildiğiniz mcclane ve hala çok eğlenceli. **
-ya geçen bizim evdeki televizyon bozuldu.
-ne marka
-ne ne marka
-televizyon
-ha bilmiyorum
-ne renk peki.
-beyaz
-profilo mu markası
-ha olabilir
-buzdolabıdır o... *
-ne marka
-ne ne marka
-televizyon
-ha bilmiyorum
-ne renk peki.
-beyaz
-profilo mu markası
-ha olabilir
-buzdolabıdır o... *
en büyük hayali olan nelson mandela' yı oynama işine çok yakınlamış aktör. gerçi tanrı' yı oynadıktan sonra karakter yelpazesi için bir düşüş sayılabilir:) ama herhalde nelson mandela' yı da onun kadar iyi oynayabilecek başka hiç kimse yoktur. hatta oynayıp inandırıcı olabilecek başka kimse yoktur.evet evet rahatlıkla söyleyebiliriz bunu.
şöyle ki gerçekçidir. en realist tutumdur. kötü adam çoğu zaman iyi adamdan akıllıdır, güçlüdür vs. ama filmlerin sonlarında iyi adam sırf iyi olduğu için ilahi adaletin yardımıyla hep kazanır. iyi adamlar hep doğruyu yaparlar, dostlarının karılarıyla yatmaz, asla yerlere tükürmez, sokak çocuklarına iyi davranırlar, sarhoş olduklarında insanlara zarar vermezler falan filan..
burda kişiselleştirme söz konusudur. filmleri izleyenlerin %90' gerçek hayatta kötü adamların yaptıklarını yaptıkları için kötü adamların kazanmasını isterler. **
burda kişiselleştirme söz konusudur. filmleri izleyenlerin %90' gerçek hayatta kötü adamların yaptıklarını yaptıkları için kötü adamların kazanmasını isterler. **