bugün
- erkeklerin öküzlük sorunu13
- kuran da namaz yok15
- en iyi simit hangi şehirdedir8
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları6
- sözlük yazarlarının saatleri15
- grup sexte sevgilisine sert davranan adamı öldürdü6
- simit ile gevrek arasındaki farklar10
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri22
- kadınlara alınabilecek hediyeler6
- etimesgut belediyesi ne yolsuzluk operasyonu4
- kadınlar arası rekabet7
- arkadaşlar geri geldim4
- kadın kadının destekçidir5
- ateistlerin temel hatası3
- ege üniversitesi vs dokuz eylül üniversitesi4
- fatura3
- true çaylak olunca sözlükte kalite artıyor2
- çorum kalesi4
- bir geçmiş olsun alırım artık2
- velvet18
- katates ve gocu6
- eren kaşıkçı9
- erkek gibi konuşan kız6
- neden namaz kılmıyorsun2
- birader yazarlar pide fırını2
- arkadaşlar uyudunuz mu9
- kuran da 5 vakit namaz denmemesi9
- bu entry 80 artı alsın masklavi'yi chpli yapıyorum3
- yoran insanların ortak özellikleri8
- erdal beşikçioğlu4
- ısparta simidi2
- macar pasaportuyla 184 ülkenin vizesiz gezilmesi7
- film izlerken sevişmek6
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- insan olmaya ceyrek kala17
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı10
- tamer yiğit3
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- hikayeyi devam ettir52
- yeni parti51
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- ha diyen kız3
- seri gizli artı oy veren melek11
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin9
- coca cola zero gerçekten zararlı mı9
- islamcilara sorulmasi gereken sorular5
- nickten isim tahmini yapmak72
- oooo manifest4
- manifest grubu vs tarkan16
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak5
sevdiği entry'ler
Arada radyolarda duyduğum eski güzel şarkı."sonra bir gün çıkarım... Sen artık dönmez derken... Bir şarkı fısıldarim... Kulağına gün batarken"
Bugün genç bir arkadaşım Bergen'den eller aldı adlı şarkıyı ilk kez duyduğunu söyledi, yuh... Uzayda mi yaşıyorsun. Bu şarkıyı da bilmeyen varsa varlığını bir de burdan duyurayim dedim.
Bugün genç bir arkadaşım Bergen'den eller aldı adlı şarkıyı ilk kez duyduğunu söyledi, yuh... Uzayda mi yaşıyorsun. Bu şarkıyı da bilmeyen varsa varlığını bir de burdan duyurayim dedim.
Teee yıllar önce sırf oy çalmak için elektrikleri kestiler, trafoya kedi girdi, dediler, bu salak millet de yedi....
Trump daha geçen gün, 3 hafta falan önce , Tayyib sultan, sıfatıyla oval ofis 'i nurlandırırken , trump sultanımız efendimizi göstererek, bayaa da kameraların önünde " seçim hilesini dünyada ondan daha iyi kimse bilemez!!" dedi...bunun için " rigged election " ve de " election hoax" kelimelerini kullandı...herkesin önünde ;;))
Sultanımız efendimiz de bunu sırıtarak dinledi ;;))
Ama sultanımız böyle şeylere alışıktı, bi keresinde de kendi zeka oatlamaları yaşayan seçmenine gösterdiği türden bir haritayı kremlin de vladimir putin ' e göstermek üzere masaya yayıyordu ki putin sert bir sesle " o haritayı kaldırın !!", dedi, sultanımız efendimiz de yumurcaklık, şirinlik yaparak yanındaki görevliye, bizim de dersimizi çalıştığımızı görmek istemiyor, dedi, ve haritayı apar topar kaldırdı...
Bu, türk kamuoyunun dünyanın önünde devleştiği anlardan biriydi !! ;;))
Trump daha geçen gün, 3 hafta falan önce , Tayyib sultan, sıfatıyla oval ofis 'i nurlandırırken , trump sultanımız efendimizi göstererek, bayaa da kameraların önünde " seçim hilesini dünyada ondan daha iyi kimse bilemez!!" dedi...bunun için " rigged election " ve de " election hoax" kelimelerini kullandı...herkesin önünde ;;))
Sultanımız efendimiz de bunu sırıtarak dinledi ;;))
Ama sultanımız böyle şeylere alışıktı, bi keresinde de kendi zeka oatlamaları yaşayan seçmenine gösterdiği türden bir haritayı kremlin de vladimir putin ' e göstermek üzere masaya yayıyordu ki putin sert bir sesle " o haritayı kaldırın !!", dedi, sultanımız efendimiz de yumurcaklık, şirinlik yaparak yanındaki görevliye, bizim de dersimizi çalıştığımızı görmek istemiyor, dedi, ve haritayı apar topar kaldırdı...
Bu, türk kamuoyunun dünyanın önünde devleştiği anlardan biriydi !! ;;))
bro bu ülkede kimse camileri kapatamaz merak etme. kapatılma mevzusu olursa akp nin camileri kapatma ihtimali chp nin kapatma ihtimalinden daha yüksek abd den gelecek bir emre bakar. reisiniz çıkar camiler ibadet yuvası olmaktan çıkmış kapatıyorum der en çok da siz alkışlarsınız her zamanki gibi..
amk yıllardır chp hristiyan chp papacı deyip durdunuz akp bizzat papayı getirdi ayin yaptırdı tepki verin diye bekledik ne tepkisi hepiniz neredeyse haç çıkarmaya başlayacaktınız..
amk yıllardır chp hristiyan chp papacı deyip durdunuz akp bizzat papayı getirdi ayin yaptırdı tepki verin diye bekledik ne tepkisi hepiniz neredeyse haç çıkarmaya başlayacaktınız..
inancı siyasete malzeme edenlerin ezanla ya da dinle bir derdi yok. Asıl dertleri oy kaybetmek. Oy uğruna dini değerleri, kutsal saydıklarımızı bile araç hâline getirdiler.
17 haziran 1987 de son ferdi de ölerek soyu tükenmiş serçe türü. ammodramus maritimus nigrescens..
ağırlıklı olarak merritt adası'nda (florida, abd) bulunan, tuzcul bataklıklarda yaşayan ve nesli tükenen bir kuş türü. yaşadıkları ortam olan tuzcul bataklıkların ddt ile ilançlanması ve uzay programında kullanılmaları sebebi ile son çinte de 1987 yılında öldü.
Kendi devletinin kurucu değerlerine saldıran bir haber sitesine ödül vermesini çok yakıştırdım.
zekatını verse ülke şahlanır.
CHP'liler bunu cevaplayamaz; ama bunu ingiliz gemisine binen Vahdettin'e sorsana yeğen! Kesin o biliyordur.
Kazanacaksınız ancak sadece kaba kuvvet sizde olduğu için. Ancak ikna edemeyeceksiniz. ikna etmek için sizde olmayan iki şeye ihtiyacınız var: mantık ve haklılık. Sizden Türkiyenin iyiliğini düşünmenizi beklemek nafiledir. Diyeceklerim bu kadardır.
Yazar: inci Aral
Tür: Roman
Yayın Tarihi: 2005
Kapak Tasarım: Pınar Kazma
Sayfa Sayısı: 230
Ulya, 45 yaşlarında olmasına rağmen halâ güzelliğini koruyabilmiş sarışın bir kadın. Şu yaşına kadar ilk gençlik yıllarında yaşadıkları bir taraftan, sergi açılışı amacıyla gittiği Almanya'da ona bu geçmişinin izlerini anımsatan Sina bir taraftan kuşatmıştı onu. Hapsolmuştu. Hep hapiste, sürgünde değil miydi zaten? Körü körüne tutulmuştu hiç olmayacak uçucu birine.
"
--spoiler--
B" ile yaz tatili sonrası istanbul'dan Almanya'ya dönüş yolunda trende tanışıyorum. Yirmi beş yaşlarında, orta boylu, suskun ve gizemli bir genç adam. Yüzüne yakışan ışıltılı iri gözleri, bembeyaz düzgün dişleri, alnına düşen simsiyah saçlarıyla ama asıl ölçülü davranışlarıyla etkileyici buluyorum onu. Tutukluğu, konuşmaya gönül indirmez tavrı ona duyduğum ilgiyi artırıyor. Sorularıma kısa, beni bezdirip susturmak istiyormuş gibi yuvarlak cevaplar veriyor.
'Nerelisiniz?'
'Adanalıyım.'
'Öğrenci misiniz?'
'Geçen yıl bitirdim. Elektrik Mühendisiyim.'
'Hangi üniversite?'
'Orta Doğu Teknik...'
'Ne tür müzik seversiniz? Caz, rock, soul?'
Fark etmez, dha çok klasik. Ya da halk müziği...'
Yolculuk uzun sürüyor. Bir süre sonra doğallaşıyor 'B'. Yiyeceklerimizi bölüşüyoruz. Gece koltuklarımızı açıp yan yana uzanıyoruz. Uyumaktan çok uyukluyoruz. Kokusunu alabiliyorum. Hafif naftalin, sabun ve tütün karışımı bir koku, itici değil. Anadolu kokusu diye düşünüyorum. Besbelli yola çıkmadan önce beyaz sabunla yıkanmış.
(...)
Otuz altı saatlik yolculuğumuzun sonunda Münih'e varıyoruz. O burada inecek, bense başka bir trenle Berlin'e gideceğim. Eğer onu bir daha göremezsem, aşk üzerine hiçbir şey öğrenemeyeceğimi düşünüyorum nedense ve Berlin'e gelirse beni aramasını söyleyerek telefon numaramı tutuşturuyorum eline.
--spoiler--
Ulya, onu arayacak mı aramayacak mı diye beklerken -hızla unuttuğu sırada- 'B' onu arıyor. iki buçuk ay sonra...
O hep ürkek. Geri çekiliyor. Sonunda bir örgüt bağlantısı nedeniyle Türkiye'den ayrılmak zorunda kaldığını, kentinkenar semtlerinden birinde, oldukça kötü şartlarda kaldığını öğreniyor Ulya. 'B'nin Ulya'dan istediği şey: iş. Ona yardım edebileceğini düşünüyor.
--spoiler--
'Almanya'ya girişin yasal yolla mı oldu?'
'Pek sayılmaz.'
'iltica başvurusunda bulundun mu?'
'Henüz değil.'
'Poliste kaydın var mı?'
'Sanmıyorum... Bilmiyorum.'
'Bu ad, bana söylediğin, benim öyle bildiğim ad, gerçek adın mı?'
'Hayır.'
--spoiler--
Mart sonlarında bir gün, bir gölün kıyısında Ulya'yı öpüyor. Yurda gidip küçük odaya kapandıkları gece istenilmeyen - istenilen sonuçlarla karşılaşacaklar.
Uzun zaman geçmesine rağmen 'B'nin halâ üç güne yakın eve gelmediği oluyordu. Olsun, korku azdı Ulya'da. Ancak Türkiye'ye dönecekti. 'B'nin ise daha "halletmesi gereken işleri"i vardı. Ulya onu ailesiyle tanıştırmaya hazırlanıyordu. Annesi sarışın, her daim güzelliğine düşkün bir Alman'dı, babasının aksine. Kardeşi Deniz ve kendisi oldukça küçükken ayrılmışlardı. Babası Nigar "Hanım"la evlenmiş, Türkiye'deydi. Türkiye'ye geldiği zaman şehirde değil de babaannesinin yanında köyde kalmak istedi. Hem babaannesi de mutluydu bu durumdan; çünkü o da yaşlıydı artık, yardım hiç de fena olmazdı.
işte o zamanlardı hamile olduğunu fark ettiği anlar. 'B'yle uzun süredir mektuplaşıyorlardı. Ama Ulya kararı gereği ona çocuktan bahsetmedi. 'B'nin Ulya'ya yazdığı nir mektupta bir - iki aya kadar geleceğinden bahsedip, bir de mektubun yanına roman koymuştu Ulya'nın bu süre zarfında çevirip, sıkılmaması için.
Uzun aradan sonra gelen 'B'nin yüzünde bebeği görmesiyle oluşan korku vardı. Endişesi bir anda gözbebeklerini küçültmüştü. "Ah Ulya, dedi. Ah Ulya, neden haber vermedin?" Yanındaydı. Aileydiler yeniden ama 'B' hep mutsuzdu ve bir gün ailesinin yanına uğrayacağını söyleyerek, ardında az buz bir adres bırakıp Adana'ya gitti. Gittikten birkaç gün sonra yazdığı mektupta annesinin hastalığından dolayı bir süre daha orada kalacağından bahsetti. Aynı zamanlarda babası Ulya'ya yazdığı mektupta tanıdığı iyi avukatlardan Haluk Bey'in yaptığı araştırmada 'B'nin çoğu ağır nedenden arandığını, artık onu unutması ve babaannesini de yanına alarak onların yanına taşınmalarının iyi olacağını söyledi. Babaannesi bu sefer karşı çıkmamıştı; ancak Ulya, Adana'ya elindeki adresle 'B'ye bakmaya gitti. Gittiğinde gördüğü manzara ve duydukları karşısında aslında beklediği cevabın yine de duyulmak kabullenilmek istememesinden kaynaklanan hüzün oluştu. 'B'nin artık olmadığını kabullenerek babaannesiyle babasının yanına taşındı. işte tam da bu sıralarda Haluk Bey'le yakınlaştı. Babası bunu onaylar gibiydi, olur gözle bakıyordu. Haluk onu seviyordu; ama Ulya ona -aralarında geçen tüm güzel şeylere rağmen- 4 yıl sonra bile arkadaş gözüyle bakıyordu. içine düştüğü boşluktan beni çekip çıkaran yakın arkadaşım.
Şimdiyse artık her şey tam anlamıyla bitmişti. Ulya Almanya'ya sergi açılışına gidiyordu. 20 yıl önce gençliğini 'B'yle bıraktığı yere yeniden gidiyordu. Aklında onca yaşanmışlık, hüzün olarak. 4 gün Hamburg'da kardeşi Deniz'in kocasının arkadaşı Sina'nın yanında kalacaktı. Ardından Frankfurt'a kardeşinin yanına uğrayacak, sonra da artık istanbul'a dönecekti. Birkaç ay sonra da yine sergi için 2 aylığına Tokyo'ya gitmek zorundaydı.
--spoiler--
Çabucak bir bakışta tanıyorum onu. Deniz'in 'çok hoş biri' tanımına uyuyor olsa da bu sözler fazlasıyla eksik, fazlasıyla! Evet, kesinlikle o.
--spoiler--
Onu havaalanında gördüğü ilk andan beri çekici buluyordu. Konuştuktan sonra da fark edilen utangaç tavırları onu Ulya'ya daha da çok çekiyordu. Onda 'B'yi bulmuştu. Aynı bakışlar, aynı duruş ve suskunluk... Kendisinden hemen hemen 15 yaş küçük gençten inanılmaz elektrik almıştı. Dört günün sonuna gelindiğinde saat 12'yi geçerken birden Sina dudaklarını, Ulya'nınkilerde buluverdi. Sabaha kadar konuştular., Ulya biraz daha kalabilirim diye düşündü; ama hayır. Anlaştılar, birbirlerine mutlaka yazacaklardı. Ulya trenle Frankfurt'a vardı. Deniz'in 'boş' bulduğu yaşadıklarını istanbul'a kadar yaşattı. Sina'dan dönüşünden 1 hafta sonra sonra attığı mektubuyla yanıt bekledi. Ama umutsuz!
Tokyo'dan döndüğünde köyde, elinde koca bir torba zarftan Sina'nın üstünde iki kat TÜRKEI yazılmış zarfın içindeki mektubu okuyunca olanları, gecikmenin sebebini anladı. Ama artık çoğu şey için geçti. Hem ona ne cevap yazabilirdi ki?
Tür: Roman
Yayın Tarihi: 2005
Kapak Tasarım: Pınar Kazma
Sayfa Sayısı: 230
Ulya, 45 yaşlarında olmasına rağmen halâ güzelliğini koruyabilmiş sarışın bir kadın. Şu yaşına kadar ilk gençlik yıllarında yaşadıkları bir taraftan, sergi açılışı amacıyla gittiği Almanya'da ona bu geçmişinin izlerini anımsatan Sina bir taraftan kuşatmıştı onu. Hapsolmuştu. Hep hapiste, sürgünde değil miydi zaten? Körü körüne tutulmuştu hiç olmayacak uçucu birine.
"
--spoiler--
B" ile yaz tatili sonrası istanbul'dan Almanya'ya dönüş yolunda trende tanışıyorum. Yirmi beş yaşlarında, orta boylu, suskun ve gizemli bir genç adam. Yüzüne yakışan ışıltılı iri gözleri, bembeyaz düzgün dişleri, alnına düşen simsiyah saçlarıyla ama asıl ölçülü davranışlarıyla etkileyici buluyorum onu. Tutukluğu, konuşmaya gönül indirmez tavrı ona duyduğum ilgiyi artırıyor. Sorularıma kısa, beni bezdirip susturmak istiyormuş gibi yuvarlak cevaplar veriyor.
'Nerelisiniz?'
'Adanalıyım.'
'Öğrenci misiniz?'
'Geçen yıl bitirdim. Elektrik Mühendisiyim.'
'Hangi üniversite?'
'Orta Doğu Teknik...'
'Ne tür müzik seversiniz? Caz, rock, soul?'
Fark etmez, dha çok klasik. Ya da halk müziği...'
Yolculuk uzun sürüyor. Bir süre sonra doğallaşıyor 'B'. Yiyeceklerimizi bölüşüyoruz. Gece koltuklarımızı açıp yan yana uzanıyoruz. Uyumaktan çok uyukluyoruz. Kokusunu alabiliyorum. Hafif naftalin, sabun ve tütün karışımı bir koku, itici değil. Anadolu kokusu diye düşünüyorum. Besbelli yola çıkmadan önce beyaz sabunla yıkanmış.
(...)
Otuz altı saatlik yolculuğumuzun sonunda Münih'e varıyoruz. O burada inecek, bense başka bir trenle Berlin'e gideceğim. Eğer onu bir daha göremezsem, aşk üzerine hiçbir şey öğrenemeyeceğimi düşünüyorum nedense ve Berlin'e gelirse beni aramasını söyleyerek telefon numaramı tutuşturuyorum eline.
--spoiler--
Ulya, onu arayacak mı aramayacak mı diye beklerken -hızla unuttuğu sırada- 'B' onu arıyor. iki buçuk ay sonra...
O hep ürkek. Geri çekiliyor. Sonunda bir örgüt bağlantısı nedeniyle Türkiye'den ayrılmak zorunda kaldığını, kentinkenar semtlerinden birinde, oldukça kötü şartlarda kaldığını öğreniyor Ulya. 'B'nin Ulya'dan istediği şey: iş. Ona yardım edebileceğini düşünüyor.
--spoiler--
'Almanya'ya girişin yasal yolla mı oldu?'
'Pek sayılmaz.'
'iltica başvurusunda bulundun mu?'
'Henüz değil.'
'Poliste kaydın var mı?'
'Sanmıyorum... Bilmiyorum.'
'Bu ad, bana söylediğin, benim öyle bildiğim ad, gerçek adın mı?'
'Hayır.'
--spoiler--
Mart sonlarında bir gün, bir gölün kıyısında Ulya'yı öpüyor. Yurda gidip küçük odaya kapandıkları gece istenilmeyen - istenilen sonuçlarla karşılaşacaklar.
Uzun zaman geçmesine rağmen 'B'nin halâ üç güne yakın eve gelmediği oluyordu. Olsun, korku azdı Ulya'da. Ancak Türkiye'ye dönecekti. 'B'nin ise daha "halletmesi gereken işleri"i vardı. Ulya onu ailesiyle tanıştırmaya hazırlanıyordu. Annesi sarışın, her daim güzelliğine düşkün bir Alman'dı, babasının aksine. Kardeşi Deniz ve kendisi oldukça küçükken ayrılmışlardı. Babası Nigar "Hanım"la evlenmiş, Türkiye'deydi. Türkiye'ye geldiği zaman şehirde değil de babaannesinin yanında köyde kalmak istedi. Hem babaannesi de mutluydu bu durumdan; çünkü o da yaşlıydı artık, yardım hiç de fena olmazdı.
işte o zamanlardı hamile olduğunu fark ettiği anlar. 'B'yle uzun süredir mektuplaşıyorlardı. Ama Ulya kararı gereği ona çocuktan bahsetmedi. 'B'nin Ulya'ya yazdığı nir mektupta bir - iki aya kadar geleceğinden bahsedip, bir de mektubun yanına roman koymuştu Ulya'nın bu süre zarfında çevirip, sıkılmaması için.
Uzun aradan sonra gelen 'B'nin yüzünde bebeği görmesiyle oluşan korku vardı. Endişesi bir anda gözbebeklerini küçültmüştü. "Ah Ulya, dedi. Ah Ulya, neden haber vermedin?" Yanındaydı. Aileydiler yeniden ama 'B' hep mutsuzdu ve bir gün ailesinin yanına uğrayacağını söyleyerek, ardında az buz bir adres bırakıp Adana'ya gitti. Gittikten birkaç gün sonra yazdığı mektupta annesinin hastalığından dolayı bir süre daha orada kalacağından bahsetti. Aynı zamanlarda babası Ulya'ya yazdığı mektupta tanıdığı iyi avukatlardan Haluk Bey'in yaptığı araştırmada 'B'nin çoğu ağır nedenden arandığını, artık onu unutması ve babaannesini de yanına alarak onların yanına taşınmalarının iyi olacağını söyledi. Babaannesi bu sefer karşı çıkmamıştı; ancak Ulya, Adana'ya elindeki adresle 'B'ye bakmaya gitti. Gittiğinde gördüğü manzara ve duydukları karşısında aslında beklediği cevabın yine de duyulmak kabullenilmek istememesinden kaynaklanan hüzün oluştu. 'B'nin artık olmadığını kabullenerek babaannesiyle babasının yanına taşındı. işte tam da bu sıralarda Haluk Bey'le yakınlaştı. Babası bunu onaylar gibiydi, olur gözle bakıyordu. Haluk onu seviyordu; ama Ulya ona -aralarında geçen tüm güzel şeylere rağmen- 4 yıl sonra bile arkadaş gözüyle bakıyordu. içine düştüğü boşluktan beni çekip çıkaran yakın arkadaşım.
Şimdiyse artık her şey tam anlamıyla bitmişti. Ulya Almanya'ya sergi açılışına gidiyordu. 20 yıl önce gençliğini 'B'yle bıraktığı yere yeniden gidiyordu. Aklında onca yaşanmışlık, hüzün olarak. 4 gün Hamburg'da kardeşi Deniz'in kocasının arkadaşı Sina'nın yanında kalacaktı. Ardından Frankfurt'a kardeşinin yanına uğrayacak, sonra da artık istanbul'a dönecekti. Birkaç ay sonra da yine sergi için 2 aylığına Tokyo'ya gitmek zorundaydı.
--spoiler--
Çabucak bir bakışta tanıyorum onu. Deniz'in 'çok hoş biri' tanımına uyuyor olsa da bu sözler fazlasıyla eksik, fazlasıyla! Evet, kesinlikle o.
--spoiler--
Onu havaalanında gördüğü ilk andan beri çekici buluyordu. Konuştuktan sonra da fark edilen utangaç tavırları onu Ulya'ya daha da çok çekiyordu. Onda 'B'yi bulmuştu. Aynı bakışlar, aynı duruş ve suskunluk... Kendisinden hemen hemen 15 yaş küçük gençten inanılmaz elektrik almıştı. Dört günün sonuna gelindiğinde saat 12'yi geçerken birden Sina dudaklarını, Ulya'nınkilerde buluverdi. Sabaha kadar konuştular., Ulya biraz daha kalabilirim diye düşündü; ama hayır. Anlaştılar, birbirlerine mutlaka yazacaklardı. Ulya trenle Frankfurt'a vardı. Deniz'in 'boş' bulduğu yaşadıklarını istanbul'a kadar yaşattı. Sina'dan dönüşünden 1 hafta sonra sonra attığı mektubuyla yanıt bekledi. Ama umutsuz!
Tokyo'dan döndüğünde köyde, elinde koca bir torba zarftan Sina'nın üstünde iki kat TÜRKEI yazılmış zarfın içindeki mektubu okuyunca olanları, gecikmenin sebebini anladı. Ama artık çoğu şey için geçti. Hem ona ne cevap yazabilirdi ki?
Fikirlerinize katılmıyorum ama fikirlerinizi ifade edebilmeniz için canımı bile veririm.
- Voltaire
- Voltaire
araplardan sağlam şairler ve matematikçiler çıkmıştır. el maari, Sabit bin Kurra, Cabir bin Hayyan, Battani, ibn-i Heysem, ibn-i Zühr gibi isimler arap tarihinde önemlidir. araplardan ne kadar hoşlanmasam da katkılarını da söylememek olmaz.
bir sözlüğün kalitesini yazarlar ve açılan başlıklar belirler.
Çocuğun gelişim döneminde ihtiyaçlarının karşılanamaması durumunda ortaya çıkan Saplanma, saplantı durumudur.
inatçı, katı ve cimri kişilerin anal dönemde fiksase olduğu düşünülür. Anal dönemde verilen tuvalet eğitimi ve disiplin anal döneme saplantı ihtimalini yükseltir. Yine yanlış hatırlamıyorsam, cimriliğin anal dönem fiksasyonuyla ilişkilendirilmesi, feçesini tuttuğu ve yapmadığı için takdir edilen çocuğun, feçesi ödül olarak görmesiyle ilgilidir.
Oral dönem fiksasyonlarına ise parmak emme, aşırı sigara/puro tüketimi, oburluk örnek verilebilir.
Nevrozlarda da fiksasyonların etkisi görülebilir.
inatçı, katı ve cimri kişilerin anal dönemde fiksase olduğu düşünülür. Anal dönemde verilen tuvalet eğitimi ve disiplin anal döneme saplantı ihtimalini yükseltir. Yine yanlış hatırlamıyorsam, cimriliğin anal dönem fiksasyonuyla ilişkilendirilmesi, feçesini tuttuğu ve yapmadığı için takdir edilen çocuğun, feçesi ödül olarak görmesiyle ilgilidir.
Oral dönem fiksasyonlarına ise parmak emme, aşırı sigara/puro tüketimi, oburluk örnek verilebilir.
Nevrozlarda da fiksasyonların etkisi görülebilir.
Hah aferin bele bele nefret ettirdiniz kendinizden.
Hah bir gün gelecek bu ozgüvenle şeriata da kalkışacaksınız... 15 temmuzdaki ordu göreceğinizi sanıp...
Neyse tşirtle tank durduran adamlarsınız bişi olmaz sizi.
Hee dayı hee... Alayı allahsız kitapsız bu tosbaaların. Kılışdarı allah yerine koymuş firavun gibi tapıyolar.
Allah belani versin kılışdar!
Hah bir gün gelecek bu ozgüvenle şeriata da kalkışacaksınız... 15 temmuzdaki ordu göreceğinizi sanıp...
Neyse tşirtle tank durduran adamlarsınız bişi olmaz sizi.
Hee dayı hee... Alayı allahsız kitapsız bu tosbaaların. Kılışdarı allah yerine koymuş firavun gibi tapıyolar.
Allah belani versin kılışdar!
Artık şu din bayrak ezan edebiyatınızdan gına geldi valla. istismar etmekten bıkmadınız. Sizin yüzünüzden gençler dinden soğudu. Sizi ve yaşamlarınızı davranışlarınızı görüp de dine bağlanacak taraftar olacak aklı başına kimse yok.
heyooo seçimi kazandık...
söbe...
bir de kuru soğan ve ekmeğin nasıl ucuzlatılacağını anlatsanız yeter...
karnı biraz tok olsa milletin, yer yine...
en büyük banknotla bir kilo et alınamıyor, sen milletin gırtlağına basmışsın, bile isteye...
adam yanlışlıkla seccadeye basmışta ne olmuş?
geçin bu pis siyasi manevraları hepiniz...
milletin nasıl karnını doyuracağınızı anlatın hele...
çocuklar okula aç gidiyor memlekette...
beslenme çantaları yok...
elde yok, avuçta yok..
göklerden gelen bir kararla bile gelsen, mutfakla gidersin bu memlekette..
ocakta kazan kaynamıyorsa, gerisini yemezler...
söbe...
bir de kuru soğan ve ekmeğin nasıl ucuzlatılacağını anlatsanız yeter...
karnı biraz tok olsa milletin, yer yine...
en büyük banknotla bir kilo et alınamıyor, sen milletin gırtlağına basmışsın, bile isteye...
adam yanlışlıkla seccadeye basmışta ne olmuş?
geçin bu pis siyasi manevraları hepiniz...
milletin nasıl karnını doyuracağınızı anlatın hele...
çocuklar okula aç gidiyor memlekette...
beslenme çantaları yok...
elde yok, avuçta yok..
göklerden gelen bir kararla bile gelsen, mutfakla gidersin bu memlekette..
ocakta kazan kaynamıyorsa, gerisini yemezler...