bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- aklını yitirmek4
- sevgiliyle karşılıklı cik cik diye ötüşmek3
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- manifest grubu3
- 50 tl ile rolling yapmak6
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- sevgiliyle karşılıklı bira içmek2
- acıktım ben3
- matbaanın gecikmesine sebep5
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- horoz hayası çorbası5
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- yarın iş olduğu gerçeği3
- sözlük kızlarının kombinleri20
- parayla dert dinlenir2
- işini kaybetmek2
- velvet vs nervio19
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- nothing more never less2
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- kadim kültürler4
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- velvet13
- gemici düğümü2
- okulda felsefe dersinin gereksizliği tartışması2
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- bira cips6
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- insan olmaya ceyrek kala13
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- erzurum hassiko halayı2
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- deuce2
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- fifa'dan dünya kupası finali soruşturması2
- gocusuz sözlük4
- kane2
- laptop5
- slavko vincic15
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
- aga be şarkılar5
- kafanızdaki ses4
özen yula.
yazar.
daha önceden oyunları, öyküleri olsa da son dönemde edebiyat dergilerinde yayınladığı nitelikli öyküleri ile adını duyurdu. yky'den çıkan "tanrı kimseyi duymuyor" ile de son dönem türk öyküsündeki yerini sağlamlaştırdı.
yazar.
daha önceden oyunları, öyküleri olsa da son dönemde edebiyat dergilerinde yayınladığı nitelikli öyküleri ile adını duyurdu. yky'den çıkan "tanrı kimseyi duymuyor" ile de son dönem türk öyküsündeki yerini sağlamlaştırdı.
(bkz: kırmızı yorgunları)
(bkz: gayri resmi hürrem)
(bkz: ay tedirginliği)
(bkz: dünyanın ortasında bir yer)
(bkz: gayri resmi hürrem)
(bkz: ay tedirginliği)
(bkz: dünyanın ortasında bir yer)
Tam adı Mutlu Özen Yula. 7 eylül 1965'te eğitimci bir anne ve asker bir babanın oğlu olarak Eskişehir'de doğan Özen Yula, Hacettepe Üniversitesi iktisadî ve idarî Bilimler Fakültesi iktisat Bölümü'nü bitirdi ve Yüksek lisansını ise DTCF Tiyatro Bölümü'nde tamamladı.
trt2'de tiyatro daima programının sunuculuğunu yapmaktadır..
istanbul devlet tiyatrosu'nda dünyanın ortasında bir yer adlı oyunu sahnelenmektedir..
trt2'de tiyatro daima programının sunuculuğunu yapmaktadır..
istanbul devlet tiyatrosu'nda dünyanın ortasında bir yer adlı oyunu sahnelenmektedir..
kitap-lık'ta da yazar.
hayatımda gördüğüm, duyduğum, bildiğim en mucizevi istanbul tanımlamasını; birkaç repliğe sığdırabilecek egzantrik kalem.
betty: belki bir daha olmaz! sana uzakları yeteri kadar anlatamam, ama biraz olsun merakını gidermek istiyorum...
bir de, her şehrin ayrı bir kokusu var sanki. meyve, yemek, yağ kokusu değil bu. farklı bir koku. anlatmak öyle güç ki!
tenten: yani bütün şehir mi kokuyor?
betty: evet... mesela istanbul'un kokusunu almıyor musun?
tenten: hayır. daha doğrusu farklı farklı bir yığın koku duyuyorum bu şehirde, ama öyle belirgin, diğerlerinin üzerine çıkan bir koku yok.
betty: bu şehir yangın yeri gibi kokuyor, tenten. hani yangın söndürülür, son dumanı da yitip gider.ondan sonra bir sessizlik, bir terk edilmişlik olur. orada gezinirken bir koku duyarsın. rüzgarın etkisiyle hafiflemiş bir kokudur bu. biraz fazla olsa başın ağrır. ama tam kıvamındadır. derin derin içine çekersin kokuyu. artık onsuz yapamayacağını anlarsın.
tenten: sen mecazi kokulardan bahsediyorsun, güzelim! eğer öyle düşünecek olursan bütün istanbul nane kokuyor!
betty: nane mi?
tenten: tabii. benim içimi açan bir kokudur o. düşünsene, bütün şehir nane kokuyor! boğaz'dan hafif naneli bir esinti geliyor. iki yakaya da yayılıyor o koku. yokuşları tırmanıp kenar semtlere ulaşmaya başlıyor. varoşların insanları inanamıyorlar bu kouyu duyduklarına. alışveriş edenler, pazarlık yapanlar, mal taşıyanlar, huzurevlerinde yaşayanlar inanamıyorlar. koku şehre yayıldıkça yayılıyor. inşaatlarda çalışanlar, hamile kadınlar, maaş kuyruğundaki emekliler, son nefesini vermek üzere olanlar, çatık kaşlı hemşireler kokuya inanamıyorlar... burun deliklerinden giriyor koku... vücutlarına... hepsini rahatlatıyor. herkes bu şehri sevmeye başlıyor. ölmek üzere olanlar bile vazgeçip iyileşiyorlar.
betty: saçmalıyorsun tenten! bu, senin, olmasını istediğin koku. ama şehir aslında yangın yeri gibi kokuyor. var olanla, olması istenen arasında dağlar kadar fark var.
tenten: istersen uzlaşabiliriz. senin istanbul'un yangın yeri kokuyor, benimki ise nane. red'in istanbul'u başka kokuyordur, fatoş'unki başka. herkesin istanbul'u başka kokuyor diyelim, olsun bitsin!
betty: herkesin new york'u, fas'ı, dublin'i, kalküta'sı, londra'sı birbirinden farklı mı kokuyor sence?
betty: belki bir daha olmaz! sana uzakları yeteri kadar anlatamam, ama biraz olsun merakını gidermek istiyorum...
bir de, her şehrin ayrı bir kokusu var sanki. meyve, yemek, yağ kokusu değil bu. farklı bir koku. anlatmak öyle güç ki!
tenten: yani bütün şehir mi kokuyor?
betty: evet... mesela istanbul'un kokusunu almıyor musun?
tenten: hayır. daha doğrusu farklı farklı bir yığın koku duyuyorum bu şehirde, ama öyle belirgin, diğerlerinin üzerine çıkan bir koku yok.
betty: bu şehir yangın yeri gibi kokuyor, tenten. hani yangın söndürülür, son dumanı da yitip gider.ondan sonra bir sessizlik, bir terk edilmişlik olur. orada gezinirken bir koku duyarsın. rüzgarın etkisiyle hafiflemiş bir kokudur bu. biraz fazla olsa başın ağrır. ama tam kıvamındadır. derin derin içine çekersin kokuyu. artık onsuz yapamayacağını anlarsın.
tenten: sen mecazi kokulardan bahsediyorsun, güzelim! eğer öyle düşünecek olursan bütün istanbul nane kokuyor!
betty: nane mi?
tenten: tabii. benim içimi açan bir kokudur o. düşünsene, bütün şehir nane kokuyor! boğaz'dan hafif naneli bir esinti geliyor. iki yakaya da yayılıyor o koku. yokuşları tırmanıp kenar semtlere ulaşmaya başlıyor. varoşların insanları inanamıyorlar bu kouyu duyduklarına. alışveriş edenler, pazarlık yapanlar, mal taşıyanlar, huzurevlerinde yaşayanlar inanamıyorlar. koku şehre yayıldıkça yayılıyor. inşaatlarda çalışanlar, hamile kadınlar, maaş kuyruğundaki emekliler, son nefesini vermek üzere olanlar, çatık kaşlı hemşireler kokuya inanamıyorlar... burun deliklerinden giriyor koku... vücutlarına... hepsini rahatlatıyor. herkes bu şehri sevmeye başlıyor. ölmek üzere olanlar bile vazgeçip iyileşiyorlar.
betty: saçmalıyorsun tenten! bu, senin, olmasını istediğin koku. ama şehir aslında yangın yeri gibi kokuyor. var olanla, olması istenen arasında dağlar kadar fark var.
tenten: istersen uzlaşabiliriz. senin istanbul'un yangın yeri kokuyor, benimki ise nane. red'in istanbul'u başka kokuyordur, fatoş'unki başka. herkesin istanbul'u başka kokuyor diyelim, olsun bitsin!
betty: herkesin new york'u, fas'ı, dublin'i, kalküta'sı, londra'sı birbirinden farklı mı kokuyor sence?
gizli aşk bu adli kitabini bir arkadasim tavsiye ettiginde baslamak icin cokca zaman harcamistim.okumam ise sadece bir kac saatimi almisti.
sonra ozen yula' yi daha derinden takibe gecis donemim. bir ara var olan twitter'inda yazdiklarina her defasinda hayran kalisim.
arızalı kalpler adli kitabini okuduktan sonra hah iste bu dedigim...
ardina, jartiyer,kirbaç ve baby-doll'ün ötesindekiler, itiraz oyunlari... birakilmiyor elden bu kitaplar.
simdi ise toplu oyunlarina baslama zamani...
gecen sezon kadikoy duru tiyatro'da ay tedirginligi oyununu kacirdigima yanarim bi.
gec de olsa ogrenmek cok guzelmis ozen yula.
sonra ozen yula' yi daha derinden takibe gecis donemim. bir ara var olan twitter'inda yazdiklarina her defasinda hayran kalisim.
arızalı kalpler adli kitabini okuduktan sonra hah iste bu dedigim...
ardina, jartiyer,kirbaç ve baby-doll'ün ötesindekiler, itiraz oyunlari... birakilmiyor elden bu kitaplar.
simdi ise toplu oyunlarina baslama zamani...
gecen sezon kadikoy duru tiyatro'da ay tedirginligi oyununu kacirdigima yanarim bi.
gec de olsa ogrenmek cok guzelmis ozen yula.
gözü kara alaturka'dan sonra gayri resmi hürrem adlı oyununu da izleme şansı bulduktan sonra bir kez daha hayran kaldığım oyun yazarı.
yala ama yutma oyunu gerici zihniyete yenik düşen yazardır.
gözü kara alaturka'sını yunus emre kültür merkezi'nde aytekin özen'in ustalığında zevkle izlediğim, hayat bir kere adlı romanı da okunmaya değer türk felsefe ve edebiyat tarihine önemli katkıları bulunmuş yazar.
son dönem türkiye'nin medarı iftiharı...
"keşanlı ali destanı"nı televizyon dizisi
olarak yazan ve eserin özüne hayret verici
ölçüde bağlı kalan yazar.
olarak yazan ve eserin özüne hayret verici
ölçüde bağlı kalan yazar.
memlekette "aydın" ve "sanatçı" sıfatını onuruyla taşıyan sayılı adamlardan.
--spoiler--
"Ayrıca birileri de şunu tarihe kayıt olarak düşürmeli ki: Türkiye tarihi boyunca asla tarih bu kadar yalan biçimde yeniden düzenlenmedi. Cumhuriyet tarihinde başka gerçekler de dönüştürüldü, değiştirildi. Ama o değiştirilenler hiçbir zaman bu dönemde olduğu kadar insanları istismar edecek şekilde yıpratılmadı. Din asla bu kadar insafsızca kullanılmadı. Din asla bu kadar Kapitalizmle bağdaştırılmadı. Mazlum edebiyatı asla bu kadar yalan biçimde yeniden düzenlenmedi. Ezilme, hakir ve hor görülme, dışlanma asla bu kadar bağlam kaydırmasıyla kullanılıp bunların hepsi bu kadar net biçimde halka uygulanmadı. Halkın yerleri halka bu kadar el kılınıp zenginlere peşkeş çekilmedi. Basın bu kadar yoksunlaştırılmadı. insanlar bu kadar cezalandırılma amaçlı işten çıkarılıp Neo Nazizm dönemi gibi harcanmadı. insanlar belki bir de Menderes döneminde ve askeri darbelerde bu kadar başlarına bir iş gelmesinden ve işlerini kaybedip eve ekmek götürememekten, hatta yalan yere hapislerde süründürülmekten korkmuştur. Tarihte asla hitabet yeteneği bu kadar göz boyamak için kullanılmadı. Tarihte asla delikanlılık raconu kadar yerle yeksan edilmedi. Ve asla bal tutan parmağını bu kadar yalamadı. Ve biz halen gülümseyebiliyorsak (bu ayrımı çıkardığınız/bu uçurumu derinleştirdiğiniz için ben de artık rahatlıkla söyleyebiliyorum) size değil BiZE HELAL OLSUN! " ÖZEN YULA
--spoiler--
psikopat bir sara hastasından tv programı dilenmek daha karlı aslında. zoru neyse?
bu haysiyet dedikleri şey taşınması zor bir olgu o kesin...
--spoiler--
"Ayrıca birileri de şunu tarihe kayıt olarak düşürmeli ki: Türkiye tarihi boyunca asla tarih bu kadar yalan biçimde yeniden düzenlenmedi. Cumhuriyet tarihinde başka gerçekler de dönüştürüldü, değiştirildi. Ama o değiştirilenler hiçbir zaman bu dönemde olduğu kadar insanları istismar edecek şekilde yıpratılmadı. Din asla bu kadar insafsızca kullanılmadı. Din asla bu kadar Kapitalizmle bağdaştırılmadı. Mazlum edebiyatı asla bu kadar yalan biçimde yeniden düzenlenmedi. Ezilme, hakir ve hor görülme, dışlanma asla bu kadar bağlam kaydırmasıyla kullanılıp bunların hepsi bu kadar net biçimde halka uygulanmadı. Halkın yerleri halka bu kadar el kılınıp zenginlere peşkeş çekilmedi. Basın bu kadar yoksunlaştırılmadı. insanlar bu kadar cezalandırılma amaçlı işten çıkarılıp Neo Nazizm dönemi gibi harcanmadı. insanlar belki bir de Menderes döneminde ve askeri darbelerde bu kadar başlarına bir iş gelmesinden ve işlerini kaybedip eve ekmek götürememekten, hatta yalan yere hapislerde süründürülmekten korkmuştur. Tarihte asla hitabet yeteneği bu kadar göz boyamak için kullanılmadı. Tarihte asla delikanlılık raconu kadar yerle yeksan edilmedi. Ve asla bal tutan parmağını bu kadar yalamadı. Ve biz halen gülümseyebiliyorsak (bu ayrımı çıkardığınız/bu uçurumu derinleştirdiğiniz için ben de artık rahatlıkla söyleyebiliyorum) size değil BiZE HELAL OLSUN! " ÖZEN YULA
--spoiler--
psikopat bir sara hastasından tv programı dilenmek daha karlı aslında. zoru neyse?
bu haysiyet dedikleri şey taşınması zor bir olgu o kesin...
Bu adama bir şey olmasın hep üretsin. Laf kalabalığı yapmadan başkasının bir kitap yazıp veremediği duyguyu veriyor adam birkaç sözle.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar