bugün
- habire12 adamdır12
- gammazların tarafsız olması gerekliliği27
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması13
- arkadaşlar sizce bu takım elbise güzel mi15
- sözlük kızları bizim neyimizdir sorunsalı5
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak13
- voleybol maçı izleyen erkek5
- hijo de puta3
- gece denize girmek11
- bad boy5
- başak burcu8
- 150 boyundaki kızın seni komaya sokarım demesi4
- sözlüğe fotoğraf atan kadın8
- 26 temmuz 2026 türkiye brezilya voleybol maçı3
- güneş3
- hakkımda bilmeniz gerekenler35
- siyaset bilimci olmadan siyaset yapmak2
- sözlük içi şakalar3
- sözlük erkeklerinin 1 90 dan kısa olmaması7
- mutsuzluğun en büyük nedeni9
- usta yazarların dediğini yapın yaptığını yapmayın4
- kaykaydan düşmek2
- cehennem2
- zencilere maymun denmesi3
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur6
- nickten isim tahmini yapmak25
- akrep kadını4
- vazo ve saksı arasındaki farkı bilen erkek7
- un certain regard3
- nickli başlık açanlar kucağa alınacak5
- kaymak vs tereyağı6
- kuşadası ndaki başıboş köpek domuz kavgası4
- karton toplayan balkan göçmeni4
- çilek reçeli vs vişne reçeli6
- aylık 481 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- antalya da yaşamak4
- as maca8
- ismet gürbüz'ün en sevdiği gazete3
- sözlüğe yazmama kararı veriyorum4
- dem parti9
- ismet gürbüz nednn türkiye'ye gelemiyor3
- limonlu makarna10
- çocukluğa götüren şeyler3
- ai değil alın teri entry4
- the merich adamdır2
- true vs gocu3
- çare sarıgül4
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası17
- fazla akbili olan var mı4
- sıfır bir gökhan abi4
özen yula.
yazar.
daha önceden oyunları, öyküleri olsa da son dönemde edebiyat dergilerinde yayınladığı nitelikli öyküleri ile adını duyurdu. yky'den çıkan "tanrı kimseyi duymuyor" ile de son dönem türk öyküsündeki yerini sağlamlaştırdı.
yazar.
daha önceden oyunları, öyküleri olsa da son dönemde edebiyat dergilerinde yayınladığı nitelikli öyküleri ile adını duyurdu. yky'den çıkan "tanrı kimseyi duymuyor" ile de son dönem türk öyküsündeki yerini sağlamlaştırdı.
(bkz: kırmızı yorgunları)
(bkz: gayri resmi hürrem)
(bkz: ay tedirginliği)
(bkz: dünyanın ortasında bir yer)
(bkz: gayri resmi hürrem)
(bkz: ay tedirginliği)
(bkz: dünyanın ortasında bir yer)
Tam adı Mutlu Özen Yula. 7 eylül 1965'te eğitimci bir anne ve asker bir babanın oğlu olarak Eskişehir'de doğan Özen Yula, Hacettepe Üniversitesi iktisadî ve idarî Bilimler Fakültesi iktisat Bölümü'nü bitirdi ve Yüksek lisansını ise DTCF Tiyatro Bölümü'nde tamamladı.
trt2'de tiyatro daima programının sunuculuğunu yapmaktadır..
istanbul devlet tiyatrosu'nda dünyanın ortasında bir yer adlı oyunu sahnelenmektedir..
trt2'de tiyatro daima programının sunuculuğunu yapmaktadır..
istanbul devlet tiyatrosu'nda dünyanın ortasında bir yer adlı oyunu sahnelenmektedir..
kitap-lık'ta da yazar.
hayatımda gördüğüm, duyduğum, bildiğim en mucizevi istanbul tanımlamasını; birkaç repliğe sığdırabilecek egzantrik kalem.
betty: belki bir daha olmaz! sana uzakları yeteri kadar anlatamam, ama biraz olsun merakını gidermek istiyorum...
bir de, her şehrin ayrı bir kokusu var sanki. meyve, yemek, yağ kokusu değil bu. farklı bir koku. anlatmak öyle güç ki!
tenten: yani bütün şehir mi kokuyor?
betty: evet... mesela istanbul'un kokusunu almıyor musun?
tenten: hayır. daha doğrusu farklı farklı bir yığın koku duyuyorum bu şehirde, ama öyle belirgin, diğerlerinin üzerine çıkan bir koku yok.
betty: bu şehir yangın yeri gibi kokuyor, tenten. hani yangın söndürülür, son dumanı da yitip gider.ondan sonra bir sessizlik, bir terk edilmişlik olur. orada gezinirken bir koku duyarsın. rüzgarın etkisiyle hafiflemiş bir kokudur bu. biraz fazla olsa başın ağrır. ama tam kıvamındadır. derin derin içine çekersin kokuyu. artık onsuz yapamayacağını anlarsın.
tenten: sen mecazi kokulardan bahsediyorsun, güzelim! eğer öyle düşünecek olursan bütün istanbul nane kokuyor!
betty: nane mi?
tenten: tabii. benim içimi açan bir kokudur o. düşünsene, bütün şehir nane kokuyor! boğaz'dan hafif naneli bir esinti geliyor. iki yakaya da yayılıyor o koku. yokuşları tırmanıp kenar semtlere ulaşmaya başlıyor. varoşların insanları inanamıyorlar bu kouyu duyduklarına. alışveriş edenler, pazarlık yapanlar, mal taşıyanlar, huzurevlerinde yaşayanlar inanamıyorlar. koku şehre yayıldıkça yayılıyor. inşaatlarda çalışanlar, hamile kadınlar, maaş kuyruğundaki emekliler, son nefesini vermek üzere olanlar, çatık kaşlı hemşireler kokuya inanamıyorlar... burun deliklerinden giriyor koku... vücutlarına... hepsini rahatlatıyor. herkes bu şehri sevmeye başlıyor. ölmek üzere olanlar bile vazgeçip iyileşiyorlar.
betty: saçmalıyorsun tenten! bu, senin, olmasını istediğin koku. ama şehir aslında yangın yeri gibi kokuyor. var olanla, olması istenen arasında dağlar kadar fark var.
tenten: istersen uzlaşabiliriz. senin istanbul'un yangın yeri kokuyor, benimki ise nane. red'in istanbul'u başka kokuyordur, fatoş'unki başka. herkesin istanbul'u başka kokuyor diyelim, olsun bitsin!
betty: herkesin new york'u, fas'ı, dublin'i, kalküta'sı, londra'sı birbirinden farklı mı kokuyor sence?
betty: belki bir daha olmaz! sana uzakları yeteri kadar anlatamam, ama biraz olsun merakını gidermek istiyorum...
bir de, her şehrin ayrı bir kokusu var sanki. meyve, yemek, yağ kokusu değil bu. farklı bir koku. anlatmak öyle güç ki!
tenten: yani bütün şehir mi kokuyor?
betty: evet... mesela istanbul'un kokusunu almıyor musun?
tenten: hayır. daha doğrusu farklı farklı bir yığın koku duyuyorum bu şehirde, ama öyle belirgin, diğerlerinin üzerine çıkan bir koku yok.
betty: bu şehir yangın yeri gibi kokuyor, tenten. hani yangın söndürülür, son dumanı da yitip gider.ondan sonra bir sessizlik, bir terk edilmişlik olur. orada gezinirken bir koku duyarsın. rüzgarın etkisiyle hafiflemiş bir kokudur bu. biraz fazla olsa başın ağrır. ama tam kıvamındadır. derin derin içine çekersin kokuyu. artık onsuz yapamayacağını anlarsın.
tenten: sen mecazi kokulardan bahsediyorsun, güzelim! eğer öyle düşünecek olursan bütün istanbul nane kokuyor!
betty: nane mi?
tenten: tabii. benim içimi açan bir kokudur o. düşünsene, bütün şehir nane kokuyor! boğaz'dan hafif naneli bir esinti geliyor. iki yakaya da yayılıyor o koku. yokuşları tırmanıp kenar semtlere ulaşmaya başlıyor. varoşların insanları inanamıyorlar bu kouyu duyduklarına. alışveriş edenler, pazarlık yapanlar, mal taşıyanlar, huzurevlerinde yaşayanlar inanamıyorlar. koku şehre yayıldıkça yayılıyor. inşaatlarda çalışanlar, hamile kadınlar, maaş kuyruğundaki emekliler, son nefesini vermek üzere olanlar, çatık kaşlı hemşireler kokuya inanamıyorlar... burun deliklerinden giriyor koku... vücutlarına... hepsini rahatlatıyor. herkes bu şehri sevmeye başlıyor. ölmek üzere olanlar bile vazgeçip iyileşiyorlar.
betty: saçmalıyorsun tenten! bu, senin, olmasını istediğin koku. ama şehir aslında yangın yeri gibi kokuyor. var olanla, olması istenen arasında dağlar kadar fark var.
tenten: istersen uzlaşabiliriz. senin istanbul'un yangın yeri kokuyor, benimki ise nane. red'in istanbul'u başka kokuyordur, fatoş'unki başka. herkesin istanbul'u başka kokuyor diyelim, olsun bitsin!
betty: herkesin new york'u, fas'ı, dublin'i, kalküta'sı, londra'sı birbirinden farklı mı kokuyor sence?
gizli aşk bu adli kitabini bir arkadasim tavsiye ettiginde baslamak icin cokca zaman harcamistim.okumam ise sadece bir kac saatimi almisti.
sonra ozen yula' yi daha derinden takibe gecis donemim. bir ara var olan twitter'inda yazdiklarina her defasinda hayran kalisim.
arızalı kalpler adli kitabini okuduktan sonra hah iste bu dedigim...
ardina, jartiyer,kirbaç ve baby-doll'ün ötesindekiler, itiraz oyunlari... birakilmiyor elden bu kitaplar.
simdi ise toplu oyunlarina baslama zamani...
gecen sezon kadikoy duru tiyatro'da ay tedirginligi oyununu kacirdigima yanarim bi.
gec de olsa ogrenmek cok guzelmis ozen yula.
sonra ozen yula' yi daha derinden takibe gecis donemim. bir ara var olan twitter'inda yazdiklarina her defasinda hayran kalisim.
arızalı kalpler adli kitabini okuduktan sonra hah iste bu dedigim...
ardina, jartiyer,kirbaç ve baby-doll'ün ötesindekiler, itiraz oyunlari... birakilmiyor elden bu kitaplar.
simdi ise toplu oyunlarina baslama zamani...
gecen sezon kadikoy duru tiyatro'da ay tedirginligi oyununu kacirdigima yanarim bi.
gec de olsa ogrenmek cok guzelmis ozen yula.
gözü kara alaturka'dan sonra gayri resmi hürrem adlı oyununu da izleme şansı bulduktan sonra bir kez daha hayran kaldığım oyun yazarı.
yala ama yutma oyunu gerici zihniyete yenik düşen yazardır.
gözü kara alaturka'sını yunus emre kültür merkezi'nde aytekin özen'in ustalığında zevkle izlediğim, hayat bir kere adlı romanı da okunmaya değer türk felsefe ve edebiyat tarihine önemli katkıları bulunmuş yazar.
son dönem türkiye'nin medarı iftiharı...
"keşanlı ali destanı"nı televizyon dizisi
olarak yazan ve eserin özüne hayret verici
ölçüde bağlı kalan yazar.
olarak yazan ve eserin özüne hayret verici
ölçüde bağlı kalan yazar.
memlekette "aydın" ve "sanatçı" sıfatını onuruyla taşıyan sayılı adamlardan.
--spoiler--
"Ayrıca birileri de şunu tarihe kayıt olarak düşürmeli ki: Türkiye tarihi boyunca asla tarih bu kadar yalan biçimde yeniden düzenlenmedi. Cumhuriyet tarihinde başka gerçekler de dönüştürüldü, değiştirildi. Ama o değiştirilenler hiçbir zaman bu dönemde olduğu kadar insanları istismar edecek şekilde yıpratılmadı. Din asla bu kadar insafsızca kullanılmadı. Din asla bu kadar Kapitalizmle bağdaştırılmadı. Mazlum edebiyatı asla bu kadar yalan biçimde yeniden düzenlenmedi. Ezilme, hakir ve hor görülme, dışlanma asla bu kadar bağlam kaydırmasıyla kullanılıp bunların hepsi bu kadar net biçimde halka uygulanmadı. Halkın yerleri halka bu kadar el kılınıp zenginlere peşkeş çekilmedi. Basın bu kadar yoksunlaştırılmadı. insanlar bu kadar cezalandırılma amaçlı işten çıkarılıp Neo Nazizm dönemi gibi harcanmadı. insanlar belki bir de Menderes döneminde ve askeri darbelerde bu kadar başlarına bir iş gelmesinden ve işlerini kaybedip eve ekmek götürememekten, hatta yalan yere hapislerde süründürülmekten korkmuştur. Tarihte asla hitabet yeteneği bu kadar göz boyamak için kullanılmadı. Tarihte asla delikanlılık raconu kadar yerle yeksan edilmedi. Ve asla bal tutan parmağını bu kadar yalamadı. Ve biz halen gülümseyebiliyorsak (bu ayrımı çıkardığınız/bu uçurumu derinleştirdiğiniz için ben de artık rahatlıkla söyleyebiliyorum) size değil BiZE HELAL OLSUN! " ÖZEN YULA
--spoiler--
psikopat bir sara hastasından tv programı dilenmek daha karlı aslında. zoru neyse?
bu haysiyet dedikleri şey taşınması zor bir olgu o kesin...
--spoiler--
"Ayrıca birileri de şunu tarihe kayıt olarak düşürmeli ki: Türkiye tarihi boyunca asla tarih bu kadar yalan biçimde yeniden düzenlenmedi. Cumhuriyet tarihinde başka gerçekler de dönüştürüldü, değiştirildi. Ama o değiştirilenler hiçbir zaman bu dönemde olduğu kadar insanları istismar edecek şekilde yıpratılmadı. Din asla bu kadar insafsızca kullanılmadı. Din asla bu kadar Kapitalizmle bağdaştırılmadı. Mazlum edebiyatı asla bu kadar yalan biçimde yeniden düzenlenmedi. Ezilme, hakir ve hor görülme, dışlanma asla bu kadar bağlam kaydırmasıyla kullanılıp bunların hepsi bu kadar net biçimde halka uygulanmadı. Halkın yerleri halka bu kadar el kılınıp zenginlere peşkeş çekilmedi. Basın bu kadar yoksunlaştırılmadı. insanlar bu kadar cezalandırılma amaçlı işten çıkarılıp Neo Nazizm dönemi gibi harcanmadı. insanlar belki bir de Menderes döneminde ve askeri darbelerde bu kadar başlarına bir iş gelmesinden ve işlerini kaybedip eve ekmek götürememekten, hatta yalan yere hapislerde süründürülmekten korkmuştur. Tarihte asla hitabet yeteneği bu kadar göz boyamak için kullanılmadı. Tarihte asla delikanlılık raconu kadar yerle yeksan edilmedi. Ve asla bal tutan parmağını bu kadar yalamadı. Ve biz halen gülümseyebiliyorsak (bu ayrımı çıkardığınız/bu uçurumu derinleştirdiğiniz için ben de artık rahatlıkla söyleyebiliyorum) size değil BiZE HELAL OLSUN! " ÖZEN YULA
--spoiler--
psikopat bir sara hastasından tv programı dilenmek daha karlı aslında. zoru neyse?
bu haysiyet dedikleri şey taşınması zor bir olgu o kesin...
Bu adama bir şey olmasın hep üretsin. Laf kalabalığı yapmadan başkasının bir kitap yazıp veremediği duyguyu veriyor adam birkaç sözle.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar