bugün
- süper para kazanma yöntemi buldum garanti5
- anın görüntüsü30
- üründül plaza4
- sözlüğü sonsuza kadar terk ediyorum6
- sözlüğün en iyi kalpli yazarı10
- siyahi peygamber olmaması6
- fatma betül sayan kaya9
- dünya52
- sözlük yazarlarının ruh hali5
- morkstar yazdı bunu12
- morkstar11
- akşam akşam canın kahveli yaş pasta çekmesi6
- tek göz odalı evde kocasıyla mutlu olan kadın7
- yalnız erkek sayısının patlaması3
- ter kokan kızların daha samimi olması2
- diamond bey birader ne yapıyor sorusu3
- gocu32
- yağız kaan erdoğmuş dünya ilk 20'ye girdi5
- ismet gurbuz vs ellerim bos gonlum hos5
- kurtlar vadisi2
- sözlükte sürekli kavga çıkması3
- recep tayyip erdoğan8
- sırrı süreyya önder türkmen dir7
- gocunun elleri9
- akp kazandı2
- ermeni rum soykırımını inkar etmek14
- mokar hastası nihan3
- avrupa11
- entry okumak2
- bayana hesap ödetmek5
- firavun neden helak oldu5
- bursa da engelli asansörü faciası2
- kayseri de ilk safran hasadı2
- 30 yaş üstü yazarlar silinsin kampanyası4
- sarılmak istediğiniz sözlük yazarları16
- beraber sözlüğün içine edeq mi tatlı kıs4
- anneye hakaret etmek6
- aleyna tilki3
- kürt vs roman2
- kalbinde sevgiye yer olmayan insan9
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı36
- hem sırrı süreyyacı hem atatürkçü olmak3
- sözlüğün en güzel kadını26
- beni eksilediğiniz için teşekkür ederim arkadaşlar3
- istanbul'a taşınmak istemek4
- meleğim diye hitap eden kova burcu erkeği13
- ev fiyatları2
- türk dil bayramı kutlu olsun3
- enam suresi 152 ayet3
- 26 eylül türk dil bayramı3
hayatımda gördüğüm, duyduğum, bildiğim en mucizevi istanbul tanımlamasını; birkaç repliğe sığdırabilecek egzantrik kalem.
betty: belki bir daha olmaz! sana uzakları yeteri kadar anlatamam, ama biraz olsun merakını gidermek istiyorum...
bir de, her şehrin ayrı bir kokusu var sanki. meyve, yemek, yağ kokusu değil bu. farklı bir koku. anlatmak öyle güç ki!
tenten: yani bütün şehir mi kokuyor?
betty: evet... mesela istanbul'un kokusunu almıyor musun?
tenten: hayır. daha doğrusu farklı farklı bir yığın koku duyuyorum bu şehirde, ama öyle belirgin, diğerlerinin üzerine çıkan bir koku yok.
betty: bu şehir yangın yeri gibi kokuyor, tenten. hani yangın söndürülür, son dumanı da yitip gider.ondan sonra bir sessizlik, bir terk edilmişlik olur. orada gezinirken bir koku duyarsın. rüzgarın etkisiyle hafiflemiş bir kokudur bu. biraz fazla olsa başın ağrır. ama tam kıvamındadır. derin derin içine çekersin kokuyu. artık onsuz yapamayacağını anlarsın.
tenten: sen mecazi kokulardan bahsediyorsun, güzelim! eğer öyle düşünecek olursan bütün istanbul nane kokuyor!
betty: nane mi?
tenten: tabii. benim içimi açan bir kokudur o. düşünsene, bütün şehir nane kokuyor! boğaz'dan hafif naneli bir esinti geliyor. iki yakaya da yayılıyor o koku. yokuşları tırmanıp kenar semtlere ulaşmaya başlıyor. varoşların insanları inanamıyorlar bu kouyu duyduklarına. alışveriş edenler, pazarlık yapanlar, mal taşıyanlar, huzurevlerinde yaşayanlar inanamıyorlar. koku şehre yayıldıkça yayılıyor. inşaatlarda çalışanlar, hamile kadınlar, maaş kuyruğundaki emekliler, son nefesini vermek üzere olanlar, çatık kaşlı hemşireler kokuya inanamıyorlar... burun deliklerinden giriyor koku... vücutlarına... hepsini rahatlatıyor. herkes bu şehri sevmeye başlıyor. ölmek üzere olanlar bile vazgeçip iyileşiyorlar.
betty: saçmalıyorsun tenten! bu, senin, olmasını istediğin koku. ama şehir aslında yangın yeri gibi kokuyor. var olanla, olması istenen arasında dağlar kadar fark var.
tenten: istersen uzlaşabiliriz. senin istanbul'un yangın yeri kokuyor, benimki ise nane. red'in istanbul'u başka kokuyordur, fatoş'unki başka. herkesin istanbul'u başka kokuyor diyelim, olsun bitsin!
betty: herkesin new york'u, fas'ı, dublin'i, kalküta'sı, londra'sı birbirinden farklı mı kokuyor sence?
betty: belki bir daha olmaz! sana uzakları yeteri kadar anlatamam, ama biraz olsun merakını gidermek istiyorum...
bir de, her şehrin ayrı bir kokusu var sanki. meyve, yemek, yağ kokusu değil bu. farklı bir koku. anlatmak öyle güç ki!
tenten: yani bütün şehir mi kokuyor?
betty: evet... mesela istanbul'un kokusunu almıyor musun?
tenten: hayır. daha doğrusu farklı farklı bir yığın koku duyuyorum bu şehirde, ama öyle belirgin, diğerlerinin üzerine çıkan bir koku yok.
betty: bu şehir yangın yeri gibi kokuyor, tenten. hani yangın söndürülür, son dumanı da yitip gider.ondan sonra bir sessizlik, bir terk edilmişlik olur. orada gezinirken bir koku duyarsın. rüzgarın etkisiyle hafiflemiş bir kokudur bu. biraz fazla olsa başın ağrır. ama tam kıvamındadır. derin derin içine çekersin kokuyu. artık onsuz yapamayacağını anlarsın.
tenten: sen mecazi kokulardan bahsediyorsun, güzelim! eğer öyle düşünecek olursan bütün istanbul nane kokuyor!
betty: nane mi?
tenten: tabii. benim içimi açan bir kokudur o. düşünsene, bütün şehir nane kokuyor! boğaz'dan hafif naneli bir esinti geliyor. iki yakaya da yayılıyor o koku. yokuşları tırmanıp kenar semtlere ulaşmaya başlıyor. varoşların insanları inanamıyorlar bu kouyu duyduklarına. alışveriş edenler, pazarlık yapanlar, mal taşıyanlar, huzurevlerinde yaşayanlar inanamıyorlar. koku şehre yayıldıkça yayılıyor. inşaatlarda çalışanlar, hamile kadınlar, maaş kuyruğundaki emekliler, son nefesini vermek üzere olanlar, çatık kaşlı hemşireler kokuya inanamıyorlar... burun deliklerinden giriyor koku... vücutlarına... hepsini rahatlatıyor. herkes bu şehri sevmeye başlıyor. ölmek üzere olanlar bile vazgeçip iyileşiyorlar.
betty: saçmalıyorsun tenten! bu, senin, olmasını istediğin koku. ama şehir aslında yangın yeri gibi kokuyor. var olanla, olması istenen arasında dağlar kadar fark var.
tenten: istersen uzlaşabiliriz. senin istanbul'un yangın yeri kokuyor, benimki ise nane. red'in istanbul'u başka kokuyordur, fatoş'unki başka. herkesin istanbul'u başka kokuyor diyelim, olsun bitsin!
betty: herkesin new york'u, fas'ı, dublin'i, kalküta'sı, londra'sı birbirinden farklı mı kokuyor sence?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar