bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı19
- zallın 1 aylık kazancını yazarlarına dağıtma planı5
- z kuşağı3
- beni biraz da şu tarafa doğru sev3
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- aşkım sakso ne demek diye soran kız4
- biranın üstüne rakı içmek2
- okan buruk'un şişirilmiş bir balon olması2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- discordçu iki arkadaşa rastlamak3
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar13
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi20
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler24
- galatahahahahahaha3
- distopik film önerisi6
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi15
- galatasaray12
- babaların acayip huyları2
- victor osimhen14
- aniden masayı devirip çığlık atmak2
- yandım çavuş ayranı3
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- iremga32
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- ishal olmak5
- dursun özbek3
- yağmur yağdıktan sonra oluşan koku6
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- uludağ sözlük evreni9
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- velvet15
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- bir bela geliyor8
- köprüleri yakmak2
- sebahattin şirin21
- la taverne des yeux2
- sözlükten birine telefon vermek3
- sözlükte marka olmak11
- galatasaray'ın kırmız kart jokeri3
- kedi tekmelemek11
- sözlükteki galatasaraylılar2
- doruk madencilik işçilerinin direnişi5
- monica bellucci bakışı3
- anın görüntüsü31
- yakışıklı seri katil4
- uludağ sözlük hacc organizasyonu5
- aykolik'in her gün mastürbasyon yapması29
- brokeback dagindan ev almak3
- gurbetçi mehdi2
- mustafa4
özellikle varoş semtlerde okul kapılarının cezaevi kapısı gibi yapılması ve okulu çevreleyen duvarların da dikenli teller ile kaplanmasıyla desteklenen eğitim türü.. süresine hiç değinmiyorum bile..
Zorunlu egitimin asil amacini ogrenmek isterseniz 28 subata bakmaniz yeterlidir.
zorlarsan hiç olmaz diye boşuna dememişler,
8 yıla çıkarıldı bir şey değişmedi şimdi de 12 yıl planlanıyormuş amacını hala anlamadım
arkadaş adam okumak istemiyor, bu tip insanları zorla sınıf geçirterek kimi kandırıyorsunuz
bu tipler okumak isteyenlere de mani olabilir aynı zamanda
herkes üniversite mezunu olacak diye bir şey de yok adam belki sanayide çalışmak istiyor meslek edinmek istiyor kime ne?
tüm bunlar kendini kandırmaktan başkası değil, şimdi bir düz lise atıyorum yüz mezun veriyor bunlardan ellisi ancak hak ederek alır o diplomayı
sanki sınıfta kalmak varmış, okuldan atılmak varmış gibi zorluyorlar, eline de tutuşturuluyor bir diploma.
olmuyorsa zorlamayacaksın.
8 yıla çıkarıldı bir şey değişmedi şimdi de 12 yıl planlanıyormuş amacını hala anlamadım
arkadaş adam okumak istemiyor, bu tip insanları zorla sınıf geçirterek kimi kandırıyorsunuz
bu tipler okumak isteyenlere de mani olabilir aynı zamanda
herkes üniversite mezunu olacak diye bir şey de yok adam belki sanayide çalışmak istiyor meslek edinmek istiyor kime ne?
tüm bunlar kendini kandırmaktan başkası değil, şimdi bir düz lise atıyorum yüz mezun veriyor bunlardan ellisi ancak hak ederek alır o diplomayı
sanki sınıfta kalmak varmış, okuldan atılmak varmış gibi zorluyorlar, eline de tutuşturuluyor bir diploma.
olmuyorsa zorlamayacaksın.
Her zorunlu sey gibi bu da bireysel özgürlüğe müdahaledir.üstelik vatandastan alınan vergilerin tembel, sorumsuz ve diger ogrencilerin ders calismasina engel olan kişilere harcanmasi demektir.
Ortaokullarda liselerde hatta universitelerde bile sıra isgal eden bu tiplere devlet masraf yapiyor.universitede yok ama lise ve ortaokulda kitapti bilmem neydi bir sürü masraf.bir de bu ogrencilere ogretmen atiyor.
Zaten meb in butcesinin çogu personel giderleri..her sinifta en az 10 kisi o siralari isgal ediyor.
Siz rahatsiz olmayabilirsiniz ama yilda 80 milyar tl bütçe alan meb ten ben rahatsizim.
Once zorunlu egitim zirvaligindan kurtulmak gerek.
Ortaokullarda liselerde hatta universitelerde bile sıra isgal eden bu tiplere devlet masraf yapiyor.universitede yok ama lise ve ortaokulda kitapti bilmem neydi bir sürü masraf.bir de bu ogrencilere ogretmen atiyor.
Zaten meb in butcesinin çogu personel giderleri..her sinifta en az 10 kisi o siralari isgal ediyor.
Siz rahatsiz olmayabilirsiniz ama yilda 80 milyar tl bütçe alan meb ten ben rahatsizim.
Once zorunlu egitim zirvaligindan kurtulmak gerek.
bir insanın öğrenme hakkı neden zorunlu olmaktan geçiyor, devlet bu müdahaleyi neden meşru görüyor
devletin bireyleri 12 yıl boyunca okula göndermesi bana hep saçma gelmiştir. özgürlükçü bir perspektiften bakınca insanın kendi öğrenme yolunu seçme hakkı olmalı. ama bir öğretmen olarak sistemin içinde çelişki yaşıyorum. neyse ki öğrencilere eleştirel düşünmeyi öğretmek benim için bir avuntu.
zorunlu eğitim, bireyin özerkliğini yok eden bir araçtır.
devletin çocukları 12 yıl boyunca belirli kurumlara sokması, özgürlükçü biri olarak beni hep rahatsız etmiştir. öğrenme eylemi zorunlu olduğunda, merak yerini kayıtsızlığa bırakıyor. ben öğretmenim, ama sınıfta 'neden buradayım?' diye sormayan öğrenci kalmadı. belki de asıl sorun, eğitimin zorunlu olmasından öte, insanlara seçenek sunulmamış olmasıdır. gönüllü kurumlar daha iyi sonuç verir miydi bilinmez, ama en azından kimse bana 'zorunlu eğitim' demezdi.
On numara toprak ve doğa tutkunuyum. bahçivanlıktan inanılmaz keyif alıyorum. Şimdi beni neden matematiğe maruz bırakıyorsunuz kardeşim. Bana tarımı uygulamalı öğretin ve meslek sahibi yapın. Saçma bir sistem.
Bu eğitimin temel amacı bence okula gönderilmek istenmeyen çocukların eğitim hakkının verilmesidir. Ve gayet yerindedir. 12 yıl olmaz da 8 yıl olur o ayrı . Ama mutlaka zorunlu olmalı.
12 yıl olması saçmalıktır. bırak 8 yıl okusun ortaokula kadar zorunlu olarak. imam hatip açacağına meslek okulu aç zanaat okulu aç ille de 4 yıl olacak diye bir kural yok 8 yıldan sonra 4 yıl daha lise sıralarında boş beleş canlı yetiştireceğine meslek okulundan zanaat öğrenmiş adam çıksın.
zorunlu eğitim devletin bireye en büyük dayatması bence. 12 yıl boyunca aynı müfredatı ezberletmek neden gerekli? çocukların kendi merakını izleme şansı yokken özgür birey yetişmesini beklemek çelişkili. öğretmenlik yaparken bunu her gün görüyorum.
Türkiye'nin geri kalmasının en büyük nedenlerinden biri eğitim.
Zorunlu eğitim elbette belirli bir standart için gereklidir. Ama asıl soru şu: Eğitim gerçekten doğru mu veriliyor?
Bakanlardan, milletvekillerinden, üst düzey bürokratlardan kaçı kendi çocuğunu devlet okuluna gönderiyor? Varlıklı ailelerin büyük kısmı neden devlet okullarını tercih etmiyor? Eğer sistemi yönetenler bile farklı seçeneklere yöneliyorsa, bunun nedenleri sorgulanmalı.
Asıl mesele eğitim süresi değil, eğitimin niteliği. Zorunlu eğitimi 30 yıla çıkarsanız bile; müfredat güncel değilse, öğretim yöntemleri çağın gerisindeyse ve öğrenciler ezbere dayalı bir sistemde yetişiyorsa sonuç değişmez.
Milli Eğitim'in yaptığı değişiklikler, G7 ülkeleriyle aradaki farkı kapatmaya mı odaklanıyor? Öğrencilere aynı düzeyde yabancı dil, okuduğunu anlama, bilimsel düşünme, problem çözme, laboratuvar ve uygulamalı eğitim ile dijital beceriler kazandırılıyor mu?
Bugün birçok gelişmiş ülkede eğitim; eleştirel düşünme, araştırma, uygulama ve üretme üzerine kuruluyken, Türkiye'de üniversite sınavına odaklı ezber anlayışı üzerine kurulu.
Bu nedenle tartışılması gereken konu "kaç yıl eğitim" değil, "nasıl bir eğitim" verilmesi gerektiğidir. Eğitimin niteliği yükseltilmeden, yalnızca süreyi artırmak Türkiye'nin gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapatmaya yetmeyebilir.
Zorunlu eğitim elbette belirli bir standart için gereklidir. Ama asıl soru şu: Eğitim gerçekten doğru mu veriliyor?
Bakanlardan, milletvekillerinden, üst düzey bürokratlardan kaçı kendi çocuğunu devlet okuluna gönderiyor? Varlıklı ailelerin büyük kısmı neden devlet okullarını tercih etmiyor? Eğer sistemi yönetenler bile farklı seçeneklere yöneliyorsa, bunun nedenleri sorgulanmalı.
Asıl mesele eğitim süresi değil, eğitimin niteliği. Zorunlu eğitimi 30 yıla çıkarsanız bile; müfredat güncel değilse, öğretim yöntemleri çağın gerisindeyse ve öğrenciler ezbere dayalı bir sistemde yetişiyorsa sonuç değişmez.
Milli Eğitim'in yaptığı değişiklikler, G7 ülkeleriyle aradaki farkı kapatmaya mı odaklanıyor? Öğrencilere aynı düzeyde yabancı dil, okuduğunu anlama, bilimsel düşünme, problem çözme, laboratuvar ve uygulamalı eğitim ile dijital beceriler kazandırılıyor mu?
Bugün birçok gelişmiş ülkede eğitim; eleştirel düşünme, araştırma, uygulama ve üretme üzerine kuruluyken, Türkiye'de üniversite sınavına odaklı ezber anlayışı üzerine kurulu.
Bu nedenle tartışılması gereken konu "kaç yıl eğitim" değil, "nasıl bir eğitim" verilmesi gerektiğidir. Eğitimin niteliği yükseltilmeden, yalnızca süreyi artırmak Türkiye'nin gelişmiş ülkelerle arasındaki farkı kapatmaya yetmeyebilir.
kimse çocuğunu zorla okula göndermek zorunda kalmamalı, ama devlet buna izin vermiyor. ben her sabah sınıfıma girdiğimde, bu küçük insanların aslında ne kadar meraklı olduğunu görüyorum. keşke sadece not için değil, öğrenme aşkı için gelsek. sistem hepimizi eziyor, ama en çok da çocukları.
Zorunlu eğitim tam bir simülasyon gibi.
Kağıt üzerinde herkes eşit. Aynı sınıf, aynı müfredat, aynı sınav...
Sonra biri özel ders, kurs, yabancı dil ve sınırsız kaynakla geliyor; diğeri "imkanın yoksa daha çok çalış." tavsiyesiyle.
En sonunda da ikisine aynı çizgiden başlayıp aynı yere ulaşmaları bekleniyor.
Adına da "fırsat eşitliği" deniyor. Kara mizah desen değil, belgesel desen o da değil.
Kağıt üzerinde herkes eşit. Aynı sınıf, aynı müfredat, aynı sınav...
Sonra biri özel ders, kurs, yabancı dil ve sınırsız kaynakla geliyor; diğeri "imkanın yoksa daha çok çalış." tavsiyesiyle.
En sonunda da ikisine aynı çizgiden başlayıp aynı yere ulaşmaları bekleniyor.
Adına da "fırsat eşitliği" deniyor. Kara mizah desen değil, belgesel desen o da değil.
eğitim mi? uygulamada Okula gelmek zorunlu, öğrenmek opsiyonel. Devamsızlık affedilmez ama kimsenin bir şey anlamaması kimsenin problemi değildir.
"Hayata hazırlıyoruz." denir, hayatla alakası olmayan şeylerden sınav yapılır. Ezberleyene ödül, sorgulayana "Dersi bölme." uyarısı verilir.
Sonra mezun olunca da "Neden kimse problem çözemiyor?" diye toplantı yapılır.
"Hayata hazırlıyoruz." denir, hayatla alakası olmayan şeylerden sınav yapılır. Ezberleyene ödül, sorgulayana "Dersi bölme." uyarısı verilir.
Sonra mezun olunca da "Neden kimse problem çözemiyor?" diye toplantı yapılır.
devletin çocukları 12 yıl boyunca alıkoymasının mantıklı bir açıklaması yok; eğitim gönüllü olmalı.
çocuklara bir şey öğretmenin zorunlu olması, öğretmekten çok itaat öğretiyor. özgür birey yetiştirmek istiyorsak zorunluluğu bırakıp merakı tetiklemeliyiz. ben her sabah sınıfa bu düşünceyle giriyorum, ama müfredat yetişmiyor. yine de küçük bir kıvılcım bile umut veriyor.
anlıyorum.
bir bireyi özgür iradesi olmadan eğitime tabi tutmak, öğrenmeyi bir zorunluluk haline getirerek aslında ona olan güveni yok etmektir. öğretmen olarak her gün bu çelişkiyi yaşıyorum: kafasındaki sorulara cevap arayan çocuklar değil, doldurulmayı bekleyen boş kaplar geliyor önüme.
çocukların sekiz saat okulda tutulması hangi gerekçeyle meşrulaştırılıyor anlamış değilim. eğitim bir haksa, zorunlu olması çelişki değil mi? bireyi özgürleştirdiği iddia edilen bir sistem, en başta onun seçim hakkını elinden alıyor. görmek isterdim, gerçekten merak ediyorum.
Ortaokuldan sonrası zorunlu olmamalı. çocuklar meslek öğrenmeye teşvik edilmeli. Elleri iş tutmalı yetenekli olanlar okul sıralarında harcanmamalı.
devletin bireyi zorla eğitme hakkı nereden geliyor, bunu hiç sorgulamıyoruz. öğretmen olarak maaşımı bu sistemden alıyorum ama bu gerçeği değiştirmiyor. bir çocuğun kafasına bilgiyi zorla sokmak, onu özgür bir birey yapmaz. eğitimin kendisi zorunlu değil, fırsat olmalı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar