bugün
- nervio abla15
- türkiye'de iyi bir insan olmak11
- köşe başı dükkanlar erotik shop olsun11
- haklı olduğu halde susan insan4
- sedat pekmez42
- sanatçılardan kılıçdaroğluna büyük tokat5
- müsavat dervişoğlu3
- 25 yıllık akp iktidarından çıkarılacak ders12
- hiç gelmeyecek birini beklemek9
- feministlerin sınırsız nafaka iptaline kızmaları8
- meriç2
- m r e r e c t o21
- teklif edip asla ısrar etmeyen insan4
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron13
- carl gustav jung2
- schopenhauer'un kadın nefreti6
- cedidacer'in fenerbahçeli bir ezik olması19
- bir insana yapılabilecek en büyük kötülük19
- sözlükte hic tayt giyen kız olmaması9
- larisalisa öldü mü6
- küfürbaz haydo6
- diyetisyen eşliğinde zayıflamak4
- gocu26
- türk erkeği azerbaycan kızı evliliği7
- bu ülkede pezevenkler kemalisttir29
- kadınların beğenilme arzusu ve ilgi açlığı2
- 10 haziran 2026 otokoç'a silahlı saldırı yapılması4
- 6'ncı nesil uçakta dünyada söz sahibi olmamız11
- sek sevilen şeyler4
- fakir ve cahilken doğurmak7
- anhedonist3
- karton toplayan abi3
- dua4
- kafa iyiyken başlık açmak2
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey9
- çelik erişçi4
- lahmacun yiyen erkeklerin kıro olması5
- evli insanların bekarlara sen de evlen baskısı2
- altının düşüşü7
- chp'nin hali ne olacak34
- seküler erkek muhafazakar kız birlikteliği5
- yemek ücreti2
- ciddi ciddi maymundan geldiğine inanmak8
- şarkıcıların chp'nin şarkı kullanımını yasaklaması3
- bir yazarı seven yazarı da sevmemek5
- altı üstü istanbul dizisi2
- merhaba arkadaslar4
- erkek regline isim önerileri5
- kısa şort giyen şişman kız5
- yapay zeka moderatörü11
woody allen'dan guzel bir belgesel. siyah beyaz muhtesem bir film. ben bu adama hic gulemiyorum, ama gulebilsem kahkahalara bogulurdum herhalde..
buyuk bunalim donemini, medya-halk iliskisini, psikoterapiyi, freud'u, yahudileri, irkciligi, belgeselleri anlatmis arka planda. kesinlikle basarili..
filmin senaryosu kesinlikle en basarili yonlerinden biri.. surekli karakter degistiren bi adam bu.. yahudi bi cocuk.. kimlik arayisi gondermeleri cok hos olmus.. toplumun tepkisi de cok iyi dusunulmus.. woody allen'in en iyi islerinden biri bence.. ama peki zelig aslinda kim sorusunun cevabi pek dusunulmemis ve es gecilmis bi manada.. gerci bi ara kisa bi portre veriliyo ama.. sosyopolitik bi tavirdan ibaret.. gulduk eglendik, politikaya bulastik, toplumu elestirdik, bilim adamlarina da dokundurduk, medyayi da unutmadik.. eyvallah hepsi cok guzel.. ama isin ozune, felsefesine gelince sirf bos laftan ibaret woody abi.. tamam, dalgani gec espirini yap.. ama arada mesaj niye vermiyosun ben onu anlamadim.. neyse ama kitlelere hitap etmek icin kaliteden odun vermek lazim diye dusunmustur diyip geciyorum..
bi de, film yorumlarinda, cok kaliteli ve basarili efektlerle one ciktigindan bahsetmisler bunun. sanki matrix cekmis adam.. ama zamanina gore yuksek teknoloji tabi..*
buyuk bunalim donemini, medya-halk iliskisini, psikoterapiyi, freud'u, yahudileri, irkciligi, belgeselleri anlatmis arka planda. kesinlikle basarili..
filmin senaryosu kesinlikle en basarili yonlerinden biri.. surekli karakter degistiren bi adam bu.. yahudi bi cocuk.. kimlik arayisi gondermeleri cok hos olmus.. toplumun tepkisi de cok iyi dusunulmus.. woody allen'in en iyi islerinden biri bence.. ama peki zelig aslinda kim sorusunun cevabi pek dusunulmemis ve es gecilmis bi manada.. gerci bi ara kisa bi portre veriliyo ama.. sosyopolitik bi tavirdan ibaret.. gulduk eglendik, politikaya bulastik, toplumu elestirdik, bilim adamlarina da dokundurduk, medyayi da unutmadik.. eyvallah hepsi cok guzel.. ama isin ozune, felsefesine gelince sirf bos laftan ibaret woody abi.. tamam, dalgani gec espirini yap.. ama arada mesaj niye vermiyosun ben onu anlamadim.. neyse ama kitlelere hitap etmek icin kaliteden odun vermek lazim diye dusunmustur diyip geciyorum..
bi de, film yorumlarinda, cok kaliteli ve basarili efektlerle one ciktigindan bahsetmisler bunun. sanki matrix cekmis adam.. ama zamanina gore yuksek teknoloji tabi..*
(bkz: zelig bar)
1983 tarihli bir woody allen başyapıtı. 'bukalemun insan' leonard zelig'in hayatını belgesel üslupla ele alan film allen'in klasik filmlerine yön veren temel fikirlerin de altını çiziyor. kendine has mizahının nitelikli bir özeti.
eski haber bültenleri, gazete küpürleri ve röportajlarla yakalanan belge ağırlıklı anlatım, ukala bir dış ses ile tamamlanıyordu.ama tüm bunlar kurmaca bir karakterin üzerine kurulmuştu. popüler kültür ile geleneksel anlatım çizgilerini ustalıkla harmanlayan allen'in bu filmi çoğu eleştirmence onun gizli kalmış hazinesi. özellikle seans sahneleri ile oldukça ilgi çekicidir.
eski haber bültenleri, gazete küpürleri ve röportajlarla yakalanan belge ağırlıklı anlatım, ukala bir dış ses ile tamamlanıyordu.ama tüm bunlar kurmaca bir karakterin üzerine kurulmuştu. popüler kültür ile geleneksel anlatım çizgilerini ustalıkla harmanlayan allen'in bu filmi çoğu eleştirmence onun gizli kalmış hazinesi. özellikle seans sahneleri ile oldukça ilgi çekicidir.
(bkz: mockumentary)
woody allen'ın yazıp, yönetip bir de mia farrow'la başrolde oynadığı garip ve güzel film.
6. nesil yeni bir yazar. hoşgelmişler.
önce okumalar sonra oylamalar ardında da yazmalar dilerim.
önce okumalar sonra oylamalar ardında da yazmalar dilerim.
woody allen tarzından biraz da olsa zevk alabilenler için muhteşem ötesi bir filmdir. absürd mizahtan hoşlananların baş ucu filmi olabilecek niteliktedir.
edit; bir de yeni yazarmış. hoşgeldin diyelim.
edit; bir de yeni yazarmış. hoşgeldin diyelim.
kitap okurken uyuyakalmak başlıklı entrysinin silinmesine ve gereksiz bir canlandırma yapmak zorunda kalmasına içerleyen yazar.
değerlidir bilemem ama formattan habersiz olduğuna eminim.
(bkz: #4765680), (bkz: #4754853)ve (bkz: #4765278). noktalama, format bilmem ne yalan olmuştur efendim.
dikkatimi çeken ikinci konu, sevgili zelig kızımızın; 36 entry si ve 15 başlığı olmasıdır. sorun değildir, anekdottur.
ps: hoş gelmiştir.
ps2: burası mırc değildir, selam diye bitirilsin entryler.
(bkz: #4765680), (bkz: #4754853)ve (bkz: #4765278). noktalama, format bilmem ne yalan olmuştur efendim.
dikkatimi çeken ikinci konu, sevgili zelig kızımızın; 36 entry si ve 15 başlığı olmasıdır. sorun değildir, anekdottur.
ps: hoş gelmiştir.
ps2: burası mırc değildir, selam diye bitirilsin entryler.
format, kural sevmeyen yazar.
üzgün yazar.
zelig karakterinin gerçek hayatta var olan hali Tuncay Güney'dir.
an itibariyle sözlükte ilk defa fena eğlenen yazar.
muhtemelen ihtiyardır kendisi.*
- siz deliniz!
+ hayir, biz zeligiz
+ zelik misiniz?
- hayir su andan itibaren siligiz.
+ hayir, biz zeligiz
+ zelik misiniz?
- hayir su andan itibaren siligiz.
üzerinde bir ağırlık hisseden yazar.
mahalle baskısı yüzünden sürekli çevresindekiler gibi davranmaya çalışan bir adamın komedisel belgesel şeklinde çekilmiş herşeyi bombalayan bir woody allen filmi.
woody beyin 83 yapımı kurmaca belgesel formatındaki ilginç ve dahiyane filmi. allen bu filmde sıkça yaptığı gibi makul bir elitisizm içinde bocalamak yerine toplumun yumuşak karnını kaşıyor. teknik açıdan bakıldığında seksenler başındaki bir filme göre oldukça başarılı. perde çekimleri ve efektlerle süslenmiş girift sahneler takdire şayan. kendi açıklamasına göre filmin bazı kısımlarında görüntünün 1920 ler havasını vermesi için orijinal kopyanın üzerinde tepinmiş allen. genel olarak düşük kontrastın hakim olduğu filmin teknik açıdan eleştirilebileceği tek nokta bazı çekimlerin 1900 başı, bazılarının ise 1930-40 standardında olması. homojen bir tepinme olmamış demek ki ama bu devede kulak...
---olası spoiler şeysi---
gelelim filmin esas anlatmak istediğine. zelig kurmaca bir karakteri kurgunun merkezine yerleştiren bir belgesel film. bu açıdan bakıldığında yine allen alter egosunu bir şekilde kendisinden ayrıştırmayarak bizi şaşırtmıyor. karakterin 20 li yılların ortamına adaptasyonu mükemmel. hiçbir kurgusal yada görsel hata sizi üzmüyor.
bunlar haricinde film söylemek istediğini en başından söylemeye başlıyor zaten. toplumsal fobisi olan psikozlu bir bireyin toplum normlarına yaklaşmak ve anonim bir yaşam sürmek için geliştirdiği olağandışı bir refleks yada psikosomatik durum hikayenin özünde yer alıyor. bu durum baştan göklere çıkarılmasına sebebiyet verilirken tedavi olduğunda ise skandallarla zelig tekrar yıpratılıp başa döndürülüyor. bu elbette normlara yaklaşmak isteyen birey ile norm dışını görmek isteyen toplum arasındaki ironiyi gözümüze sokuyor.
birinci dünya savaşı sonrası yıllarının rahatlama sekansındaki halka ve toplumsal amneziye yapılan bolca satirik gönderme daha sonradan ''şimdi de pek farklı sayılmaz'' denerek açıkça bir toplum eleştirisi veriyor. allen burada tek isteği asimilasyon olan bireyi groteskleştirerek, aslında büyük mozaik olan amerikan yaşam standartının bu amnezi ve asimilasyonun karışımı olan bir güvensizlik ve korku kökeninden geldiğine işaret ediyor.
tüm bunların yanında zelig bir çözüm sunmuyor. sadece aksayan yanları gösteriyor ve kinik bir arzunun peşinden gider gibi yapıyor.
woody' nin sonunda mutlu olduğu ender filmlerden olan bu ilginç deneme aynı zamanda sinema tarihinden de bazı peliküller vererek bir nevi o dönemin gerçek-gerçekdışı ayrımını yıkmaya çalışıyor.
woody' nin hitlerin arkasında göründüğü sahneler ve yahudi dışlanmışlığı kısımları ise artık allen sinemasının klasikleri.
filmin konusu oluşturulurken ilk filmi take the money and run' daki hahama dönüşme sahnesi etkili olmuş diye düşünüyorum. neticeyle zelig allen' ın iyi işlerinden. karakteristik allen taşlamalarının yanında 16mm ile çekilmiş gibi duran görüntüler ve deformatif sekanslar dahice. tüm bunların yanında filmde görelliğin biraz ihmal edilmiş olması bence eksi puan. woody allen manhattan' da yakaladığı görselliği bu filmdeki kurgu yapısına uygun olarak yakalayabilseydi eminim bu film sinema tarihinin altın taşlarından biri olurdu.
---olası spoiler şeysi---
---olası spoiler şeysi---
gelelim filmin esas anlatmak istediğine. zelig kurmaca bir karakteri kurgunun merkezine yerleştiren bir belgesel film. bu açıdan bakıldığında yine allen alter egosunu bir şekilde kendisinden ayrıştırmayarak bizi şaşırtmıyor. karakterin 20 li yılların ortamına adaptasyonu mükemmel. hiçbir kurgusal yada görsel hata sizi üzmüyor.
bunlar haricinde film söylemek istediğini en başından söylemeye başlıyor zaten. toplumsal fobisi olan psikozlu bir bireyin toplum normlarına yaklaşmak ve anonim bir yaşam sürmek için geliştirdiği olağandışı bir refleks yada psikosomatik durum hikayenin özünde yer alıyor. bu durum baştan göklere çıkarılmasına sebebiyet verilirken tedavi olduğunda ise skandallarla zelig tekrar yıpratılıp başa döndürülüyor. bu elbette normlara yaklaşmak isteyen birey ile norm dışını görmek isteyen toplum arasındaki ironiyi gözümüze sokuyor.
birinci dünya savaşı sonrası yıllarının rahatlama sekansındaki halka ve toplumsal amneziye yapılan bolca satirik gönderme daha sonradan ''şimdi de pek farklı sayılmaz'' denerek açıkça bir toplum eleştirisi veriyor. allen burada tek isteği asimilasyon olan bireyi groteskleştirerek, aslında büyük mozaik olan amerikan yaşam standartının bu amnezi ve asimilasyonun karışımı olan bir güvensizlik ve korku kökeninden geldiğine işaret ediyor.
tüm bunların yanında zelig bir çözüm sunmuyor. sadece aksayan yanları gösteriyor ve kinik bir arzunun peşinden gider gibi yapıyor.
woody' nin sonunda mutlu olduğu ender filmlerden olan bu ilginç deneme aynı zamanda sinema tarihinden de bazı peliküller vererek bir nevi o dönemin gerçek-gerçekdışı ayrımını yıkmaya çalışıyor.
woody' nin hitlerin arkasında göründüğü sahneler ve yahudi dışlanmışlığı kısımları ise artık allen sinemasının klasikleri.
filmin konusu oluşturulurken ilk filmi take the money and run' daki hahama dönüşme sahnesi etkili olmuş diye düşünüyorum. neticeyle zelig allen' ın iyi işlerinden. karakteristik allen taşlamalarının yanında 16mm ile çekilmiş gibi duran görüntüler ve deformatif sekanslar dahice. tüm bunların yanında filmde görelliğin biraz ihmal edilmiş olması bence eksi puan. woody allen manhattan' da yakaladığı görselliği bu filmdeki kurgu yapısına uygun olarak yakalayabilseydi eminim bu film sinema tarihinin altın taşlarından biri olurdu.
---olası spoiler şeysi---
woody allen ' ın 1920'lere (ve 30'lara) , insan psikolojisine, ideolojilere vs dalıp çıktığı bir komedi filmi. belgesel havası içinde cereyan etmektedir; nitekim 1920 ve 1930'larda geçen olayları konu alan siyah beyaz film akışından zaman zaman günümüze atlanmakta ve siyah beyaz görüntülerdeki kişilerin "günümüzdeki yaşlı halleriyle röportajlara" yer verilmektedir. zelig'in ünlülerle göründüğü kolaj görüntüler yer yer yarmaktadır.
woody allen'ın diğer filmlerine pek benzemez. sweet and lowdown'a yapı olarak benziyor. diyebiliriz ki, zelig'in öyküsündeki o ucubik ana özelliğinin evrenselliğine rağmen, çok göze batmayan, dikkat çekmeyen haline karşılık, woddy abimiz zelig ile insana kendince başka bir açıdan ayna tutmuş olmuştur. başkalarına benzemek, taklit etmek öğrenmenin ilk aşamasıdır, konuşmayı bile taklit ederek öğreniyoruz. bundan kaçamayız, bi nevi kaderimiz. hepimiz biraz zelig'iz. bu halimiz tedavi kabul etmese de, yönetilebilirdir. aklımızı kullandıkça daha az zelig olabiliriz. zor ve bedel ister. zamanla o da olur, yeter ki niyet olsun.
chameleon dansı ne kadar saçma olsa da bu film için uydurulmuş. izledikten sonra hala gülmenizi sağlayabilen mükemmel yapımdır.
Nevi şahsına münhasır bir film olması sebebiyle ölmeden önce izlenmesi gereken bir woody allen eseridir.
masal gibi bi filmdir.
kesinlikle böyle bi film izlediğinizi sanmıyorum zaten 70 dk tavsiye ederim.
kesinlikle böyle bi film izlediğinizi sanmıyorum zaten 70 dk tavsiye ederim.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
