bugün
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- gir içime hünharca8
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı11
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri7
- evlilik kötü bir şeyse neden bu kadar insan evli3
- yazarların tatil denilen şeyden anladıkları5
- satranç haram yasaklansın12
- kalkmayan bir erkeğe ne tavsiye edersiniz4
- bu devirde fes giymek5
- buddy dude20
- kız tavlama garantili çalmalık enstrüman4
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- true'nin en sevdiği kedi3
- beddua etmek2
- en sevilen meyveler7
- aziz yıldırım 35 ci başkan3
- gammazlar çetesi2
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak9
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı5
- anadolu mutfağının çok abartılması5
- tövbe2
- hayatının hangi dönemindesin4
- yagmurcu6
- necip fazıl kısakürek3
- beyazsemsiyeliyabanci48
- çocuk yaparsam şerefsizim2
- dizi izleyerek ingilizce öğrendim diyen tip5
- wagyu beef yiyince gelen entelektüellik hissi3
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- gocu40
- abd'den gelen gurbetçinin yemek porsiyonu isyanı4
- bir erkeğin olgunlaştığını gösteren tek detay4
- eve usta gelince yaşanan tedirginlik5
- zaman baba8
- togg'a lpg taktırmak11
- açık renk jean vs koyu renk jean2
- edebiyat tarihinin en iyi giriş cümlesi4
- bir hadisin sahih olup olmadığını anlamak2
- ingiltere de 16 yaş altına sosyal medya yasağı3
- bireysel silahlanmanın önü açılırsa alınacak silah6
- iremga11
- kürt mutfağı2
- beyazpenisliyabancı5
- nikol paşinyan2
- 7 haziran 2026 aziz yıldırım'ın başkan seçilmesi11
- hiç sevişmemiş olduğunu fark etmek2
- ferdi zeyrek'in ölümü davasında iki dosya birleşti2
belirli durumlarda altında kalınıldığı idda edlinen kavram.
(bkz: zanlı)
(bkz: zan altında kalmak)
(bkz: gokhan zan)
'en kötü şeydir'. derdi ortaokulda din hocamız.
zira kötüdür,çünkü beşer şaşar ve zan üzerine hareket eder,edebilir ya da ...
zira kötüdür,çünkü beşer şaşar ve zan üzerine hareket eder,edebilir ya da ...
kuşku, şüphe.
sanmak, zannetmek..
Yüce furkan'da da belirtilmiştir ki; "zan" ın bir kısmı günahtır. Tevekkül gerek.
"böyle yapmasaydım şöyle olurdu" zan için en güzel örneklerden biridir belki de.
köyün birinde bir yaşlı adam varmış. çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. "bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?" demiş. bir sabah kalkmışlar ki, at yok. köylü ihtiyarın başına toplanmış: "seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. şimdi ne paran var, ne de atın" demişler. ihtiyar: "karar vermek için acele etmeyin" demiş. "sadece at kayıp" deyin, "çünkü gerçek bu. ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? bunu henüz bilmiyoruz. çünkü bu olay henüz bir başlangıç. arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. "babalık" demişler, "sen haklı çıktın. atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var." "karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "sadece atın geri döndüğünü söyleyin. bilinen gerçek sadece bu. ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz." köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden "bu ihtiyar sahiden saf" diye geçirmişler. bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. köylüler gene gelmişler ihtiyara. "bir kez daha haklı çıktın" demişler. "bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. oysa sana bakacak başkası da yok. şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. ihtiyar "siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "o kadar acele etmeyin. oğlum bacağını kırdı. gerçek bu. ötesi sizin verdiğiniz karar. ama acaba ne kadar doğru. hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz" birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. köyü matem sarmış. çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. köylüler, gene ihtiyara gelmişler. "gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "oysa ne olacağını kimseler bilemez. bilinen bir tek gerçek var. benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece allah biliyor."
lao tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:
"acele karar vermeyin. hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. karar; aklın durması halidir. karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. oysa gezi asla sona ermez. bir yol biterken yenisi başlar. bir kapı kapanırken, başkası açılır. bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz." böyle olmasaydı şöyle olurdu demek yerine sınavı farkındalıkla karşılamak ve gerisini allah bilir diyebilmek ne güzel.
"böyle yapmasaydım şöyle olurdu" zan için en güzel örneklerden biridir belki de.
köyün birinde bir yaşlı adam varmış. çok fakirmiş ama kral bile onu kıskanırmış. öyle dillere destan bir beyaz atı varmış ki, kral bu at için ihtiyara büyük bir servet teklif etmiş ama adam satmaya yanaşmamış. "bu at, sadece bir at değil benim için; bir dost. insan dostunu satar mı?" demiş. bir sabah kalkmışlar ki, at yok. köylü ihtiyarın başına toplanmış: "seni ihtiyar bunak, bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. krala satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. şimdi ne paran var, ne de atın" demişler. ihtiyar: "karar vermek için acele etmeyin" demiş. "sadece at kayıp" deyin, "çünkü gerçek bu. ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. atımın kaybolması, bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı? bunu henüz bilmiyoruz. çünkü bu olay henüz bir başlangıç. arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez." köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. aradan 15 gün geçmiş ve at bir gece ansızın dönmüş. meğer çalınmamış, dağlara gitmiş. dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş. bunu gören köylüler toplanıp ithiyara gidip özür dilemişler. "babalık" demişler, "sen haklı çıktın. atının kaybolması bir talihsizlik değil adeta bir devlet kuşu oldu senin için, şimdi bir at sürün var." "karar vermek için gene acele ediyorsunuz" demiş ihtiyar. "sadece atın geri döndüğünü söyleyin. bilinen gerçek sadece bu. ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz." köylüler bu defa açıkça ihtiyarla dalga geçmemişler ancak içlerinden "bu ihtiyar sahiden saf" diye geçirmişler. bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve ayağını kırmış. evin geçimini sağlayan oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış. köylüler gene gelmişler ihtiyara. "bir kez daha haklı çıktın" demişler. "bu atlar yüzünden tek oğlun, bacağını uzun süre kullanamayacak. oysa sana bakacak başkası da yok. şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın" demişler. ihtiyar "siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz" diye cevap vermiş. "o kadar acele etmeyin. oğlum bacağını kırdı. gerçek bu. ötesi sizin verdiğiniz karar. ama acaba ne kadar doğru. hayat böyle küçük parçalar halinde gelir ve ondan sonra neler olacağını asla bilemezsiniz" birkaç hafta sonra düşmanlar hanedanlığa çok büyük bir ordu ile saldırmış. kral son bir ümitle eli silah tutan bütün gençleri askere gönderme emrini vermiş. köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. köyü matem sarmış. çünkü savaşın kazanılmasına imkân yokmuş, giden gençlerin ya öleceğini ya da esir düşeceğini herkes biliyormuş. köylüler, gene ihtiyara gelmişler. "gene haklı olduğun kanıtlandı" demişler. "oğlunun bacağı kırık ama hiç değilse yanında. oysa bizimkiler, belki asla köye dönemeyecekler. oğlunun bacağının kırılması, talihsizlik değil, şansmış meğer..." "siz erken karar vermeye devam edin" demiş, ihtiyar. "oysa ne olacağını kimseler bilemez. bilinen bir tek gerçek var. benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde. ama bunların hangisinin talih, hangisinin şanssızlık olduğunu sadece allah biliyor."
lao tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlamış:
"acele karar vermeyin. hayatın küçük bir dilimine bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının. karar; aklın durması halidir. karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısı ile gelişmeyi durdurur. buna rağmen akıl, insanı daima karara zorlar. oysa gezi asla sona ermez. bir yol biterken yenisi başlar. bir kapı kapanırken, başkası açılır. bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz." böyle olmasaydı şöyle olurdu demek yerine sınavı farkındalıkla karşılamak ve gerisini allah bilir diyebilmek ne güzel.
insanlar üzerinde, en yıkıcı parcalayici ve insanları birbirinden ebediyyen uzaklaştıran, yaklaşımdır kötü zan.
Zan altında kalmak.
Zan altında kalmak.
kötü zan, sözün en yalanıdır.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
