bugün
- ciddi ciddi aşure seven insan28
- pandela 319
- velvet48
- evde kalmış 30 yaş üstü kadın yazarlar9
- bir ilişkiyi kim yönetir12
- kürt hareketinin devşirme olması15
- fransa maçı varken sözlükte dolanan erkek5
- aleyna tilki3
- paraguay milli futbol takımı5
- elektriği ödeyen adam8
- 4 temmuz 2026 kanada fas maçı15
- ciguli kral16
- deniz göktaş'ın atatürk şakası4
- m r e r e c t o4
- scary movie 63
- amedspor12
- ismet el pedro nunez de balboa luis albertoevi3
- mony tontana11
- taksim delisi cenk4
- samsung2
- birader yazarlar bey biraderlerdir3
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği35
- memduh bashgan9
- fuhuş operasyonunda veresiye defteri bulunması3
- 2026 dünya kupası33
- entry girerek kemalist devrim yapmak5
- recep tayyip erdoğan4
- çağlayı tanıyan yazarlar8
- iki ayyaş5
- yunanistan milli futbol takımı5
- yürüyüş flörtü9
- sözlükte kavga olacak hissi5
- allahım beni karı yaratmadığın için şükürler olsun2
- denizde karı kız kesen erkek3
- meksika ilkokulu2
- ahtapot yemek9
- tabaktaki son bisküviyi yiyen tip3
- bilimsel tespitler2
- bik bik kaç yaşında10
- fas7
- kanada8
- karpuzcu libos panda3
- futbol28
- evde kalmış kız kurusu7
- dünya16
- allah rahmet eylesin üstad kadir mısıroğlu3
- true üniversitesi6
- true'nun azılı bir muhalifken sonradan yumuşaması6
- gizli oylamanın kim olduğunu bulma2
- 5 temmuz 2026 paraguay fransa maçı5
14,4 MiLYON VATANDAŞ YOKSUL DURUMDA
--spoiler--
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre 2017 yılında sosyoekonomik durumu iyi olmayan ve muhtaç durumda olan toplam vatandaş sayısının 14,4 milyona ulaştığı belirtildi.
SGK'nın verilerine göre, herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir ve aylık almayan, 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinden ( 2017 yılı için 592,50 TL) az olan 8 milyon kişi tespit edildi. izmir Tabip Odası üyesi Dr. Ergün Demir ve istanbul Tabip Odası üyesi Dr. Güray Kılıç konuya ilişkin olarak, "Bazı illerimizdeki yoksul yurttaşların sayısının, illerin toplam nüfusunun yüzde 30-40’ını, seçmen sayısının ise yüzde 60 -70’ni geçtiği bir Türkiye. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre 2017 yılında herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir ve aylık almayan, 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinden ( 2017 yılı için 592,50 TL) az olan 8 milyon yurttaş tespit edildi. 6,4 milyon yurttaşın ise aylık gelirinin asgari ücretin 1/3’ünden fazla olması nedeniyle Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi ödemesi gerektiği halde prim borcunu ödeyemedi" diye yazdı.
'AKP HÜKÜMETiNiN YAPTIĞI PROPAGANDAYA BAKILACAK OLURSA iŞSiZLiK AZALIYOR'
Dr. Demir ve Dr. Kılıç, "GSS prim borçları ödeniyor, zenginlik yaygınlaşıyor ve herkes sağlık hizmetine rahat ulaşabiliyor. Oysa SGK istatistiklerinde 2017 yılında aylık geliri asgari ücretin 1/3’ünden az olan 8 milyon 40 bin 659 yurttaşın olduğu; SGK Başkanı’nın açıklamasında ise aylık geliri asgari ücretin 1/3’ünden fazla olan 6,4 milyon yurttaşın ise GSS prim borcunu ödeyemediği belirtiliyor. Yani böylece sosyoekonomik durumu iyi olmayan ve muhtaç durumda olan toplam yurttaş sayısının 14,4 milyona ulaştığı anlaşılıyor.
Yurttaşın, Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hizmeti alabilmesi için GSS primini yatırması zorunlu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2017 istatistiklerinde, toplam nüfusun yüzde 86,8’nin sosyal güvenlik kapsamında sigortalı nüfusun yüzde 13,2’sinin ise kapsam dışı olduğu kaydediliyor" diyor.
Dr. Demir ve Dr. Kılıç Birgün'de yer alan yazılarında şöyle devam ediyor:
Herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir veya aylık almayan çocuklar 18 yaşını, liseye gidiyorsa 20 yaşını, üniversiteye gidiyorsa da 25 yaşını tamamlayarak ailesinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler statüsünden çıkıyor. Bu durumda olan her birey GSS primi ödemek zorunda. Kişiler ancak bu şartlarda genel sağlık sigortası kapsamında sağlık hizmeti alabilecekler.
GSS primlerini ödeme imkânı olmayanlar ve prim borcu olanlar için 8 Mart 2017 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlanan, “bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına dair” 6824 Sayılı Torba Kanun çıkarıldı. Bu torba kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 80. ve 81.maddelerine ek, 60.maddeye de geçici madde eklenerek, GSS prim borcunun yeniden hesaplanması sağlanmış ve hesaplanan yeni borcun ödeme şekli değiştirilmişti.
Yapılan değişiklikler ile:
1-Primlerin gelire göre değil, prime esas kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının yüzde 3’ü üzerinden hesaplanması,
2-Prim borcunun 12 ay içerisinde peşin veya taksitle ödenmesi halinde faiz uygulanmaması,
3-Aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan yurttaşlar ile aylık geliri asgari ücretin üçte birinden fazla olup ancak GSS primini yatıramayan yurttaşların sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri için gelir testine girme zorunluluğu getirilmesi, ancak gelir testine girmeyenlerin asgari ücretin % 3’ü üzerinden borçlu duruma düşmesi sağlandı.
GSS prim borcunun son ödeme tarihinin 30 Nisan 2018 olduğu, prim borcunu ödeyenlerin gecikme cezası ve gecikme zammının silineceği belirtildi.
işsiz ve çalışmayan yurttaşlar 2018 yılı için SGK’ye aylık 60,89 TL prim ödeyerek sağlık hizmetlerinden faydalanabilecek. GSS primlerini ödeme imkânı olmayan ve aylık geliri asgari ücretin 1/3’ünden az (2018 yılı için 676 TL’dir) olan yurttaşların ise en yakın sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına giderek gelir testini yaptırması gerekiyor. Artık gelir testi kalktı propagandasının yalan olduğu Kanun’da açık bir şekilde belirtilmekte.
Bazı illerimizde, herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir ve aylık almayan, 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan, aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan ve GSS Primleri Devlet tarafından ödenenlerin (yoksulların) sayısı bazı illerin toplam nüfusunun yüzde 30-40’ını, seçmen sayısının ise yüzde 60 -70’ni geçiyor.
2017 yılında GSS primlerinin devlet tarafından ödenenlerinin sayısının toplam il nüfusuna (yüzde 44,2) ve il seçmen sayısı oranına( yüzde 80,8) göre Ağrı ilk sırada yer alırken, kişi bazında (686.231) ise Urfa ilk sırada yer alıyor.
AKP hükümetinin uyguladığı ekonomik politika ve buna bağlı olarak küresel sermayenin saldırıları zenginleri daha zengin hale getiriyor; alt tabakada yer alan yoksul ve dezavantajlı kesimleri ise daha yoksul duruma düşürüyor. Bu şekilde yurttaşın tebaaya dönüştüren ve böylece siyasilerin ulufelerine bağımlı kılan bir sistem oluşturuyor.
YOKSULLUK GiDEREK ARTIYOR
Acı tablo; hükümetin reklamlarla halka pazarladığı bu mutluluk tablosu değil; toplam Türkiye nüfusunun yüzde 17,8’inin ocağında “aş yerine yoksulluk” kaynadığı gerçeğidir. Muktedirlerin söylediği gibi sosyoekonomik düzey ve refah değil; aksine insani koşullarda yaşamı sürdürebilmek için yeterli gelire sahip olamama durumu yani yoksulluk giderek artıyor.
Yoksulluk ile sağlık, birbirini hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkilemekte. Düşük sosyoekonomik düzey; eğitim olanaklarını sınırlandırmakta, güvencesiz istihdama yol açmakta ve bu durum, hayatın tüm evrelerinde sağlıksız koşulları beraberinde getiriyor.
Toplumlarda düşük sosyoekonomik düzeydeki kesimin yaşam beklentisi daha kısa olmakta ve birçok hastalık daha yaygın görülmekte, ciddi hastalık riski en az iki kat artmakta ve erken ölümler neredeyse en üst düzeyde görüldü.
ÇÖZÜM: EŞiTSiZLiĞiN ORTADAN KALDIRILMASI
Yoksulluğun, eşitsizliğin, sağlıksızlığın temel belirleyicileri siyasal, ekonomik ve toplumsal yapıdır. işsizliği, yoksulluğu ve beslenme bozukluğunu üreten sistemin bunlara çare bulması beklenemez. Yoksulluğun ve arkadaşı olan sağlıksızlığın giderilmesi için çözüm; gelir dağılımındaki eşitsizliğin ortadan kaldırılması ve kaynakların eşit dağılımının sağlanmasıdır.
--spoiler--
--spoiler--
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre 2017 yılında sosyoekonomik durumu iyi olmayan ve muhtaç durumda olan toplam vatandaş sayısının 14,4 milyona ulaştığı belirtildi.
SGK'nın verilerine göre, herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir ve aylık almayan, 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinden ( 2017 yılı için 592,50 TL) az olan 8 milyon kişi tespit edildi. izmir Tabip Odası üyesi Dr. Ergün Demir ve istanbul Tabip Odası üyesi Dr. Güray Kılıç konuya ilişkin olarak, "Bazı illerimizdeki yoksul yurttaşların sayısının, illerin toplam nüfusunun yüzde 30-40’ını, seçmen sayısının ise yüzde 60 -70’ni geçtiği bir Türkiye. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) verilerine göre 2017 yılında herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir ve aylık almayan, 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan ve aylık geliri asgari ücretin üçte birinden ( 2017 yılı için 592,50 TL) az olan 8 milyon yurttaş tespit edildi. 6,4 milyon yurttaşın ise aylık gelirinin asgari ücretin 1/3’ünden fazla olması nedeniyle Genel Sağlık Sigortası (GSS) primi ödemesi gerektiği halde prim borcunu ödeyemedi" diye yazdı.
'AKP HÜKÜMETiNiN YAPTIĞI PROPAGANDAYA BAKILACAK OLURSA iŞSiZLiK AZALIYOR'
Dr. Demir ve Dr. Kılıç, "GSS prim borçları ödeniyor, zenginlik yaygınlaşıyor ve herkes sağlık hizmetine rahat ulaşabiliyor. Oysa SGK istatistiklerinde 2017 yılında aylık geliri asgari ücretin 1/3’ünden az olan 8 milyon 40 bin 659 yurttaşın olduğu; SGK Başkanı’nın açıklamasında ise aylık geliri asgari ücretin 1/3’ünden fazla olan 6,4 milyon yurttaşın ise GSS prim borcunu ödeyemediği belirtiliyor. Yani böylece sosyoekonomik durumu iyi olmayan ve muhtaç durumda olan toplam yurttaş sayısının 14,4 milyona ulaştığı anlaşılıyor.
Yurttaşın, Genel Sağlık Sigortası kapsamında sağlık hizmeti alabilmesi için GSS primini yatırması zorunlu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2017 istatistiklerinde, toplam nüfusun yüzde 86,8’nin sosyal güvenlik kapsamında sigortalı nüfusun yüzde 13,2’sinin ise kapsam dışı olduğu kaydediliyor" diyor.
Dr. Demir ve Dr. Kılıç Birgün'de yer alan yazılarında şöyle devam ediyor:
Herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir veya aylık almayan çocuklar 18 yaşını, liseye gidiyorsa 20 yaşını, üniversiteye gidiyorsa da 25 yaşını tamamlayarak ailesinin bakmakla yükümlü olduğu kişiler statüsünden çıkıyor. Bu durumda olan her birey GSS primi ödemek zorunda. Kişiler ancak bu şartlarda genel sağlık sigortası kapsamında sağlık hizmeti alabilecekler.
GSS primlerini ödeme imkânı olmayanlar ve prim borcu olanlar için 8 Mart 2017 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlanan, “bazı alacakların yeniden yapılandırılmasına dair” 6824 Sayılı Torba Kanun çıkarıldı. Bu torba kanun ile 5510 sayılı Kanun’un 80. ve 81.maddelerine ek, 60.maddeye de geçici madde eklenerek, GSS prim borcunun yeniden hesaplanması sağlanmış ve hesaplanan yeni borcun ödeme şekli değiştirilmişti.
Yapılan değişiklikler ile:
1-Primlerin gelire göre değil, prime esas kazanç alt sınırının otuz günlük tutarının yüzde 3’ü üzerinden hesaplanması,
2-Prim borcunun 12 ay içerisinde peşin veya taksitle ödenmesi halinde faiz uygulanmaması,
3-Aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan yurttaşlar ile aylık geliri asgari ücretin üçte birinden fazla olup ancak GSS primini yatıramayan yurttaşların sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeleri için gelir testine girme zorunluluğu getirilmesi, ancak gelir testine girmeyenlerin asgari ücretin % 3’ü üzerinden borçlu duruma düşmesi sağlandı.
GSS prim borcunun son ödeme tarihinin 30 Nisan 2018 olduğu, prim borcunu ödeyenlerin gecikme cezası ve gecikme zammının silineceği belirtildi.
işsiz ve çalışmayan yurttaşlar 2018 yılı için SGK’ye aylık 60,89 TL prim ödeyerek sağlık hizmetlerinden faydalanabilecek. GSS primlerini ödeme imkânı olmayan ve aylık geliri asgari ücretin 1/3’ünden az (2018 yılı için 676 TL’dir) olan yurttaşların ise en yakın sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfına giderek gelir testini yaptırması gerekiyor. Artık gelir testi kalktı propagandasının yalan olduğu Kanun’da açık bir şekilde belirtilmekte.
Bazı illerimizde, herhangi bir kapsamda sosyal güvencesi olmayan, çalışmayan, SGK’den gelir ve aylık almayan, 18 yaşını doldurmuş ve öğrenci olmayan, aylık geliri asgari ücretin üçte birinden az olan ve GSS Primleri Devlet tarafından ödenenlerin (yoksulların) sayısı bazı illerin toplam nüfusunun yüzde 30-40’ını, seçmen sayısının ise yüzde 60 -70’ni geçiyor.
2017 yılında GSS primlerinin devlet tarafından ödenenlerinin sayısının toplam il nüfusuna (yüzde 44,2) ve il seçmen sayısı oranına( yüzde 80,8) göre Ağrı ilk sırada yer alırken, kişi bazında (686.231) ise Urfa ilk sırada yer alıyor.
AKP hükümetinin uyguladığı ekonomik politika ve buna bağlı olarak küresel sermayenin saldırıları zenginleri daha zengin hale getiriyor; alt tabakada yer alan yoksul ve dezavantajlı kesimleri ise daha yoksul duruma düşürüyor. Bu şekilde yurttaşın tebaaya dönüştüren ve böylece siyasilerin ulufelerine bağımlı kılan bir sistem oluşturuyor.
YOKSULLUK GiDEREK ARTIYOR
Acı tablo; hükümetin reklamlarla halka pazarladığı bu mutluluk tablosu değil; toplam Türkiye nüfusunun yüzde 17,8’inin ocağında “aş yerine yoksulluk” kaynadığı gerçeğidir. Muktedirlerin söylediği gibi sosyoekonomik düzey ve refah değil; aksine insani koşullarda yaşamı sürdürebilmek için yeterli gelire sahip olamama durumu yani yoksulluk giderek artıyor.
Yoksulluk ile sağlık, birbirini hem doğrudan hem de dolaylı olarak etkilemekte. Düşük sosyoekonomik düzey; eğitim olanaklarını sınırlandırmakta, güvencesiz istihdama yol açmakta ve bu durum, hayatın tüm evrelerinde sağlıksız koşulları beraberinde getiriyor.
Toplumlarda düşük sosyoekonomik düzeydeki kesimin yaşam beklentisi daha kısa olmakta ve birçok hastalık daha yaygın görülmekte, ciddi hastalık riski en az iki kat artmakta ve erken ölümler neredeyse en üst düzeyde görüldü.
ÇÖZÜM: EŞiTSiZLiĞiN ORTADAN KALDIRILMASI
Yoksulluğun, eşitsizliğin, sağlıksızlığın temel belirleyicileri siyasal, ekonomik ve toplumsal yapıdır. işsizliği, yoksulluğu ve beslenme bozukluğunu üreten sistemin bunlara çare bulması beklenemez. Yoksulluğun ve arkadaşı olan sağlıksızlığın giderilmesi için çözüm; gelir dağılımındaki eşitsizliğin ortadan kaldırılması ve kaynakların eşit dağılımının sağlanmasıdır.
--spoiler--
▪Bugün bayram mı Baba ?
▪Evet oğlum.
▪Yoksulluk kaç gün sürer baba ?
▪Kırk gün oğul.
▪Kirk gün sonra zengin olurmuyuz ?
▪Yok oğul yoksulluğa alışırız.
▪Evet oğlum.
▪Yoksulluk kaç gün sürer baba ?
▪Kırk gün oğul.
▪Kirk gün sonra zengin olurmuyuz ?
▪Yok oğul yoksulluğa alışırız.
bir kişinin suçudur. bu suçun cezasını da nesiller boyu torunları çekebilir. çekiyorlar da.
yoksulluk oranlarının en yüksek olduğu 10 ülke:
*Suriye %82.5
*zimbabve %72.3
*Madagaskar %70.7
*sierra leone %70.2
*nijerya %70
*surinam %70
*Gine bissau %67
*sao tome ve principe %66.2
*burundi %64.6
*kongo dc %63
yoksulluk oranlarının en düşük olduğu 10 ülke:
*türkmenistan %0.2
*tayvan %1.5
*Kazakistan %2.7
*Çin %3.3
*Brezilya %3.7
*Malezya %3.8
*Avusturya %4
*faroe adaları %4.2
*Azerbaycan %4.9
*belarus %5.7
kaynak
https://www.indexmundi.com/g/r.aspx?v=69
*Suriye %82.5
*zimbabve %72.3
*Madagaskar %70.7
*sierra leone %70.2
*nijerya %70
*surinam %70
*Gine bissau %67
*sao tome ve principe %66.2
*burundi %64.6
*kongo dc %63
yoksulluk oranlarının en düşük olduğu 10 ülke:
*türkmenistan %0.2
*tayvan %1.5
*Kazakistan %2.7
*Çin %3.3
*Brezilya %3.7
*Malezya %3.8
*Avusturya %4
*faroe adaları %4.2
*Azerbaycan %4.9
*belarus %5.7
kaynak
https://www.indexmundi.com/g/r.aspx?v=69
--spoiler--
Dünya Bankası ve IMF verilerinden derlenen rakamlara göre dünyada 1.3 milyar yoksul insan bulunuyor. Dünyadaki toplam nüfusun yaklaşık yüzde 23'üne tekabül eden yoksulların yarısını 18 yaş altı, üçte birini ise 10 yaş altı kişiler oluşturuyor. Dünyanın en yoksul ülkesi kişi başı yıllık 710 dolar geliri ile Liberya oldu.
https://www.sozcu.com.tr/...kesi-liberya-5395265/amp/
--spoiler--
Dünya Bankası ve IMF verilerinden derlenen rakamlara göre dünyada 1.3 milyar yoksul insan bulunuyor. Dünyadaki toplam nüfusun yaklaşık yüzde 23'üne tekabül eden yoksulların yarısını 18 yaş altı, üçte birini ise 10 yaş altı kişiler oluşturuyor. Dünyanın en yoksul ülkesi kişi başı yıllık 710 dolar geliri ile Liberya oldu.
https://www.sozcu.com.tr/...kesi-liberya-5395265/amp/
--spoiler--
görsel
Bu fotoğrafın kime ait olduğunu, fotoğraftaki kişinin kim olduğunu bilmiyorum.
Kim olduğununda fazlaca bir önemi yok.
içimizden birimizin büyük bir ihtimalle aramızda olmayan bir yakını. Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun ...
Sizin de dikkatinizi çektiğini düşündüğüm çok önemli bir ayrıntı var.
Fotoğraftaki amcanın pantolonundaki yamalar...
Bir zamanlar yamalı pantolon giymek ayıp değildi.
Hatta herkes yamalı giyinirdi. Moda olduğundan falan değil yoksulluktan kıyafetlerden bu kadar çabuk vazgeçilmezdi.
Yoksulduk onurluyduk.
Hırsıza hırsız derdik ve hırsızlıkla gurur duymazdık.
itibarı şanda şöhrette değil alınterinde arardık ...
Bu fotoğrafın kime ait olduğunu, fotoğraftaki kişinin kim olduğunu bilmiyorum.
Kim olduğununda fazlaca bir önemi yok.
içimizden birimizin büyük bir ihtimalle aramızda olmayan bir yakını. Allah rahmet eylesin.Mekanı cennet olsun ...
Sizin de dikkatinizi çektiğini düşündüğüm çok önemli bir ayrıntı var.
Fotoğraftaki amcanın pantolonundaki yamalar...
Bir zamanlar yamalı pantolon giymek ayıp değildi.
Hatta herkes yamalı giyinirdi. Moda olduğundan falan değil yoksulluktan kıyafetlerden bu kadar çabuk vazgeçilmezdi.
Yoksulduk onurluyduk.
Hırsıza hırsız derdik ve hırsızlıkla gurur duymazdık.
itibarı şanda şöhrette değil alınterinde arardık ...
görsel
Allah kimseyi düşürmesin..
Allah kimseyi düşürmesin..
Küçük bir kız çocuğunun;" herkesin evine girmiyor" sözleridir.
Olay bir misafirlikte geçiyor;
Tv açık, reklamda kadın ballandıra ballandıra sucuğun nasıl lezzetli olduğunu anlatıyor. Aramızda durumu iyi olmayan bir aile var. Çocukları küçük. Dayanamadım " bu reklamlarda insanın canını çektiriyor. Alamayan insanlar var. hic dusunmuyorlar" Dedim.
Demez olaydım.
Aramızda hali vakti yerinde olan teyze;
" artık herkesin evine giriyor kızım." Dedi.
" nerde herkesin evine giriyor yaa yoksul olan bir sürü insan var." Dedim.
" her şey kolaylaştı, herkes alıyor artık." Diyerek benimle inatlasmaya başladı.
Yanında oturan küçük kız, çekingen kısık sesiyle, dönüp; " herkesin evine girmiyor" dedi.
O an Kafamdan aşağı sanki kaynar su döktüler öyle kötü oldum. Ateş bastı beni. Teyze hâlâ inatla;
"yok kızım yok, herkesin evine artık her şey giriyor" dedi.
Sustuk. Daha ne denilir ki.
Tok açın halinden anlamaz derler Ya!
Olay bir misafirlikte geçiyor;
Tv açık, reklamda kadın ballandıra ballandıra sucuğun nasıl lezzetli olduğunu anlatıyor. Aramızda durumu iyi olmayan bir aile var. Çocukları küçük. Dayanamadım " bu reklamlarda insanın canını çektiriyor. Alamayan insanlar var. hic dusunmuyorlar" Dedim.
Demez olaydım.
Aramızda hali vakti yerinde olan teyze;
" artık herkesin evine giriyor kızım." Dedi.
" nerde herkesin evine giriyor yaa yoksul olan bir sürü insan var." Dedim.
" her şey kolaylaştı, herkes alıyor artık." Diyerek benimle inatlasmaya başladı.
Yanında oturan küçük kız, çekingen kısık sesiyle, dönüp; " herkesin evine girmiyor" dedi.
O an Kafamdan aşağı sanki kaynar su döktüler öyle kötü oldum. Ateş bastı beni. Teyze hâlâ inatla;
"yok kızım yok, herkesin evine artık her şey giriyor" dedi.
Sustuk. Daha ne denilir ki.
Tok açın halinden anlamaz derler Ya!
almancası armut onun.
Ücretsiz aile işçisi olarak çalışmak yoksulluğu artıran en önemli etkenlerden biri. Türkiye'de istihdam edilen kadınların yaklaşık 5'te 1'i ücretsiz aile işçisi olarak çalışmakta.
Türkiye'de yoksul sayısı da son 2 yılda yüzde 8.4 oranında arttı. 2017 yılında 15 milyon 864 olan yoksul sayısı 2019 yılında 17 milyon 207 bin kişiye çıktı. Böylece yoksulluk oranı yüzde 21.3'ü buldu.
sözde mücadele edilecek "3 y" den birisiydi. ama alıştırdılar tüm ülkeyi.
Orhan Pamuk masumiyet müzesi'nde Celal salık karakterine şunları söyletir: "onlar yoksulluğun para kazanmakla unutulacak bir suç olduğunu sanacak kadar masum insanlardı"
Orhan Pamuk hakikaten müthiş bir romancı muazzam tahlilleri olan
Yani yoksulluğu suç kabul edip bu suçtan temizlenmenin yolunun da para kazanmaktan geçtiğini gözlemliyor olmak mükemmel bir dimağ
Orhan Pamuk hakikaten müthiş bir romancı muazzam tahlilleri olan
Yani yoksulluğu suç kabul edip bu suçtan temizlenmenin yolunun da para kazanmaktan geçtiğini gözlemliyor olmak mükemmel bir dimağ
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar