bugün

/36
insanın tüm duygularını yıpratan ve sonunda haykıra haykıra ağlamasına sebep murat aslan filmidir. selim erdoğan'ın dram rolünde çok yavan olduğunu anlıyorsun gerçi ama yine de vermiş o duyguyu.

dün fox tv nin yayınladığını gördüğümde değiştirmedim bilerek, sadistlik yapmak için. kendime değil arkadaşlarıma. kankam, kankamın nişanlısı, kardeşim ve ben izliyoruz. tabi ben daha önce izlediğim için sorulan merak dolu soruları 'izleyin' diyerek cevaplandırıyorum. bir yandan bu senaryo çok sıradan yahu, film çok yavaş ilerliyor be sıkıldık dediler bir süre sonra. arada muhabbet, çay, kahve durumları oldu neyse efenim, geldik filmin can alıcı noktasına.

--- burdan sonrası spoiler içerebilir ---

selim erdoğan kalbini vereceğini ama önce oğlunun tedavisini yaptırmasını ister kodaman abiden, mafya babasından. mafya babası selim erdoğan'ın hayatındaki kötülükleri yok eder önce, tedavi ettirir oğlunu ve 8 ay birden geçiverir. adam kalbini vermek için ameliyata girecektir ve son kez görecektir hayatındakileri. oğlunun yanına gider. konuşmalar başlar. adam oğlunun kaldığı odanın kapısından çıkarken bizimkiler yıkıldı zaten. suratımda sadist bir gülümseme ile verilecek tepkileri bekliyorum. neyse o can alıcı sahne geldi. selim erdoğan ilerlerken bizim ufaklık 'babaaaaaaa' diye seslendi ve kankamın nişanlısı ağlamaklı bir şekilde şöyle dedi;

- hassiktir.

koşup babasına sarılan ufaklık ve o an ağlamaları insanın ömründen ömür alacak kadar güzel olmuş. ilk izlediğimde feci bir şekilde duygu patlaması yaşadığım için dün pek etkilenmedim. şey, azıcık işte. biraz gözlerim doldu. tüylerim diken diken oldu. tamam etkilendim.

--- spoiler bitti ---

her ne kadar senaryo ve filmin gidişatı yavaş ve sıradan olsa da insanı canından bezdirecek bir filmdir.
insanın yaşamasını sağlayan hayata bağlayan en büyük duygulardan bir tanesidir.
2009 yapımı selim erdoğan'ın başrolünü üstlendiği filmdir. ayrıca unisex bir isimdi.
kimi zaman insanın yaşamasına değil de mahvına sebep olan şey.
çok hoş ama çok boş bir kavramdır.
bi de bunun bulutu vardır ki evlerden ırak.
(bkz: umut bulut)
Beni ağlatan film, gırtlağımda hissettiğim acı; neticeten tek sahne var ki filmde beklediğinize değiyor hakkaten.

Askerde cıvıklığın hüküm sürmesi gereği olsa gerek filmin son sahnesine kadar bir muhabbet herkeste, diyalogları zor duyuyoruz. Ama filmin sonuna doğru bir sessizlik, tahminim herkes ağlamamak için zor tutuyordu kendini efendim. *

Zevkler değişir ama bana göre en güzel türk dram filmidir. *
ligin bitimine 2 hafta kala fenerbahçe'nin averaj üstünlüğüyle avantajlı olduğu bir konumda fenerbahçe'Nin puan kaybedip trabzonspor'un şampiyon olabileceğine inanabilmektir.
Psikolojimi yerle bir eden, salya sümük ağladığım film. Film zaten duygusal, bir de müzikler koymuşlar iç dağlayan. Dağlandı bu yürek dağlandı vallahi.

http://fizy.com/#s/14w4b7

Bu enstrumantel şarkı dağıtmıştır beni. Yeminle ağlarım hala ne zaman dinlesem. Kolay ağlayan biri değilim ama bu nasıl bir melodidir?
''umut kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü sadece acının süresini uzatır.''

f. nietzsche.
bulut olmayanı mübahtır. bulut'un olduğu yerde umut yoktur.
şimdilerde umut, pişmemiş keke sokulan çatal gibi birşey...
kışa yüz gösteren güneş gibi,çöldeki yağmur gibi, ölüme yüz tuttuğunda kanına enjekte edilen yaşama sevinci gibi; planların bozuluvermesidir umut, yeni bir hayattır aslında henüz başlamadığın...
günlerdir kendisinden bıktırmış, yılışık, yapışık insan yavrusu.
karanlıktaki tek ışık..
Adamı zırıl zırıl ağlatan film. *
(bkz: umut bulut)
erkeğe en çok yakışmayan isimlerden biri. bekleyiş.
yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen hayata devam etme nedeni.
hani şöyle asla özene ihtiyaç duymayan,her yerde büyüyebilen, bazen kurtulmak için çabalasan da kurtulamadığın, burnunun dibinde biten, ısrarla hayata tutunan otlar var ya, bazen öyle "umut"...

hasta ediyor seni, dibinin uçurum olduğunu bile bile bakmak gibi, dahası çayır cayır yanan sobaya emin olmak için dokunmak gibi bazen "umut"...

akıllara zarar bir hastalık bazen, olmayacağına emin olduların içinse ve evet evet istemdışı ise, kanser mikrobu misal!
şunu gördüm ki; insanlar için en vazgeçilmez şeymiş meğer.
derler ya hani insanlar şusuz busuz yaşayamaz diye. işte o şu, bu olmasın ama umut olsun yeter.
hayatımda izlerken ağladığım tek film. evet saklamıyorum, resmen ağladım amk. çocuklarım olunca onlara, onların da çocuklarına izletmesini sağlıycam.

emeğinize sağlık.
insanı izlediğinde mahveden, dağıtan, yerle bir eden bir murat aslan filmidir. filmi izledikten sonra uzun süre etkisinden kurtulamıyorsunuz. babam ve oğlum ve eşkıya'dan bariz arak sahneleri olsa da son zamanlarda özgün seneryo ile yapılmış en iyi türk filmlerinden biridir.
şanslı bir isimdir. sevgilisi sen benim umudumsun diyerek güzel bir jest yapabilir.
dört mum yavaşça yanıyordu. ortam çok yumuşaktı ve konuştukları duyuluyordu.
ilki söyledi:

''ben barışım! artık kimse benim yanık kalmamı sağlamıyor, sanıyorum söneceğim.''

alevi hızla azaldı ve bütünüyle söndü. ikincisi söyledi:

''ben inancım! neredeyse herkes benim artık gerekli olmadığımı düşünüyor. o nedenle daha fazla yanık kalmama hiç gerek yok.''

konuşmayı bitirdiği zaman, bir rüzgar hafifçe esti ve onu söndürdü. üçüncü mum sırası gelince konuştu:

''ben sevgiyim! yanık kalmak için artık gücüm kalmadı. insanlar beni bir kenara bıraktı ve önemimi anlamadı. kendilerine en yakın olanları bile sevmeyi unuttular.'' ve hiç zaman yitirmeden söndü.

ansızın... bir çocuk odaya girer ve üç mumun yanmadığını görür.

''neden yanmıyorsunuz, sizin sonuna kadar yanmanız gerekir.'' bunu söyleyerek, çocuk ağlamaya başlar. ardından dördüncü mum söyler:

''korkma ben hala yanıkken diğer mumları yeniden yakabiliriz. ben umudum!''
© copyright 2005 - 2026