bugün
- en çok sevdiğiniz yazar17
- sözlük yazarlarının numaraları12
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- borç verebilecek yazarlar listesi4
- sigara içsem mi lan eşiği4
- sigara içen erkeklerin daha çekici olması12
- hayatın güzel olması6
- sözlüğün tanrıçası olmak19
- gocu27
- kuzey kıbrısta asgari ücretin 61 bin 677 olması8
- müstehcen şarkılar3
- sevgiliyle ormanın derinliklerine gitmek2
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları28
- türk kızlarının selülit sorunu2
- selam sana seri eksicim4
- dağ evine kapanıp korku filmi izlemek2
- kendi ağzına vermek11
- 17 temmuz 2026 ümraniyespor galatasaray maçı7
- bazı insanlardan nefret etmek3
- sona doğru yaklaşan akp hükümeti5
- kadın cinayetlerinin abartılması5
- güzel zannedilen kadınların sıradan olmaları18
- abartılmış yöresel lezzetler2
- ingiliz arabaları2
- kızılayın çadır satması5
- yanlışlıkla popo vermek3
- bir gün öleceğini unutmak4
- birader yazarlar birader baydırlar4
- hoşlanılan kızın haşemayla denize girmesi4
- 20 senedir aynı telefon numarasını kullanan insan8
- türk milletinin çirkin olma sebepleri2
- ülkeyi kimler yönetiyor5
- türk halkının kerem kınık'a özür borçlu olması17
- 35 yaşında evlenmemiş erkek15
- 17 temmuz 2026 oğuzhan uğur'un gözaltına alınması4
- canımın sucuklu tost çekmesi9
- muhsin bey3
- arkadaşlar kek yaptım9
- polyanna kalpazan bir kahraman2
- renault toros'un kar kış dinlememesi4
- baklavanın yanında kola içmek7
- arkadaşlar opera dinlemeye başladım4
- iranın bir türlü barış anlaşmasına yanaşmaması9
- esenyurt ta çıkan meydan muharebesi2
- düğünde karizmasıyla kızların aklını alan eleman2
- sözlük kızlarının çorapları7
- yazarların kahve tercihleri5
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması13
- plajda tanga bikini giyen evli kadın4
- türk milletinin çirkin olması3
adamın ağzın sıçan bir filmidir. baba nızı arıyasınız gelir. ağlamayan adamı döverler. sonunda ki nazım hikmet şiiri ise bitirir adamı.
umuda bin kurşun sıksada ölüm
unutma umuda kurşun işlemez gülüm
alsada çukuruna bizi ölüm
unutma ki fidanlarda çukurlarda büyür gülüm.
umuda bin kurşun sıksada ölüm
unutma umuda kurşun işlemez gülüm
alsada çukuruna bizi ölüm
unutma ki fidanlarda çukurlarda büyür gülüm.
sonu ya istediğimiz noktaya çıkar ya hiçliğe, ya da işte böyle hep ikilemde hep arada kalmaya.
fakirin ekmeği değildir.
(bkz: türkiye komünist partisi)
(bkz: türkiye komünist partisi)
yine yeniden yine yeniden yılmadan bina ettiğim kumdan kalem!
biliyorum, bir gün rüzgar esmeyecek...
biliyorum, bir gün rüzgar esmeyecek...
yaşamın dinamosudur. tam bi çaresizliğe düşmüşken ulen du bakalım gün doğmadan neler doğar dedirten duygudur. bunlar ne kadar kesin sözler sen
kahinmisin, gurumusun nerden biliyon lan bunları diye düşünüyosan şurdan biliyom:
-yıl 2005 ve atesdide öss sınavına girer. aldığı puan kıçıkırık bi üniversitenin arkeoloji bölümüne anca yetmektedir.
,klasik sözelci zekası işte sen kalk yıllarca lise oku aklında üniversitenin üni si olmasın sınavdan 1 hafta önce vay mınaaaaa sınav var lan ve
bu sınavdan iyi puan alan üniversiteye giriyomuş adam oluyomuş, de. o saatten sonra da bu kadar oluyo işte neyse: bide yetmezmiş gibi
sınava 1 hafta kala lan şimdiden bi meslek edineyim bari diyerekten git bi protez diş yapan kurtuluş dental diye bi yere gir. bölelikle
başladı sabah 8 akşam 9 günlerim. sabah dublikat dök akşam kumlama yap derken bi hafta geçti haftalık alcaz ama bu arada sabah işyerine
servis var akşam iş çıkışı servis yok, öğle yemeği yok neyse haftalık alcaz muhasebeye gittim elime 15 tl saydılar dedim bu ne mınıskkm
neymiş efendim meslek öğretiyolarmış askerden sonrada işe alıyolarmış işte o gün öğrendim millet akbaba olmuş gütü sağlama almak lazım,
neyse çok laf salatası yapıyım.
-yıl 2006 atesdide yine sınava girer ama bu sefer biraz akıllanmıştır ve puanı kıçıkırık bi üniversitenin arkeoloji bölümüne güt zoruyla
yetmektedir. ve şöyle düşünür: olm üniversitede kızlar teklif ediyomuş, süper bi ortam varmış, bekar evi kızlar falan ben eniyisi bölümüne
bakmıyım gireyim şu üniversiteye gelsin kızlar gitsin alkol günümü gün edeyim.
tam böle düşünürken odaya babası girer atesdidenin elinde tercih kağıdı ve sorar babasına.
-atesdide: baba baba arkeolog ne demek ?
-baba: kazma kürek demek.
-atesdide: hep hayalimdi ama, size hiç sölemedim. ben arkolog olcam baba.
-baba: sen bilirsin oğul, ama bence hiç yazma açalım bi büfe tost sat daha iyi
-atesdide: .....
velhasılı arkeolojiyi tercihlerimden bir silgi darbesiyle çıkardım. ve başladım bir kuyumcuda çalışmaya. kuyumcu ama bakmayın öle altınlarla
dolarlarla haşırneşir olduğuma sabah 8 akşam 9 ayaktasın mına koyim bitek öle yemeğinde 15 dk gütün yer görüyo 16. dk da telefonun çalıyo
nerdesin diye. teyzeler geliyo olanı everiyoz geline bilenzik alcaktık diye gösteriyom bilenziği ama içimden ulen 20 yaşına geldin onca
bilezik satıyon ama daha kendi kolunda bi altın bilezik yok angut diyorum. baktım kuyumculuk olcak iş değil lan öle ayakta ömür mü geçer.
neyse ben kalktım gittim bi optiğe girdim optikte atölyeci oldum. atölyede de bi eleman var erhan diye eleman ünivesite kazanmış, benide işe
ondan almışlar zaten bana işi öğretcek sonra bascak gitcek eleman üniye orda kızlar ona teklif falan etcek gününü gün etcek, benide optiğe
kitlicek; çiçeği burnunda üniversiteli erhan.
aradan 2 hafta geçti ben bütün işi öğrendim. bizim ünili bastı gitti. kaldım atölyede tek ama atölye dediğime bakmayın ben diyim 3 bilemedin 5
metrekare bi yer. sabah 8 akşam 9 günleri devam. güneşi görmedim günlerce gelsin nilörler gitsin fasetler camlar çerçeveler derken
üniversiteler açıldı arkadaşlarda gittiler ünilere. kaldım ortada. bi gün taksicinin biri kemik çerçeve bi gözlük getirdi 3. dereceden çakma
ray ban mına koyim gözlük yamukmş düzeltcez gözlüğü derken elimi sikim gözlük kırıldı bi parçası bi elimde diğer parçası öbür elimde ölece
kalakaldım. taksizi 10 dk ya geri gelcek bide herif ağır keko tutturursa gözlük orcinal di diye hepten sıçtık neyse herif geldi ben abi
şöleydi böleydi derken alttan girdim üstten çıktım herifi ikna ettim 1 kuruş bile istemedi herif canın saolsun dedi gitti o sıra 5 kilo
vermişim zaten. 5 metrekareik atölyemde böle saçmalıklar, bunalımlar fantis hayallerim birbirini kovalarken bizim çocuklar üniden bayram
tatiline geldiler. bizim çocuklardan biri de marmara eczacılıkta biri bilmem nerde falan anlıcanız aralarında bi hırt benim neyse bu bana
dediki lan olm gel istanbula benle ben seni çalıştırırım hem bizim derslerde ilk sene kolaymış biz evde tuttuk arkadaşlarla falan dedi tabi
ben atladım babamı ikna ettik falan derken bi baktım kendimi kadıköy moda da buldum. sözde ders çalışcaz ya bizim elemanlar sabah bi çıkıyo
okula akşama kadar kimse yok dersleri falan oluyo ben evde cinnet bunalım her türlü negatif ruh halina girip girip çıkıyom. neyse kısa
keselim 2 ay istanbulda kaldım ordada dikiş tutmadı döndüm izmire derken 1. dönem bitti. ben yazıldım bi dersaneye başladım derslere derken
bizim bi abi playsstation kafe açtı başladık orda takılmaya. dersanede 3 derse gir son 2 saat tüy kafeye. akşam 11 e doğru eve 3 5 soru çöz
yat falan derken dedim böle olmaz yine kazanamıcaz bu sefer peder oycak beni bari bi iş bulayım part timee çalışayım dersane masrafını
karşılayım dierekten gittim pizza hut girdim. haftada 3 gün çalışıyoz falan dersaneden hocalar işi bırak falan diye eve telefon ediyolar
babama falan babam da dedi ne bok yiyosan ye benden bu kadar. derken sınav geldi çattı.
-yıl 2007 sınava girdim 1 ay daha pizza hutta çalıştım sonra bastım çeşmeye gittim otele çalışmaya. otelde kasadayım bi gün bi telefon geldi
bi kız arkadaşımdan sonuçlar açıklanmış tc nomu istiyo verdim ben noyu ama elim ayağım titriyo. 5 dk sona telefon çaldı telefonu açamadım
ilkinde sonra bidaha aradı açtım.
beklediğimden baya yüksek bi puan almışım kendim dahil hala kimse o puanı nasıl aldığımı bilmiyo, bir saat sonra dersanedeki rehberlikçi
aradı lan olm sen bu puanı nasıl aldın diye. düşünün dersanede 4 sözel sınıfı var ben 4. sınıftayım yani en hırtların toplandığı sadece
kelle başı 2000 tl olarak görülen insanlardan biriyim.
lafın kısası agalar şuan tam olarak istediğim üniversite istediğim bölümde okuyorum ama üniversiteye geldiğim sene burda kızların teklif
etmediği, gününüzün gün edilmediği, yarı aç yarı tok yaşandığı gerçeği bi tokat gibi indi suratıma.
kısacası agalar öle hayat dersi flan vermeye niyetim yok. benim bu saçma sapan yaşantımda eğer iyi bişeyler yapabildiysem şuan istediğim
yerdeysem umudumu kaybetmememden kaynaklandığına
inanıyorum agalar sizde kaybetmeyin.
not:noktalamala işaretlerinide idare edin bu seferlik agalar, kaptırmışım yazı uzun olmuş.
kahinmisin, gurumusun nerden biliyon lan bunları diye düşünüyosan şurdan biliyom:
-yıl 2005 ve atesdide öss sınavına girer. aldığı puan kıçıkırık bi üniversitenin arkeoloji bölümüne anca yetmektedir.
,klasik sözelci zekası işte sen kalk yıllarca lise oku aklında üniversitenin üni si olmasın sınavdan 1 hafta önce vay mınaaaaa sınav var lan ve
bu sınavdan iyi puan alan üniversiteye giriyomuş adam oluyomuş, de. o saatten sonra da bu kadar oluyo işte neyse: bide yetmezmiş gibi
sınava 1 hafta kala lan şimdiden bi meslek edineyim bari diyerekten git bi protez diş yapan kurtuluş dental diye bi yere gir. bölelikle
başladı sabah 8 akşam 9 günlerim. sabah dublikat dök akşam kumlama yap derken bi hafta geçti haftalık alcaz ama bu arada sabah işyerine
servis var akşam iş çıkışı servis yok, öğle yemeği yok neyse haftalık alcaz muhasebeye gittim elime 15 tl saydılar dedim bu ne mınıskkm
neymiş efendim meslek öğretiyolarmış askerden sonrada işe alıyolarmış işte o gün öğrendim millet akbaba olmuş gütü sağlama almak lazım,
neyse çok laf salatası yapıyım.
-yıl 2006 atesdide yine sınava girer ama bu sefer biraz akıllanmıştır ve puanı kıçıkırık bi üniversitenin arkeoloji bölümüne güt zoruyla
yetmektedir. ve şöyle düşünür: olm üniversitede kızlar teklif ediyomuş, süper bi ortam varmış, bekar evi kızlar falan ben eniyisi bölümüne
bakmıyım gireyim şu üniversiteye gelsin kızlar gitsin alkol günümü gün edeyim.
tam böle düşünürken odaya babası girer atesdidenin elinde tercih kağıdı ve sorar babasına.
-atesdide: baba baba arkeolog ne demek ?
-baba: kazma kürek demek.
-atesdide: hep hayalimdi ama, size hiç sölemedim. ben arkolog olcam baba.
-baba: sen bilirsin oğul, ama bence hiç yazma açalım bi büfe tost sat daha iyi
-atesdide: .....
velhasılı arkeolojiyi tercihlerimden bir silgi darbesiyle çıkardım. ve başladım bir kuyumcuda çalışmaya. kuyumcu ama bakmayın öle altınlarla
dolarlarla haşırneşir olduğuma sabah 8 akşam 9 ayaktasın mına koyim bitek öle yemeğinde 15 dk gütün yer görüyo 16. dk da telefonun çalıyo
nerdesin diye. teyzeler geliyo olanı everiyoz geline bilenzik alcaktık diye gösteriyom bilenziği ama içimden ulen 20 yaşına geldin onca
bilezik satıyon ama daha kendi kolunda bi altın bilezik yok angut diyorum. baktım kuyumculuk olcak iş değil lan öle ayakta ömür mü geçer.
neyse ben kalktım gittim bi optiğe girdim optikte atölyeci oldum. atölyede de bi eleman var erhan diye eleman ünivesite kazanmış, benide işe
ondan almışlar zaten bana işi öğretcek sonra bascak gitcek eleman üniye orda kızlar ona teklif falan etcek gününü gün etcek, benide optiğe
kitlicek; çiçeği burnunda üniversiteli erhan.
aradan 2 hafta geçti ben bütün işi öğrendim. bizim ünili bastı gitti. kaldım atölyede tek ama atölye dediğime bakmayın ben diyim 3 bilemedin 5
metrekare bi yer. sabah 8 akşam 9 günleri devam. güneşi görmedim günlerce gelsin nilörler gitsin fasetler camlar çerçeveler derken
üniversiteler açıldı arkadaşlarda gittiler ünilere. kaldım ortada. bi gün taksicinin biri kemik çerçeve bi gözlük getirdi 3. dereceden çakma
ray ban mına koyim gözlük yamukmş düzeltcez gözlüğü derken elimi sikim gözlük kırıldı bi parçası bi elimde diğer parçası öbür elimde ölece
kalakaldım. taksizi 10 dk ya geri gelcek bide herif ağır keko tutturursa gözlük orcinal di diye hepten sıçtık neyse herif geldi ben abi
şöleydi böleydi derken alttan girdim üstten çıktım herifi ikna ettim 1 kuruş bile istemedi herif canın saolsun dedi gitti o sıra 5 kilo
vermişim zaten. 5 metrekareik atölyemde böle saçmalıklar, bunalımlar fantis hayallerim birbirini kovalarken bizim çocuklar üniden bayram
tatiline geldiler. bizim çocuklardan biri de marmara eczacılıkta biri bilmem nerde falan anlıcanız aralarında bi hırt benim neyse bu bana
dediki lan olm gel istanbula benle ben seni çalıştırırım hem bizim derslerde ilk sene kolaymış biz evde tuttuk arkadaşlarla falan dedi tabi
ben atladım babamı ikna ettik falan derken bi baktım kendimi kadıköy moda da buldum. sözde ders çalışcaz ya bizim elemanlar sabah bi çıkıyo
okula akşama kadar kimse yok dersleri falan oluyo ben evde cinnet bunalım her türlü negatif ruh halina girip girip çıkıyom. neyse kısa
keselim 2 ay istanbulda kaldım ordada dikiş tutmadı döndüm izmire derken 1. dönem bitti. ben yazıldım bi dersaneye başladım derslere derken
bizim bi abi playsstation kafe açtı başladık orda takılmaya. dersanede 3 derse gir son 2 saat tüy kafeye. akşam 11 e doğru eve 3 5 soru çöz
yat falan derken dedim böle olmaz yine kazanamıcaz bu sefer peder oycak beni bari bi iş bulayım part timee çalışayım dersane masrafını
karşılayım dierekten gittim pizza hut girdim. haftada 3 gün çalışıyoz falan dersaneden hocalar işi bırak falan diye eve telefon ediyolar
babama falan babam da dedi ne bok yiyosan ye benden bu kadar. derken sınav geldi çattı.
-yıl 2007 sınava girdim 1 ay daha pizza hutta çalıştım sonra bastım çeşmeye gittim otele çalışmaya. otelde kasadayım bi gün bi telefon geldi
bi kız arkadaşımdan sonuçlar açıklanmış tc nomu istiyo verdim ben noyu ama elim ayağım titriyo. 5 dk sona telefon çaldı telefonu açamadım
ilkinde sonra bidaha aradı açtım.
beklediğimden baya yüksek bi puan almışım kendim dahil hala kimse o puanı nasıl aldığımı bilmiyo, bir saat sonra dersanedeki rehberlikçi
aradı lan olm sen bu puanı nasıl aldın diye. düşünün dersanede 4 sözel sınıfı var ben 4. sınıftayım yani en hırtların toplandığı sadece
kelle başı 2000 tl olarak görülen insanlardan biriyim.
lafın kısası agalar şuan tam olarak istediğim üniversite istediğim bölümde okuyorum ama üniversiteye geldiğim sene burda kızların teklif
etmediği, gününüzün gün edilmediği, yarı aç yarı tok yaşandığı gerçeği bi tokat gibi indi suratıma.
kısacası agalar öle hayat dersi flan vermeye niyetim yok. benim bu saçma sapan yaşantımda eğer iyi bişeyler yapabildiysem şuan istediğim
yerdeysem umudumu kaybetmememden kaynaklandığına
inanıyorum agalar sizde kaybetmeyin.
not:noktalamala işaretlerinide idare edin bu seferlik agalar, kaptırmışım yazı uzun olmuş.
belki duygu olarak eskiden sizin için güzel şeyler ifade ederdi ancak bu sözcük hayatınızda bir insan olarak yer tutuyorsa, ve acı veriyorsa artık her baktığınız yerde, her dinlediğiniz şarkıda sürekli dikkatinizi dağıtan bir kelimeye dönüştüğü zaman anlamını yitirip sadece o insana dönüştüğü zaman bu kelimeyi duymak bile istemiyorsunuz.
Pandoranın kutusundan çıkan tek iyi şey... Zeus pandora'ya bu kutuyu açma! insanlık için kötü olur! demiştir. Ama pandora dayanamayıp içinde ne olduğunu görmek için açar. içinden savaşlar, kötülükler, kıskançlıklar, kavgalar, kibir, açlık gibi insanlar için tüm kötülükler çıkar. bir de "umut" çıkar. insanları bütün bunlara rağmen yaşama bağlayan tek duygu... "karanlığın en yoğun olduğu nokta aydınlığa en yakın noktadır." durumu...
iş bu yazarın da hayatını değiştiren, onu yaşama bağlayan, onu kaybederse dünyadaki kötülüklere karşı nasıl ayakta durabilirim ki diye düşündüren kişi adıdır aynı zamanda...
iş bu yazarın da hayatını değiştiren, onu yaşama bağlayan, onu kaybederse dünyadaki kötülüklere karşı nasıl ayakta durabilirim ki diye düşündüren kişi adıdır aynı zamanda...
ayırca (bkz: umut fuckerin ekmeğidir)
ileride birgün lazım olur diye sevdiceğin o günlerde kişinin yüreğine ektiği bir tohumdur. "bak ben arada bazen böyle bunalırım, herşeyi herkesi silmek isterim. seni hatta ailemi bile... ama geçicidir bu durum, geçince ben yine sana dönerim" cümlesi gömülür kalbe, zamanı gelince filizlenir ve umut yeşerir orada... bin bir emekle büyütülür o çiçek. sevgili tekrar döndüğünde ona verilir, ne de olsa asıl sahibi odur umudun.
acı çekmektir. pandora nın kutusundakilerin en kötüsüdür aslında.
üniversite mezunu bir genç,iş hayatına başlamadan önce fal baktırmaya gitmiş.
--"on beş sene eziyet çekeceksin çocuğum" demiş falcı.
--"ya sonra?" "ya sonra?" diye ümitlenmiş çocuk.
sonra demiş:
"alışıyorsun"
üniversite mezunu bir genç,iş hayatına başlamadan önce fal baktırmaya gitmiş.
--"on beş sene eziyet çekeceksin çocuğum" demiş falcı.
--"ya sonra?" "ya sonra?" diye ümitlenmiş çocuk.
sonra demiş:
"alışıyorsun"
sevmektir, özlemektir, başarmaktir, dayanışmadır, aşktır. umut, insana ve doğaya ait olan tüm gücü simgeler.
gönüllü çekilen çile.
fakirin ekmeği derler. ama değildir inanmayınız.
var var var..ama niçin var bilemiyorum..herşeye galiba umutluyum..bir gün herşey güzel olacak mı?diye
bu filmi askerde izlemiştik. bir bölük asker ağlamıştı.
bilip de bilmek istemediğim gerçeklerin, geç anlaşılması için kullanılan, uyuşturucu.
hayatınızda bir şekilde yer alması gereken duygu. *
bir deniz anasıdır umut
ta suların ortasında
açılır
kapanır
açılır
kapanır
kapanır
kapanır
açılır...
ta suların ortasında
açılır
kapanır
açılır
kapanır
kapanır
kapanır
açılır...
unutmak gerektiğinde sığınılan.
umutsuzluk korkusu.
zall nikli yazar tarafın yapılmış olan ve mistik bir görüntüsü olan güzel bir uludağ sözlük teması. yalnız bu temada taslaklarım bölümünde bekleyen yazılar net olarak okunamıyor.
"Umut kötülüklerin anasıdır çünkü işkenceyi uzatır." Nietzche
ayşe kulin'in güzel bir romanıdır.
bir ayşe kulin romanı. güzel bir ayşe kulin romanı.
umut hayat akan bir sudur ismiyle 2008 yılında piyasaya çıkan bir kitap. aslında ayşe kulin'in diğer bir kitabı olan veda'nın devamı niteliğinde.
ayşe kulin veda adlı kitabında osmanlı devletinde maliye nazırı olan büyük dedesi ahmet reşat bey'in aile hayatını o dönemlerde ki osmanlı'nın durumuyla harmanlayarak anlatamaya başlamıştı. umut hayat akan bir sudur' da ise yine aynı şekilde ahmet reşat bey üzerinde yol alarak kendisinin doğumuna kadar olan süreci devrin sosyolojik ve siyasi durumuyla akıcı bir şekilde anlatıyor.
veda kitabında genel tema olan hüzün bu kitapta bir nebze de olsa dinmiş gözüküyor. ancak kitapta sıklıkla bahsettiği kahramanlar kitabın sonlarında tamamen unutuluyor. umut adlı kitabının en önemli konusu olarak görülen ahmet reşat bey'in torunu sabahat ile ermeni aryam arasındaki büyük aşk sonlara doğru tamamen unutulmuş ve akıbetleri hakkında herhangi bir bilgi yok.
genel olarak akıcı bir kitap. veda isimli kitaba göre hüzün teması bir nebze olsa yumuşamış olsa da yine de belirgin bir durumda kendini hissettiriyor. okunulası bir kitap. okumak gerek bir çok eksik noktası olsa da.
umut hayat akan bir sudur ismiyle 2008 yılında piyasaya çıkan bir kitap. aslında ayşe kulin'in diğer bir kitabı olan veda'nın devamı niteliğinde.
ayşe kulin veda adlı kitabında osmanlı devletinde maliye nazırı olan büyük dedesi ahmet reşat bey'in aile hayatını o dönemlerde ki osmanlı'nın durumuyla harmanlayarak anlatamaya başlamıştı. umut hayat akan bir sudur' da ise yine aynı şekilde ahmet reşat bey üzerinde yol alarak kendisinin doğumuna kadar olan süreci devrin sosyolojik ve siyasi durumuyla akıcı bir şekilde anlatıyor.
veda kitabında genel tema olan hüzün bu kitapta bir nebze de olsa dinmiş gözüküyor. ancak kitapta sıklıkla bahsettiği kahramanlar kitabın sonlarında tamamen unutuluyor. umut adlı kitabının en önemli konusu olarak görülen ahmet reşat bey'in torunu sabahat ile ermeni aryam arasındaki büyük aşk sonlara doğru tamamen unutulmuş ve akıbetleri hakkında herhangi bir bilgi yok.
genel olarak akıcı bir kitap. veda isimli kitaba göre hüzün teması bir nebze olsa yumuşamış olsa da yine de belirgin bir durumda kendini hissettiriyor. okunulası bir kitap. okumak gerek bir çok eksik noktası olsa da.
"umut, bir yolun dönemecinde var hızla koşarken, birden yetişen bir kurşunla yere serilivermektir"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar