bugün
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler12
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat35
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması8
- dincilere laf anlatmakta çalışmak14
- şabat şalom5
- uludağ sözlük whatsapp grubu kurmak3
- taksiciyimbebegim5
- en karizmatik ve çekici sözlük erkeği7
- kız kulesi4
- öğretmen olmak2
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- muslettin amca tarzı entry girmek4
- gocu nerede gocu7
- tırcı sevgili yapmak2
- kaçak çay18
- çilekli süt içen sözlük erkeği4
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- denize girmek2
- fon vurgunu54
- galatasaray vs akp9
- çilekli pasta yiyen erkek7
- borsa istanbul19
- caiz ve mekruh ayrımları3
- yazarların kulaklık markaları5
- japonlardan gelmeyiz2
- çok eşlilik büyük bir sapıklıktır9
- papatya çayı içen erkekler2
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi2
- bırakılan sevgilinin yerini dolduracak şeyler5
- en iyi çakmak markası10
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz6
- from gold from dust34
- atatürk'ün gerçek varisi başkomutan erdoğan dır5
- nervio bayan6
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti5
- antalya7
- hayatın son gününde yapılabilecekler7
- biz x hocanın neferiyiz2
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur2
- bir kemalist ile arkadaş olunur mu4
- iltica22
- tavuk dolma5
- tavuklu pilav13
- osmanlı da çok eşliliğin yaygın olmaması3
- çirkin ayaklı kızların yaşama amacı4
- berat albayrak'a iftira atılması11
- sürekli 40 yaş üstü erkek yazarlarla uğraşmak3
Bir aralar izlemekten sıkılmadığım filmdir .
dini açıdan: bu iki başrolde oynayan şimdi ölünce cehenneme mi gidecek diye sordurtmuş film.
1932.
görsel
görsel
filmi çıkmasa kimsinenin haberdar olamayacağı gemi.
enkazını bulmanın 73 sene sürdüğü gemidir.
Çok küçükken televizyonda yarım yamalak izlediğim için meşhur sahneleri dışında hatırlamadığım bir filmdi. Yani ben filmi izlememiştim, bu güne kadar.
Titanic beni çok fena etkiledi, bittikten sonra saatlerce o dalgınlık halinden kurtulamadım.
zannediyorum ki birkaç hassas yerden vurduğu için bu oldu.
Titanic beni çok fena etkiledi, bittikten sonra saatlerce o dalgınlık halinden kurtulamadım.
zannediyorum ki birkaç hassas yerden vurduğu için bu oldu.
set fotoğrafı
görsel
görsel
Batmadığı, meksika kıyılarında demir attığı söylenen gemi.
buz dağına çarpmıştır.
Geminin mutfağında ölmeyi bekleyen ıstakozlar için, titanic'in batması bir mucizeydi.
başroldeki ikili arasındaki aşktan ziyade beni en çok duygulandıran kısmı gemideki bir subayın filikaya zorla binmeye çalışan yolcuyu vurduktan sonra görevine ihanet ettiğini düşünüp hemen ardından esas duruşa geçerek yanındaki üst rütbeliye selam verdikten sonra kendi kafasına sıkarak intihar ettiği sahneydi. Bununla birlikte o hengamede bile müzik çalan orkestra elemanlarının müzik çalmayı bırakması fakat orkestra şefinin devam ettiğini görmeleri üzerine filikaya binmekten vazgeçerek şeflerini yalnız bırakmayıp onların da ölene kadar çalmaya devam etmesiydi. Nitekim bu iki olay da 1912 yılında batan titanic gemisinde gerçekten de yaşanmış.
az önce bu filmi 95858. kez izlememin üzerine eniştemin o gemi neden battı biliyo musun? tanrının bile batıramayacağı gemi dedikleri için, diye söylendiği filmdir. insan hayrete düşmüyor değil, kral nasıl yaptın bu tespiti?
"Titanik batırıldı mı?
Bu hikaye, paranormal hikayeler arasında belki de en iyi belgelendirilmiş olanıdır.
Bu sebeple günümüzde bile sebebi çözülememiş sırlar barındırır. Adına bulmacalardan aşina olduğumuz ve isa'dan 1500 yıl önce yaşayan Mısırlı Prenses Amen-Ra öldükten sonra dönemin geleneklerine uygun olarak mumyalanmış ve tahta bir tabuta konmuştur.
Öldükten sonra Nil Nehri'nin kıyılarındaki El Uksur bölgesinin derinliklerinde bir mahzene gömülmüştür.
1890'ların sonunda bölgeyi ve kazı çalışmaları ziyaret eden 4 ingiliz'e, Amon-Ra'nın kalıntılarını ve mezarını satın alabilecekleri söylenir. Onlar da aralarında bir kura çekerler ve şanslı kişi binlerce sterlin ödeyerek tabutu satın alır ve geçici olarak kaldığı otele taşıtır. Bir kaç saat sonra adamı çöle doğru yürürken görürler ve bir daha geri gelmez. Kalan 3 adamdan birisi ise ertesi gün Mısırlı bir hizmetçi tarafından yanlışlıkla kolundan vurulur. Kolu o kadar parçalanmıştır ki zamanın tıbbi imkanları yarayı kapatmaya yetmemiş, kanamayı durduramayıp kolu kesmek zorunda kalmışlardır. Kalan iki kişiden biri ingiltere'ye döndüğünde tüm banka hesaplarının boşalmış olduğunu görür ve diğeri uzun süre farklı farklı hastalıklarla boğuşur. Bu hastalıklar yüzünden de işini kaybeder ve sokaklarda gezen evsiz biri olarak hayatına devam eder.
Hali hazırda ingiltere'de bulunan tabutu, yaşanan tüm bu talihsizliklere rağmen Londralı bir iş adamı satın alır. Kısa bir süre sonra adam ailesiyle birlikte bir trafik kazası geçirir ve birkaç gün sonra da evinde yangın çıkar. Tüm bu olaylardan sonra iş adamı, tabutu British Museum'a(ingiliz Müzesi) bağışlar. Tabut, bir kamyonetle müzeye götürülür. Müzenin bahçesine indirilmeye çalışılırken kamyonetin tekerleri geriye kayar ve kamyon devrilir. Tabut bu kazadan hiçbir hasar almamıştır. Sonrasında iki işçi, tabutu müzenin içinde koyulacağı yere taşırken işçilerden biri yere düşer ve bacağı kırılır. Diğer işçi ise sağlıksal hiçbir problemi olmamasına rağmen 2 gün sonra aniden ölür.
Amon-Ra'nın tabutu müze içine yerleştirildikten sonra da talihsizliklerin önü kesilmez. Müzenin gece bekçileri, içeriden çekiç darbesi ve hıçkırarak ağlama sesleri geldiğini söylerler. Bir gece Amon-Ra'nın tabutunun bulunduğu odadaki diğer eserler etrafa savrulur. Oda savaş alanına döner ve bu arbede sırasında gece bekçilerinden biri hayatını kaybeder. Artık bekçiler ve hatta temizlikçiler bile o odaya girmek istememektedir. Bu olaylar sonucunda artık tabutun sergilenmemesi gerektiğini düşünürler ve saklamak için bodrum katına indirirler. Bodruma indiren işçilerden biri aynı gün çok ciddi bir hastalığa yakalanır ve ertesi sabah da müze müdürü masasında ölü bulunur.
Olaylar bu haliyle artık gazetelere de düşmüştür. Bir gazeteci-fotoğrafçı, haberlerde kullanmak için müzeye gelip tabutun fotoğrafını çeker. Çektiği fotoğrafları tab ettirmek için evine gider. Aynı günün akşamında evinde ölü olarak bulunur. Fotoğrafları sonradan görenler ise tabutun yanında ağlamakta olan korkunç bir insan yüzü figürü bulunduğunu söyler.
Müze, artık bu olaylara bir son vermek ister ve tabutu özel bir koleksiyoncuya satar. Bu koleksiyoncunun da başına gelenler çok farklı değildir ve o da bu tabuttan kurtulmak için onu çatı katına koyup kilitler. Koleksiyoncu, medyumluk alanında ün kazanmış Madame Helena Blavatsky'i, evine davet eder. Madame, evde kötü niyetli varlıkların olup olmadığını araştırırken çatı katındaki tabutu bulur. Ev sahibi, şeytan kovma ayini yaparak evi arındırıp arındıramayacağını sorar ancak Madame Helena, bunun mümkün olmadığını, şeytan çıkarma ayini diye birşey olmadığını, kötü niyetli varlıkların bu yollarla kovulamayacağını söyler. Bunun üzerine koleksiyoncu tabutu müzeye iade etmek ister ancak müze geri almaz.
Tabutun elden ele gezdiği bu yıllar boyunca 20'den fazla insan zarar görmüştür. En sonunda, Amerikalı bir arkeolog ve satranç ustası William T. Stead yüklü miktarda para verip mumyayı daha detaylı inceleyip araştırmak için satın alır ve gemiyle
ingiltere'den, New York'a götürmek ister. Fakat, kötü şöhreti yüzünden mumyayı hiçbir gemi kabul etmez.. Ve sonunda büyük transatlantiğe gider ve gemiye almazlar diye korktuğundan, mumyayı Renault marka yeni bir otomobilin altına saklar! Ücretini öder ve gemiyle gönderilmesi için kargo bölümüne bırakır. Tabut 1912 Nisan'ında ingiltere'den New York'a doğru yola çıkar. Ne yazık ki gemi yolculuk sırasında buz dağlarına çarpıp, 14 Nisan 1912'de taşıdığı kargolar ve yaklaşık 1500 yolcusuyla birlikte sulara gömülür. Amon-Ra'nın tabutu da böylelikle okyanusun derinliklerine doğru yol alır.
Adam felaket gününden bir gün öncesine kadar kimseye gerçeği söylemez.
işte bu gemi, hikayesini hepimizin defalarca dinlediği ünlü Titanic'tir."
Bu hikaye, paranormal hikayeler arasında belki de en iyi belgelendirilmiş olanıdır.
Bu sebeple günümüzde bile sebebi çözülememiş sırlar barındırır. Adına bulmacalardan aşina olduğumuz ve isa'dan 1500 yıl önce yaşayan Mısırlı Prenses Amen-Ra öldükten sonra dönemin geleneklerine uygun olarak mumyalanmış ve tahta bir tabuta konmuştur.
Öldükten sonra Nil Nehri'nin kıyılarındaki El Uksur bölgesinin derinliklerinde bir mahzene gömülmüştür.
1890'ların sonunda bölgeyi ve kazı çalışmaları ziyaret eden 4 ingiliz'e, Amon-Ra'nın kalıntılarını ve mezarını satın alabilecekleri söylenir. Onlar da aralarında bir kura çekerler ve şanslı kişi binlerce sterlin ödeyerek tabutu satın alır ve geçici olarak kaldığı otele taşıtır. Bir kaç saat sonra adamı çöle doğru yürürken görürler ve bir daha geri gelmez. Kalan 3 adamdan birisi ise ertesi gün Mısırlı bir hizmetçi tarafından yanlışlıkla kolundan vurulur. Kolu o kadar parçalanmıştır ki zamanın tıbbi imkanları yarayı kapatmaya yetmemiş, kanamayı durduramayıp kolu kesmek zorunda kalmışlardır. Kalan iki kişiden biri ingiltere'ye döndüğünde tüm banka hesaplarının boşalmış olduğunu görür ve diğeri uzun süre farklı farklı hastalıklarla boğuşur. Bu hastalıklar yüzünden de işini kaybeder ve sokaklarda gezen evsiz biri olarak hayatına devam eder.
Hali hazırda ingiltere'de bulunan tabutu, yaşanan tüm bu talihsizliklere rağmen Londralı bir iş adamı satın alır. Kısa bir süre sonra adam ailesiyle birlikte bir trafik kazası geçirir ve birkaç gün sonra da evinde yangın çıkar. Tüm bu olaylardan sonra iş adamı, tabutu British Museum'a(ingiliz Müzesi) bağışlar. Tabut, bir kamyonetle müzeye götürülür. Müzenin bahçesine indirilmeye çalışılırken kamyonetin tekerleri geriye kayar ve kamyon devrilir. Tabut bu kazadan hiçbir hasar almamıştır. Sonrasında iki işçi, tabutu müzenin içinde koyulacağı yere taşırken işçilerden biri yere düşer ve bacağı kırılır. Diğer işçi ise sağlıksal hiçbir problemi olmamasına rağmen 2 gün sonra aniden ölür.
Amon-Ra'nın tabutu müze içine yerleştirildikten sonra da talihsizliklerin önü kesilmez. Müzenin gece bekçileri, içeriden çekiç darbesi ve hıçkırarak ağlama sesleri geldiğini söylerler. Bir gece Amon-Ra'nın tabutunun bulunduğu odadaki diğer eserler etrafa savrulur. Oda savaş alanına döner ve bu arbede sırasında gece bekçilerinden biri hayatını kaybeder. Artık bekçiler ve hatta temizlikçiler bile o odaya girmek istememektedir. Bu olaylar sonucunda artık tabutun sergilenmemesi gerektiğini düşünürler ve saklamak için bodrum katına indirirler. Bodruma indiren işçilerden biri aynı gün çok ciddi bir hastalığa yakalanır ve ertesi sabah da müze müdürü masasında ölü bulunur.
Olaylar bu haliyle artık gazetelere de düşmüştür. Bir gazeteci-fotoğrafçı, haberlerde kullanmak için müzeye gelip tabutun fotoğrafını çeker. Çektiği fotoğrafları tab ettirmek için evine gider. Aynı günün akşamında evinde ölü olarak bulunur. Fotoğrafları sonradan görenler ise tabutun yanında ağlamakta olan korkunç bir insan yüzü figürü bulunduğunu söyler.
Müze, artık bu olaylara bir son vermek ister ve tabutu özel bir koleksiyoncuya satar. Bu koleksiyoncunun da başına gelenler çok farklı değildir ve o da bu tabuttan kurtulmak için onu çatı katına koyup kilitler. Koleksiyoncu, medyumluk alanında ün kazanmış Madame Helena Blavatsky'i, evine davet eder. Madame, evde kötü niyetli varlıkların olup olmadığını araştırırken çatı katındaki tabutu bulur. Ev sahibi, şeytan kovma ayini yaparak evi arındırıp arındıramayacağını sorar ancak Madame Helena, bunun mümkün olmadığını, şeytan çıkarma ayini diye birşey olmadığını, kötü niyetli varlıkların bu yollarla kovulamayacağını söyler. Bunun üzerine koleksiyoncu tabutu müzeye iade etmek ister ancak müze geri almaz.
Tabutun elden ele gezdiği bu yıllar boyunca 20'den fazla insan zarar görmüştür. En sonunda, Amerikalı bir arkeolog ve satranç ustası William T. Stead yüklü miktarda para verip mumyayı daha detaylı inceleyip araştırmak için satın alır ve gemiyle
ingiltere'den, New York'a götürmek ister. Fakat, kötü şöhreti yüzünden mumyayı hiçbir gemi kabul etmez.. Ve sonunda büyük transatlantiğe gider ve gemiye almazlar diye korktuğundan, mumyayı Renault marka yeni bir otomobilin altına saklar! Ücretini öder ve gemiyle gönderilmesi için kargo bölümüne bırakır. Tabut 1912 Nisan'ında ingiltere'den New York'a doğru yola çıkar. Ne yazık ki gemi yolculuk sırasında buz dağlarına çarpıp, 14 Nisan 1912'de taşıdığı kargolar ve yaklaşık 1500 yolcusuyla birlikte sulara gömülür. Amon-Ra'nın tabutu da böylelikle okyanusun derinliklerine doğru yol alır.
Adam felaket gününden bir gün öncesine kadar kimseye gerçeği söylemez.
işte bu gemi, hikayesini hepimizin defalarca dinlediği ünlü Titanic'tir."
her yönüyle beni hep çok etkilemiş olan gemidir. Filmi de senelerce izlememiştim çok etkilenirim diye. En son birkaç ay önce izledim ve zaten filmin yarısında titanic'in buz dağına çarpmasının ardından kalan zamandaki o çaresiz çırpınışlar tahmin ettiğim gibi beni çok etkiledi.. O yaşlı çiftin sarılarak beklemesi, küçük çocuğun ağlaması, müzisyenler..
dünya çapında 1 milyar dolar üstü hasılat yapan ilk film olmuş film.
Üzerinden 22 yıl geçmiş olmasına rağmen hala dünyada en fazla hasılat elde eden ikinci filmdir.
Pokerde bileti kaybedince yumruk yiyen adamın titanic batınca yumruk atan arkadaşına tecavüz ettiği söyleniyor.
Ben yönetmenin Yalancısıyım.
Tanım: bir film.
Ben yönetmenin Yalancısıyım.
Tanım: bir film.
o değil de, filmdeki en şanslı herifler, pokerde bileti kaybeden olaf ve sven'dir kanımca.
oteller zinciri.
yıllar yıllar önce yaşanmış bir facianın başrolündeki gemidir. filmindeki o geminin havaya kalkıp baget ekmek gibi ortadan çotanakk diye kırıldığı sahne hafızalardan hiç silinmez.
En sevdiklerimdendir. Defalarca kez izledim. Yine izleyebilirim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar