bugün
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı4
- türklerin ileri olduğu konular21
- saraca finch house3
- erkek adam2
- en gey özelliğiniz10
- norm ender3
- true nickli yazar11
- dinsize inanır mısın17
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- bir kadının en güzel bölgesi8
- mutlak butlan kararının yargıtay'a gönderilmesi2
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- eski seni özlüyor musun6
- otomatik portakal ve özgür irade paradoksu2
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- vantilatörü kendine çevirmek6
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- salak yazarlar7
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- abd vizesi5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- bir gün öleceğini unutmak10
- arkadaşlar bakar mısınız11
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- kuran da neden namaz yok8
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- pandela6
- gocu31
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak7
- deri ceketli serseri4
- oğlak burcu kadını18
- kültürün bireyi boğması4
- devletten başkasına güvenilmez11
- gocu pandela barışı4
ayrılıkların ve kavuşmaların mekanı.. egsoz dumanına karışmış duygular mekanı.. geceleri de hareket olan bir mekan olduğundan sabahlamak için kalacak ev bulamayan genç aşıkların yuvaları
izlemediğim, tom hanks oynuyordu sanırım,ilginç konulu bir film.adam terminalde yaşamaya başlıyor.sırtında havlu,elinde diş fırçası takılıyor öyle.
antimatter' in son derece güzel parçası. hastanın kalbi durduğunda öten bir cihaz vardır. o cihazın sesini son derece güzel kullanmışlar şarkıda...
2000 yılında kurulan, 2004 yılında "Dream of terminalist" adında bir demo albüm çıkaran, isimlerinin öyküsünü ' Ayrılıklar, kavuşmalar, gözyaşları, hüzünler, sevinçler; terk edişler.. ve hepsinin buluştuğu tek yer; 'TerminaL'; her zaman bir bekleyen vardır, neyi beklediğini bilmeden..' şeklinde açıklayan, dur gitme isimli mükemmel şarkının sahibi gruptur.
(bkz: dur gitme)
(bkz: dur gitme)
bursa dan 38 numaralı otobüs ile ulaşımı sağlanan şehirlerarası otobüs hedesi.
terminal ayrılık yaşayanlar için cehennem buluşanlar kavuşanlar ayrılıklarına son bulduranlar için ceneettir
tom hanks'in dilinizi bilmiyorum esprisi altında bazı şeylere ince ince iğne batırdığı güzel bir film.benim içinse ne olduğunu anlayamadığım mekan..ya mutluluktan ya üzüntüden..garip işte!
Tom Hanks ve Catherine Zeta Jones'un oynadığı süper film.
amerika birleşik devletleri görevlilerinin ingilizce bilmeyenlere, turistle bağırarak konuşmaya çalışan türk'ler gibi davrandığını ifade eden filmdir.
ulkesi isgal edilince hic bir ulkeye ait olmadıgı gerekcesiyle ne amerika sınırlarına gidebilen ne de ulkesine donebilen, terminal de yasamanın nasıl bir duygu oldugunu bize gostermis filmdir.
ideolojiler ve kuralların gürültü patırtısının devam ettiği gerçek dünyada, havaalanı gibi karışık bir yerde, mecburen de olsa, kaldığı sırada dostluğu ve aşkı tatmayı başarmış bir vatansızın hikayesi. forrest gump kadar olmasa da, viktor navorski de beklentileri ve hayalleriyle, herkesin uzağında gelişen umut pırıltılarıyla bir hayat kurar kendine.
yönetmen koltuğunda Steven Spielberg'in oturduğu, hoş vakit geçirmek için birkaç kez izlenebilen film.
Met cezirine takılarak buradaki cinnetin
uzaklara sürüklenen eski a$kların içinden
atlayabilir mi korkusuzca bir deli aslan
Ve böyle bir sirkin kapısında
çocuklara indirimli satılır mı
vasiyet niyetine biletler
kimse utanmaz mı pistte dönerken iskelet filler
kucuk iskender..
uzaklara sürüklenen eski a$kların içinden
atlayabilir mi korkusuzca bir deli aslan
Ve böyle bir sirkin kapısında
çocuklara indirimli satılır mı
vasiyet niyetine biletler
kimse utanmaz mı pistte dönerken iskelet filler
kucuk iskender..
elemanın birisi dilini bilmediği bir yerin terminalinde kalır ve yanlış hatırlamıyorsam kimliği falan hiçbirşeyi olmadığı için terminalden dışarı çıkartılmaz ve terminali eviymiş gibi kullanır ve olaylar gelişir.
tom hanks'in döktürdüğü bir sürü filmden birisi.
diğer bir örneği için
(bkz: forrest gump)
tom hanks'in döktürdüğü bir sürü filmden birisi.
diğer bir örneği için
(bkz: forrest gump)
Eğer orada çalışılıyorsa, hergün binlerce ayrılığa ve kavuşmaya şahit olunan, her gün binlerce kişinin uğurlandığı fakat sizin hep orada kaldığınız, hiç bir yere gidemediğiniz yerlerdir...
aradığım eşyayı bulamamayı hatırlatır bana hep. bana hep arayıp da bulamadığım, ama bir yere yetiştirmem gereken eşya için endişelenmeyi hatırlatır. sonuç yok ama, bulup bulmamam önemli de değil ki aslında! tek farkına vardığım, normalde elimde olan eşyanın ortalıkta olmaması. şeytanın alıp sattığı da denebilirdi ama dedim ya burda sonuç monuç yok. burdaki sahafların eski atasözleri kitaplarında haticenin neticeye ağır bastığına dair duyumlar alıyorum üstelik. kafamdaki renkler de sarımtırak olduğundan olsa gerek, hiç şüphe duymuyorum.
kavuşmak, özlem gidermek falan gelmiyor ama hiç. zoraki el sallamalar dalgalandırıyor sadece camları. bir an evvel kalksa da şu otobüs, gitsem şurdan lar olmayan kedilerimizin önünde cirit atıyor. giderken sarılsam mı, sadece el tokalaşıp öpsem mi, yoksa sadece bi zorali el sallama yeter mi kol geziyor bi de. gelecekti ben düşünsün deyip, 5 dakka daha rahat edebilirsin. et yani, 5 dakka.
nerde düşkün, nerde ipsiz sapsız adam varsa terminallere toplanmıştır ayrıca. geceleyin deli hastanesi gibi olur, ilaçsız, doktorsuz, uyuşturucusuz, beyaz değildir bi de renk. sarıdır. her yer sarı ve koyu tonları. ağır koku işler hissetmeyen burunlarınıza, burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan vermek lüks değil ihtiyaçtır artık.bunları alan var mı acaba dediğiniz 3 aylık ömrü kalmış ukala malların satıcıları bekler orda gözünün içine bakarak. adımlarının yakınlığını ölçer sürekli. her yakınlaşmada buyur abi demeyi isteyen ağız ve artık umutla bakmak isteyen bir çift sarı göz.
bi de çiş
kavuşmak, özlem gidermek falan gelmiyor ama hiç. zoraki el sallamalar dalgalandırıyor sadece camları. bir an evvel kalksa da şu otobüs, gitsem şurdan lar olmayan kedilerimizin önünde cirit atıyor. giderken sarılsam mı, sadece el tokalaşıp öpsem mi, yoksa sadece bi zorali el sallama yeter mi kol geziyor bi de. gelecekti ben düşünsün deyip, 5 dakka daha rahat edebilirsin. et yani, 5 dakka.
nerde düşkün, nerde ipsiz sapsız adam varsa terminallere toplanmıştır ayrıca. geceleyin deli hastanesi gibi olur, ilaçsız, doktorsuz, uyuşturucusuz, beyaz değildir bi de renk. sarıdır. her yer sarı ve koyu tonları. ağır koku işler hissetmeyen burunlarınıza, burnunuzdan nefes alıp ağzınızdan vermek lüks değil ihtiyaçtır artık.bunları alan var mı acaba dediğiniz 3 aylık ömrü kalmış ukala malların satıcıları bekler orda gözünün içine bakarak. adımlarının yakınlığını ölçer sürekli. her yakınlaşmada buyur abi demeyi isteyen ağız ve artık umutla bakmak isteyen bir çift sarı göz.
bi de çiş
valizinizi alıp yalnız başınıza gitmenin insanı buruklaştırdığı bir mekan.
ağırdır o valiz eşek ölüsü gibi, hatta valiz değil tek bir çanta bile olsa ağırdır.
geçmişle, geride kalanla ve gelecekte bekleyenle doludur.
yolculuğun ve otobüsün esrik kokusu hafiften burnunuza çarpmaktadır terminallerde.
yapmacıktan da olsa el sallayacak birini arar gözleriniz, sonra omuz silkersiniz ineceğiniz terminalde de sarılıp hoş geldin diyecek biri yoktur nasılsa.
nasılsa yalnızsınızdır siz, nasılsa belki de zorunluluktan sevmişsinizdir yalnızlığınızı. kulaklıklarınızı takıp 'güle güle canım yine bekleriz özleetme kendini'leri, 'aşkım beş ay sonra buradayım sıkma canını'ları duymaktan kaçarsınız. ama sulanan gözleri görmemek elinizde değildir. göz göze baka baka sulanır, ayrıldıklarının arkasından ağlayanlar sizi de ağlatmasın diye kaçarak binersiniz yaklaşan otobüse.
ve terminal kimi zaman da en sevdiğiniz insanı size getiren çok tekerleklinin durduğu yerdir, dünyaları sizin yapan mekandır.
o karmaşanın keşmekeşin içinde mutluluklar, hüzünler, umursamazlıklar, endişeler , hayaller birbirine karışır.
ve siz yine de seversiniz o terminali, soğuk kocaman yüksek tavanlı o mekanı ve yolculuk yapmayı seversiniz yine de.
ağırdır o valiz eşek ölüsü gibi, hatta valiz değil tek bir çanta bile olsa ağırdır.
geçmişle, geride kalanla ve gelecekte bekleyenle doludur.
yolculuğun ve otobüsün esrik kokusu hafiften burnunuza çarpmaktadır terminallerde.
yapmacıktan da olsa el sallayacak birini arar gözleriniz, sonra omuz silkersiniz ineceğiniz terminalde de sarılıp hoş geldin diyecek biri yoktur nasılsa.
nasılsa yalnızsınızdır siz, nasılsa belki de zorunluluktan sevmişsinizdir yalnızlığınızı. kulaklıklarınızı takıp 'güle güle canım yine bekleriz özleetme kendini'leri, 'aşkım beş ay sonra buradayım sıkma canını'ları duymaktan kaçarsınız. ama sulanan gözleri görmemek elinizde değildir. göz göze baka baka sulanır, ayrıldıklarının arkasından ağlayanlar sizi de ağlatmasın diye kaçarak binersiniz yaklaşan otobüse.
ve terminal kimi zaman da en sevdiğiniz insanı size getiren çok tekerleklinin durduğu yerdir, dünyaları sizin yapan mekandır.
o karmaşanın keşmekeşin içinde mutluluklar, hüzünler, umursamazlıklar, endişeler , hayaller birbirine karışır.
ve siz yine de seversiniz o terminali, soğuk kocaman yüksek tavanlı o mekanı ve yolculuk yapmayı seversiniz yine de.
bir static-x şarkısı. sözleri şöyledir ;
Spinning and whirling
Descending, unending
Light the halo
Watch the day glow
Spiral is viral
I'm seeing believing
Dig the feedback
Take another crack at it
Harder and harder
The hollow deceiver
Hit the noise box
Smash the ice box
Louder and louder
Forgetting the setting
Kill the digital
Beat the terminal
Go, take it slow
Let it go
Get down hard
Down, it's terminal
Sensing, commencing
The final dismantle
Your confusion
My illusion
Terminal heading
Advance to the hideout
Put the light out
Throw me down, throw me down
Harder and harder
The hollow deceiver
Hit the noise box
Smash the ice box
Louder and louder
Forgetting the setting
Kill the digital
Beat the terminal
Go, take it slow
Let it go
Get down hard
Down, it's terminal
Go, take it slow
Get down hard
It's terminal
Go, take it slow
Let it go
Get down hard
Down, it's terminal
Slow, go take it
Slow, go take it
Slow, go take it slow
Spinning and whirling
Descending, unending
Light the halo
Watch the day glow
Spiral is viral
I'm seeing believing
Dig the feedback
Take another crack at it
Harder and harder
The hollow deceiver
Hit the noise box
Smash the ice box
Louder and louder
Forgetting the setting
Kill the digital
Beat the terminal
Go, take it slow
Let it go
Get down hard
Down, it's terminal
Sensing, commencing
The final dismantle
Your confusion
My illusion
Terminal heading
Advance to the hideout
Put the light out
Throw me down, throw me down
Harder and harder
The hollow deceiver
Hit the noise box
Smash the ice box
Louder and louder
Forgetting the setting
Kill the digital
Beat the terminal
Go, take it slow
Let it go
Get down hard
Down, it's terminal
Go, take it slow
Get down hard
It's terminal
Go, take it slow
Let it go
Get down hard
Down, it's terminal
Slow, go take it
Slow, go take it
Slow, go take it slow
bir şehri en guzel burada, bavulunuzun icine sikistirdiginiz o artik bir onemi kalmayan esyalarinizla, aklinizda anilarla terkedersiniz...
tom hanks in bir filmi. Güzeldir.
tom hanks'in aksanı sayesinde, krakozhia adlı bir ülkenin gerçekten var olduğuna inanmamıza neden olan filmdir.
garip bir duygusalligi var boyle yerin.
klise duygulari ortaya cikaran ilkel bir yer.
ama gitmek hep neden bu kadar onemli? gitmek hep huzunlu,
arkadan sallanan eller kadar siradan ama kendi icinde o kadar essiz vedalar butunu. otobus gozden kayboldugunda kendi hayatina donecegin bir tunel sanki.
otobus beklerken icilen cayin tadi bile bi degisik sanki. insanlarin bakislari degisik. birazdan goz yasini cemberinin kosesine silecek olan teyzenin durusu bile degisik. - ve sildi.
oturup izlemek, hic gitmicekmissin gibi, hic bekleyen olmamissin gibi. bekledigin hep gelmis gibi.
insani hayatta tutan bu alisilmis gotuntuler, ayni seride soktugumuz duygular iste.
neyse, birazdan gidiyorum.
bu duygusalligimin adi simariklik.
klise duygulari ortaya cikaran ilkel bir yer.
ama gitmek hep neden bu kadar onemli? gitmek hep huzunlu,
arkadan sallanan eller kadar siradan ama kendi icinde o kadar essiz vedalar butunu. otobus gozden kayboldugunda kendi hayatina donecegin bir tunel sanki.
otobus beklerken icilen cayin tadi bile bi degisik sanki. insanlarin bakislari degisik. birazdan goz yasini cemberinin kosesine silecek olan teyzenin durusu bile degisik. - ve sildi.
oturup izlemek, hic gitmicekmissin gibi, hic bekleyen olmamissin gibi. bekledigin hep gelmis gibi.
insani hayatta tutan bu alisilmis gotuntuler, ayni seride soktugumuz duygular iste.
neyse, birazdan gidiyorum.
bu duygusalligimin adi simariklik.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar