bugün
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- almanya7
- coca cola zero gerçekten zararlı mı8
- danimarka5
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- gece denize girmek20
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- içi ve dışı farklı olan insan7
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- manifest grubu vs tarkan16
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- mehdiye inanıyor musunuz10
- luks araba almak6
- yeni parti51
- bir insanın arkasından konuşmak6
- kızların sürekli laf sokmaya çalışması3
- islam düşmanlarına bir soru9
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı8
- hikayeyi devam ettir52
- yazarların 3 dilek hakkı olsa dileyecekleri 3 şey2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- trakya'nın çok süper bir yer olması3
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin7
- gürcistan2
- yoran insanların ortak özellikleri3
- bülent ersoy2
- termosa bira koymak2
- eren kaşıkçı6
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- dolunayı seyretmek4
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- sibel can2
- cennetten düşerken canın yandı mı6
- nickten isim tahmini yapmak72
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- kaş rengini açma2
- sözlük kızlarının kekleri11
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- 29 temmuz 2026 gornik zarbze fenerbahçe maçı5
- gelecek partisi4
- cherry tiggo4
- fenerbahçe5
- bmw3
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak3
- sözlük uygulamasında gizli hesapların görünmesi5
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak9
- turkiye musluman bir ulkedir musluman kalacaktir3
- adem ile havva'nın siyahi olması3
- yukarı kattan gelen ahh sesi3
(bkz: star)
farsça yıldız demekmiş.
Farsçada yıldız demektir şüphesiz.. Dilâver Cebecinin şiirinin ismidir ve o kız adlı bi dizide entrikaları ile bilinen sosyal medya ajansı patroniçesidir..
Şarkısı da olan isim.
"Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor.."
"Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım.."
"Yoldaş ediyorum kendime imrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare.."
"Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime.."
"Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum,
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum.."
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor.."
"Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım.."
"Yoldaş ediyorum kendime imrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare.."
"Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime.."
"Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum,
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum.."
(bkz: stare)
“Çeşmek Be-zen Sitare
Ezmen Mekon Kenâre” .
Ezmen Mekon Kenâre” .
Gözlerine baktığım zaman Sitare!
Bütün çöllere ay doğuyor.
Muhteşem bir Dilaver Cebeci şiiridir.
Bütün çöllere ay doğuyor.
Muhteşem bir Dilaver Cebeci şiiridir.
Gecenin koynunda göz kırpan ışıltı. Bu kelimeyi Fars ağzı telaffuz ederken dil şeker hamuruna dönüşüyor. Hayretimucip ve latif.
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime imrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor yoksa dudakların mı anlayamıyorum.
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime imrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor yoksa dudakların mı anlayamıyorum.
elbruz dağları türküsünde de geçen bir isimdir: görmeliydin yarim sitareeee.
farsça yıldız demektir. aynı zamanda bir tesettür mağazası adı, sitare giyim.
ing. star, isp. sterka, doğu toplumlarında sitare..
tıpkı nev-new * gibi.
ing. star, isp. sterka, doğu toplumlarında sitare..
tıpkı nev-new * gibi.
Kuzguncukta bir kafedir. Şiiri de insanı mest eder.
Az sayıdaki sağlam aşk şiirlerinden biri. Sadece aşk şiiri de değil. içinde tarihe, eski uygarlıklara da nazireler var ama hiçbirisi sırıtmıyor.
Dilaver Cebeci hem politik düşüncelerini romantizmle karıştırıp şiirin tınısını korumuş hem de destansı bir aşk şiiri kaleme almış.
"Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni"
Dilaver Cebeci hem politik düşüncelerini romantizmle karıştırıp şiirin tınısını korumuş hem de destansı bir aşk şiiri kaleme almış.
"Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni"
Farsça'da yıldız manasına gelen Dilaver Cebeci şiiridir.
"çeşmek be zen sitare/ ez men mekon kenare = ey yıldız bana göz kırp, benden uzak olma" gibi bir meşhur bir alıntı ile girişi vardır.
"çeşmek be zen sitare/ ez men mekon kenare = ey yıldız bana göz kırp, benden uzak olma" gibi bir meşhur bir alıntı ile girişi vardır.
"ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum,
durup durup ıssız yerlerde
güçlü ol ey kalbim güçlü ol
daha çok işimiz var diyorum
bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudakların mı anlayamıyorum. "
Şu Son kısmı bambaşka olsa da her dizesi apayrı güzellikte bir Dilaver Cebeci şiiridir.
http://www.youtube.com/watch?v=P-8Dxb9ZVn8
Adresinden dinlenilip gece anlamlandırılabilir.
durup durup ıssız yerlerde
güçlü ol ey kalbim güçlü ol
daha çok işimiz var diyorum
bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
gözlerin mi daha sıcak gülüyor
yoksa dudakların mı anlayamıyorum. "
Şu Son kısmı bambaşka olsa da her dizesi apayrı güzellikte bir Dilaver Cebeci şiiridir.
http://www.youtube.com/watch?v=P-8Dxb9ZVn8
Adresinden dinlenilip gece anlamlandırılabilir.
bir kadın ismidir. aynı zamanda dilaver cebeci'nin bana kalırsa en ünlü şiiridir.
iskender pala'nın od eserinde yunus'un hanımına yüklediği isim.
"sitare" kelimelerinin geçtiği kısımların üstüne basa basa, güzel bir sesin dillendirmesi gereken müthiş bir şiir. yılmaz erdoğan geldi aklıma. süper cümleler var, seçemedim hangileri en güzel. şöyle diyeyim şimdilik:
"...çok utanıyorum sitare!
dün oturup Hesab Ettim
Sen Doğduğun Zaman
Ben Bir Askeri Mektepte Talebeymişim
Sen Bilmezsin Sitare
Burada Gündüzler Çekip Durduğumuz Bir Mercan Tesbih
Geceler içinde Uyuduğumuz Birer Siyah Buluttu
Her Akşam Dokuzda Yat Borusu Çalardı
Yat Borusu Baştan Aşağı Hüzün Çalardı
Bir Derin Uykuya Atardım Kendimi
Siyah Benli Bir Kiz Düşlerime Kaçardı
Ben de Onu Alır Anamın Düşlerine Kaçardım..."
"...çok utanıyorum sitare!
dün oturup Hesab Ettim
Sen Doğduğun Zaman
Ben Bir Askeri Mektepte Talebeymişim
Sen Bilmezsin Sitare
Burada Gündüzler Çekip Durduğumuz Bir Mercan Tesbih
Geceler içinde Uyuduğumuz Birer Siyah Buluttu
Her Akşam Dokuzda Yat Borusu Çalardı
Yat Borusu Baştan Aşağı Hüzün Çalardı
Bir Derin Uykuya Atardım Kendimi
Siyah Benli Bir Kiz Düşlerime Kaçardı
Ben de Onu Alır Anamın Düşlerine Kaçardım..."
her okuduğumda yüreğimi titreten şiir.
çeşmek be zen sitare/ ez men mekon kenare = ey yıldız bana göz kırp, benden uzak olma
(bkz: Efkar)
çeşmek be zen sitare/ ez men mekon kenare = ey yıldız bana göz kırp, benden uzak olma
(bkz: Efkar)
az rastlanan ama güzel olan farsça kökenli kız ismi. *
kuzguncuk'ta loş ışıklar altında mükemmel vakit geçirebileceğiniz bir cafe.
ayşe kulin'in veda romanında ahmet reşat'ın son kızıdır.
'ellerini tutup, gözlerine bakarken tanıdın
bir de ardından bakarken tanısaydın'
ölüler konuşamaz
ama sadece ölüler de susmaz sitare
susmalıyım
yoksa yıkılır bu yarım küre hicranımdan
yanar bu gökyüzü nefesimin ardından
sen de susmazsın bilirim
ama konuşamazsın da sitare
sen beni kabre dönen yanımdan değil
ellerini tutup, gözlerine bakarken tanıdın
bir de ardından bakarken tanısaydın
ne çok çakılı kaldım penceremin pervazına
ne çok araflara bölündüm
her akşam son gidişini seyrediyorum
yağmur yağıyor, yıldırım düşüyor bazen
ben seni seviyorum sitare
nerde bir çocuk ağlasa
gecemden akıyor gözyaşları
gecem kalleş, gecem alabildiğine keder
odamda öksüz masam, yetim kalem
ve taziyede tüm dizelerim
soluk lambam, tabut yatağım
bu terk edilişim antartika kadar buz
sahra çölü kadar susuz
ölümlerim sabaha kadar bazen
yaşamıyorum da her sabahtan itibaren
sen beni hep konuştuklarımdan anladın
bir de sustuklarımdan anlasaydın
bir de sustuklarımdan sitare
sevgili yıldırım uzun, selam ederim.
bir de ardından bakarken tanısaydın'
ölüler konuşamaz
ama sadece ölüler de susmaz sitare
susmalıyım
yoksa yıkılır bu yarım küre hicranımdan
yanar bu gökyüzü nefesimin ardından
sen de susmazsın bilirim
ama konuşamazsın da sitare
sen beni kabre dönen yanımdan değil
ellerini tutup, gözlerine bakarken tanıdın
bir de ardından bakarken tanısaydın
ne çok çakılı kaldım penceremin pervazına
ne çok araflara bölündüm
her akşam son gidişini seyrediyorum
yağmur yağıyor, yıldırım düşüyor bazen
ben seni seviyorum sitare
nerde bir çocuk ağlasa
gecemden akıyor gözyaşları
gecem kalleş, gecem alabildiğine keder
odamda öksüz masam, yetim kalem
ve taziyede tüm dizelerim
soluk lambam, tabut yatağım
bu terk edilişim antartika kadar buz
sahra çölü kadar susuz
ölümlerim sabaha kadar bazen
yaşamıyorum da her sabahtan itibaren
sen beni hep konuştuklarımdan anladın
bir de sustuklarımdan anlasaydın
bir de sustuklarımdan sitare
sevgili yıldırım uzun, selam ederim.
klasik olmaya aday cok hos bir sarki.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar