bugün
- türk vatandaşları türktür8
- true'nin acile kaldırılması8
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci7
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- ilk öpüştüğüm kız6
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler3
- rus milfi3
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- bebek katili4
- koreli ucube ile evlenen kadın3
- hepsi rüyaymış diye 10 yaşında uyanmak2
- burası instagram değil sözlük4
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- akrabayı engelleme havası2
- rusya'dan ingiltere'ye iha tehdidi2
- muadil ilaç2
- haftanın gammazları listesi26
- osuruktan şiirler41
- dünya asla vazgeçme günü4
- adana kebap10
- şu an sizi ne mutlu ederdi3
- ince memed3
- uzaylılara açıklamakta zorlanacağımız şeyler2
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- türkiyenin ukraynaya füze satışına putin uyardı3
- günün tweeti2
- game of thrones taki kerhaneci2
- tulumba tatlısı6
- zeynep bastık'ın beyaz külodu2
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu2
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- içimi dostuma döktüm umarım başkalarına anlatmaz2
- dünyanın sonunun fon müziği2
- bir şeyler söyle6
- her şeyi hatırlayan insan2
- eyvah karakollara düştük2
- insanın ilkel olduğunu kanıtlayan hede2
- kimi yahudiler2
- başa dönüp aynı hataları yine ama daha iyi yapmak2
- irfan can kahveci4
- türk kızı2
- kanal ayarlama 1500 lira11
- ben geldim kerkenezler18
- sözlükten soğuma nedenleri17
- okul kıyafeti zorunluluğu4
- claudian clouds22
- gece sokaklarda dolaşıp kedi ve köpekleri sevmek3
Söylemeyi unutmuşum: Göt Marius :-).
Müfettiş Javert en üzüldüğüm karakterdi. Güzel kitaptır. Hem de çok...
vıctor hugo nun nadıde eserı:
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
hugo'nun 17 yılda tamamladığı, orjinali yaklaşık 2000 sayfa olan, vaktiyle 310 sayfalık kısaltılmış haliyle okuduğum şaheseri. başkarakterinin gençlikten yaşlılığa evrilen çile dolu yaşamını ve hayata tutunabilmesini anlatan ve batı'nın bugünkü refahına büyük sıkıntılar, zorluklar ve mücadelelerden geçerek eriştiğini gözler önüne seren yapıtlardan biri.
Çocukken okuduğum en iyi kitaptır. Evimde 3 farklı kitabı var ve bunlar haricinde tam metnine de sahibim; fakat okumak kısmet olmadı. Çok uzun birader, ne yapayım :-).
Daha iyisini imkan verilse yazarım dediğim kitap.
Umarım en yakın zamanda düzgün bir iş bulurlar da bu sefil yaşamdan kurtulurlar diye umut ediyorum.
ALLAH kolaylık versin.
victor hugo'nun harika bir romanı. bir dünya klasiğidir. fransız edebiyatının göz bebeğidir benim nazarımda. romanı okurken ana karakterin haline çok üzülmüştüm ya. realizm şaheseridir bu roman. mutlaka okuyun, okutturun.
hala okumadım. fırsatım olursa e pub indirip ingilizcesini okuyacağım telefondan.
kitabı da güzel, Londra'da Sondheim tiyatrosunda 2004 den beri oynayan müzikali de.
2008 yılında okuduğum Victor Hugo romanı.
Beğenmeyen veya kötüleyen arkadaşlar Beyza alkoç okuyor herhalde? Her türlü iddiasına varım. Dünyanın en etkileyici romanı.
"Cahillere öğretebileceğiniz kadar çok şey öğretin. Toplum, onlara eğitimi parasız vermediği için suçludur.
Cahillerin ruhları karanlıklarla doludur, bunun için günah işlerler.
Suçlu günahı işleyen değil, karanlıkların oluşmasına izin verendir."
Cahillerin ruhları karanlıklarla doludur, bunun için günah işlerler.
Suçlu günahı işleyen değil, karanlıkların oluşmasına izin verendir."
Git Tayyip dedene ver oyunu gizli akpli sjsj..
Edit: şaka yapıyorum ciddi anlıyosun olmaz ki böyle hemen sinirleniyosun papatya çayı için sakinleşin lütfen sjsj..
Edit: şaka yapıyorum ciddi anlıyosun olmaz ki böyle hemen sinirleniyosun papatya çayı için sakinleşin lütfen sjsj..
Ben oyumu Tayyipe vermedim vermem akp gençlik kollarına girme hayalleri Kuranda ben değilim şüphesiz.. seçim kaybedince akpye yanlayan Z kuşağı tipitipleri dönüp kendilerine baksın sjsj..
Koş hemen oyunu Tayyip dedene ver radikal liselisi gibi sjsj.. Z kuşağı tipitipleri işte nolcak..
Mutlaka okunması gereken kitaplardan. Okuyunca bir kitabın neden 160 yıl boyunca okunageldiğini anlıyorsunuz. Heyecan dolu bir macera filmi izler gibi oluyorsunuz. Sahneden sahneye atlıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz, yazarın anlattığı dünya gerçekten hiç değişmemiş. Dönüyorsunuz bakıyorsunuz arkanıza, dünya hep mi böyleymiş diyorsunuz. Gene de teselli ediyor Hugo sizi.
Filmini izledim. Kitabını okumaya karar verdim. Ben yaptım, siz yapmayın, efendim.
... insan mayasına karışan cehalet onu karartır. tedavi edilemeyen bu karanlık insanın içini kaplayınca kötülüğe dönüşür.
(sefiller- victor hugo)
(sefiller- victor hugo)
victor hügo'nun en bilinen eseridir. ekim 1985 den temmuz 2019 a kadar (34 yıl) Londra'da müzikal olarak sahnelenmiştir.
sefiller tepişir, çimenler ezilir...
ilk okuduğum kitap.
Les miserables.türkiyedeki hikayedir.
Çocukken okuyup etkilendiğim iki kitaptan biriydi. Diğeri resimli bir kitaptı. Uzaya giden tavşancığın ( insan gibi tasvir ediliyordu ) serüveninin anlatıldığı tatlı bir şeydi. Neyse... Sefiller'in çocuk kitabıydı okuduğum. Onsekiz yaşında paraya kıyıp, iki cilt tam metnini aldım. Sonra bitiremedim tabi. Okurken bile sefil edebilecek kadar kalın iki cilt nasıl bitsin arkadaş? Jean valjean, Kozet ve anası fantin çok etkiledi beni. Çok...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar