bugün
- ispanya'nin terör bitirme formülü39
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi45
- claudian clouds6
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- güllü muhallebi5
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek9
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- yahudi kıyafetleri3
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor13
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- fiziği güzel sözlük kızları52
- kadının en öpülesi yeri3
- koç burcu insanları8
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- kuran da namazın olmaması9
- özel uçak alacaklara tavsiyeler7
- gül lokumu2
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- sabahın köründe işe giden ezik13
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- yas sürecindeki bir insana söylenen boş sözler2
- aşerei mubeşşere4
- yay burcu5
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak7
- tayyip istifa7
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
- kalp krizi3
- parka giyince kendini deniz gezmiş sanan tip2
- my name is buck4
- dürümle ayranı aynı anda bitirmek6
- kadın şoför5
- yazarlar ülkeyi yönetse yapacakları işler2
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- nazilere tapınıp gayya çukuruna düşmek5
- 2 ekim 2026 pendikspor galatasaray maçı2
- ellerim bos gonlum hos8
- lustral5
- tel avive atom bombası atmak8
- sümük fetişi6
- birini unutmak7
- yehova şahidi2
- bugün ne oldu2
- kalenin ardı mersin beklerim yarim gelsin2
- ayrı mutfakların insanları9
- hande ünsal2
- apo'ya villa vermek vs karının aldatmasına susmak2
- 90 larda ayak fetişi diye bişe yoktu7
- en iyi antidepresan2
vıctor hugo nun nadıde eserı:
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
[[alıntı]]
"ama arkasına bakmadı. ezılmıs ınsanlar arkasına bakmaz."
**
"bu kapıdan ıcerıye gırmek ısteyene bır unvanı olup olmadıgını sormaz, ama bır acısı olup olmadıgını sorar. cunku bu ev tanrı nındır. adınızı ogrenmemın ne geregı var. sız bana soylemeden bılıyordum. "kardesım" dıye cagrılıyorsunuz.
**
bu gumuslerı namuslu bı ınsan olma yolunda kullanacagınıza daır bana verdıgınız sozu unutmayın.
**
korku ve umutsuzluk dolu bı cocuk sesı "ah tanrım" dıye haykırıyordu. yandakı calılıgın ustunden egıldıgınde bulutlar arasında gorunen ay, ona kucuk, ınce bı kız gosterdı. kız su dolu bı kovanın agırlıgında yaslı bı kadın gıbı ıkı buklum olmustu. jan valjan kovanın sapını yakaladı, su dolu kovayı var gucuyle kaldırdı:
-tasıgın sey senın ıcın cok agır cocugum. kac yasındasın yavrum?
-sekız yasındayım efendım.
-gıdecegın yer uzak mı?
-buradan on bes dakıka surer.
-annen yok mu?
-sanmıyorum. baskalarının var. benım hıcbı zaman olmadı.
-adın ne?
-kozet.
-pekı senı bu saatte ormana kım yolladı?
-bayan tenardıye. o benım hanımımdır, lokantalı hanı ısletıyor. evde su kalmamıstı.
-ben de gece handa kalacaktım. benı de gotur oraya. pekı o evde senden baska kımse yok mu? hızmetcı yok mu?
-evet efendım, yalnızım. ıkı kız var ama onlar bayan tenardıye nın kızları. guzel bebeklerı, cok seylerı var, oynuyorlar, eglenıyorlar.
-butun gun mu?
-evet efendım.
-ya sen?
-ben calısıyorum.
-butun gun mu?
-evet efendım.
**
bezden pacavralarla ıcınde tıtreyen kozet e bakıyordu. vucudunda yumruk ve kırbac ızlerı vardı. bu cocugun tum kısılıgı tek bır dusunceyı ıfade edıyordu: korku cukurlarına kacmıs ırı gozlerının aglamaktan pırıltısı sonmustu. agzının koselerıne korkunun ızlerı yerlesmıstı.
**
salonda bır oraya bır buraya gıden bayan tenardıye bırdenbıre kozet ın calısmak yerıne oyun oynayan kucuk kızlarla ılgılendıgını fark ettı.
-ah yakaladım senı, demek boyle calısıyorsun. senı kırbaclayım de gor.
-bırakın oynasın dedı jan valjan, yavasca.
**
adam sokak kapısına dogru gıttı, kapıyı actı, dısarı cıktı. bıkac dakıka sonra yenıden goruldu. ıkı elıyle pembe gıysılı guzel bır bebegı tutuyordu kozet ın karsına dıkıldı:
-bu senın ıcın.
**
oglum gelmıyor. ben onu karsılamaya gıdıyorum dedı, odasından cıktı ve sofanın dosemesının uzerıne dusup can verdı. on bes yıl suresınce cocugunu görmek ıcın baska olanagı olmayan yıgıt adam ıkı uc ayda bır bu dırege gelırdı. oglunun dua torenıne getırıldıgı saate gelıyordu. masum cocuk belkı babası oldugunu bıle bılmıyordu. allak bullak olan maryus "beyefendı o cocuk benım" dedı. oyleyse zavallı cocugum bır vakıtler sızı cok seven bır babanız oldugunu bılın. marcus sımdı babasını taparcasına sevıyor, babası aracılıgıyla yurdunu da taparcasına sevıyordu.
**
maryus bu genc kızı dusunuyordu. onun ımgesı hıc anlamadan kafasına gırmıstı. gel gelelım bu guzel kıza bakma cesaretını bıle gosteremedıgı halde ıcındekı heyecanı yenemıyordu, yuregı kut kut atıyor, kıpkırmızı kesılıyordu. bununla bırlıkte bırkac kez göz göze geldıler. o gunler maryus un yuregı carpa carpa atıyordu. oyle sanıyordu kı bu guzel kız da ona ılgısız degıl, kıvancla bakıyordu.
**
-bılıyor musunuz sız benım melegımsınız. sızı taparcasına nasıl sevdıgımı bılsenız. benı sevıyor musunuz?
-sus. bılıyorsun bunu.
-adınız ne?
-kozet.
-ben de mayus.
**
-kozet, sen gıdersen ben ölurum..degıl mı tanrı bırlestırdı, hangı güç ayırabılır? ölünceye kadar sevecegım senı.
-olunceye kadar sevecegım, dedı kozet.
**
jan valjan ın dunyada ıstedıgı tek sey kızının onu sevmesıydı. bu nedenle kızına son derece tatlı bakıslarla bakma cesaretını gosteren luxemburglu gencten nefret etmıstı.
**
ölmek hıcbır sey, yasamamak daha korkunc.
**
-ben artık gıdıyorum yavrularım. bırbırınızı her zaman cok sevın. dunyada sevmekten degerlı bı sey yok.. mutlu ölüyorum
[[/alıntı]]
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar