bugün

ünlü darwinci zoolog. 'gen bencildir' kuramıyla olay yaratmıştır. (bkz: gen bencildir). kendisi nairobi doğumlu bir ingilizdir. cennetten akan irmak, kor saatçi türkçeye çevrilen diğer kitaplarıdır. dikkat çok fena inancı sorgulattırır.
Çok başarılı bir bilim adamı olmasının yanında, espri yeteneği de oldukça gelişmiştir; Öyle bildiğiniz "inek" tipli bir adam değildir, güzel bir eşi vardır.

Alın size bir alıntı:

"The God of the Old Testament is arguably the most unpleasant character in all fiction: jealous and proud of it; a petty, unjust, unforgiving control-freak; a vindictive, bloodthirsty ethnic cleanser; a misogynistic, homophobic, racist, infanticidal, genocidal, filicidal, pestilential, megalomaniacal, sadomasochistic, capriciously malevolent bully."
http://richarddawkins.net/
Kör Saatçi, Gen Bencildir ve Tanrı Yanılgısı (the God Delusion) kitaplarının yazarı zooloji profesörü...
Oxford Üniversitesi'nden bir evrim biyoloğudur. "Gözlemlediğimiz evren, temelinde ne bir tasarım, ne bir amaç, ne iyilik, ne kötülük; sadece kör, acımasız bir kayıtsızlık varsa tam da beklememiz gereken özelliklere sahiptir." der.
gen bencildir'de öne sürdüğü evrim işleyişi okullarda ders diye öğretilmelidir. türün hayatta kalması zırvasına tokadı basar çünkü.
çok serttir bu adam ayrıca. elime alıp okuyamayıp bıraktığım zamanlar çok oldu eskiden. okuduktan sonra ise bambaşka bir kafa ile düşünmeye başlarsınız ayrıca.
yalnız dikkat, en iyi tat için çok sıcak yenmelidir, bedeli de ödenmelidir.
allah'a, dine ya da vs. inanmamanın da tıpkı bunlara inanmak gibi aslında bir inanç olduğu gerçeğini kaçırdığını düşündüğüm; bugün harun yahya'nın benim gözümde temsil ettiği radikalin tam aksi tarafındaki radikaldir. Bu gerçeği kaçırmasını takiben karşı tarafı gereksiz yere ezerek kendi tarafını yukarıda göstermeye çalışan bir fikir geliştirme anlayışına sahiptir. Bu yüzden din konusundaki zihni pratikleri açısından gözümde Harun yahya zihniyetinden çok farkı yoktur.
akil insani nasil guzellestirir adli tez calismasinin basina fotofrafi konasica. cok iyi bir konusmacidir. militan ateist der kendine. pesinden cehenneme giderim butun inanclarla el sallayarak.
nevzat tarhan'a göre artık bazı şeyleri sorgulamaya başlayan şahsiyet.

"Ben şahsen bir köpek ya da bir insan gibi kompleks bir canlıyı salt tesadüfün ortaya çıkarabileceğini düşünemiyorum. . . Eğer bu bir tesadüf teorisi olsa, o zaman bunun işlemeyeceğini en akılsız kişi bile bilir. "(Al Jazeera Televizyonu ile 21 Temmuz 2008 tarihinde yaptığı röportajından)

"Eğer rastgele olsaydı o zaman gördüğümüz fevkalade karmaşık ve mükemmel formların oluşmasına neden olamazdı... Evrimin kendisinin rastgele bir süreç olduğu fikri oldukça gülünçtür. insanların gerçekten bu akıl almayacak saçmalığa inanıp inanmadıklarını merak ediyorum. Darwinizm gerçekten tesadüfleri anlatan bir teori olsaydı işe yaramayacağı, ezici, ses getirici ve kesin biçimde açıktır."
(http://richarddawkins.net...ticle_body.php&id=170 )

"Bu durum söz konusu donanımların tesadüflerle biraraya gelmiş olamayacağını göstermektedir ve elbette mantıklı hiçbir bilim adamı bunun böyle olabileceğini söylememiştir."
(http://richarddawkins.net...ticle_body.php&id=170 )

"Rastgele mutasyonların zürafanın boynu ve elbette diğer her şeyin evrimi için iyi bir açıklama olmadığını çok doğru söylediniz."
( http://www.simonyi.ox.ac.uk/dawkins/FAQs.shtml )
gördüğüm kadarıyla konuşmaları ya da yazılarının arasından cımbızla çekilmiş cümlelerle fikrini değiştirdiği iddia edilen adam.

şu mesela: "Ben şahsen bir köpek ya da bir insan gibi kompleks bir canlıyı salt tesadüfün ortaya çıkarabileceğini düşünemiyorum. . . Eğer bu bir tesadüf teorisi olsa, o zaman bunun işlemeyeceğini en akılsız kişi bile bilir."

bu yöntem, evrim karşıtlarının sıklıkla kullandığı bir yöntem, "bakın bu bilim adamı da itiraf ediyor bu teorinin saçmalığını" diyerek upuzun bir yazıdan, ana yargıdan farklı bir fikir içeriyormuş gibi görünen cümleleri cımbızla seçip kanıt diye sunmak. hani bektaşi'nin sarhoşken namaza yaklaşmayınız hikayesi gibi.

benzer örneklerini şurada bulmak mümkün: http://www.evrim-teorisi.org//content/view/53/72/

dawkins'in bu cümlelerinin benzerlerini kör saatçi isimli kitabında sıklıkla bulmak mümkün. hatta sanırım chapter 1 bununla başlıyor. evrim teorisi ile ilgili en büyük yanılgılardan birisini, rastgele tesadüflerle gerçekleştiği saptırmasını anlatıyor bu bölümde. okuyun, ne demek istediğini anlayacaksınız, çünkü ilkokul çocuğuna anlatır gibi anlatıyor.

koskoca richard dawkins'in bir anda 180 derece döndüğünü iddia etmek cahil cesareti olsa gerek.
resmi web sitesine erişim engellenmiş bilim adamıdır.
bu adamın web sitesi engellenmiş. lan zaten bu adamı takip eden adam sınır tanımayan adamdır. sen kimsin ki bu adamı engelliyorsun. sikip geçerler o engelleri..
çektiği belgesellerde sıklıkla yobaz ve kör cahil insanlarla muhatap olmak zorunda kalandır. ve ne üzücüdür ki bu insanlar ait olduğu topluluklarda büyük saygı gören insanlardır. onlarla mümkün mertebe polemiğe girmez, sadece sorular sorarak bolca konuşmalarını ve düşünce yapılarını ortaya dökmelerini sağlar. karşısındaki ne kadar aptalca argümanlar ortaya sürse de her daim saygılıdır, fakat yüzünün ifadesinden dilinin ucuna kadar gelen cümleleri güçlükle içeride tuttuğunu anlayabilirsiniz.
paranoid şizofreni tanısı konmuş "masonlar siyonistler bana komplo kuruyor!" idiialarıyla bir aralar ortalarda dolanan bir kişinin(adını yazınca mahkemelik olabilirsiniz, dediğim gibi, yedi kez paranoid şizofreni tanısı konmuş adama) hışmına hedef olmuş bilim adamı. ayrıca (belki de bu yüzden kim bilir? malum şimdi nedenini söylersek bu kişiyi de çok rahat bulabilirsiniz, sonra mahkemelik olmayalım) türkiye'de internet sitesi kapatılmıştır. ee, matbaayı yüzlerce sene sonra türkiye'ye getiren devletlularımızın zihniyetinde pek bir değişiklik yok anlayacağımız. (devletlUlarla alakası ne derseniz, kadro madro geyiği yaparım, sonra iki kez mahkemelik olabiliriz.)
http://richarddawkins.net...-of-Ex-Muslims-of-Britain

adnan oktar'ın "yaratılış atlası" kitabı üstüne yaptığı konuşma linkten izlenebilir. dawkins'in oktar üstüne bi iki esprisi var ama buraya yazamıyorum. burası da kapanır.

yine de konuşma içinde iki tane önemli şeyden daha bahsediyor.

birincisi harvard'da (sanırım orasıydı) ve bi tane daha kaliteli bi üniversitede eğitim almış bi bilimadamından bahsediyordu. bu bilimadamı bi gün eve gelmiş ve bu üniversitelerde aldığı eğitimin incil'de anlatılan hangi kısımlarla çeliştiğini görmek istemiş. eline bi makas almış ve incil'deki bilimdışı yerleri kesmeye başlamış. iş bittiğinde elinde incil'den bi iki sayfadan başka bi şey kalmamış. o anı sonradan anlatırken şöyle demiş: "işte o an çöpe atıverdim"

incil'i değil ama.. bilimi. bakmış bilim incil'le neredeyse hiç uyuşmuyor, o zaman artık bilimadamı değilim ben ve bundan sonra dinim ne diyorsa sadece o bana yol gösterecek demiş.

dawkins bu hikayeden sonra ekliyor. işte bu derece yoğun telkin ve inancın, iki kaliteli üniversitede bilimsel eğitim almış bi insana bile yaptırdığı şeyi gördükten sonra kendimi o kadar güçsüz hissediyorum ki.. bilimsel gerçeklerin dinin ileri sürdüklerini çürüttüklerini kanıtlasak bile dine inanan insanların çoğu inançlarından vazgeçmeyecekler. çünkü telkin bi insanı hiç kıramayacağı sabit fikirlere mahkum ediyor.

bizim memlekette de mantığa uygun olmayan dini hükümler karşısında inananların "ben anlamasam da bi hikmet vardır, zaten inanç mantıkla kavranmaz" savunması benzer örnek olarak verilebilir.

sonuç, din (ve aslında son günlerde örneklendiği üstüne, inanç ile kabullenilmiş hiç bi fikir - burada ulusalcılıktan bahsediyorum) üstüne tartışarak hiç bi savunurunun fikirlerini değiştirmek mümkün değildir.

umudumuz yeni nesillerin daha bilimsel metodlara meyledecek şekilde yetişmelerinde.
adnan hoca üstüne yaptığı konuşmada bahsettiği ikinci önemli şey de şuydu.

seyircilerden biri soruyor, oktar sizi tartışmaya çağırmış ama siz reddetmişsiniz, neden?

dawkins'in cevabı:

sadece oktar'ın değil, bütün yaratılışçıların tekliflerini reddediyorum. çünkü eğer tartışırsanız fikirlerine meşruiyet kazandırmış oluyorsunuz. seyredenler o zaman "ha burada iki farklı fikir var ve kendi aralarında tartışıyorlar" diyecekler ama ben yaratılışçıların savunduklarını fikir olarak bile görmüyorum. hatta tartışma ortamına girince, karşılıklı eşit sürelerle argümanlarınızı sunma zorunluluğu sizi güçsüz düşürüp, savunduğunuz fikre zarar bile verebilir.

dawkins'in şansı yaratılışçıların tartışma isteklerini geri çevirdiğinde kendi fikirlerinin yok olmaması. kastım şu.. benim de tartışmaya bile tenezzül etmek istemediğim, karşılıklı tartışarak sadece karşımdaki deli saçmalıklarına meşruiyet kazandırmaktan başka bi iş yapmadığımı düşündüğüm fikir bozmaları var ama şöyle bi sorun var. bu deli saçması dediğim şeyler ne yazık ki benim memleketimin ezici çoğunluğunun savundukları şeyler. yani dawkins gibi "sizi kaale almıyorum, saçmalayın istediğiniz kadar" deyince yok oluyorsunuz burada ve onların saçmalıklarını dinleyen, okuyan genel popülasyon onlara hak veriyor.

dawkins bu saçmalıklara meşruiyet kazandırmamak için tartışmama lüksüne sahip. çünkü en azından avrupa halkları bu saçmalıklara bakıp "evet bunlar saçmalık" diyebilecek insanlarla dolu. ama burası ırkçıların, dincilerin hezeyanlarını ne yazık ki paylaşan milyonlarla dolu. o yüzden o lüksümüz yok.

yine de bugünden sonra saçma bulduğum fikirlere karşı kendi dediklerimi dedikten sonra tartışmaya devam etmemeye çalışacağım. bi gün bu saçmalıklara karşı savunma yapmama lüksünü kazanacağımız umuduyla.
adnan hoca'nın büyük bilimsel deha kabul edildiği yerde muhakkak ki burun kıvrılacak kişidir. tam tersi de aynen geçerli tabi.
sitesi hala erişime kapalı olan yazar, bilimadamı, düşünür. üstüne; "eğer türkiye'deyseniz, bunu okuyamazsınız. yok türkiyeliyseniz, şimdi ikimiz de neden artık orada yaşamadığınızı biliyoruz." diyerek ayarı vermiştir.
uludağ sözlükte yazar olsa, haftanın en kötü entrylerinde yerini parselleyecek ve ışık hızıyla -500 karmaya sahip olacak yazardır.
sitesinin çetecilik ve engizisyonculuk mentalitesiyle kapatılmasıyla ilgili en güzel yorum yine sitesinde bir forumdan gelmiş olan insan. -hani o kafayı takanların 2 milyon yıldır olmaya uğraştıkları canlılardan-:

"Turkish people will now be clamouring to see what they're not supposed to see.
Tell a teenager that having pre-marital sex is bad. Guess what happens? "

edit: oovv! çok hızlısın ayetullah!
Karikatür krizlerine, Muhammed maketi yakmalara hiç girmiyorum, ne kadar anlamsız (hatta zayıf ve içeriksiz antitez üreterek tezi kuvvetli kilmak anlamında -tersine anlamlı-) oldukları ortada... Daha entellektüel, seviyeli hesaplaşma yöntemlerine de bir bakmak lazım... Son günlerde Amerika'da pek popüler bir abimiz var, bildiğim kadarıyla bir evrimbilimci, Richard Dawkins... çok "satan" (Hail Satan!) kitabı "The God Delusion" Turkçe'ye de çevrilip "piyasa"ya suruldu;

http://www.kuzeyyayinlari.../pgs/bookdetail.asp?ri=13

Dawkins "Tanrı" ile "Din" ile mücadele ederken olayı sosyal ihtiyaçlardan, altyapı-üstyapı ilişkisinden tamamen ayrı tutarak dinlerin ne kadar saçma olduklarını, ne kadar "inanılmaz" olduklarını gözönüne sermeye çalışıyor... En tehlikeli bulduğum yaklaşımı ise şöyle bir şey; "Biz ateistler şimdiye kadar hiç Haçlı Seferi yapmadık, kadınların kafalarını zorla örtmedik, 9-11 planlamadık, olmayan tanrımız adına kimseyi öldürmedik..."

bu argümani öne sürersek örneğin koloniyalizm esasen hristiyanlığı yaymak için yapıldı tezini kabullenmiş oluyoruz ve emperyalizmin kapitalist altyapısını göz ardı edip ideolojik üstyapısına (tabiri caizse) kitlenmiş oluyoruz. Kaldı ki ateizmin egemen olduğu SSCB, çin gibi ülkelerde hükümetler kan dökmek bağlamında hiç günahsız değildi eğer kriter bu olacaksa, ki olmamalı.

Diyeceğim o ki, din ile hesaplaşmada bunun gibi zırva argümanlarla yola çıkıldığı sürece varılacak yer yeni bir din olur ancak... ilk bakışta çelişik gibi görünen başka bir durumla karşılaşmamız da olasıdır, söz konusu "ateist bakış" ya da "tanrısız dinler" kendilerine din algısının totalinde bir kıçlık yer açarken eleştirdikleri kadim dinleri de tahtlarindan etmeyip, aksine kıçlarının rahatını daha da arttirabilirler...

özünde olaya bakarken, analiz ederken ve ardından mücadele belirlerken ne "Kalpsiz dunyanın kalbi"ni ne de "Kitlelerin afyonu"nu akıldan çıkarmadan yol almak gerekiyor kanımca...
tayyip erdogan la kankidir.
islam dünyası ve evrim teorisi ile ilgili şu makaleyi :

http://www.newscientist.c...ning-a-hold-in-islam.html

okumanın,- ki kendisi her ne kadar saygıdeğer bir bilimadamı olsa da,- aslen radikal ateist yönteminin, dindar insanları, düşmanı olduğu insanların yapmak istedikleriyle aynı seviyede bilim düşmanlığına sürüklediğini düşünmeye sevk ettiği bilimadamıdır. bu da belki de tek ve en büyük yanlışıdır kanımca.

burada amerikan jesusfreak tipler gibi "ateizm kötüdür allah vardır bahhın bu da kanıtları ahan da burda" diye bir şey söylemiyorum, ama dinin bir inanç meselesi olduğu hem kendisi, hem de düşmanları tarafından unutuluyor. nasıl bir teoloğun biyoloji ve fizik konusunda bırakın teori çürütebilecek kadar birikim kanıt ve kapasiteye sahip olduğunu iddia etmesini, yorum yapması dahi yanlışsa, bir bilimadamının teolojik ve dini konularda yorum yapması da kanımca o kadar yanlıştır. sezar'ın hakkı sezar'a şimdi.

neyse, o kadar övgüden sonra, sanırsam bu haklı yergiyi hak etmekte kendisi.
harun yahya'nın sitesine girilebilirken, ülkemizden, resmi sitesine girişin yasaklandığı kişi.

(bkz: yaşadığın ülkeden nefret etme sebepleri)
sitesine erişimin engellenmesinin bünyemde yarattığı aşırı öfke, kendimi ergen gibi hissetmeme yol açmıştır. kıbrıs'ta girebildiğimden ötürü ** bir sorun yoktu, ta ki türkiye'den girmeyi deneyip o kırmızı fontu görene kadar. hangi mahkeme, hangi numaralı karar, hangi hede hangi hödö hiç bir bilgi yok tabi. adamın biri -ismi yazmayayım yoksa önünde tehlikeli sıfatlar belirecek-, ki bu birinin 2008 yılında 3 yıl hapis cezası aldığı biliniyor, bir yerinin keyfine göre site kapattırıyor, neredeyse kitap yasaklattırıyor (bkz: the god delusion), koca ülke bu kaynaklardan mahrum kalıyor. tabi, ülke bu kaynaklardan mahrum kaldığından haberdar mı, ya da umrunda mı orası tamamen ayrı. ancak bırakın ülkeyi, 3-5 kişi bile bundan olumsuz etkileniyorsa bu bir skandaldır. kim ki bu adam, nüfuzu nedir de bu denli bir yetki, güç barındırıyor elinde? soru işareti koyduğuma bakmayın, cevapları biliyorum, aklımca söz sanatı, vurgu falan yapıyorum. ben de bir sitedeki herifin tipini beğenmesem, kapatın lan bu siteyi desem olacak mı? kişilik haklarına sanal ortamda güya yapılan saldırılar*, koca siteyi tüm bir ülkenin erişimine kapatmayla mı cezalandırılıyor? ceza da değil ki bu, siteye türkiye'dekiler giremiyormuş, kimin s.kinde? tazminat talep et, başka şeyler yap, adamın şahsına falan dava aç. ama tabi, o pis zihniyet var ya, işte onu meşrulaştırmak için belli makamları kolayca ayartıp sorunu kökünden halletmek varken kim uğraşacak? yav suçluluğu kanıtlanmış adamlar ülkenin gündelik yaşamına, bilgi alma hakkına kastediyorlar! o yaratılış atlasları... "yaratılış atlası" adlı edebi eserleri basarken yok edilen ağaçlar tarafından kovalanasıcalar, spor manyağı yapılasıcalar!
--spoiler--

He* has also invited his Oxford foe* to a debate.

Prof. Dawkins says he has no intention of accepting, as that would only "give legitimacy" to "this weird phenomenon." Mr. Oktar, he says, "doesn't know anything about zoology, doesn't know anything about biology. He knows nothing about what he is attempting to refute."

türkçesi:

Oktar, Oxford'lu rakibini de tartışmaya davet etti.

Prof.Dawkins ise daveti kabul etmeye niyeti olmadığını açıklayarak, kabul etmesinin sadece "bu garip fenomene meşruiyet vereceğini" söyledi. Ayrıca "Oktar'ın zooloji hakkında, biyoloji hakkında ve neyi reddetmeye çalıştığı hakkında hiçbir bilgisi olmadığını" belirtti.

--spoiler--

andrew higgins'in wall street journal'da yayınlanan makalesinden bir bölüm.

tanım: adnan oktar'a cevabından sonra saygımın çok azaldığı adam.

evanjelist rahiplerle, öğrencilerle evrim ve yaratılış konusunda tartışmalar ve toplantılar düzenleyen dawkins, fikri her ne kadar saçma da görünse kendisine açıkça görüşme ve tartışma talebinde bulunan bir karşı görüş temsilcisini reddediyor. hem de "zooloji ve biyoloji" konusunda bilgisinin olmadığını iddia ederek. görüşmeler düzenleyip yüce farkındalığını aktarıp aydınlattığı rahipler veya okul öğrencileri sanki birer biyoloji profesörüymüş gibi.

özellikle tanrı yanılgısı kitabını okuduktan sonra bilhassa felsefi alanda bazı fikirlerine katılmasam da tarzını çok takdir ettiğim ve saygı duyduğum bir kişi olmuştu dawkins. çıkarttığı kitapların ardından da hızla artan popülaritesiyle adeta bir pop-star kıvamına gelmişti. düşüncelerinin sağlamlığıyla övünüp özgür düşünmekten dem vururken kendisine yöneltilmiş bu teklife "bu garip fenomene meşruiyet kazandırmamak" gibi bir sebeple red cevabı vermesi kendisiyle çelişen bir hareket. aksi görüşlerin birbirini eleştirerek ve birbiriyle tartışarak hatalı kısımlarını elemine etmesi değil mi bilimin gerekliliği? o zaman nedir bu "gerilla örgütleriyle görüşmeyiz diyen politikacı" mağrurluğunda tavırlar? bilim adamı mısın, diplomat mı? geçmişte bilim adına başarılı çalışmaların oldu diye bir düşüncenin meşruiyetinin bilimsel eleştiriyle değil de senin takınacağın şahsi tavra göre artacağını ya da azalacağını nereden çıkarıyorsun ha benim karadutum, çatalkaram çingenem?

ha diyorsan ki ben bilimsel olarak çok daha ileri bir noktadayım, karşı görüştekiler çok gerideler veya cahiller. yani düşüncen buysa, buna inanıyorsan o zaman senin için bundan daha güzel bir fırsat nereden düşecek eline? işte karşında senin bilimsel gelişim çizgisinde çoktan çözüp, çürütüp, geride bıraktığını düşündüğün bir fikir. gel, tartış, argümanlarını ileri sür, karşı görüşü eleştir ve vardığın yücelerden karşı görüşe sağlamından bir ayarını ver, dersini öğret. hele ki karşı görüşteki adam yaratılış atlası adlı kitabını eleştirmek için toplantılar falan düzenlediğin birisiyse.

adnan oktar'ı savunmak gibi bir derdim yok. hatta şahsi görüşüm dawkins'in ömrü boyunca bu konulara yoğunlaşmış olması sebebiyle kişisel bilgi hazinesinin, birçok başka alanda da faaliyet gösteren oktar'ın kişisel terminoloji hakimiyetinden daha fazla olduğu şeklinde.

ama kendini mağrur görüp de, ona buna bilimsel meşruiyet dağıttığını zanneden, bilimi tekeline almış gibi atıp tutan bir adamın bilgisine güveninden şüphe etmeye de, bilimselliğine duyduğum saygıyı azaltmaya da, tavırlarını eleştirmeye de ve hatta siktirolup gidip bir çay koymasını istemeye hakkım vardır.

zira dawkins'in, bilimsel argümanlar eşliğinde eleştirilerini sunanlara karşı takındığı tavır itibariyle dogmalarını ve bilimi ezmesini eleştiregeldiği engizitörlerden pek farkı kalmamıştır gözümde.
kendisi ateizmden çok agnostikliğe daha yakındır. dinlere hiç şans vermese de tanrı fikrine çok kapalı değildir. doğrudan kendi konuşmalarından ve yazılarından iki alıntı yapmak gerekirse.

richard dawkins time dergisi aracılığı ile insan geni araştırma kurumunun başkanı, genetik uzmanı francis collins ile inanç konusunda bir münazara yapmışlardır. francis collins bir hristiyandır. tartışmanın bir kısmında richard dawkins şunları söylemiştir:

time: cevap tanrı olabilir mi?
dawkins: inanılmaz derecede büyük, tahmin edilemez ve anlayışımızın ötesinde bir varlık olabilir.
collins: işte o varlık tanrı.
dawkins: evet. ama milyarlarca tanrıdan biri olabilir. marslıların tanrısı ya da alpha centauri'nin sakinleri olabilir. ama yahudiliğin yehovası ya da hristiyanlığın isa'sı olma ihtimali oldukça düşük.

http://www.time.com/time/.../0,9171,1555132-6,00.html

tanrı yanılgısı kitabında ise kendisinin tanrının varolmadığından emin olmadığını, ama tanrının özellikle bir işaret bıraktığına inanmadığından dolayı fiilen tanrı yokmuş gibi hayatını yaşadığını söylemiştir. ama islam dahil bütün dinlerin tanrıların insanlar tarafından yaratıldığına emin olduğunu da belirtmiştir.
kendisi kat'iyen bir agnostik olmadığını "tanrı yanılgısı" kitabında belirtmiştir. agnostik olmayı bir arada kalmışlık olarak niteler ve "ya öyle ya da böyle" demenin pek de akıllıca olmadığını savunur.

kendi deyimiyle "fiili" ateisttir.

tanrı'nın, ihtimaller denizinde bir kum tanesi olduğunu, bu nedenle de ihmal edilebilir bir olasılık olduğunu savunmaktadır.
kendisi tanrı inancını yedi kısma ayırır;

1- tanrıya % 100 inananlar.

2- "tanrı büyük ihtimalle var" diyenler.

3- "tanrının olma ihtimali yüksek" diyenler.

4- "tanrı var ya da yok, bilinemez" diyenler

5- "tanrı sanırım yok" diyenler

6- "tanrı neredeyse kesinlikle yok" diyenler.

7- tanrı kesinlikle yok diyenler.

kendisini de 6. maddeye dahil eder.
Evrimin kanıtlarının toplandığı yeni kitabı 2009 sonunda çıkması beklenen neo-darwinist yazar.

Kitap : The Greatest Show on Earth: The Evidence for Evolution

Evrimin açıkça ortada duran kanıtlarını yeni kitabında: Primat vücut sistemi devamlılığı, Kuyruk sokumu, erkeklerin göğüs uçlarının olması gibi, yaratılışçılığı çürüten birçok kavramı; biyolojik, genetik ve fizyoljik bulgularla sunacak olan kişidir.
tanrı yanılgısı adlı kitabın yazarıdır.
ne kadar ilginçtir ki, batı dünyasında ya da türkiye'de bir bilim adamı bilim ile inancı karıştırsa bir anda şimşekleri üzerlerine çekerler. bu adam doğrudan evrim teorisini ideolojik bir şekle soktu. evrim teorisi ile ateizmi bağdaştırmaya çalıştı. aslında yapmak istediğinin tam tersini başardı. insanlar ateist olmaktansa evrim teorisini reddetmeyi seçtiler. halbuki buna gerek yoktu. katolik kilisesi, ingiltere kilisesi evrim teorisini kabul etmişti. türkiye'de de evrim ile yaratılışın uyumluluğu anlatılabilirdi. ama richard dawkins gibi adamların derdi bilimden çok ideoloji olduğu için anti bilimsel bir tepki yarattılar. fakat aynısını hristiyan ya da müslüman bir bilim adamı inancını işin içine katarak yapsaydı ya görevinde kalamazdı ya da artık bilimsel çevrelerce hiç ciddiye alınmazdı.
evrimcilerin peygamberidir. o kadar konuşur, yazar ama evrimi ispatlamak adına varsayımların ötesinde birşey üretememiştir. acı ama gerçek bu.
Harun Yahya ve yaratılış atlasına cevaplar adlı konuşmasında(the ex muslims of Britain organizasyonu), Harun Yahya'nın atlası hazırlarken yapmış olduğu üçkağıtçılığı(photoshop ile başka bir yerden kesilen bir böceğin resmini eski fosiller ile karşılaştırıp ahanda aynısı, demek ki değişen bir şey evrim mevrim yok dediği yerde) gösteren ve hayatımda hiç gülmediğim kadar beni güldüren resimdeki böceğin aslında bir kancaya takılmış balık yemi olduğunu göstererek zat-ı muhteremin ne kadar ebleh olduğunu kanıtlamış aslan zoolog. Kendisi ayrıca afrikalı bir maymundur.*
- e peki biz maymundan mı geldik yani eki eki eki..

gibi ilkokul düzeyindeki düşüncelere hala evet maalesef haala sahip olan evrim karşıtı mümin ve insanlarımızın derhal okumaları gereken kitaplar yazmış olan zat-ı muhteremdir...bu kitapları okuduktan sonra aslında ne kadar küçük ve komik düştüklerini anlayacaklardır konu hakkında bilgi sahibi olan yazarlar nezdinde..biz boşuna kahkahalar atmıyoruz efenim siz bilgi yoksunu dogmatik evrim yorumları yaparken..neyse okuyun okutun diyor ve herkese başarılar diliyoruz..umarım en kısa zamanda cehalet denizinden kıyıya ulaşabilirsiniz..çok utanacaksınız çoook!*
bir diğer ilginç nokta da şudur ki sözlükteki dogmatik düşünce süpermenleri tarafından başlık altına yazabilecekleri her hangi bir argüman bulamamalarıdır.. bu aslında şunu da kantıtlar: evrim karşıtı olan süper müminlerin aslında evrim hakkında hiç birşey bilmedikleri ve böyle dünyaca kabul görmüş bir biyoloğun kitaplarında anlattığı, okuyanın eğitim seviyesinin ne derecede olursa olsun her kesimden insanın anlayabileceği kolaylıkta anlattığı kitaplardan habersiz olduklarıdır...gençler, karşı çıkmak bilgi ister, cesaret değil..o dediğin bizim deli ahmette de var.*
Al jazere televizyonunda yapmış olduğu güneş gözlüklü zengin şeyh görünümlü harun amcamıza saygıda kusur etmeyen zoolog. Hatta şöyle bir açıklaması var: " Evrimi çürütmek için herhangi bir kanıt bulana trilyonlar verileceği vaad edilen bir ortamda belki herkesin tek yapması gereken şey evrimi çürütmek için türler arası geçiş fosillerinin yanlışlığını kanıtlayacak deliller bulmak için saçmalamasıdır. " Ayrıca kendisi harun amcamızın yaratılışçı sermayesi desteğiyle ne kadar taşşaklı olduğunu da belirtmiştir. Gerçi o taşaklar her ne kadar satılık da olsa.* Unutmadan Richard Dawkins kendi hakkında söylemiştir şu sözü: " Ben ve herkes afrikalı maymunlarız. " Açıklamasında da şempanzeler, orangutanlar, bonobolar, gibbonlar dışında insanı ayrı bir tür olarak ele almak saçmalıktır. Zira hepsinin atası ortaktır ve biz onlarla kuzeniz. Farazi bir fikir de değil bu, türlerin çeşitliliği ağacında insanoğlunun ve maymunların yer aldığı dallar üzerinde konuşuyor adam.
tanrı yanılgısı kitabı ile sansayon yaratmıştır kendisi.
umuyorum bu sapık düşünceleri terk eder. ve doğru yola gelir.
beraber cuma namazında omuz omuza namaz kılmak istediğim bilim adamı abimiz.
saygılar sunuyorum kendisine.
edit: küfür yok beyler çoçuklar etkileniyor.
yazdığı kitaplar, verdiği konferanslarla yaratılışçıların ağzına sıçmış bilim adamıdır.
halâ konuşmaya devam edenler, ağizlarındaki boku da yuttuklarının farkında olamayan zavallılardır.
bilimsel metod olarak ağza sıçma tarzı yollara başvuran şahısmış. hakkında onlarca toplantı ve konferans düzenlediği kitabın yazarının aynı konferansta bulunma talebine olumlu yanıt verecek cesareti gösterebilse yeter halbuki.
ingiltere'de hristiyan ve müslüman kamplarına karşılık olarak bir ateist çocuk kampı açacak olan yazar.

http://w9.gazetevatan.com...=246012&Categoryid=10

bir de vatan gazetesinin okuyucu yorumları insana oldukça umut veriyor.
Şuurlu müslümanlarla tartışmaya giremeyecek ezik adam.

Richard Dawkins cevap veremeyeceği sorular:

1) Yeraltından çıkmış olan tam, mükemmel ve kusursuz canlıları gösteren 100 milyondan fazla canlı fosilini açıklayamayacaktır.

2) Bunların nasıl olup da YÜZ MiLYONLARCA YIL BOYUNCA HiÇ DEĞiŞMEDEN KALDIKLARINI, neden bir tane bile ARA FORM ÖZELLiĞi GÖSTEREN ATALARININ OLMADIĞINI izah edemeyecektir.

3) Daha önce de yapamadığı gibi, yeryüzünde bulunmuş milyonlarca fosil arasından neden TEK BiR TANE BiLE ARA FOSiL OLMADIĞINI açıklayamayacaktır.

4) Yeraltından çıkarılmış olan günümüz kaplanlarının, atlarının, fillerinin, kaplumbağalarının, kurtlarının, kuşlarının, tavşanlarının, tilkilerinin, zebralarının, geyiklerinin ve diğer tüm günümüz canlılarının milyonlarca yıllık kafatası fosillerini evrim teorisi ile açıklayamayacaktır.

5) Canlıların nasıl olup da MiLYONLARCA YIL ÖNCE BUGÜNKÜ GÖRÜNÜMLERiYLE ORTAYA ÇIKTIKLARINA ve MiLYONLARCA YIL BOYUNCA DEĞiŞMEDiKLERiNE bir açıklama getiremeyecektir.

6) At şemasının, Piltdown Adamı'nın, Nebraska Adamı'nın, Heackel'in çizimlerinin, üzerlerine tüy yapıştırılmış tüylü dinozor fosillerinin, ağaca raptiye ile monte edilmiş sanayi kelebeklerinin BiRER SAHTEKARLIK OLDUĞUNU kabul etmek zorunda kalacaktır.

7) Darwinistlerin ara fosil olarak ortaya attıkları ve sayısı üç-beş taneyi aşmayan fosillerin bilimsel olarak geçersiz kılındığını; karadan havaya geçişe örnek olarak gösterilen ARCHAEOPTERYX iLE AYNI DÖNEMDE YAŞAYAN MÜKEMMEL YAPIDA UÇUCU KUŞ FOSiLi BULUNDUĞUNU, sudan karaya geçişe örnek verdikleri COELACANTH'IN HALA YAŞAYAN TAM BiR CANLI OLDUĞUNU, LUCY'NiN LiTERATÜRE GEÇMiŞ BiR MAYMUN OLDUĞUNU itiraf etmek zorunda kalacaktır.

8) Kambriyen fosillerini, bunun ardından bulunmuş olan yaşayan fosilleri ve nihayet şu anda var olan tam 100 milyon fosili NEDEN SAKLAMIŞ OLDUKLARI sorusuna cevapsız kalacaktır.

9) Canlılığın yapıtaşı olan tek bir işlevsel proteinin tesadüfen oluşması ihtimalinin 10 üzeri 950 de bir ihtimal olması ve bunun matematiksel olarak sıfır anlamına gelmesi konusunda cevapsız kalacaktır ve labrotuar ortamında bir hücre bile oluşturulamazken canlılığın tesadüfler sonucu nasıl oluşacağı konusunda cevapsız kalacaktır.

10) Dışarıda da, beyinde de ışık olmamasına rağmen, BEYiNDE GÖRÜNTÜYÜ KiMiN GÖRDÜĞÜNÜ AÇIKLAYAMAYACAKTIR.

11) Sesten yalıtılmış beynin içinde konuşmaları, sesleri, müziği KiMiN DUYDUĞUNU iZAH EDEMEYECEKTiR.

12) BEYiNDE GÖRÜNTÜDEN, MÜZiKTEN, DOKUNMAKTAN, KOKLAMAKTAN ZEVK ALAN, BUNLARI YORUMLAYAN, BUNLARA TEPKi GÖSTEREN VARLIĞIN KiM OLDUĞU SORUSUNA CEVAP VEREMEYCEKTiR.
Bugüne kadar çıkartılan çoğu fosil tam bir iskelet halinde değildir. Ancak önemli ipuçları korunan kafataslarından ve omurgalardan elde edilmektir. Bunların olmadığı zaman ise moleküler biyolojinin ve kimyanın araştırma yöntemlerinden faydalanılır. Ayrıca son olarak bulunan ida fosili şimdiye kadar bulunan mevcut fosiller içerisinde en sağlam halde bulunanıdır. Canlıların mükemmelliği görecelidir. Kime göre mükemmel canlılardan bahsediyorsunuz? Kaldı ki bir canlının mükemmelliği onun doğal seleksiyon sayesinde hayatta kalabilmeyi ve üremeyi başarmış olmasını gösterir. Öyleyse nesilleri yok olmuş milyonlarca canlının fosillerinden ne gibi bir mükemmellik bekliyorsunuz. Tasarım yanılsaması canlıların sahip olduğu doğal seleksiyon başarısını bir yaratıcıya mal ederken acaba bu kadar mükemmel ve karmaşık açıklamaya sahip canlıların üzerindeki bir varlığın tasarımına ne gibi bir açıklama yapabilir. Ayrıca canlıların kusursuz olması gibi öznel bir çıkarımın bilimle ne gibi bir ilgisi olabilir. Bir çok kusuru olan ve hayatta kalabilmeyi başaran canlıların olduğu bilinmektedir. Bu yarım göz ve yarım kanatın işe yaramadığı indirgenemez komplekslilik savı ile çürütülemeyecek kadar bilimseldir.
Bugüne kadar sudan karaya çıkış, karadan suya dönüş, sürüngenden kuşlara ve memeliye evrim birçok fosil kayıtları ile gösterilmiştir. Harun Yahya gibi islam-hristiyan apolojistlerin saçma kitaplarıyla bu fosiller çürütülemez.

Bütün bu fosillerin bir sahtekarlık olduğunu iddia edenlerin Harun Yahya amcalarının daha bir yılan balığı ile yılanı ayırt etmekten ve sözüm ona eşsiz yaratılışa örnek verirken yapmış olduğu photoshoplu evrimin değişmez olduğu üçkağıtçılığını yaratılış atlası üzerinde kullandığı kanıtlarda 'kancalı' halde unutmasını nasıl açıklayabilirler ki. Herkesi kendileri gibi üçkağıtçı zannediyorlar sanırım. Fosilleri saklama konusunda araştırma yerine casusluk yapacak kadar ileri teknolojiye sahip bu yaratılışçı bilimbazlar neden kendi fosillerini ortaya sunmaktan çekinirler. (Lütfen photoshop ile olmasın; zira onu yaparken dahi kambriyen canlısı olarak sunduğunuz yassı solucan üzerinde 'balık kancası'unutuyorsunuz.

Evrim teorisi yalnızca big bang öncesi ve sonrası koşulların rastlantısallığını, dünyamızın ve canlılığın başlamasından sonra ise doğal seleksiyon yoluyla evrimsel determinizmi savunur. Kısaca büyük patlama sonrası dünyamız ilk canlılığın oluşması için gerekli dna ya da rna molekülünün oluşması için ender özelliklere sahip bir yerdir. Ayrıca lablarda yapılan deneylerle benzer ilk şartlarda ilkel moleküller yaratılabilmiştir.( Miller-urey deneyi/ilkel çorba).
Görüntüyü görmememiz, müziği duymamamız, ışığı görmememiz onların olmadığı anlamına gelmez. Ayrıca nöroloji alanında beynin nasıl işlediği ile ilgili birçok araştırma ve inceleme mevcuttur.
Her şeyi bir yaratıcıya bağlamakta sonsuz savurganlık gösteren bu hokkabazların Richard Dawkins ile yüzleşebilecek kadar taşaklarının olmadığı da açıktır. Zira kendisi de bu şebekleri dikkate almaz. Çünkü yaptıkları bilim değildir. Bu yazı da Kendisinin avukatı olarak değil, sadece evrimi savunan birisi olarak yazılmıştır.
az önce kendisi hakkında bir sazanlık yaptığım yazar. bir an kendisi türkiye'ye gelecek zannetmiştim ama meğer kendisi hakkında bir seminer verilecekmiş. özür diliyorum.

odtü'nün internet sitesine "richard dawkins at metu" diye duyuru koyarsan biz de yanlış anlarız elbette.

http://duyuru.metu.edu.tr...ls&TR=en_&id=5742
türkiye'de kendi internet sitesine erişim engellendiği halde ve kitabının türkçe tercümanının kısa süre tutuklanmasına rağmen türkiye'den hoş sözler ile bahsetmesi (turkish friends gibi) ve sorunu sadece harun yahya'ya indirgemesi ile takdirimi kazanmış yazar.

http://www.youtube.com/watch?v=FPxGDXSJZfc
oldukça sağlam argümanlar ile gelen bir bilim insanı.

yani inançsızlığından filan bahsetmiyorum ancak kalemi, beyni çok kuvvetli.

http://www.huffingtonpost...ost-certainl_b_32164.html
bir röportajında, tanrının varlığı ispatlansın, en sıkı dindar olurum, demişliği vardır.
"tanrı yanılgısı" kitabıyla gönlümde taht kurmuş, derin düşüncelere dalmamı sağlamış ve tanrının varlığını sorgulamamı sağlamış müthiş insan.
şiddetle tavsiye edilir.
adnan oktar'la dalga geçen insan.

http://www.turandursun.co...ar/showthread.php?t=10627
ikna gucu yuksek adam. inancınız cok saglam degılse okurken soyle bı "noluyo lan" dedırtır.