bugün

bizim, minyatürden yağlıboya resme geçişimiz, düpedüz batılı resim sanatına öykünmekle başlar. şeker ahmet paşa'nın, osman hamdi bey'in, paris güzel sanatlar okulu'nda loui boulanger, léon gérom gibi öğretmenlerden öğrenip dönüşlerinde yurdumuza yerleştirdikleri, yüksek devlet okullarımızda da öğretilmeye başlanan batı deseni, bu geçişin başlangıcıdır. ikinci kuşak, izlenimci resmi getirdiğinde bu geçiş daha da pekişmiş oldu.

gérom'u, boulanger'yi unutanlar, "işte batı öykünmeciliği!" diye başladılar, "bizim değil bu resim, kendi resmimize dönelim." hangi kendi resmimiz? siz, ahmet şeker paşa'yı, osman hamdi bey'i anımsatınca da, "o iş bir kez olmuş bitmiş, artık değiştirmeyelim," dediler.

oysa, değiştirmeyelim dedikleri bu sanat anlayışı, alıştığımız bu doğu benzeri resimler, gerçekte batı'nın, tepki gösterdiği eski toplumsal koşullarından çıkma, yaşama olanağını yitirmiş dünya görüşlerinin ürünüydü. çok yıl önce olup bitmiş bir olayı, neden baş tacı etmek zorunda olduğumuzu anlamak güçtür. çünkü, bu davranışın şaşırtıcı yanı, ille de eski batı anlayışında ve beğenisinde kalmamızın istenmesidir.
metin altıok'a!

bütün hepsi sarardı, bir seninki hâlâ taze!
dört kenarı dört ayrı mevsimde kesilmi$!
makas dola$mı$ tenine!
sağ tarafında, geldiğin evlerin soğukluğu
sol tarafında, plaja giden kızların $akala$ması
üst kenarından a$ağı sarkıyor bütün güzelliğin
alt kenarında, sızmı$ bir $arapçının yazgısı

sonsuza kadar bende kalacaksın bu senin tek yasal gerçeğin!

pimi çekilmi$ bir el bombası gibi duruyor avcumda resmin!

27 ağustos 1998
küçük iskender - gözya$larım nal sesleri'nden..
her türlü mezuniyette arkadaş adlı parçayla en cok calınanlar listesinin zirvesini zorlayan şarkı.
okuduğum her cümlede
konuştuğum her insan da sende varsın,
sen hep varsın.

yeni türkü klasiklerinden.
(bkz: karakalem)
(bkz: yağlı boya)
üç boyutluyken bıkkınlık veren bir şeyin iki boyutta temsil edilmesi.
bir cemal süreya şiiri..

bir savaş: otlukbeli
bir mavi: spartaküs
bir soru: niçin spartaküs
bir kuş: nereye gidiyon kusu
bir çiçek: bilmem ki çiçeği
bir su: şüpheli

bir belge: noterlerinden
elbet başkent noterlerinden
bir şair: ahmed arif
toplar dağların rüzgarlarını
dağıtır çocuklara erken
bir çocuk: ince burunlu

ey ince burunlu güneyli cocuk
ne soracaksan işte sor
bir çalgı: fayton
bir içki: rakı hayır votka
bir tabanca: tabii dolu
bir haber: ölümüm yakın

bir imza: okunmuyor*
Ya resim, zavallı resim ne işe yarar bunca çılgın bir ortamda ?
Belki hiç bir işe yaramaz.
Ama belki bir bayraktır resim.
Bir beraberlik çağrısı, kara kadere isyan, bir çeşit küfür, bir soru, güzel günlere ağıt ya da korkuları dağıtan çocuksu bir oyun.
Kara içinde bir umut, bir sevinç kıvılcımı ne olursa olsun. *
bir yeni türkü şarkısı.

O kadar sevdim ki resmini işte bugün konuştu benle
Yorulmuştum çalışmaktan karda uzun yürüdük senle
Geceleri resmine baktım olanları anlattım
Seni bir görsem diye diye uyudum yağmurun sesiyle
O kadar sevdim ki resimini

Biliyorum görünce beni hep tanıyordum diyeceksin
Rüyalarımda hep sen vardın hep tanıyordum diyeceksin
Okuduğum her cümlede, konuştuğum her insanda,
Gördüğüm her güzellikte sende varsın
Sen hep varsın

O kadar sevdim ki resmini işte bugün konuştu benle
Yorulmuştum çalışmaktan karda uzun yürüdük senle
Geceleri resmine baktım olanları anlattım
Seni bir görsem diye diye uyudum yağmurun sesiyle
O kadar sevdim ki resimini

Biliyorum görünce beni hep tanıyordum diyeceksin
Rüyalarımda hep sen vardın hep tanıyordum diyeceksin
Okuduğum her cümlede, konuştuğum her insanda,
Gördüğüm her güzellikte sende varsın
Sen hep varsın
demir demirkan'ın dinlemekle bıkılmayan şarkısı.
insanı alıp götüren müthiş bir eser.
halk arasında fotoğraf yerine kullanılarak anlatım bozukluğuna sebep olan nesnedir.daha net açıklamak gerekirse fotoğraf çekilir,resim çizilir.
sözleri meral özbek'e ait olan, bıkmadan dinlenesi, aşmış yeni türkü şarkılarından.
sing us a song you're the piano man
sing us a song tonight
çok benziyo lan arak lan bu şarkı.
http://www.webressam.tr.gg
resim bir şiirdir; duygu ve düşünceleri,halet-i ruhiyeyi renklerle çizgilerle anlatma biçimidir.
*resim,hayattır; buram buram yaşam kokar,
aşktır,aşık olmaktır yaratılana yaradandan ötürü..
farketmektir iyiyi,güzeli,gerçeği..
sevmektir,hayatı,insanı,eşyayı,doğayı.. okşamaktır minik dokunuşlarla tuvale renklerle haşır neşir olmaktır ve her şeye resim gözüyle bakmak.. zihninde canlandırmak bütün güzel düşleri ve kağıda,tuvale ya da her nereyeyse,aktarabilmenin en iyi yolu kendimce..
(bkz: mutluluğun resmi)
bir hizmet veya bir faaliyet sahibi olmak için kamuya ödediğimiz, kamunun gelir unsurlarındandır.

eğlence amaçlı olarak gidilen sinema, tiyatro gibi biletli ya da biletsiz gidilen disco bar gibi yerlerde, devletin bilet üzerinden veya biletsiz alınan hizmetlerde yiyecek vb, şeyler üzerinden aldığı parasal değerdir.
aglatan bir yeni türkü parcasi.
içerken dinlenmesi bünyeye zararlı yeni türkü parçası zira insan dinledikçe kendini kaybediyor kaybettikçe içmeye devam ediyor

"seni bir görsem diye diye uyudum yağmurun sesi" özlem başka nasıl anlatılır ki...
Ajda pekkan'ın 2009 yılında çıkardığı tek şarkılık albüm. * *
ajda pekkan ın serdar ortaç tan aldığı, çokta güzel okuduğu , ilginç yani ise ; söylemeseler serdar şarkısı olduğunu anlayamayacağınız şarkı.
çoğu zaman fotoğraf kelimesi ile karıştırılan sözcük. ayrıca bir demir demirkan şarkısı.
kusursuz bi yeni türkü şarkısı, öyle sözler, öyle müzik...
the elephant man in son sahnesindeki en etkileyici sey.
--spoiler--
biliyorum görünce beni
hep tanıyordum diyeceksin
rüyalarımda hep sen vardın
hep tanıyordum diyeceksin
okuduğum her cümlede
konuştuğum her insanla
gördüğüm her güzellikte
sende varsın
sen hep varsın
--spoiler--

aşk bu mudur? bence budur.
her dinlenişte ağlatma potansiyeline sahip yeni türkü şaheseri. destina ile birlikte alındığında aşırı doz hüzne sebep olur, önerilmez.
© copyright 2005 - 2026