bugün
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet20
- bir kadını keko gösteren detaylar16
- babuş diyen kız10
- ucan tekme atan hipopotam28
- bacılar çabuk bakın15
- netanyahu7
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası28
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi33
- ulıdağ sözlük'ün geleceği20
- bu sözlük çok kötüymüş ben de pembe götlüyüm9
- yaprak döken adam2
- arkadaşlar sizce bu mont nasıl13
- beraber kavgaya gidilecek yazarlar7
- arkadaşlar güldük eğlendik7
- nervio'nun erkek olması31
- izmir büyükşehir belediye başkanı akp'ye geçiyor9
- sözlükte kim kimle aşk yaşıyor veritabanı4
- kızlar bi bakın bişe göstercem9
- iltica41
- queen feristah10
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen14
- yahudi kızları3
- dişil enerji yağı4
- from gold from dust29
- dişil enerji3
- sözlük kızlarının kekleri5
- beyler acilen koşun3
- her gün blazer ceket giyen kadın7
- bacılar koşun yanıyorum6
- çok uykum geldi4
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- izmir'in akp'ye geçmesi23
- kızlar bakın başlıkları birleştirilsin6
- arkadaşlar sözlükten ayrılıyorum6
- kavaklıdere5
- kızınız sözlükte yazabilir mi10
- adnan oktar'ın kedicikleri4
- aslında en iyi joker heath ledger değildir5
- çocuğa israil diye isim koymak2
- nervionun hala sözlüğe gelmemiş olması7
- havuçlu tarçınlı kek4
- maroon 5'ın bir dönem gerçekten müzik grubu olması6
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- rüyamda örümcek maymun gördüm6
- tırda uyumak3
- sözlük kızlarının seksi çorapları9
- neden yahudi intihar bombacısı yok5
- artık hayatta olmayan birine özlem duymak5
- joseph shomolo kuschca2
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük6
Karşılıksız aşk.
Eğer karşı tarafı seviyor bide karşı taraf sizi sevmiyorsa çok kötü birşeydir.
Acı verir.
Eğer karşı tarafı seviyor bide karşı taraf sizi sevmiyorsa çok kötü birşeydir.
Acı verir.
Tahir Zühre'yi sevmeseydi, Tahir ne kaybederdi Tahir'liğinden??
aşk mı, takıntı mı, yoksa sadece çekim mi olduğu henüz çözülemeyen şey. ama var olan bir şey; senden, benden bile gerçek yani. iliklerine kadar hissetiriyor insana kendini, işte öyle bir şey.
şöyle ki; ertesi gün o görüleceği için her türlü karın ağrısı, mide bulantısı çektiği yetmezmiş gibi saatlerce -farketmeyeceğini bile bile- o'na güzel görünmek için hazırlanıp, saatlerce yol gidip, başkalarının ne düşüneceğini umursamadan meraklı bakışlarla çevresinde o'nu arayıp, o'nu her gördüğünde midesinde kelebekler uçuşan birini tanımaktayım ben. daha da ilginci, bu insanın o'nu görebileceği süre en fazla 1 dakika. bildiğin 1 dakika yahu, fazlası yok. bilakis görmeme ihtimali de kuvvetle muhtemel.
ama o'nu gördüğü birkaç saniye, hele ki o'nun tesadüfen de olsa kendisine gülümsediği, bilinçsizce de olsa gözlerinin kendi gözleriyle buluştuğu o birkaç saniye, tüm bu yorgunluklara, çekilen eziyet ve sıkıntılara kat be kat değerdir. ne kadar eziyet varsa çektirebilirsiniz bu insana artık. zira o bünye için çekilen eziyetin her dakikasında eğer "o" varsa, aslında hiçbir şey sıkıntı değildir. o varsa her şey mümkündür, ulaşılabilirdir.
tek ulaşılamayan şey o'dur. buna ramen son gücüne kadar da dayanma arzusu verir bu şey insana. sonunu göremediği bir şey için tüm gücünü, tüm benliğini ortaya koymaya hazırdır bu insan.
işte böyle şeyler yaptırtır insana bu şey.
söylesenize bu şey, bir insanı tüm egolarından arındırtıp sadece o'na, o'nun hayaline, o'nunla ilgili her şeye adamasına sebep olacak kadar güçlüyse eğer, adının aşk olmasının ne önemi vardır?
varsın adı olmasın aşk, varsın takıntı olsun, varsın saplantıdan ibaret olsun.
zira o'ndan sonra daha fazlasının yaşanamayacağı gerçeğiyle, bünye aşkı zaten asla tadamayacaktır, tatmak da istemeyecektir.
eli eline değmeden en acılısını, en tatlısını tatmıştır insan zaten, dahası mümkün değildir.
şöyle ki; ertesi gün o görüleceği için her türlü karın ağrısı, mide bulantısı çektiği yetmezmiş gibi saatlerce -farketmeyeceğini bile bile- o'na güzel görünmek için hazırlanıp, saatlerce yol gidip, başkalarının ne düşüneceğini umursamadan meraklı bakışlarla çevresinde o'nu arayıp, o'nu her gördüğünde midesinde kelebekler uçuşan birini tanımaktayım ben. daha da ilginci, bu insanın o'nu görebileceği süre en fazla 1 dakika. bildiğin 1 dakika yahu, fazlası yok. bilakis görmeme ihtimali de kuvvetle muhtemel.
ama o'nu gördüğü birkaç saniye, hele ki o'nun tesadüfen de olsa kendisine gülümsediği, bilinçsizce de olsa gözlerinin kendi gözleriyle buluştuğu o birkaç saniye, tüm bu yorgunluklara, çekilen eziyet ve sıkıntılara kat be kat değerdir. ne kadar eziyet varsa çektirebilirsiniz bu insana artık. zira o bünye için çekilen eziyetin her dakikasında eğer "o" varsa, aslında hiçbir şey sıkıntı değildir. o varsa her şey mümkündür, ulaşılabilirdir.
tek ulaşılamayan şey o'dur. buna ramen son gücüne kadar da dayanma arzusu verir bu şey insana. sonunu göremediği bir şey için tüm gücünü, tüm benliğini ortaya koymaya hazırdır bu insan.
işte böyle şeyler yaptırtır insana bu şey.
söylesenize bu şey, bir insanı tüm egolarından arındırtıp sadece o'na, o'nun hayaline, o'nunla ilgili her şeye adamasına sebep olacak kadar güçlüyse eğer, adının aşk olmasının ne önemi vardır?
varsın adı olmasın aşk, varsın takıntı olsun, varsın saplantıdan ibaret olsun.
zira o'ndan sonra daha fazlasının yaşanamayacağı gerçeğiyle, bünye aşkı zaten asla tadamayacaktır, tatmak da istemeyecektir.
eli eline değmeden en acılısını, en tatlısını tatmıştır insan zaten, dahası mümkün değildir.
eğer platonik aşkın seni ''reddeden'' biriyse,onu beyninde yeniden şekillendirmeye başlarsın.o kişi senin için her yönden kusursuz olmaya başlar.böyle olmasının sebebi ne biliyor musun?sadece reddedilmiş olman.ama zamanla onu nasıl unuttuğunu sen bile hatırlamayacaksın.
söylenemeyen kısacası.. hissettirilemeyende olabilir..
ancak takıldığımız nokta farklı :
640 no'lu yorum : (bkz: ezik), yorum sahibi: 'gavur'..
işte aslında platonik aşkların neden platonik kaldığının özetidir kendisi.. cesaretini kıran, o an yorumu yapabilecek bi garvurun her an bitiverebilme ihtimalidir etrafında (:
çok mu korkakça geldi ? peki nedir derdin o zaman ? reddedilmek mi ? özgüvensizlik mi ? yok ben böyle iyiyim mi ? geç bunları anam babam..
ancak takıldığımız nokta farklı :
640 no'lu yorum : (bkz: ezik), yorum sahibi: 'gavur'..
işte aslında platonik aşkların neden platonik kaldığının özetidir kendisi.. cesaretini kıran, o an yorumu yapabilecek bi garvurun her an bitiverebilme ihtimalidir etrafında (:
çok mu korkakça geldi ? peki nedir derdin o zaman ? reddedilmek mi ? özgüvensizlik mi ? yok ben böyle iyiyim mi ? geç bunları anam babam..
uzakları yakın eden aşktır. hayal gücü, kullanılmasını bilerek, uzmanlaşılmasıyla birlikte ne kadar zevkli sonuçlar verebileceğini göstererek kendini kanıtlar. bana kanıtladı.
(bkz: jonathan rhys meyers)
(bkz: jonathan rhys meyers)
seni ne çok sevdiğimi bi bilsen...
platonik aşığınım ben...
eyüp tü galiba ismi bi çocuk söylüyordu bu şarkıyı çok tatlı bir klibi vardı.
edit : yakup çocuğun adı eyüp değil. teşekkür ediyorum yirimseniyiirim e katkısından dolayı.
platonik aşığınım ben...
eyüp tü galiba ismi bi çocuk söylüyordu bu şarkıyı çok tatlı bir klibi vardı.
edit : yakup çocuğun adı eyüp değil. teşekkür ediyorum yirimseniyiirim e katkısından dolayı.
cilde ve karaciğere zarar olan aşktır efendim.
geceye bakıp gündüzü hayal etmektir.
aşkların en tutkulusu, en yücesi ve şehvetlisidir. şöyle ki; bu aşk türünde aşkınız osurmaz, sıçmaz, geğirmez. yani dünyevi ihtiyaçlarından soyutlanmıştır her daim. onu hep öyle hayal edersiniz. kanatsız melek formundadır desem yeridir yani. o bir elf kızıdır çoğu zaman gözünüzde...
aşkların en gereksizidir.
Plutonium gibi tehlikeli bir özelliği vardır. ya senin içinde patlar ya gider sen bir yerde patlarsın.
ben seçilmem seçerim mantığındaki insanların karşı karşıya kaldıkları aşk çeşidi. * fazla mükemmelliyetçiliğin bir sonucu. istersin ki senin beğendiğin ve kafanda hayaller kurarak büyüttüğün bu insan da seni sevsin, sana gelenleri görmezden gelirsin bu aşamada, kaybedersin herkesi tek tek. ama kalbindeki büyür yavaşça, hiçbir şeyden haberi olmasa bile..
küçük de olsa bir umuttur platonik aşk, yaşamayan küçümser.
küçük de olsa bir umuttur platonik aşk, yaşamayan küçümser.
en zoru, en yorucusu; kişinin kurduğu hayallerle mutlu olduğu, düştüğü umutsuzluklardan ve çektiği acılardan zevk aldığı kendini eğlendirme şeklidir.
--spoiler--
Kaldırmaya yelteniyorum her seferinde şu aşkın eflatun rengini
Olmuyor, bir türlü olmuyor
Geçtim ben ak deryadan, pembesinden, hatta geçtim karasından, sanarak en engini
Değilmiş gördüm; zor, vallahi zor
Sair hepsinden fazla direniyor, boğmayı bile deniyor; geçemedim seni eflatuni.
--spoiler--
--spoiler--
Kaldırmaya yelteniyorum her seferinde şu aşkın eflatun rengini
Olmuyor, bir türlü olmuyor
Geçtim ben ak deryadan, pembesinden, hatta geçtim karasından, sanarak en engini
Değilmiş gördüm; zor, vallahi zor
Sair hepsinden fazla direniyor, boğmayı bile deniyor; geçemedim seni eflatuni.
--spoiler--
güzeldir. dilediğiniz gibi, dilediğiniz kadar yaşarsınız...
iğrenç bişeydir.
o size eski kız arkadaşını unutamadığını anlatırken sizin onun için üzülmenizdir. sizi değil de bir başkasını sevdiği için değildir üzülmeniz... onun hüznünü kendi bedeninizde hissedersiniz, üzülürsünüz...
tek kişiliktir. ne bir ikinci kişiye ne de bir başka sevgiliye yer vardır yürekte.
aşkların en acı vereni, aynı zamanda da aşkların en güzelidir.
imkansıza aşık olmaktır.
ve daha da güzeli, "o"nu her şeyiyle kabul edeceğini düşünmektir.
kısa kısa melodilere onu taşımaktır.
verdiği her nefesi takip etmeye çalışmaktır.
aynı gökyüzünde olduğunuza, aynı yağmurda ıslandığınıza ve aynı yıldızlara bakmanıza delilercesine sevinmektir.
yanında bir başkasını gördüğünüzde kahrolmaktır.
ağzından canım kelimesi çıkan her erkeğe düşman olmaktır.
onunla iki kelime etmek için kul köle olmaktır.
o güzel yüzünde bir damla yaş gördüğünde senin de ağlamandır. içinin kan ağlamasıdır.
size öyle ya da böyle bir sebepten sarıldığında gönlünüzde hapsettiğiniz kuşların tekrar canlanmasıdır.
velhasıl, tüm güzelliklerine rağmen can acıtır.
sahi, hangi aşk can acıtmaz ki...
aşkların en acı vereni, aynı zamanda da aşkların en güzelidir.
imkansıza aşık olmaktır.
ve daha da güzeli, "o"nu her şeyiyle kabul edeceğini düşünmektir.
kısa kısa melodilere onu taşımaktır.
verdiği her nefesi takip etmeye çalışmaktır.
aynı gökyüzünde olduğunuza, aynı yağmurda ıslandığınıza ve aynı yıldızlara bakmanıza delilercesine sevinmektir.
yanında bir başkasını gördüğünüzde kahrolmaktır.
ağzından canım kelimesi çıkan her erkeğe düşman olmaktır.
onunla iki kelime etmek için kul köle olmaktır.
o güzel yüzünde bir damla yaş gördüğünde senin de ağlamandır. içinin kan ağlamasıdır.
size öyle ya da böyle bir sebepten sarıldığında gönlünüzde hapsettiğiniz kuşların tekrar canlanmasıdır.
velhasıl, tüm güzelliklerine rağmen can acıtır.
sahi, hangi aşk can acıtmaz ki...
Aşkların en güzelidir.Hoşlandığın birisidir o.Aylar geçmiştir onu ilk gördüğün andan beri,her karşılaşmanızda başka bir şekilde incelersin ve her seferinde biraz daha hoşlanırsın.Hele o göz göze geldiğiniz anlar yok mu,insan nasıl da kendini inandırmaya çalışır o da benden hoşlanıyor diye.Sonra bir gün senin en sevdiğin şairin kitabını alır elinden aaa! ben bu adama bayılıyorum der.işte o an aşık olmuşsundur,ÖSS hiç umrunda değildir.Dershanede farklı bölümlerde olmanıza rağmen onun derslerine girersin o seni inek zanneder,halbuki sen onun dikkatini çekmenin yollarını aramaktasındır.O kadar heyecanlanırsın ki normalde çözemeyeceğin soruları çözersin,her gün şiir yazmaya çalışırsın,romantik komedi filmleri izlersin acını dindirmek için ve onu hayal edersin filmlerin her anında.Ona teklif etmeye karar verdiğin an hayatının en önemli anıdır belkide.Çok hazırlanırsın prova yaparsın ama onunla karşılaştığında her şey uçar gider aklından.O seni kabul etmediğinde platonik aşkın bir kurbanısındır ve hep hatırlarsın onu.Ondan izler ararsın insanlarda...
sigara gibi, içten içe öldürür.
hiç tanımadığın, hiç görmediğin, varlığından bile habersiz olduğun bir insana duyuluyorsa gerçek aşktır.
(bkz: eylül akşamı)
(bkz: eylül akşamı)
şizofreni başlangıcı olarakta adlandırılması doğru olabilir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar