bugün

late night

when i woke up today
and you weren´t there to play
then i wanted to be with you
when you showed me your eyes
whispered love at the skies
then i wanted to stay with you
inside me i feel alone and unreal
and the way you kiss will always be
a very special thing to me...

when i lay still at night seeing
stars high and light
then i wanted to be with you
when the rooftops shone dark
all alone (i) saw a spark
spark of love just to stay with you
inside me i feel alone and unreal
and the way you kiss will always be
a very special thing to me...

if i mention your name
turn around on a chain
then the sky opens for you
when we grew very tall
when i saw you so small
then i wanted to stay with you
inside me i feel alone and unreal
and the way you kiss will always be
a very special thing to me...
(bkz: tanrı)
tekrar tekrar dinlememe rağmen pek bir cevher göremediğim grup. gençler hiç tanımadıkları halde çok seviyor bu kart adamları anlayabilmiş değilim.
Babamın wish you were here'ı dinlerken ağladığı,Wish You Were Here'ın P.U.L.S.E'taki yorumunu dinlerken ise iç çekerek 'David gilmour' dediği, syd barret'ın aslında ölmediğini öğrenip içten içe, yıllarca keklemiş bizi bu basın diye düşündüğü büyük grup.

Sayesinde ölene kadar müzik adına en çok seveceğim şeyle tanıştığım bir yıldan beri, pink floyd'un özellikle dark side of the moon ve sonrasını dinlemiş bir çömez bir floydian olarak eksik ama samimi floyd şarkıları listesi yapmak aklımdaydı.

Eski hayranlardan şimdiden özür dilerim, eksik olabilir, ama yeni başlayacak olan kişilere bir izdüşümü ve harita olursa ne mutlu bana. *

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

21-Learning To Fly (A Momentary Lapse Of Reason)

A Momentary Lapse Of Reason gerçekten müzik tarihinde çok üstünde durulması gereken bir albüm. Biraz daha üzerinde uğraşılsa kat kat güzel olabilirdi ama Gilmour; 'uçmayı öğrendiği' o günlerde bir noktada insanları coşturmakla yükümlü olduğu misyonunu tamamlamış pink floyd'un en duyarsız ama eğlenceli şarkılarından.

20- Eclipse (Dark Side Of The Moon)

Müzik tarihinin en büyük albümünün özeti olan ve ayın karanlık yüzüne veda ettiğimiz anladığımız çok fazla sözü, çok az zamanı olan biz insanların bir noktada hayatının özeti gibi gözüken, harika şarkı.

19-Pigs On The Wing (Animals)
Anarşistleri, yani toplumda albüme göre köpekler ve domuzlar tarafından sömürülen koyunları genel olarak koruyan, aydın ve dürüst insanları temsil ediyor. Abartısız bir nokta vuruşu.

18- One Of These Days (Meddle)

Her ne kadar sempatik halleri ve kimi zaman coşmasıyla çok sevsemde açıkcası gruba en az katkıyı yapan kişi nick mason'ın en mükemmel şarkısı. Echoes'la biten bir albüm ancak bu kadar güzel başlayabilirdi. ilk dönem floyd'un en önemli şarkılarından. Mason'ın davulu en çok konuşturduğu ve kendisinin emeğinin en fazla geçtiği pink floyd eseri. Pink Floyd'un albümler ensturmantel şarkıyla başlaması geleneğinin öncüsü.

17- Breathe(in the air) (Dark Side Of The Moon)

Ayın karanlık yüzüne yapılmış mükemmel bir giriş. Gilmour'un sesindeki masumiyet, huzur verici ve sevimli hali ve güçlü sözleriyle, floyd'u floyd yapan bir şarkı.

16-Another Brick In The Wall (The Wall)

Kitlelerce Pink Floyd adıyla en çok özdeşleşen şarkı ki ben bu duruma bazen ne kadar abartılı bulsamda hakkını vermek lazım, Another Brick In The Wall, sert mesajı, unutulmaz müziği, uçak efektleri, sözleri ve Waters'ın kimi zaman öfkeli kimi zaman dingin sesiyle gerçekten önemli ve ihtişamlı bir şarkı.

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

15-Wearing The Inside Out (The Division Bell)
Bana Rick Wright'ı ne kadar özlediğimi hatırlatan, sesi ve şarkının sözleri arasındaki uyum olsun, pink floyd'a bile çok aşina olmadığı söz dizimi ve müziğiyle Rick'in Mortality ile beraber en güzel eseri. Sonsuz dinginlik...

14-Sheep (Animals)
Geçişleri, dönemi içinde vermiş olduğu ve bugün bile geçerliliğini koruyan ayarlar ve siyasi eleştiriler ile müziklerindeki farklılık ile değişen floyd'da değişimin olumlu olduğu dönemden bize kalan bir miras.

13-Run Like Hell (The Wall)
Waters ve Gilmour işbirliğinin ne kadar mükemmel şeyler yol açabildiğini gösteren, iki ses kanalıyla seslendirilmesinin getirdiği farklılığı sırtına alarak yıllardır floydianları coşturmuş Wall'ın önemli bir şarkısı.

12-The Great Gig In The Sky (Dark Side Of The Moon)
Tek Kelimeyle,çarpıcı. Titre ve kendine gel lafının birebir örneği olan, ölümü bu denli vurucu, korkutucu, çıldırtıcı ve sınırlarda anlatmasıyla çok ama çok değerli bir eser benim nezdimde.Wright'ın mükemmel keyboard'u ve arka vokaller'in destansı hali ile Dark Side'ın karanlıkta kalmış, gizli silahı.

11-Lost For Words (The Division Bell)
The Division Bell'de buram buram hissettiğim ana konsept olan ''eski günler ve eski günlerdeki kimilerine keşkeler'temasında roger waters'a 'neden, böyleydik biz?Niye kendini bu hale getirdin?' diye cesurca soran, çok sevimli, son kısmına geçişinde eski floyd günlerindeki çarpıcı kasa,para,köpek gibi ses efektlerine gönderme niteliğindeki gerçek hayattan alıntılar tadında boks maçı sesleri ve zili koyan, hakkı ödenememiş şarkı.

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

10- The Fletcher Memorial Home (The Final Cut)
Reagen yerine koy bush'u, demir leydi yerine koy tayyip erdoğan'ı al sana bugünün siyasi özeti. Bunu başarabilmiş, vurucu, çok duygusal ve Waters'ın bitmek tükenmek bilmez babasına ve anısına duyduğu aşırı takıntının sonucu olarak çıkmış büyük bir saygı duruşu,Waters'ın politiklere ''ders almam ama veririm'' deyişi.

9-Astronomy Domine (The Piper At The Gates Of Dawn)
Değişikti. Çılgın Elmas'ın jugband blues ile yaptığı en güzel şarkı. Uzay Rock'ı denilen ve birazda beatles izlenimleri olan Syd Barret'ın sırtladığı floyd'un tek kelimeyle uçuk ama unutulmaz şarkısı.

8-Hey You (The Wall)
Waters'ın kendisiyle tezat halinde olduğu günlerde kişiliğine tamamen zıt mesajlar veren, Gilmour'un efsane yorumu, efsane gitarı, birlik mesajları, beraber üstesinden gelebiliriz gibi çok ama çok önemli söylemleriyle bezenmiş tapılası ve önünde saygı duyulası şarkı.

7-Money (Dark Side Of The Moon)
Kitlelerin Floyd'a delirmesine, tapmasına yol açan, geçmiş 35 yıl ardından bakınca yepyeni, değişik, yaratıcı ve hala mükemmel diyip, paranın kölesi olmuş aciz insanlara eğlenceli bir şekilde bakabileceğimiz, madalyonun diğer yüzünde ise müziğin ve sanatçıların hala bir time veya money yapmasına sevinsem mi üzülsem mi bilemediğim, para çek git diyelim en iyisimi...

6-Time (Dark Side Of The Moon)
Money'in uzaktan dostu gibi bence Time. Money için söylediklerimin hepsini, misliyle Time'a söyleyebilirim.Nedense time herzaman mesajı, kurgusu ve yenilikçiliğiyle bence money'den bir adım önde olsada insanlar money'i tercih etmiştir. Toparlayayım, umarım sonunuz time'daki gibi startı kaçırıp, söyleyecekleri biten insanlar gibi olmaz. O zaman bu büyük bir tezata vesile olur. C.numb'la en sevdigim pink floyd eseri.

+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++

5-High Hopes (The Divison Bell)
Öylesine mükemmel, öylesine müthiş bir gruba yakışabilecek en doğru ve yerinde final. Gerçekten Gilmour'u kutlamak lazım, yani high hopes, bir money kadar 35 yılık bir şarkı değil ama tıpkı money gibi kitlelerce ayakta alkışlanan, o çanları, ortadaki gilmour solosu ve sözleriyle ''seni bir bağrıma basıyim gilmour'' denilesi şarkı. Israrla isteyiniz...

4-Echoes (Meddle)
En iyi pink floyd şarkısı olabilecek kıvamda,dark side of the moon öncesi floyd'un en büyük eseri. Gilmour - Wright ortaklığının acayip ses uyumu, sözleri, geçişleri, müziğiyle tam bir takım oyunu. Pink Floyd'daki ekip ruhunun ilk büyük meyvesi. 23 dakikalık geçici bir hayattan kopuş...

3-Wish You Were Here (Wish You Were Here)
Duygusal davrandım, wish you were here'ı bu listede üçüncü yaparken, bazı floydianlar kendi listelerinde ilk ona bile sokmuyorlar. Ama çoğunuz gibi floyd'la ilk tanıştığım şarkı. 50 küsür yaşında babamı yıllar sonra hüngür hüngür ağlatabilecek kadar etklili mütevazı görünümüne karşı pink floyd'un insan bünyesine en çok tesir ettiği kısacası benim için herşey olan şarkı wish you were here. Kesinlikle sevinçlerde, kederlerde, acılarda, tatlılalarda kısacası syd'i kısacası bizi insanı ve onun maneviyatına ve sevdiklerine olan özlemini, yalnızlığın şarkısı. Teknik olarak bakarsa ise Floyd'da sözlerin müziğin önüne geçebildiği ender şarkılardan. Floyd'un ekip çalışmasıyla yapabildiği en hem en önemli hem de en samimi eser. Gilmour sevgimizi milyar kat arttıran, o ne solo, o ne söyleyiş, o ne sözler diye ilker yasin edasıyla coşmak istediğim ama coşayım derken ağladım mit.Sonundaki rüzgarlarla savurdun beni... Otuz yıl geçmesine rağmen hala dün yazılmış, gibi yepyenisin ve vazgeçilmezsin...
Önünde Saygıyla Eğiliyorum Wish You Were Here!

2-Comfortably Numb (The Wall)
Lynch filmi gibi insanı atmosferine alınca atıyorum IQ'un 160'sa anında sıfır onda sıfır bilmem kaça çeviren, gitarı, sözleri, iyi tarafının there is no pain diyişi, kötü tarafının hello diyişiyle beni mahfetmiş, bitirmiş, gilmour'un en büyük solosu, grubun delilikteki en uç noktası. Roger Waters ve David Gilmour arasındaki aşk/nefret gibi sıkıntılı ortaklığın müziğe en büyük armağanı. Eğer Wall sırasında grup nasıl bir yıkımdaydı acaba diye düşünüyorsanız diyebileceğim tek şey var. Comfortably Numb dinleyin. Simülatöre girmiş gibi olacaksınız...

Alternatif 2 veya 1.5- Dogs (Animals)

David Gilmour'un en efsanevi gitar performanslarından biri. Pink Floyd'un bazı şarkılarında yer alan ve harika işleyen formül olan karşılıklı söyleyiş ve söyleyişteki karakterizasyon gerçekten mükemmeldir bu şarkıda. Comfortably Numb'da da buna benzer bir durum vardır. Ama burada Gilmour'un ''yaşlı köpek'' ve Waters'ın ''çömez köpek'' olarak bulunduğu episodlar gerçekten harika. Sözler, özellikle ''...and when you lose control...'' kısmından önceki solo, talkbox gibi özellikleriyle Dogs, C Numb'la beraber en başarılı Gilmour/Waters ortak yapıtlarından biri. (edit: Dogs şarkısı, maalesef ki bu listeye Ocak 2010'da eklenmiş olup, böyle bir şarkıyı gözardı ettiğim bütün okuyuculara bir özür borçluyum.)

1-Shine On You Crazy Diamond (Wish You Were Here)
istisnasız ve abartısız söylüyorum, müzik tarihinin gelmiş geçmiş en büyük şarkısı. Bu kadar acayip, mükemmel, güçlü ve hem sıradanı hem marjinali, hem iyiyi hem kötüyü, aynı anda tahayyül edebileceğiniz zihinleriniz ucundaki herşey hatta siz bile olabilecek şarkı.
Delilik, rekabet, kibir. Bana bu şarkının bir vurgusunu bir notasını adasalar ben herhalde nasıl kafayı yerdim bilemiyorum. Hakikaten bu Syd Barret çok büyük adammış diyeceğim, grubun grup olarak yaptığı müzikte gelinebilecek en yüksek çıta. Çok ama çok özür dilerim ama 10 radiohead'de gelse, 50 metallica'da gelse, 1500 the beatles'da gelse hatta bu saydıklarımı toplasak böyle bir şey yapamaz. Bu büyük bir lütuftur bence yapanlara...

Karanlığın en zifiri olduğu anın güneşe en yakın an olduğunu bana hatırlatan şarkı.
(keşke syd'de bu karanlıktan kurtulabilseydi...)**

edit:tekrardan eksik ve olabilecek her türlü yanlış anlama için özür dilerim.
edit 2:ölüyorum, biri ambulans çağırsın...

uzak bir zamandan gelen edit: Be eblek indy oraya a great day for freedom konmazmı be abi?
edit: hacı kusra bakma özrü dilemiştim önceden. Dur ben bi dinlerim şimdi.*

zaman ötesi 2. edit: Abi The Division Bell'deki her şarkıyı bu listeye koymak lazımmış yav. Birde sorrow olabilir tabi ki.*
elektronik müziğin tohumlarını ekmeselerdi, şarkılarını bu kadar efekte boğmasalardı belki bir deep purple ya da led zeppelin veyahut bir queen olabilirlerdi ama olmadı.
bu abiler dünyadaki tüm kavramları sömürerek geriye bişey bırakmadılar.

bizde buna şahit olduk. helal olsun başka bişey demiyorum.

(bkz: Several Species Of Small Furry Animals)
1964 yılında Syd Barrett (gitar), Roger Waters (bas gitar), Nick Mason (Davul) ve Rick Wright (Keyboard) tarafından kurulmuştur. Syd Barrett grup kurulduğunda Sigma 6 olan ismini iki blues ustası Pink Anderson ve Floyd Council'in isimlerini birleştirerek "The Pink Floyd Sound" olarak belirlemiştir.
David Gilmour gibi müthiş bi gitarcıya sahiptir. ( Kendisi amcam olur =))
wish you were here,high hopes gibi sevmeyenin duygularından şüphe edilecek harika şarkılara sahiptir.En sevilesi albüm bence the division bell dir.
grupların aşmışı... asla eskimeyen...
yaptıkları müzikle dünyanın kalbine, aklına dokunabilmiş insanlar topluluğu. müzikten öte yaşam felsefesi gibi birşey...
Adı daha sonra kısalıp "Pink" şeklini alacak olan Pinkney Anderson, 12 Şubat 1900'de, Amerika Birleşik Devletleri'nin Güney Carolina eyaletinin Laurens kentinde, ismi daha sonra hiç bir değişikliğe uğramayacak Floyd Councilise, 2 Mayıs 1911'de Kuzey Carolina'nın Chapel Hill kentinde doğdular. Her ikisi de, adını Amerika Birleşik Devletleri'nin güney-doğusuna özgü bir gitar çalış tekniğinden alan ve aralarında Mississippi John Hurt gibi büyük ustaların da bulunduğu "Piedmont blues" tarzında gitar çalıp, "blues" söyleyen kendi hallerinde müzisyenlerdi. Bu iki müzisyenin adı, gene kendileri gibi "Piedmont blues" çalıp, söyleyen Blind Boy Fuller'ın, Hollanda'lı PHILIPS (Philips BBL-7512) tarafından 1962'de çıkartılan 33 devirlik bir albümünün açıklama notları arasında geçiyordu.

1960'lı yılların ingiltere'sinde, "Sigma 6" adında bir grup oluşturan George Roger Waters bas ve vokalde, William Wright tuşlu çalgılarda, Nicholas Mason davulda ve Syd Barrett gitarda o günlerin müzik anlayışının sınırlarını yer yer zorlayan, ilginç müzikler yapıyorlardı. 1965 yılında, daha donraki yıllarda bir türlü paçasını kurtaramadığı uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle gruptan ayrılmak zorunda kalacak olan Syd Barrett, Blind Boy Fuller'ın albümünün açıklama notlarını okurken gözüne çarpan Pink Anderson ve Floyd Council adlarını birleştirerek "Pink Floyd" diye bir isim türetti. "Sigma 6"nın adı "Pink Floyd" olarak değişti ve "Psychedelic rock" ile yola çıkıp, zaman içinde "progressive rock"a evrilen efsanevi "Pink Floyd" grubu, yeni adıyla ortaya çıktı. *
tarzı zaman içinde çok değişen ama yine de her şarkısından aynı tad alınabilecek ender enfes gruplardan. bike ile careful with that axe, set the controls for the heart of the sun ile vera gibi farklı albümlerdeki şarkılar birbirinden çok farklı. her albümüyle yeni bir tarza bürünüp her albümüyle, her tarzıyla kendini sevdirmeyi başaran nezih bir gruptur pink floyd. saykadelik şarkılarla zihnimizin dehlizlerinde dolaştırıp eugene'den kaçmamıza sebep olurken wish you were here ile gidenlere duyulan özlemimizi canlandırır. when the tigers broke free ile hepimiz pink oluvermişiz baba baba diye ağlarız.

syd barrett alır çocukluğumuza götürür, david gilmour sololarıyla aazımıza zıçar, roger waters her ne kadar egoist aşağılık bencil narsist herifin teki olsa da ağlatan şarkı sözleri yazar, nick mason bateriyi ağlatır, rick wright etkili klavye dokunuşlarıyla içimize işler. farklı tatların harika bir harmanlaması olur çıkar karşımıza.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.