bugün
- mercimek çorbası içen kadın14
- uludağ sözlük size ne kattı24
- s'i l v'e r m'i s t25
- bir kadını taşımanın zorluğu9
- pankek mi pişi mi4
- türkiye13
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- pandela 38
- atatürk ü sevme zorunluluğu11
- soslu adana kebap5
- yemeğe bulyon koyan insan6
- aşkım miele ve smeg istiyorum diyen kız4
- sözlüğün en masum yazarları16
- zuhal olcay'a aşık olmak4
- pum pum çorbası4
- mersin tantuni3
- tırnak pide5
- arkadaşlar larissa kim12
- aspava3
- kendini kız gibi hayal eden erkek3
- hepiniz öleceksiniz4
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür5
- in bruges2
- hoşçakal uludağ sözlük7
- fusya semsiyeli yabanci26
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- yeni gelen trolleri bik bik'e havale etmek5
- bu olaylar neden hep benim başıma geliyor4
- pizza2
- orgy havaalanı3
- mekselina2
- animasyon izlerken ağlamak3
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- lahmacun11
- recep tayyip erdoğan11
- türkiye vatandaşlığından çıkmak3
- mekanda patronu tanıdığını belli etme hevesi4
- karton toplayan çingene6
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- saraca097
- nervio23
- arnavut mehmet akif in şiirinin milli marş olması4
- atatürk ün çocuk yapmamasının sebepleri3
- atatürk 12 adayı ve musulu neden bıraktı sorunsalı4
- sözlüğün deli kaynaması4
- şişko deyince sinirlenen kız2
- atatürk ü sevmediğini belirtme gereği4
- uludağ sözlüğün ikiye bölünmesi4
- larisalisa8
Türkiye'nin Dosteyovskisi olmuş yazarımızdır.
türk milliyetçilerinin tüm eserlerini okuması gerektiğine inandığım yazar.
ama mümkünse arkadaşlardan, dostlardan kitaplarını ödünç alarak değil. para verip kütüphanesine koyarak. zira eserleri ahlakın, milli değerlerin git gide bozulduğu, değer kaybettiği bu zamanlarda daha değerli olmaktadır. evlatlarımıza, çocuklarımıza bu büyük yazarı okutmalıyız. onun çeşmesinden içirmeliyiz.
edebiyatın gücü kimi zaman paradan da, silahtan da, medyadan da fazladır bünyeler üzerinde.
ama mümkünse arkadaşlardan, dostlardan kitaplarını ödünç alarak değil. para verip kütüphanesine koyarak. zira eserleri ahlakın, milli değerlerin git gide bozulduğu, değer kaybettiği bu zamanlarda daha değerli olmaktadır. evlatlarımıza, çocuklarımıza bu büyük yazarı okutmalıyız. onun çeşmesinden içirmeliyiz.
edebiyatın gücü kimi zaman paradan da, silahtan da, medyadan da fazladır bünyeler üzerinde.
Peyami Safa : Insanın ruhuyla bedeni arasındaki korkunç ilişkiyi anlatıyor Peyami Safa kitapların da. Mutlulukların ve felaketlerin bu derece kuvvetli anlatılabilmesi gerçekten hatrı sayılırı bir özellik Peyami Safa yı diğer yazarlardan farklı kılan yönü de bu olsa gerek,Peyami Safanın ( Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ) adlı kitabını okumanızı tavsiye ederim arkadaşlar.
Çok ilginçtir ki kendisi Adolf Hitler'i radyoda dinlerken tek kelime Almanca bilmemesine rağmen heyecandan düşüp bayılmıştır.
''Milli olmak için değil, Türk olmak için milliyetçi olmak zorundayız.''
Peyami Safa
Peyami Safa
- çok felsefe okurdu.
- tıp bilgisi romanlarına da yansıttığı üzere ortalama bir doktordan fazlaydı.
- romanın, yazarının kişiliğinden, hayatından bağımsız olamayacağını düşünürdü.
- en duyulmuş eseri dokuzuncu hariciye koğuşu'nu sonraları arasının bozulduğu nazım hikmet'e ithaf etmişti.
- bir röportajında intihar etmeyi çok düşündüğünü, buna birçok kere karar verdiğini fakat annesini düşünerek bu kararını tatbik etmediğinden bahseder.
- "günün birinde kitaplarımı yeniden yazmak ve bastırmak en esaslı kararlarımdan biridir." demiş, yazdığı hiçbir kitaptan tam olarak memnun olmadığını sıklıkla söylemiştir.
- hayatının en büyük heyecanı sorulduğunda anne ve ağabeyinin ölüm anlarından söz eder: "onlarla beraber ölür gibi oldum. sonra dirilmek ve yaşamak utancı içinde kaldım."
- çocukluk yıllarında sağ kolunda beliren ciddi bir hastalıkla boğuşmuş, bu dönem hayatından parçaların yer aldığı dokuzuncu hariciye koğuşu'nu kaleme almıştır. bu kitap bağlamında sorulan bir soruya: "her romanımda kendi hayatımdan parçalar vardır " demiş ve eklemiştir: "bazıları dokuzuncu hariciye koğuşu gibi otobiyografik yalnız kendi hayatımdır. ötekilerde başka insanların hayat tecrübeleri ve maceraları vardır. otobiyografik romanlar yaratma hürriyetimizi kısarlar. orada biz sayısız imkan ve ihtimallerden bazılarını tercih hürriyetinin kaybeder, bir tanesi üzerinde billurlaşmaya mecbur kalırız. bence bunun için dokuzuncu hariciye koğuşunun güzel bazı yerleri varsa bunlar herhalde yaşanmamış hayat parçalarıdır. size garip gelecek fakat romanda yaşanmamış kısımlar yaşanmışlardan daha gerçektirler. çünkü roman olağanı olmuş gösterme sanatıdır. yoksa hatıratta farkı kalmazdı. biri yaratma, öteki hatırlamadır."
- tıp bilgisi romanlarına da yansıttığı üzere ortalama bir doktordan fazlaydı.
- romanın, yazarının kişiliğinden, hayatından bağımsız olamayacağını düşünürdü.
- en duyulmuş eseri dokuzuncu hariciye koğuşu'nu sonraları arasının bozulduğu nazım hikmet'e ithaf etmişti.
- bir röportajında intihar etmeyi çok düşündüğünü, buna birçok kere karar verdiğini fakat annesini düşünerek bu kararını tatbik etmediğinden bahseder.
- "günün birinde kitaplarımı yeniden yazmak ve bastırmak en esaslı kararlarımdan biridir." demiş, yazdığı hiçbir kitaptan tam olarak memnun olmadığını sıklıkla söylemiştir.
- hayatının en büyük heyecanı sorulduğunda anne ve ağabeyinin ölüm anlarından söz eder: "onlarla beraber ölür gibi oldum. sonra dirilmek ve yaşamak utancı içinde kaldım."
- çocukluk yıllarında sağ kolunda beliren ciddi bir hastalıkla boğuşmuş, bu dönem hayatından parçaların yer aldığı dokuzuncu hariciye koğuşu'nu kaleme almıştır. bu kitap bağlamında sorulan bir soruya: "her romanımda kendi hayatımdan parçalar vardır " demiş ve eklemiştir: "bazıları dokuzuncu hariciye koğuşu gibi otobiyografik yalnız kendi hayatımdır. ötekilerde başka insanların hayat tecrübeleri ve maceraları vardır. otobiyografik romanlar yaratma hürriyetimizi kısarlar. orada biz sayısız imkan ve ihtimallerden bazılarını tercih hürriyetinin kaybeder, bir tanesi üzerinde billurlaşmaya mecbur kalırız. bence bunun için dokuzuncu hariciye koğuşunun güzel bazı yerleri varsa bunlar herhalde yaşanmamış hayat parçalarıdır. size garip gelecek fakat romanda yaşanmamış kısımlar yaşanmışlardan daha gerçektirler. çünkü roman olağanı olmuş gösterme sanatıdır. yoksa hatıratta farkı kalmazdı. biri yaratma, öteki hatırlamadır."
türk edebiyatının gördüğü en iyi kalemlerden birisi. muazzam kitapları olan yazar. bu adamı okumayan gelip bana insandan bahsetmesin. evet.
öyle bir münevver ve ediptir ki tarifi zordur.
tam manası ile aydındır.
hatta ondan sonra
daha yüce bir aydın gelmemiştir.
gelenekçiliği,
gelenekçiliğinin yanı sıra
çağdaş medeniyetleri takibi,
ileri gitmek için geriden destek
ve güç alınması gerektiği yönündeki felsefesi.
antik, orta ve yeni çağ felsefelerini çok iyi analiz etmesi
ve onları anadolu kültürüne eklemesi
her akıllının yapamayacağı şeylerdir.
cumhuriyet dönemi aydınlarının
en kalıcısıdır.
takip etmeyen,
bilmeyen varsa
acilen kavuşsun isterim sözlük.
çünkü peyami safa
gelecektir!
tam manası ile aydındır.
hatta ondan sonra
daha yüce bir aydın gelmemiştir.
gelenekçiliği,
gelenekçiliğinin yanı sıra
çağdaş medeniyetleri takibi,
ileri gitmek için geriden destek
ve güç alınması gerektiği yönündeki felsefesi.
antik, orta ve yeni çağ felsefelerini çok iyi analiz etmesi
ve onları anadolu kültürüne eklemesi
her akıllının yapamayacağı şeylerdir.
cumhuriyet dönemi aydınlarının
en kalıcısıdır.
takip etmeyen,
bilmeyen varsa
acilen kavuşsun isterim sözlük.
çünkü peyami safa
gelecektir!
necip fazıl'ın tabiriyle: onu ilk sokakta yürürken gördüm, kocaman bir kafa onu taşıyamayacak gibi görünen cılız bir vücut. işte peyami safa!
çok iyi arkadaşlarmış gençliklerinde, sonra necip fazıl'ın tasavvufi temayülü ikilinin yollarını ayırmıştır. necip fazıl'ın en çok sitem ettiklerindendir.
çok iyi arkadaşlarmış gençliklerinde, sonra necip fazıl'ın tasavvufi temayülü ikilinin yollarını ayırmıştır. necip fazıl'ın en çok sitem ettiklerindendir.
türkiye'de marksizmi en iyi yorumlayan adamdır. türk solcularını sosyalizmi, marksizmi bilmediklerini, okumadıklarını, tahlil etmediklerini söyler ve eleştirir.
geçimini sağlamak için yazdığı yazıları ve kitapları sanat değerleri olmadıkları için imzasını atmaz.
Matmazel Noraliyanın Koltuğu en sevdiği eseridir ve hem türk edebiyatında hem de dünya edebiyatında tektir.
geçimini sağlamak için yazdığı yazıları ve kitapları sanat değerleri olmadıkları için imzasını atmaz.
Matmazel Noraliyanın Koltuğu en sevdiği eseridir ve hem türk edebiyatında hem de dünya edebiyatında tektir.
lisede tanışılmış sağlam kalem.
bir tereddütün romanı gibi başyapıta imza atmış, usta kişilik.
--spoiler--
Kitap Mualla adında bir kızın arkadaşı tarafından tavsiye edilen bir kitabı okumasıyla başlar. Kitap kendisine çok ilginç gelir ve yazarıyla bir baloda karşılaşır. Yazar Muallayı görür görmez beğenir ve evlenme teklif eder. Mualla da düşünmek için süre ister.
Yazar daha sonra eskiden tanıştığı ve bir hayranı olan Vildan ile karşılaşır. Vildan da yazara evlenme teklif eder. Ona kocasından ayrılarak geldiğini söyler. Fakat yazar bunu nazik bir dille geri çevirir. Vildan yazarı intihar etmekle tehdit eder. Bir kaç ay geçtikten sonra yazar tekrar Vildan ile karşılaşır. Kendi izini ona bir süre kaybettirmiştir. Ama bu yeni karşılaşma Vildandaki değişikliği yazara fark ettirir. Vildanın, evine çağırma teklifini kabul eder. Evine gittiğinde Vildandan bazı itiraflar duyar. Vildanın asıl isminin Vildan olmadığını ve kocasından ayrılmadığını ve bir de sevgilisi olduğunu öğrenir. Ertesi gün Vildanın evine gelip gerçekleri öğrenmek istediğinde ise evden taşındığını öğrenir ve Vildan hakkında hiçbir bilgi alamaz.
--spoiler--
--spoiler--
Kitap Mualla adında bir kızın arkadaşı tarafından tavsiye edilen bir kitabı okumasıyla başlar. Kitap kendisine çok ilginç gelir ve yazarıyla bir baloda karşılaşır. Yazar Muallayı görür görmez beğenir ve evlenme teklif eder. Mualla da düşünmek için süre ister.
Yazar daha sonra eskiden tanıştığı ve bir hayranı olan Vildan ile karşılaşır. Vildan da yazara evlenme teklif eder. Ona kocasından ayrılarak geldiğini söyler. Fakat yazar bunu nazik bir dille geri çevirir. Vildan yazarı intihar etmekle tehdit eder. Bir kaç ay geçtikten sonra yazar tekrar Vildan ile karşılaşır. Kendi izini ona bir süre kaybettirmiştir. Ama bu yeni karşılaşma Vildandaki değişikliği yazara fark ettirir. Vildanın, evine çağırma teklifini kabul eder. Evine gittiğinde Vildandan bazı itiraflar duyar. Vildanın asıl isminin Vildan olmadığını ve kocasından ayrılmadığını ve bir de sevgilisi olduğunu öğrenir. Ertesi gün Vildanın evine gelip gerçekleri öğrenmek istediğinde ise evden taşındığını öğrenir ve Vildan hakkında hiçbir bilgi alamaz.
--spoiler--
romancı olmanın keyfini süren değil sıkıntısını çekenlerden. her satırda haklı çıkanlardan. ruhu şad olsun.
"9.hariciye koğuşu" ile gönlümde taht kurmuş, daha ilkokuldayken tıp hayalleri kurmama neden olmuş yazarımızdır..."sözde kızlar"ı vardır birde önerilir
kim ne derse desin, 9. hariciye koğuşu isimli kitabıyla çılgın atmış yazardır.
twilight okuyup bu yazara bok atanların olması daha kötü.
twilight okuyup bu yazara bok atanların olması daha kötü.
" Yaşlanarak değil yaşayarak tecrübe kazanılır, zaman insanları değil armutları olgunlaştırır..." *
çok büyük romancıdır. türk olmasaydı nobel filan ne varsa hepsini toplaması işten bile değildi. ama o server bedi olmak zorunda kaldı.
Mahşer. Doğu-batı, eski-yeni hayat tarzları kaleme almıştır. Kesinlikle kült niteliği taşır.
''az ümit edip çok elde etmek hayatın hakiki sırrıdır''
peyami safa
peyami safa
"yalnızız" başta olmak üzere sözde kızlar, fatih-harbiye ve canan ile gönlüme taht kurmuştur.
mekânı cennet olsun.
mekânı cennet olsun.
üstat öyle bir şey demiş ki yalnızız kitabında, bu kadar doğru, bu kadar göz önünde bir şeyi bu dizeleri okuyana dek keşfetmemiş olmama şaşırıyorum.
"hayranlık mağlup olmuş bir kıskançlıktır. yani kıskançlık gıptaya, gıpta hayranlığa yerini verir. dibinde kin vardır. gitgide, hayranlığın zaafa uğradığı anlarda bu kin ortaya çıkar."
"hayranlık mağlup olmuş bir kıskançlıktır. yani kıskançlık gıptaya, gıpta hayranlığa yerini verir. dibinde kin vardır. gitgide, hayranlığın zaafa uğradığı anlarda bu kin ortaya çıkar."
Beni ona bağlayan bu hisse bir isim takamıyorum. Aşk değil bu. Dostluk değil. Dostluk ve ahbaplık gibi, zora gelince feda edilebilecek bir şey değil. Sevilmenin gururu var tabii. Fakat bu biraz da sevmektir.
Peyami Safa, Yalnızız.
Peyami Safa, Yalnızız.
psikolojik sentezleriyle akıcılığı bağdaştırmış , okurken merak duygusu uyandıran bir yandanda olayı ve kişiler yaşatan yazardır . helal olsundur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar