bu konuda fikrin mi var? buraya entry ekle. üye ol
  1. 1.
    istanbul'da doğmuştur (1899). Servet-i Fünun dönemi şairlerinden ismail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine iki yaşında yetim kalmış (1901), bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanısıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Sonradan bu günlerini ünlü Dokuzuncu Hariciye Koğuşu adlı romanında dile getirmiştir.

    Hastalık ve savaşın yol açtığı maddî sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, o sıralar Maarif Nazırı olan Recaizade Ekrem Bey, bu görevinden ayrılınca onu Galatasaray Lisesi'nde okutma vaadini yerine getirememiş, Peyami safa da hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa idadisi'ndeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Keaton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, açılan sınavı kazanarak Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i ittihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızcasını ilerletmiştir.

    Daha sonra ağabeyi ilhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış (1918) ve birlikte çıkardıkları 20. Asır adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. imzasız yazdığı bu öykülerin tutulması üzerine adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra Son Telgraf gazetesinde yazmış (1921), oradan da Tasvir-i Efkâr'a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanısıra roman da tefrika etmiştir.

    1960'lı yıllara kadar bir çok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve'nin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra istanbul'da ölmüştür (15 Haziran 1961).
    9 ... arabaciarabayatasget
  2. 2.
    Peyami Safa'nın fıkra ve makalelerinde sağlam bir mantık dokusu ve inandırıcılık görülür. Romanlarında olaydan çok tahlile önem verdi. Toplumumuzdaki ahlâk çöküntüsünü, medeniyetin yarattığı bocalamayı, nesiller ve sosyal çevreler arasındaki çatışmayı dile getirdi. Zıt kavramları, duygu ve düşünce tezadını ustaca işledi.
    5 ... palta
  3. 3.
    türk edebiyatının en iyi psikolojik romanlarından (bkz: yalnızız)'a imza atmıştır. dokuzunca hariciye koğuşuda ara ara gelen umutlarla birlikte hüzün hakimdir. bana göre en iyi bölümleri "sofa" ve "galip duvarlar uzaklaşıyor" bölümleridir. en iyi roman yazarlarımızdandır. görüşleri nedeniyle bir dönem türk edebiyatında nazım hikmet - peyami safa kavgasının yaşanmasına neden olmuştur. kelimelerini çok dikkatli seçer...aslında bütün kitapları bir tereddütün romanı gibidir. 150'den fazla eseri,makalesi romanı, denemleri bulunmaktadır. kendisi romanlarını ikiye ayırır. edebi değer taşıyan romanalrına kendi ismini yazar. para kazanmak için yazdıklarına server bedi imzasını atar. zengin değildir. "server bedi" imzasıyla yazdıklarından bir ev alabilmiştir. hatta bu sebeple bir yazarımızın şöyle bir yazısı vardır. "peyami safa mı? tanırım kendisini serve bedi'nin evinde oturur...
    11 ... zero95
  4. 4.
    fatih harbiye'nin yazarı melankolik bir adamdır
    1 -1 ... dygjoe
  5. 5.
    türk inkilabına bakışlar adlı kitabında türk modernleşme hareketini çok güzel bir şekilde incelemiş kişidir.
    2 ... registerlater
  6. 6.
    Peyami Safa 1899'da istanbul'da doğdu, 15 Haziran 1961'de istanbul'da yaşamını yitirdi. Şair ismail Safa'nın oğlu. Düzenli bir eğitim almadı. Kendi kendini yetiştirdi. 13 yaşında hayata atıldı. Posta Telgraf Nezaretinde çalıştı. Öğretmenlik (1914-1918), gazetecilik (1918-1961) yaptı. Hayatını yazıları ile kazandı. Kardeşi ilhami ile Yirminci Asır adlı bir akşam gazetesi çıkardı. Bu gazetede "Asrın hikâyeleri" ilk hikâyelerini imzasız yayınladı (1919) Ayrıca, Kültür Haftası (21 sayı, 15 Ocak-3 Haziran 1936) ve Türk Düşüncesi (63 sayı, 1953-1960) adlarında iki de dergi çıkardı. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerinde yazdı. Çok sevdiği oğlu Merve'yi askerlik hizmeti yaparken kaybedince derinden sarsıldı. Bu olaydan birkaç ay sonra istanbul'da öldü. Edirnekapı Şehitliği'nde toprağa verildi. Fransızcayı, gramer kitabı yazabilecek kadar öğrendi. 43 yıl hiç durmadan yazdı. Güçlü bir fikir adamı, romancı ve polemikçiydi. Nâzım Hikmet Ran, Nurullah Ataç, Zekeriya Sertel, Muhsin Ertuğrul, Aziz Nesin'le girdiği polemikler unutulmaz. Ölümünden hemen önce Son Havadis gazetesi başyazarıydı. Kendince edebî değeri olmayan romanlarını "Server Bedi" ismiyle yayımladı. Sayıları 80'i bulan bu kitaplar içinde Cumbadan Rumbaya (1936) romanı ve Cingöz Recai polis hikâyeleri dizisi ünlüdür. Ayrıca ders kitapları da yazdı.

    ESERLERi:

    ROMAN: Gençliğimiz (1922) Şimşek (1923) Sözde Kızlar (1923) Mahşer (1924) Bir Akşamdı (1924) Süngülerin Gölgesinde (1924) Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü (1925) Canan (1925) Dokuzuncu Hariciye Koğuşu (1930) Fatih-Harbiye (1931) Atilla (1931) Bir Tereddüdün Romanı (1933) Matmazel Noralya'nın Koltuğu (1949) Yalnızız (1951) Biz insanlar (1959)

    ÖYKÜ: Hikayeler (Halil Açıkgöz derledi, 1980)

    OYUN: Gün Doğuyor (1932)

    iNCELEME-DENEME: Türk inkılâbına Bakışlar (1938) Büyük Avrupa Anketi (1938) Felsefî Buhran (1939) Millet ve insan (1943) Mahutlar (1959) Mistisizm (1961) Nasyonalizm (1961) Sosyalizm (1961) Doğu-Batı Sentezi (1963) Sanat- Edebiyat-Tenkid (1970) Osmanlıca-Türkçe-Uydurmaca (1970) Sosyalizm-Marksizim- Komünizm (1971) Din-inkılâp-irtica (1971) Kadın-Aşk-Aile (1973) Yazarlar-Sanatçılar-Meşhurlar (1976) Eğitim-Gençlik-Üniversite (1976) 20. Asır- Avrupa ve Biz (1976)

    DERS KiTAPLARI: Cumhuriyet Mekteplerine Millet Alfabesi (1929) Cumhuriyet Mekteplerine Alfabe (1929) Cumhuriyet Mekteplerine Kıraat (Dört cilt, 1929) Yeni Talebe Mektupları (1930) Büyük Mektup Nümuneleri (1932) Türk Grameri (1941) Dil Bilgisi (1942) Fransız Grameri (1942) Türkçe izahlı Fransız Grameri (1948)
    2 ... death lord
  7. 7.
    kitaplarını ötüken yayınları basıyordu. şimdi alkım yayınevine geçti. nhr ile düşman gibiydiler. nazım hikmet ran ona, o nazım hikmete, birbirlerini yeren şiirler yazmışlar, üstelik bu şiirleri laf olsun diye dergilerde yayınlatmışlardır.
    çocukluk işte.
    3 ... zinani
  8. 8.
    dokuzuncu hariciye koğuşu gibi tek bir mekanda geçen olaylar silsilesini tasvir ve de üslup gücüyle en ufak bir sorun bile çıkarmadan yazabilen aşmış yazar.. hayran olunası kişilerden biri kesinlikle.. anıyoruz kendisi biz de..
    4 -1 ... lyla
  9. 9.
    Server Bedii takma adıyla yazılar yazmış,eserlerini genel anlamda her ne kadar sevmesem de döneminde edebiyat dünyasında önemli bir yeri olduğuna inandığım yazardır.En ünlü eseri Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nde kendi rahatsızlığından yola çıkarak hasta bir çocuğun kasvetli yaşamını anlatmıştır.Fatih-Harbiye adlı yapıtında ise istanbul'un iki farklı yüzünü başarılı bir şekilde işlemiştir
    2 ... faithful lover
  10. 10.
    Kalemi çok kuvvetli olan,hikayelerindeki romanlarındaki karakterler normal insanlar olsa da anlatımıyla ve onlara kazandırdığı derinlikle onları normal üstü bir değere kavuşturmakta usta olan yazar.
    2 ... fehimsiz ekmek