bugün
- trump'ın iran açıklaması9
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi10
- 3 kere üst üste 31 çekmek15
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı10
- true'nın iran açıklaması3
- tayyip i sevmeme nedenimiz2
- teknofest güneydoğu da üçüncü gün heyecanı2
- uludede'nin cenaze eventi10
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak13
- göz kanlanması8
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak5
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması10
- yasin kol'un gözaltına alınması5
- kömbe7
- hayata aniden giren ve yaralara iyi gelen kadın3
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak5
- bugün doğum günü olan yazarlar4
- kuyu tipi cezaevleri2
- birbirine iyi gelmek2
- romantizmi bitirmek için burun karıştırmak2
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi8
- sarma4
- game of thrones taki kerhaneci5
- hürmüz boğazı nda petrol tankerine saldırı3
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- kant'ın yalan söyleme yasağı2
- ekim3
- recep tahrik erdoğan4
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- düz dünyacıların epeydir başlık açmaması4
- pick me girl6
- yunan adalarına gitmek20
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş6
- tinder'ın eşleşme algoritması2
- dinci ahlaksızlığı19
- fatma betül sayan kaya64
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- napolyon vs atatürk2
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- uludede'yi karıya götürmek7
- öyle bir sevişmek ki alev çıkartıp yatağı yakmak4
- gece eve atılan kızın ayaklarının ters çıkması7
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- en kısa sürede göbek eritme teknikleri7
- yunan aşığı tip15
- fiziği güzel sözlük kızları47
- ekmeğe çikolata sürmek7
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek7
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi12
".. ama ayaklarını seviyorum.. çünkü onlar; toprakta, rüzgarda, sularda yürüdüler.. beni bulana kadar" - pablo neruda
aldırmadan gidemiyorsa insan aldırmadan kalmayı bilmeli. çünkü henüz icat edilmedi anlamayana anlamayı öğretecek bir lisan.
maruri bir sokağindaki pansiyon
maruri bir sokak
karşı karşıya değildi evler, sevmezlerdi birbirlerini,
yine de yan yanaydılar.
duvar duvara, fakat
pencereleri
bakmazdı sokağa, konuşmazdı,
öyle sessizdiler.
bir kâğıt uçuruyor havalanır gibi ağaçtan
kışın kirli bir yaprak.
akşam ortalığı tutuşturuyor, kaygı içinde
yok oluveren bir ateş boşaltıyor gök.
kara sis balkonları örtüyor.
açıyorum kitabımı. yazıyorum
bir maden ocağının
çukurunda sanıp kendimi,
bir ıslak,
bırakılmış dehlizde.
biliyorum kimse yok şimdi
evde, sokakta, acı kentte.
bir mahkûmum açık kapısının önünde,
açık dünyanın önünde,
akşam alacasında şaşkın, gamlı bir öğrenciyim,
çıkıyorum işte o zaman şehriye çorbasına,
iniyorum ardından yatağa ve yarına.
maruri bir sokak
karşı karşıya değildi evler, sevmezlerdi birbirlerini,
yine de yan yanaydılar.
duvar duvara, fakat
pencereleri
bakmazdı sokağa, konuşmazdı,
öyle sessizdiler.
bir kâğıt uçuruyor havalanır gibi ağaçtan
kışın kirli bir yaprak.
akşam ortalığı tutuşturuyor, kaygı içinde
yok oluveren bir ateş boşaltıyor gök.
kara sis balkonları örtüyor.
açıyorum kitabımı. yazıyorum
bir maden ocağının
çukurunda sanıp kendimi,
bir ıslak,
bırakılmış dehlizde.
biliyorum kimse yok şimdi
evde, sokakta, acı kentte.
bir mahkûmum açık kapısının önünde,
açık dünyanın önünde,
akşam alacasında şaşkın, gamlı bir öğrenciyim,
çıkıyorum işte o zaman şehriye çorbasına,
iniyorum ardından yatağa ve yarına.
gülüşünü alma benden.
(bkz: pablito)
(bkz: yüz aşk şiiri)
UNUTMAK YOK
Nerelerdeydin diye sorarsan
"Hep eskisi gibi", diyeceğim.
Toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan
ablamı.
Neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden
günler
yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece
birikiyor ağızda? Neden ölüler?
Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük
kelimelerle konuşmak zorundayım,
ağzı zehir gibi yakan araçlarla,
çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla
ve avutamadığım yüreğimle.
Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,
yaşlarla kaplı yüzler,
boğazımıza yapışan eller
ve yapraklardan sıyrılan şey:
aşınmış bir günün karanlığı
acıyı kanımızda tatmış bir günün.
işte menekşeler, işte kırlangıçlar
bize sevinç veren ne varsa,
geçici ve küçük duyarlıkların
yan yana göründüğü süslü kartpostallarda.
Ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
ne karşılık vereceğimi bilemem:
öyle çok ki ölüler,
ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,
ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,
ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,
ve öyle çok ki unutmak istediklerim.Pablo NERUDA
Nerelerdeydin diye sorarsan
"Hep eskisi gibi", diyeceğim.
Toprağı örten taşlardan söz edeceğim,
sürdükçe kendini harcayan ırmaktan;
ben yalnız kuşların yitirdiklerini bilirim,
gerilerde kalan denizi bilirim, bir de ağlayan
ablamı.
Neden ayrı adlarla anılıyor ülkeler, neden
günler
yeni günleri izliyor? Neden koyu bir gece
birikiyor ağızda? Neden ölüler?
Nereden geliyorsun diye sorarsan bölük pörçük
kelimelerle konuşmak zorundayım,
ağzı zehir gibi yakan araçlarla,
çoğu çürümeye yüz tutmuş hayvanlarla
ve avutamadığım yüreğimle.
Andaç değil yanımızda götürdüklerimiz
unutuşta uyuklayan sarımsı kumru değil,
yaşlarla kaplı yüzler,
boğazımıza yapışan eller
ve yapraklardan sıyrılan şey:
aşınmış bir günün karanlığı
acıyı kanımızda tatmış bir günün.
işte menekşeler, işte kırlangıçlar
bize sevinç veren ne varsa,
geçici ve küçük duyarlıkların
yan yana göründüğü süslü kartpostallarda.
Ama bu sınırın ötesine geçmeliyim,
dişlemeliyim sessizliğin çevresindeki kabuğu,
ne karşılık vereceğimi bilemem:
öyle çok ki ölüler,
ve öyle çok ki al güneşle yarılmış hendekler,
ve öyle çok ki gemilere vuran miğferler,
ve öyle çok ki öpüşlerle kilitli eller,
ve öyle çok ki unutmak istediklerim.Pablo NERUDA
Kuyu
Bazen batarsın dibe, düşersin
sessizliğinin çukuruna,
bilinçli öfkeden uçurumunda,
ve neredeyse
geri dönemezsin,
hayatının derinliklerinde karşılaştığın
şeylerin kalıntısı var üstünde hâlâ.
Sevgilim, bulduğun nedir
kapalı kuyunda?
Yosunlar, bataklıklar, kayalıklar mı?
Acılanmış ve yaralanmış olarak
neler görürsün kör gözlerle?
Benimsin, kalmak istemezsin
düştüğün kuyuda, bulmak istersin
tepelerde senin için sakladığımı:
şebnem damlalarıyla bir demet yasemin,
uçurumundan daha da derin bir öpüş.
Korkma benden, yeniden düşme
kendi kızgınlığına.
Silkele seni yaralamaya gelen sözcüklerimi,
ve bırak uçsun gitsin açık pencereden.
Sen bir şey yapmaksızın
geri gelecek beni yaralamak için,
değil mi ki katı saniyeyle doldurulmuş,
ve o saniye patlayacak göğsümde.
Gülümse bana, ey ışıltılı,
yaralarsa ağzım seni.
Ben peri masallarındaki
o kör çoban değilim, fakat seninle
toprağı, rüzgârı ve dağ dikenlerini
paylaşan iyi bir oduncuyum.
Sen sev beni, gülümse bana,
yardım et iyi olmama.
Boşuna yaralama kendini bende,
yaralama beni, yaralarsın çünkü kendini.
Bazen batarsın dibe, düşersin
sessizliğinin çukuruna,
bilinçli öfkeden uçurumunda,
ve neredeyse
geri dönemezsin,
hayatının derinliklerinde karşılaştığın
şeylerin kalıntısı var üstünde hâlâ.
Sevgilim, bulduğun nedir
kapalı kuyunda?
Yosunlar, bataklıklar, kayalıklar mı?
Acılanmış ve yaralanmış olarak
neler görürsün kör gözlerle?
Benimsin, kalmak istemezsin
düştüğün kuyuda, bulmak istersin
tepelerde senin için sakladığımı:
şebnem damlalarıyla bir demet yasemin,
uçurumundan daha da derin bir öpüş.
Korkma benden, yeniden düşme
kendi kızgınlığına.
Silkele seni yaralamaya gelen sözcüklerimi,
ve bırak uçsun gitsin açık pencereden.
Sen bir şey yapmaksızın
geri gelecek beni yaralamak için,
değil mi ki katı saniyeyle doldurulmuş,
ve o saniye patlayacak göğsümde.
Gülümse bana, ey ışıltılı,
yaralarsa ağzım seni.
Ben peri masallarındaki
o kör çoban değilim, fakat seninle
toprağı, rüzgârı ve dağ dikenlerini
paylaşan iyi bir oduncuyum.
Sen sev beni, gülümse bana,
yardım et iyi olmama.
Boşuna yaralama kendini bende,
yaralama beni, yaralarsın çünkü kendini.
Şili li yazar,yurdundan kaçıp,bir müddet italyada kalmıştır..
şilinin nazım'ı.
(bkz: Pablo neruda parkı)
"bazen sırf birisi iyi geceler demediği için, iyi geçmeyen geceler vardır." sözünün de sahibi şair.
kırmızı yayınları'ndan çıkmış 100 aşk sonesi adlı derlemesi mükemmeldir, okunması gerekmektedir.
(bkz: yavaş yavaş ölürler)
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Kendilerine olan sevgilerini yıkanlar,
Hiçbir zaman yardım istemeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin...
Gözlerindeki pırıltıyı görmekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup
istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için
Risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi...
Mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Şimdi yaşa!
Bugün riske gir!
Hemen harekete geç!
Kendini yavaş ölüme teslim etme!
Mutluluktan kaçınma!
Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler,
Okumayanlar,
Müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoş görmeyi barındıramayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Kendilerine olan sevgilerini yıkanlar,
Hiçbir zaman yardım istemeyenler.
Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
Yavaş yavaş ölürler
ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin...
Gözlerindeki pırıltıyı görmekten kaçınanlar.
Yavaş yavaş ölürler
Aşkta veya işte bedbaht olup
istikamet değiştirmeyenler,
Rüyalarını gerçekleştirmek için
Risk almayanlar,
Hayatlarında bir kez dahi...
Mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.
Şimdi yaşa!
Bugün riske gir!
Hemen harekete geç!
Kendini yavaş ölüme teslim etme!
Mutluluktan kaçınma!
bu adamın halk isimli şiiri beynimde öyle bir yankılanıyor ki şu aralar..
--spoiler--
halkım ben.
hani şu sayılamayan,
hani şu çok halk.
soluğumun öyle bir gücü var ki..
sessizliği deler geçerim, dinlemem,
filiz verir, boy atarım,
zifiri karanlık demem.
zulüm, acı, ölüm, şu bu.
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı.
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
ölümün içinden yeşerir yaşamak.
--spoiler--
zor günler, yokluklar, 'zulümler, acılar, ölümler, şunlar, bunlar' vs..
yıllardan beri uyutulan, sömürülen, hor görülen, ayrıştırılmaya çalışılan, birbirine düşürülmeye uğraşılan, yaşam kavgasında yorgun düşürülen, nefretle yoğrulup bilenen, eğreti kurnazlıklara mecbur bırakılan halkımız..
hepsini aşacak; 'sessiliği delip geçecek, filiz verip boy atacak' bir gün insanımız. inanıyorum..
bu yüzden fazla hayalperest, fazla ütopik, fazla romantik bulunsam da zaman zaman, inanıyorum işte.
hem ne demiş pablo neruda? 'ölümün içinden yeşerir yaşamak.'
öümlerin içinden yeşerecek tüm yaşamaklar.. inanıyorum..
--spoiler--
halkım ben.
hani şu sayılamayan,
hani şu çok halk.
soluğumun öyle bir gücü var ki..
sessizliği deler geçerim, dinlemem,
filiz verir, boy atarım,
zifiri karanlık demem.
zulüm, acı, ölüm, şu bu.
bir anda gizlerse de tohumu,
ölmüş gibi görünürse de halk,
döner gelir elbet bir gün nisan ayı.
kavuşur baharına toprak,
kızgın eller dağıtır atar ağır havayı.
ölümün içinden yeşerir yaşamak.
--spoiler--
zor günler, yokluklar, 'zulümler, acılar, ölümler, şunlar, bunlar' vs..
yıllardan beri uyutulan, sömürülen, hor görülen, ayrıştırılmaya çalışılan, birbirine düşürülmeye uğraşılan, yaşam kavgasında yorgun düşürülen, nefretle yoğrulup bilenen, eğreti kurnazlıklara mecbur bırakılan halkımız..
hepsini aşacak; 'sessiliği delip geçecek, filiz verip boy atacak' bir gün insanımız. inanıyorum..
bu yüzden fazla hayalperest, fazla ütopik, fazla romantik bulunsam da zaman zaman, inanıyorum işte.
hem ne demiş pablo neruda? 'ölümün içinden yeşerir yaşamak.'
öümlerin içinden yeşerecek tüm yaşamaklar.. inanıyorum..
Hayalbaz bir çocuk pablo yaşadığımı itiraf ediyorum kitabı 1971 nobel ödülü aldı ve okurken anlıyorsunuz ki insanlar çocuklarını her şeyden daha iyi hatırlıyor uzun buğday tarlalarını, büyülü gibi görünen sandıkları unutmuyorlar. Unutamıyorlar.
ilk şiirini daha ilk yazı yazmayı öğrendiğinde yazmış pablo;
--spoiler--
Anneme yazılmıştı o kelimeler. Benim tanıdığım yumuşak gölgesi ile bütün çocukluğumu koruyan üvey anneme bu yaptığımın beğenilip beğenilmemesi düşünmeden anne ve babama gösterdim. Babam dalgın dalgın kagıdı aldı okudu ve yine geri uzattı
Nerden kopya ettin bunu? Diye sordu .
Sonra benim cevabımı beklemedi.
--spoiler--
ilk şiirini daha ilk yazı yazmayı öğrendiğinde yazmış pablo;
--spoiler--
Anneme yazılmıştı o kelimeler. Benim tanıdığım yumuşak gölgesi ile bütün çocukluğumu koruyan üvey anneme bu yaptığımın beğenilip beğenilmemesi düşünmeden anne ve babama gösterdim. Babam dalgın dalgın kagıdı aldı okudu ve yine geri uzattı
Nerden kopya ettin bunu? Diye sordu .
Sonra benim cevabımı beklemedi.
--spoiler--
Bir gün bir yerde tekrar karşılaşırsak eğer, benimle yeniden tanış.
okumaktan büyük bir zevk aldığım, nazım hikmet hayranı bir şairdir.
sanırım yavaş yavaş ölürler şiiri ile hayatın sırlarını çözdüğüne inandığım şair.
"çünkü henüz icat edilmedi; anlamayana anlamayı öğretecek bir lisan."
demiş ve bütün hissettiğim şeyleri tek cümlede özetlemiş büyük insan.
demiş ve bütün hissettiğim şeyleri tek cümlede özetlemiş büyük insan.
''seni sevdiğimi göreceksin; sevmediğim zaman.''
aynı zamanda politik liderdir.
(bkz: şili komünist partisi)
(bkz: şili komünist partisi)
--spoiler--
yavaş yavaş ölürler
seyahat etmeyenler,
yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.
yavaş yavaş ölürler,
izzeti nefislerini yıkanlar
hiçbir zaman yardım
istemeyenler.
yavaş yavaş ölürler
alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
yavaş yavaş ölürler
ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.
yavaş yavaş ölürler
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
yavaş yavaş ölürler
--spoiler--
yavaş yavaş ölürler
seyahat etmeyenler,
yavaş yavaş ölürler okumayanlar,
müzik dinlemeyenler,
vicdanlarında hoş görmeyi barındırmayanlar.
yavaş yavaş ölürler,
izzeti nefislerini yıkanlar
hiçbir zaman yardım
istemeyenler.
yavaş yavaş ölürler
alışkanlıklara esir olanlar,
her gün aynı yolları yürüyenler,
ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen,
veya bir yabancı ile konuşmayanlar.
yavaş yavaş ölürler
ihtiraslardan ve verdikleri heyecanlardan kaçınanlar,
tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı
görmek istemekten kaçınanlar
yavaş yavaş ölürler.
yavaş yavaş ölürler
aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler,
rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar,
hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin
dışına çıkmamış olanlar.
yavaş yavaş ölürler
--spoiler--
bazen "bazen sırf birisi iyi geceler demediği için, iyi geçmeyen geceler vardır." dir,
bazen ise "seni sevdiğimi anlayacaksın, sevmediğim zaman." dır.
bazen ise "seni sevdiğimi anlayacaksın, sevmediğim zaman." dır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar