bugün

/114
acı verir çünkü sonu vardır.
bence mutluluk varılmış bir yer değil gidilmemiş yerlere giderken yaşanan histir.
Uzun zamandir kapimi bile calmayan.
cogu insanin hayatinin belli donemlerinde yakaladigi sans işidir.
saydamdır, her mutluluğun zemininde acı ve hüzün vardır. acı ve hüzünle kazanılmamış bir mutluluk kalıcı olması beklenemez.
zulfu livanelinin cok surukleyici ve mukemmel kitabidir.
anlıktır, sanrıdır sadece. mutlak mutluluga erişmek imkansızdır yeryüzunde. kendi adıma sadece ölumle gercekleşecegine inandığımdır.
kadınları huzursuz eden duygudur. çünkü; bu adam neden mutlu,yoksa onu mutlu eden biri mi var diye kurduklarından.
kendi kendine gerçekleşmesi zor olan tabir.
geçici olan duygudur. bazen uzun sürer bazen kısa ama her defasında geçip gider ve bir daha ne zaman geleceğini bilmeden beklenir. bağımlılık yapar.
genelde küçük şeylerdir.
her şeyden iyi şeyler çıkarabilme, umut etme becerisidir.
insanları hep fazlasını istemeye iten bir şeydir ayrıca.
Negatif düşünen insanlar, hep bir kusur arayışı içersinde olmazlarsa, güneşin doğuşuna, yağmurun yağışına, kendi değerlerine 'kapalı' olmazlarsa bu 'mutluluk' denen kavramı somutlaştırabilirler. Tabi insanın içinde istek olmalı. Mutluluk için bir ışık...
çayın biraz soğumasını beklerken ki zamanı biraz da olsun iyi geçirmek.
hayatın size en büyük hediyesidir.
Başıma gelmesini en çok istediğim şey... Sen sabır edip beklersin o ise yakınına bile uğramaz. Mutlu insanlara gözün kalır, hayır hayır kıskanma değil. imrenirsin sadece. ama şunu da bilirsin ki sana mutsuzluğu yaşatan kişi elbet pişman olacak, işte o günü sabırla beklersin
mutluluk bir kibrit çöpü. Artık ne kadar yanarsa.

alıntı.
hayatın belli evrelerinde yoğun olarak tecrübe edildiği sanrısına kapılınabilinen duygu biçimi.

kişi geçmişe dönüp baktığında bir zamanlar ne kadar da mutlu olduğunu düşünür ve geçmişte bu duyguyu yaşamış olmasından mütevellit, gelecekte de tıpkı eskisi gibi mutlu olabileceğini düşünerek yaşamaya, kendini dışa kapatmaya başlar. tıpkı, osmanlı'nın gerileme döneminde, sultan süleyman zamanındaki şaşasına kavuşacağına inanması gibidir.

not: bildiğiniz üzere devlet-i aliyye gerileme dönemine girmesinden itibaren muhtelif sebeplerle azalarak tükenmiştir.
mutluluk diye birşey yoktur, mutlu olduğumuz anlar vardır, demişti bir öğretmenimiz.ben de şunu ekleyeceğim 'mutsuzken daha önce ne kadar mutluymuşum meğer' diyebilmek.
Anın farkına varıp, şükredebilmektir.
günümüz dünyasında erişilmesi imkansız olan. insan olma nitelikleri taşıyan hiç kimsenin mutlu olabileceğine inanmıyorum. birçok kez sevinç ve mutluluğun karıştırıldığını düşünüyorum. şimdi diyebilirsiniz aga sevinç ve mutluluk eş anlamlı değil midir zaten diye. hayır değildir sevinç insanoğlunun duyduğu anlık hazlardır ama mutluluk daha geneldir ve hayat boyu devam etmesi gerek. o yüzden mutluluğun daha kapsamlı bir duygu olduğunu düşünüyorum, sevinç ise geçicidir. bir olaydan dolayı mutlu olamazsın sadece sevinirsin o olaya. zaten dünyanın şu anki düzeninde olan biten tüm kötülükleri düşünürsek eğer ve insansak gerçekten nasıl mutlu olabiliriz ki? ve mutlu olduğumuz anlar bile yoktur, öyle sandığımız anlar aslında sevinç duyduğumuz anlardır. ha nasıl mutlu olabilir peki insan? bu konuda da şunu söyleyebilirim: eğer çevremizde olup biten tüm insanlık dışı eylemleri görmezden gelip insanları umursamazsak mutlu olmayı başarabiliriz ama bu da bencil bir mutluluk olur ve tam anlamıyla benim hayal ettiğim mutluluğu temsil etmiş olmaz. nihayetinde mutluluk kapsar sevinci.
her yaşta değişken olan.

altı aylık bir bebek için istediği bir eşyayı tutabilmek mutluluktur.
altı yaşındaki çocuk için bisiklet.
on iki yaşında takdir almak.
on sekiz yaşında bir kız-erkek arkadaşa (sevgili demeye dilim varmıyor) sahip olmak.
yirmi dört yaşında bir baltaya sap olmak.
otuz yaşında iş, aş, eş sahibi olmak.
kırk yaşında hayatın manasını çözmek, kısaca kemale ermek.
olabilir de olmayabilir de.

ortaokulda yatılıydım. gündüzlü okuyan bir arkadaşım vardı adı süleyman. nerde ne yapar şu an bilmiyorum. babası ölmüş anası başka bir okulun temizliğini yapıyordu. bir gün davet etti, okuldan sonra birlikte evine gittik. ev dediğime bakmayın bildiğin baraka. tek göz bir odaydı burası. soba üstünde pişen kuru fasulye ve pilavdan ikram etti elleri öpülesi anası. süleyman soğan kırıp cücüğünü bana verdi. o barakada bulunduğum sürede çok mutluydum. mutluluk bence budur işte.

özet: sıcak bir ortamda yenilen kuru fasulye pilav mutluluktur.
Ölsem üzülür müsün dedim benim için yaşamalıydı derim dedi mutluluktan ölüyorum.
uzak ve bir o kadar da yakın.
Mutluluk kardesime sarilmak olsa gerek.
© copyright 2005 - 2026