bugün
- galatasaray ne zaman transfer yapacak9
- her şeyin üst üste gelmesi8
- hangi manifest kızısın12
- başını alıp gitmek isteyen insan5
- lahmacun yiyecek kadar düşmek8
- kabataş olayı görüntüleri27
- habire124
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak6
- okumak yerine erken yaşta çalışmanın faydası5
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması7
- eti çikolatalı gofret3
- kürtler3
- istanbul un çok pahalı olması27
- safran7
- şaka maka true'nun 60 ında da kaldıracak olması3
- fatih sultan mehmet'in alkol kullanması3
- cemal süreya'nın evli kadın aşkı3
- meyveli lahmacun7
- başbiraderin kahve biraderleri4
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj5
- volkswagen beetle5
- çalışan kadın tercih etme sebepleri2
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- sanayi tipi kavurmalı tost5
- kıvameddin efendi4
- türkiye cumhuriyeti ortak paydası4
- en sevilmeyen ev işleri14
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk3
- ne kadar geri zekalı varsa hepsi uludağ sözlük te4
- dünya kaç renklidir4
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- gönül almaya çalışan erkek11
- gocu25
- marc cucurella9
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- ciddiye alınmamak4
- özgür özel'in chp de veda konuşması2
- ne kadar salak olduğunuzu biliyor musunuz3
- diş fırçalamak2
- ciguli kral4
- haluk levent son açıklaması7
- nebi barlas2
- sitede büyüyen çocuk3
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak7
- mehdi bir ihtiyaçtır3
- erdogan ve trump'ın yakın ilişkisi4
- en son ne aldınız5
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
karşılık beklemeden sadece sevdiğiniz insanın size içten gülümsemesi.
her zaman bir engelleyicisi bulunan, sadece anlık yaşanan, trial duygu.
bazen, bilinen bir şehirde bildiğin birinin bilmediği ve bilmediğin birini beklerken hissettiklerine tanık ve ortak olmaktır.
mars olacağınızı bile bile tavla oynamaktır.(babacım seni seviyorum)
iç acıtan bir romandır.
bir yerlerde gerçekten böyle insanlar vardır ama siz eliniz kolunuz hatta muhtemelen gözleriniz bağlı oturmaktasınızdır
canınız yanar...
roman biter...
film biter..
herkes için hayat devam ederken, biri mutluluk için ölür..
bir yerlerde gerçekten böyle insanlar vardır ama siz eliniz kolunuz hatta muhtemelen gözleriniz bağlı oturmaktasınızdır
canınız yanar...
roman biter...
film biter..
herkes için hayat devam ederken, biri mutluluk için ölür..
taze bir rüzgarın yüzünüze vurması,
hoş kokulu bir esintinin içinize dolmasıdır.
sebepsiz, anlamsız bir sevincin dört bir yanınızı sarması yahut gözlerinizin huzura dalmasıdır.
hoş kokulu bir esintinin içinize dolmasıdır.
sebepsiz, anlamsız bir sevincin dört bir yanınızı sarması yahut gözlerinizin huzura dalmasıdır.
elde etmesi çoğunlukla zor olan belirsiz duygu.bazen bir silgiye sevindiğiniz, bazen de sifon çekmeyen arkadaşıza sinir olduğunuz olur.sifon ve silgi... pek iyi bir örnek olmadı ama herneyse kısaca değişkendir.
çoğu zaman birtakım mutsuzluklardan sonra geldiğinde dünyayı değiştirme yetisine sahip olaylar bütünü...
yaşanılan acılarımız olmasaydı, mutluluğun tadını bu denli hissedebilir miydik?...
aynı zamanda kanayan yaramız töre cinayetlerini işleyen, izlenmesi gereken bir abdullah oğuz yapımı...
filmde düşündürücü bir cümle vardır, der ki :
--spoiler--
kadın kadınlığını , erkek adamlığını bilmeli.
--spoiler--
yaşanılan acılarımız olmasaydı, mutluluğun tadını bu denli hissedebilir miydik?...
aynı zamanda kanayan yaramız töre cinayetlerini işleyen, izlenmesi gereken bir abdullah oğuz yapımı...
filmde düşündürücü bir cümle vardır, der ki :
--spoiler--
kadın kadınlığını , erkek adamlığını bilmeli.
--spoiler--
eski güzel günlerin anımsandığı andaki his. öğlen açarsın balkonun kapısını. bir koku gelir, hiç beklemediğin.
beynine çarpar çok kısa bir süreliğine. birşeyler hızlıca içini güzelleştirir. bir gülümseme çakar yanaklarına.
ve mutluluk gitgide yontulan ruhtan uzaklaşandır. arada bir teselli mi ediyor hayat...
eskiden, 51 ekran o siyah televizyonun önünde uzanıp reha muhtar'ın ateş hattı'nı izleyecek olmak, zaga'yı, ceviz kabuğu'nu izleyecek olmak bile bir mutluluk veriyordu. o göreceli masumiyet, rahatlık, çocukluk şimdi yerini
sabaha doğru göz yaşı döken, beynini pis düşüncelere kaptırmamaya çalışan, aynaya baktığında 1 haftadan fazladır uzamış sakallarını gören, akşam 6 da kahvaltı yapıp sabah 7'de akşam yemeğini yiyen bir enkaza bıraktı.
işte o yüzden çocukluk gibisi yok. her ne kadar o da acı dolu olsa da. o daha güzeldi.
beynine çarpar çok kısa bir süreliğine. birşeyler hızlıca içini güzelleştirir. bir gülümseme çakar yanaklarına.
ve mutluluk gitgide yontulan ruhtan uzaklaşandır. arada bir teselli mi ediyor hayat...
eskiden, 51 ekran o siyah televizyonun önünde uzanıp reha muhtar'ın ateş hattı'nı izleyecek olmak, zaga'yı, ceviz kabuğu'nu izleyecek olmak bile bir mutluluk veriyordu. o göreceli masumiyet, rahatlık, çocukluk şimdi yerini
sabaha doğru göz yaşı döken, beynini pis düşüncelere kaptırmamaya çalışan, aynaya baktığında 1 haftadan fazladır uzamış sakallarını gören, akşam 6 da kahvaltı yapıp sabah 7'de akşam yemeğini yiyen bir enkaza bıraktı.
işte o yüzden çocukluk gibisi yok. her ne kadar o da acı dolu olsa da. o daha güzeldi.
mutluluk; acıyla kaynağının yer değiştirmesinden doğar. *
-mutlu musun?
+evet.
-endişelenme geçer...
+evet.
-endişelenme geçer...
bir duygu olup sonuçta insanda "hâl" olarak görünür.
genetik olduğuna inanıyorum. inancımı bilimsel çalışmalar da destekliyor, sağolsunlar.
mutluluk için, kişinin bolluk ve keyf içinde olması düşünülür ve hata edilir. ne darlık içinde insanlar vardır ki; sanırsınız hiç bir derdi sıkıntısı yok da ondan gözlerinin içi güler. sıkıntı anında dahi bir hoşluk düşünebilme yeteneği ile nefes alır ve nefes aldırırlar.
notumsu: zorlamayla olmuyor işte... içte olacak, taa içte... kromozomlarda dizim dizim dizilmiş olacak...
genetik olduğuna inanıyorum. inancımı bilimsel çalışmalar da destekliyor, sağolsunlar.
mutluluk için, kişinin bolluk ve keyf içinde olması düşünülür ve hata edilir. ne darlık içinde insanlar vardır ki; sanırsınız hiç bir derdi sıkıntısı yok da ondan gözlerinin içi güler. sıkıntı anında dahi bir hoşluk düşünebilme yeteneği ile nefes alır ve nefes aldırırlar.
notumsu: zorlamayla olmuyor işte... içte olacak, taa içte... kromozomlarda dizim dizim dizilmiş olacak...
kimsenin eline teslim edilmemesi gereken duygu.
kız kardeşimin gözlerine baktığımda gördüğüm şey.. tarif edemiyorum, sadece izliyorum..
Sevilmektir çoğu insana göre. Sevdiğin tarafından sevilmektir esas tanımı.
Dünyevi zevklerin peşinden koşmayan ve sıyrıldığı maddesel mutluluların arkasından ağlamayan zihinlerin tanımı bu olmalı.
Ya sıradan insanın bencil insanın mutluluk tanımı ne olabilir?
Yeni yıkanmış nevresimlerinin mis kokusu içinde uyanmak. Ya da o nevresimleri serebileceğin bir yatağa sahip olmak. Ardından o yatağı yerleştirebileceğin bir odaya sahip ev istemek. Çok çalışmak. Bir yuva sahibi olmak istemek...
Daha sonra yuvanı paylaşabileceğin mutluluk katsayını artıracak bir eş, sonbahar yaprakları üzerinde yürürken çıkan çıtırtıyı birlikte dinlemekten zevk aldığın bir eş. Ve sevmek, sevdiğin tarafından sevilmek.
Amerikalı bir zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar:
Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı?
Balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler.
Yabancı adam bu kez, niçin daha uzun sure kalıp, daha fazla balık yakalamadığını sorar. Balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini soyler. Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasil geçirdiğini sorar. Balıkçı anlatır :
Gece geç yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra cocuklarımla oynarım,öğlende de karım Maria ile biraz siesta yaparım. Akşamları, amigolarla beraber gitar çalıp şarap içeriz, eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var senyor."
Amerikalı gerinerek,
Benim Harvard'dan MBA'm var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile calışmalısın. Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa surede bir balıkçı filosuna sahip olursun.Böylelikle, yakaladığın balıkları aracılara değil, doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun.
Ve Amerikalı devam eder,
Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasini terk edip Mexico City'ye, daha sonra Los Angeles'e ve en sonunda holdingini genişletebileceğin New York'a yerleşirşin.
Balıkçı düşünceli vaziyette sorar,
Peki senyor, bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır?
Amerikalı yanıtlar,
15-20 yıl kadar.
Peki bundan sonra senyor? diye sorar balıkçı...
Amerikalı güler,
Simdi anlatacağım en iyi tarafi! Zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın !
Milyonlar? der. Meksikalı, Eee...sonra senyor?
Amerikalı,
Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk icin biraz balık tutarsın, cocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur,aksamları da arkadaslarınla şarap içip, gitar çalarsın.
Balıkçı bu sözlerden sonra sadece gülmüş. *
Gülüyorum...
Dünyevi zevklerin peşinden koşmayan ve sıyrıldığı maddesel mutluluların arkasından ağlamayan zihinlerin tanımı bu olmalı.
Ya sıradan insanın bencil insanın mutluluk tanımı ne olabilir?
Yeni yıkanmış nevresimlerinin mis kokusu içinde uyanmak. Ya da o nevresimleri serebileceğin bir yatağa sahip olmak. Ardından o yatağı yerleştirebileceğin bir odaya sahip ev istemek. Çok çalışmak. Bir yuva sahibi olmak istemek...
Daha sonra yuvanı paylaşabileceğin mutluluk katsayını artıracak bir eş, sonbahar yaprakları üzerinde yürürken çıkan çıtırtıyı birlikte dinlemekten zevk aldığın bir eş. Ve sevmek, sevdiğin tarafından sevilmek.
Amerikalı bir zengin işadamı, bir iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kasabasına uğrar. Limanda gezerken, ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar:
Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı?
Balıkçı, tümünü bir-iki saate yakaladığını söyler.
Yabancı adam bu kez, niçin daha uzun sure kalıp, daha fazla balık yakalamadığını sorar. Balıkçı, ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini soyler. Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasil geçirdiğini sorar. Balıkçı anlatır :
Gece geç yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra cocuklarımla oynarım,öğlende de karım Maria ile biraz siesta yaparım. Akşamları, amigolarla beraber gitar çalıp şarap içeriz, eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var senyor."
Amerikalı gerinerek,
Benim Harvard'dan MBA'm var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile calışmalısın. Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa surede bir balıkçı filosuna sahip olursun.Böylelikle, yakaladığın balıkları aracılara değil, doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun.
Ve Amerikalı devam eder,
Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasini terk edip Mexico City'ye, daha sonra Los Angeles'e ve en sonunda holdingini genişletebileceğin New York'a yerleşirşin.
Balıkçı düşünceli vaziyette sorar,
Peki senyor, bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır?
Amerikalı yanıtlar,
15-20 yıl kadar.
Peki bundan sonra senyor? diye sorar balıkçı...
Amerikalı güler,
Simdi anlatacağım en iyi tarafi! Zamanı geldiğinde, şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın !
Milyonlar? der. Meksikalı, Eee...sonra senyor?
Amerikalı,
Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk icin biraz balık tutarsın, cocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur,aksamları da arkadaslarınla şarap içip, gitar çalarsın.
Balıkçı bu sözlerden sonra sadece gülmüş. *
Gülüyorum...
sevgilinin sesini duyduğunda , içindeki kıpraşma durumu .
sevdiğim bir söz:
bulutlarının üstüne çıkmak sevinç ise, bunu başkalarına anlatmak mutluluktur.
bulutlarının üstüne çıkmak sevinç ise, bunu başkalarına anlatmak mutluluktur.
bir varmış, bir yokmuş.
sonbahar ayında ağaçlardan sökülen sarı yapraklar arasında çıplak ayaklarla dolaşmaktır.
ölümü unutmak, yarını ertelemektir.
ölümü unutmak, yarını ertelemektir.
izledikten sonrA benimle aYNI KANI TAŞIYAN iNSANLARIN BU DENLi HARiKA filmler yapabileceklerine iyiden iyiye inanmaya başladığım mükemmel film.. denzel'lerı, cruise'ları izlerken kendimizden geçen bizler bu filmi izlediğimizde şöyle bi durup soluklanıyoruz.. hayatımda izlediğim en mükemmel türk filmlerinden biridir.. özellikle özgü namal'a full dikkat..
sevgilinin sesidir...
anne baba kardeş sevgili para ev okul köy...nereye/kime ya da neye olursa olsun her hangi bir sevilene kavuşmaktır mutluluk.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar