bugün
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- fon vurgunu39
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması8
- sergen yalçın9
- boşalırken anıran erkek5
- özelden gelen saçma mesajlar12
- acı soslu süs domuzu7
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur12
- hakkını helal etmeyen evlat3
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- devlet putu2
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- fenerbahçe 5 slavia prag 13
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- yemek yapmayı bilmeyen erkek3
- gençler çalışmadan para kazanmak istiyor5
- clemence baptista16
- aynı anda 2 ayakla merdiven çıkmak3
- kim bu erzincanlı9
- annenin felsefe profesörü değil ev hanımı olması2
- nohut köftesi3
- devletin bisiklet ehliyeti zorunluluğu3
- haberler3
- mercimek makarnası5
- günü geçmiş buz gibi süt4
- memeleri ile gündeme oturan yazar2
- sözlükten 50 kişi çıkarırsam yazacak kimse kalmaz6
- arkadaşlar hayırlı olsun der misiniz lütfen9
- palmiye4
- kylie jenner4
- gocu karton toplayan cocuk true sari renkli seker10
- kolye140
- üsküdar da cumhur ittifakı başkanvekili seçimi7
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı22
- defin işlemi sırasında mezarlıkta yemek servisi10
- pavyon bu dünya4
- anın görüntüsü17
- hakkını helal etmeyen anne3
- toplantı bitmek üzereyken soru soran çalışan3
- fantezi iç giyim mağazasını dualarla açmak6
- s'i l v'e r m'i s t15
- murat ağırel4
- platon un mağara alegorisi10
- tabiat4
- arkadaşlar hoşçakalın sizi terk ediyorum7
- ayrılınca hediyelerimi geri ver diyen erkek6
- saraca'ya uzaylı soruları4
şantiyelerde en sevilmeyen grubun başında olan, inşaat mühendislerinin hep sözlü tacizine uğrayan bu nedenle kendine savunma mekanizması olarak 'ukalalık'ı seçen, özünde iyi ve eğlenceye düşkün; aldığı eğitim sonucu olaylara farklı bakan ,çevresindekilerin bunu farklı olmak için yaptığını sandığı, en büyük ideali bir gün kendi tasarladığı binayı yapılmış olarak görmek olan insandır kendisi. Tembeli yoktur bu mesleğe sahip olanının, bıkmışı umursamazı vardır ancak.
Hiçbir sike yaramayan insanlar topluluğu.
4 sene bunlara ne okutuyorlar merak ediyorum.
Binanın zeminini statiğini temelini kolonunu krişini rüzgara yönünü bokunu püsürünü jeoloji/inşaat mühendisleri yapıyor.
E tüm bunlardan sonra zaten oransal olarak pencere açıklıkları ve bolkon metrekareleri çıkıyor. Yapacağın kat sayısı bulunduğun yerdeki imar izinlerine ve mal sahibinin maddi gücüne bakıyor.
Ne kadı geriyor hee pencerenin etrafındaki söve nasıl olacak???
Sırf söve çizmek için 4 sene okul okuyorlar..
iç mekana hiç birmeyeceğim. daha 5 yıllık taze iç mimar olmama rağmen türkiyenin en büyüklerinden sayılan Mimarlık firmalarının çizdiği iç mimari projeleri elimin tersiyle iterim.
2-3 ay önce açılan 5 yıldızlı bir otelde türkiyenin taban*ı en geniş mimarlık şirketinin çizdiği projede. Gelin Açık havuz koktey/düğün alanına geçebilmesi için sırasıyla önce spa alanından geçecek, sonra restoran ve asasörlerin bulunduğu koridor den boydan boya gidip restoranın önünden geçip çok amaçlı salonun içine girmesi, salonun terasa çıkış kapısından çıkması gerekiyor. işin kötü tarafı buradan havuzun alt kademesine çıkıyor olması. Aslında milletin burada olup gelinin üst kademeden buraya inmesi gerekiyor ya neyse bunlar önemli değil taban*ı geniş mimarlık çok güzel dış cephe yapmış.
4 sene bunlara ne okutuyorlar merak ediyorum.
Binanın zeminini statiğini temelini kolonunu krişini rüzgara yönünü bokunu püsürünü jeoloji/inşaat mühendisleri yapıyor.
E tüm bunlardan sonra zaten oransal olarak pencere açıklıkları ve bolkon metrekareleri çıkıyor. Yapacağın kat sayısı bulunduğun yerdeki imar izinlerine ve mal sahibinin maddi gücüne bakıyor.
Ne kadı geriyor hee pencerenin etrafındaki söve nasıl olacak???
Sırf söve çizmek için 4 sene okul okuyorlar..
iç mekana hiç birmeyeceğim. daha 5 yıllık taze iç mimar olmama rağmen türkiyenin en büyüklerinden sayılan Mimarlık firmalarının çizdiği iç mimari projeleri elimin tersiyle iterim.
2-3 ay önce açılan 5 yıldızlı bir otelde türkiyenin taban*ı en geniş mimarlık şirketinin çizdiği projede. Gelin Açık havuz koktey/düğün alanına geçebilmesi için sırasıyla önce spa alanından geçecek, sonra restoran ve asasörlerin bulunduğu koridor den boydan boya gidip restoranın önünden geçip çok amaçlı salonun içine girmesi, salonun terasa çıkış kapısından çıkması gerekiyor. işin kötü tarafı buradan havuzun alt kademesine çıkıyor olması. Aslında milletin burada olup gelinin üst kademeden buraya inmesi gerekiyor ya neyse bunlar önemli değil taban*ı geniş mimarlık çok güzel dış cephe yapmış.
mimar: sadece görselliğe önem veren, genellikle pis su borularının bir alt kattaki ebeveyn yatağının tam tepesine inmesine neden olan, yatakta yatanların tepelerinde nasıl bir tehlike olduğunu bilmeden huzurlu bir şekilde uyuması için mükemmel (saçma) mimariler çıkarıp kendini Mimar Sinan sanan, mekanikçilerin hiç ama hiç sevmediği yaratıklardır.
Sürekli sabahlamak zorunda kalmak. O kadar çalışmaya rağmen okula gittiğinde hocanın ben bunu istemedim deyip eskizini elinin tersiyle itmesi sonucu oluşan hayal kırıklığı. Buna hırslanıp bir fazla çalışıp kafayı yeme noktasına gelmek.
Sabahlamak bizim ata sporumuz diye rahatça diyebilmek.
Sabahlamak bizim ata sporumuz diye rahatça diyebilmek.
Tamam mimar siyah giyer dedik ama ofisteki her mimar da hergün siyah giymemeli dedirten meslektaşlar grubu.
Yeni Türkiye'de inşallah herkes mimar değildir.
üniversitede mimar, iş hayatında ise sefil hissedendir coğu zaman kendisi... ayni zamanda hicbirsey gorundugu gibi degildir sozunun sahibi olmalidir.
4 sene okudum, ne çirkin bir insana dönüştüm, ne de uykusuz bir canavara. Sabah 8 akşam 8 bir çalışma hayatım var ve gayet memnunum.
Mimar dediğiniz insan sizi sol cebine koyup sağ cebinden çıkarır.
Estetik konusunda şahane insanlarız biz. Bizi sevin, bizi hor görmeyin, zira biz hepinizi seviyoruz.
Mimar dediğiniz insan sizi sol cebine koyup sağ cebinden çıkarır.
Estetik konusunda şahane insanlarız biz. Bizi sevin, bizi hor görmeyin, zira biz hepinizi seviyoruz.
ilk çağ filozoflarından Platon, asıl bilginin sadece idealar dünyasında olduğunu belirtmiştir. Bu bağlamda mimarın kim olduğuna tam bir cevap verebilmek için, mimarlığın idealar dünyasında yerini incelemek gerekir. Bana göre mimarın idea dünyasındaki yeri mutlaka sanattan geçmelidir. Sanat yaratıcılık ister. Mimar da yaratıcıdır. Mimar da, sanatçı gibi, bir şey tasarlar, kurgular ve hayata geçirir. Olmayanı yaratır. Yanlış anlaşılmasın mimar sadece, kendi hayal gücünü kullanarak yapıtını ortaya koymaz. Mimar başka mimarlara, kendiden önce yaşamış mimarlar da dâhil olmak üzere hepsinin hayal dünyasına sirayet etmesini bilen kişidir. Gerçek bir mimarın gözleri baktığını görür, gördüğünü içselleştirir, içselleştirdiğini yaşar. Mimar yapay - yapısal dünyayı hisseder. Kendi akıl süzgecinden geçirip onu yorumlar ve daha önce hiç düşünülmemiş olanı bu dünyayla bütünleştirir. Bunu yaparken mimar, mimarlık vasıflarını kullanır.
Vitriviusa göre; mimar, iyi öğrenim görmüş, kalemi kuvvetli, geometri bilen, tarih bilgisi yüksek, filozofları izlemiş, müzikle ilgisi olan, tıpla ilgili bilgiye sahip, hukukçuların görüşlerini bilen, gök bilimi ve dine aşina olması gereken, öznelliğini eserine yansıtan kişidir.
Burada yeri gelmişken çoğu zaman karşılaşılan bir yanılgıyı da anlatmak isterim. Mimarlık, mimarın öznelliğinden geçer, mühendislik ise nesnellikten. Çoğu zaman mimarlık ve mühendislik birbirine karıştırılır. Bu çok vahim bir hata ve mimarlara yapılabilecek en ağır hakarettir. Söz gelim bir mühendis bir tepeye baktığında, tepenin boyutunu, sıcaklığını, iklimini ve bunun gibi nesnel bilgileri algılar. Ancak bir mimarın gözü nesnel bilgilerin yanında öznel görüntüleri de yakalar. Estetik, flora, oradaki canlı - cansız bütün varlıklar ve yaşam ile ilgili her şeyi görür ve hisseder. Bu açıdan mimarlık, mühendisliği de kapsayan bilim ve sanat alanıdır.
Mimarın, başka bir özelliği ise ölümsüzlüktür. En iyi mimarlar ölümsüzlüğe ulaşmış mimarlardır. Yapılarına sanatçı edasıyla işledikleri ruh, onları ölümsüzlüğe ulaştırır. Yapıların isimleri çoğu kez mimarların isimlerinin önüne geçse de, yapılar ayakta kaldıkça mimarları da onlarla beraber anılacaktır. Bazı kişiler, bana göre cahiller, bugün bir mimarın yapısını ortadan kaldırsalar bile daha sonra gelenler, o yapıyı o mimarın anısına, Mostard Köprüsünde olduğu gibi, yeniden inşa ederler.
Tüm bunların yanı sıra mimarın diğer bir özelliği, eseri içinde kendine has bir gizemi de içinde barındırmasıdır. Yapının yapıldığı zamanın üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen yapının, daha doğrusu mimarın, sırrı çözülemeyebilir. Çağımızda insan aklının alamayacağı yapı örnekleri geçmişte usta mimarlar tarafından sergilenmiştir. Tıpkı Giza piramitlerindeki matematiksel kurgular ya da Mimar Sinanın Selimiye camisinde minarenin her şerefesine ayrı ayrı çıkan ve çıkanın birbirini görmediği merdivenlerindeki gibi Düşünmek gerekirse, her sanat yapıtında bir gizem yok mudur?
Bu yüzden mimar, en yalın anlatımla sanatçıdır.
Ancak bugün olması gereken ile olan farklıdır. Günümüzde mimarlık, hâkim ekonomik sistemin sonucu olan tüketim toplumuna kentler, şehirler, gökdelenler, villalar, köprüler, vb. ruhsuz yapılar tasarlamak için kullanılan bir araç haline getirilmiştir. Mimarlık eğitimi de, yaratıcılıktan çok tüketim toplumuna hizmet edebilecek uzmanlar yetiştirmek için programlanmaya başlamıştır. Mimarlık, kapitalist sistemin sonucu olarak metalaşmıştır. Bu söylem için istanbulun siluetini bozan heybetli gökdelenler bizim için basit ve somut bir örnektir. Günümüz mimarı, yaratıcılığını daha fazla para kazanmak için bir meta gibi satabilmektedir. Kendi ekonomik gelişimi için doğayı, tarihi, en önemlisi insan yaşamını hiçe saymaktan kaçınmamaktadır. Bu yüzden mimar amacından saptırılmış ve olması gerekenden farklı amaçlara hizmet etmektedir.
Okurken yazmış olduğum kısa bir makale... Fikirlerimin aynı olması ne kadar acı.
Vitriviusa göre; mimar, iyi öğrenim görmüş, kalemi kuvvetli, geometri bilen, tarih bilgisi yüksek, filozofları izlemiş, müzikle ilgisi olan, tıpla ilgili bilgiye sahip, hukukçuların görüşlerini bilen, gök bilimi ve dine aşina olması gereken, öznelliğini eserine yansıtan kişidir.
Burada yeri gelmişken çoğu zaman karşılaşılan bir yanılgıyı da anlatmak isterim. Mimarlık, mimarın öznelliğinden geçer, mühendislik ise nesnellikten. Çoğu zaman mimarlık ve mühendislik birbirine karıştırılır. Bu çok vahim bir hata ve mimarlara yapılabilecek en ağır hakarettir. Söz gelim bir mühendis bir tepeye baktığında, tepenin boyutunu, sıcaklığını, iklimini ve bunun gibi nesnel bilgileri algılar. Ancak bir mimarın gözü nesnel bilgilerin yanında öznel görüntüleri de yakalar. Estetik, flora, oradaki canlı - cansız bütün varlıklar ve yaşam ile ilgili her şeyi görür ve hisseder. Bu açıdan mimarlık, mühendisliği de kapsayan bilim ve sanat alanıdır.
Mimarın, başka bir özelliği ise ölümsüzlüktür. En iyi mimarlar ölümsüzlüğe ulaşmış mimarlardır. Yapılarına sanatçı edasıyla işledikleri ruh, onları ölümsüzlüğe ulaştırır. Yapıların isimleri çoğu kez mimarların isimlerinin önüne geçse de, yapılar ayakta kaldıkça mimarları da onlarla beraber anılacaktır. Bazı kişiler, bana göre cahiller, bugün bir mimarın yapısını ortadan kaldırsalar bile daha sonra gelenler, o yapıyı o mimarın anısına, Mostard Köprüsünde olduğu gibi, yeniden inşa ederler.
Tüm bunların yanı sıra mimarın diğer bir özelliği, eseri içinde kendine has bir gizemi de içinde barındırmasıdır. Yapının yapıldığı zamanın üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen yapının, daha doğrusu mimarın, sırrı çözülemeyebilir. Çağımızda insan aklının alamayacağı yapı örnekleri geçmişte usta mimarlar tarafından sergilenmiştir. Tıpkı Giza piramitlerindeki matematiksel kurgular ya da Mimar Sinanın Selimiye camisinde minarenin her şerefesine ayrı ayrı çıkan ve çıkanın birbirini görmediği merdivenlerindeki gibi Düşünmek gerekirse, her sanat yapıtında bir gizem yok mudur?
Bu yüzden mimar, en yalın anlatımla sanatçıdır.
Ancak bugün olması gereken ile olan farklıdır. Günümüzde mimarlık, hâkim ekonomik sistemin sonucu olan tüketim toplumuna kentler, şehirler, gökdelenler, villalar, köprüler, vb. ruhsuz yapılar tasarlamak için kullanılan bir araç haline getirilmiştir. Mimarlık eğitimi de, yaratıcılıktan çok tüketim toplumuna hizmet edebilecek uzmanlar yetiştirmek için programlanmaya başlamıştır. Mimarlık, kapitalist sistemin sonucu olarak metalaşmıştır. Bu söylem için istanbulun siluetini bozan heybetli gökdelenler bizim için basit ve somut bir örnektir. Günümüz mimarı, yaratıcılığını daha fazla para kazanmak için bir meta gibi satabilmektedir. Kendi ekonomik gelişimi için doğayı, tarihi, en önemlisi insan yaşamını hiçe saymaktan kaçınmamaktadır. Bu yüzden mimar amacından saptırılmış ve olması gerekenden farklı amaçlara hizmet etmektedir.
Okurken yazmış olduğum kısa bir makale... Fikirlerimin aynı olması ne kadar acı.
sözleri Aşık Veysel'in olan Müslüm Gürses ve Ferdi Tayfur'un söylediği türküdür.
Cidden güzeldir.
Cidden güzeldir.
sağlık ve psikoloji olarak on numara beş yıldız, süper sosyal, über çalışkan kimsedir.
ya da amelenin bir tık üstündedir.
ya da amelenin bir tık üstündedir.
sever miyim mimarları ? bir inşaat mühendisi olarak hayır demek istiyorum.
görselliğe önem verirler. ama dayanım ve işin yapılabilme olasılığı pek düşünülmez. genelde ben yaptım bunu siz yapacaksınız kafası vardır.
sahada usta ile kolay kolay irtibat kuramaz. bu arkadaşlar sebebi ile o sikik sikik işleri biz ustalara yaptırırız. bu arkadaşlar bizden çok para alırlar. bizden daha temiz çalışırlar. bizden daha konforlu çalışırlar.
bokun tezeğin içinde biz dururuz bunlar görsel şölen diye parayı cukkarlarlar.
kardeşim de bu mesleği icra edecek. sevincim şudur ki küçükken baya hıncımı aldım kardeşimden. şimdi götüm pek yemiyor.
güzel meslektir kendini geliştirir isen. ben yaptım olacaktan ziyade güzel bir inşaat mühendisi ile ( ben oluyorum bu ) kafa kafaya vererek çok süper şeyler ortaya çıkarabilecek meslek dalıdır.
noyfert reis okunması tavsiye edilir.
severim severim şaka yaptım. sonuçta yarın yüz yüze bakacağız bu arkadaşlar ile.
ama inşaatın pislik kısmı mümkün mertebe o kadar mühendis mimar arasından inşaat mühendisine kalıyor ve bunların arasından en az maaşı inşaat mühendisi alıyor ise ben kendime inşaat mühendisi demek yerine okumuş amele demek istiyorum.
görselliğe önem verirler. ama dayanım ve işin yapılabilme olasılığı pek düşünülmez. genelde ben yaptım bunu siz yapacaksınız kafası vardır.
sahada usta ile kolay kolay irtibat kuramaz. bu arkadaşlar sebebi ile o sikik sikik işleri biz ustalara yaptırırız. bu arkadaşlar bizden çok para alırlar. bizden daha temiz çalışırlar. bizden daha konforlu çalışırlar.
bokun tezeğin içinde biz dururuz bunlar görsel şölen diye parayı cukkarlarlar.
kardeşim de bu mesleği icra edecek. sevincim şudur ki küçükken baya hıncımı aldım kardeşimden. şimdi götüm pek yemiyor.
güzel meslektir kendini geliştirir isen. ben yaptım olacaktan ziyade güzel bir inşaat mühendisi ile ( ben oluyorum bu ) kafa kafaya vererek çok süper şeyler ortaya çıkarabilecek meslek dalıdır.
noyfert reis okunması tavsiye edilir.
severim severim şaka yaptım. sonuçta yarın yüz yüze bakacağız bu arkadaşlar ile.
ama inşaatın pislik kısmı mümkün mertebe o kadar mühendis mimar arasından inşaat mühendisine kalıyor ve bunların arasından en az maaşı inşaat mühendisi alıyor ise ben kendime inşaat mühendisi demek yerine okumuş amele demek istiyorum.
Siyah giyer.
Ok. Kib. Bye.
Ok. Kib. Bye.
Okuması üzer iş buluşu öper. Helvası paha biçilemez. Net.
mimar arzının piyasadaki talebin karşılayabileceğinden çok daha fazla olması
Birçok meslekte olduğu gibi mimarlıkta da mesleki bir enflasyon yaşanıyor. Piyasa koşulları, sayıları gittikçe artmakta olan mimarların sektör içindeki konumlarını oldukça zorlaştırıyor. Yıllara göre üye kayıt sayısı verilerine göre ciddi mimar/mimarlık okulu enflasyonu var. (bkz: `http://www.mimarlarodasi.....tr/?sayfa=mop&sub=ud`)
Bu yıl 9 okul daha eklenmiş. Mimarlık bölümü sayısı 127 olmuş. YÖK kapsamında 53'ü devlet, 58'i vakıf, 12'si KKTC'de, 4'ü yabancı.
çok sayıdaki işsiz mimara, piyasanın bu kesat gidişatına rağmen mimarlık okullarının akın akın mezun veriyor olmasının durumu daha da kritik hale getiriyor.
Birçok meslekte olduğu gibi mimarlıkta da mesleki bir enflasyon yaşanıyor. Piyasa koşulları, sayıları gittikçe artmakta olan mimarların sektör içindeki konumlarını oldukça zorlaştırıyor. Yıllara göre üye kayıt sayısı verilerine göre ciddi mimar/mimarlık okulu enflasyonu var. (bkz: `http://www.mimarlarodasi.....tr/?sayfa=mop&sub=ud`)
Bu yıl 9 okul daha eklenmiş. Mimarlık bölümü sayısı 127 olmuş. YÖK kapsamında 53'ü devlet, 58'i vakıf, 12'si KKTC'de, 4'ü yabancı.
çok sayıdaki işsiz mimara, piyasanın bu kesat gidişatına rağmen mimarlık okullarının akın akın mezun veriyor olmasının durumu daha da kritik hale getiriyor.
Mimarın görevi hayal edileni ve umulanı, tahtayla, camla, çelikle ve betonla bir araya getirerek değişimi tasarlamaktır. ama eğer ortada hayal edilen bir şey yoksa mimarın yapacağı çok az şey olur.
mükemmel bir müşteri olmadan mükemmel bir mimar olunmaz.
mükemmel bir müşteri olmadan mükemmel bir mimar olunmaz.
Sokakta 6 kişiden biri.
Gerçekten, belki de içi en çok boşaltılan meslek grubu olabilir. Herkes mimar imq.
Gerçekten, belki de içi en çok boşaltılan meslek grubu olabilir. Herkes mimar imq.
ay ben oluyorum.. biraz mezun oldum da.. varsa bir tşkler alırım
Niye teşekkür ediyoruz iq.
doktor olmayıp mimar olduğun için teşekkürler.
aa niye tşk ediyorsunuz harbiden..
Evet piremses avına yaklaştı arkadaşlar. Mesaj darbeleriyle avını etkisiz hale getirecektir.
Emekli olmasaydım bu mevzuyu özelde konuşalım derdim ama emekliyim artık.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar