bugün

“...tutku garip bir şey ve çok vahşi ve çok hırslıydım zaten ben de;
o yüzden de yağmaladım seni...”

dizeleriyle insanın kalbini sersemleten, muazzam bir teoman eseri.
tarih olmuş olsa bile;

Konuşan sesin en sadık bir yankısıdır. bazen yazmak gerekir.
nostalji kokan güzel mi güzel bir iletişim aracı. ancak ne yazık ki teknolojinin altında ezilmekten kurtulamamıştır. şimdiki çocuklar o kadar şanssız ki birinden mektup beklemenin heyecanını hiçbir zaman yaşayamayacaklar.
"oysa mektubu yazanın ,yazdıklarını, yazdığı kişiden başka hiç kimsenin okumayacagı konusunda taşıdığı duygu,belki de mektup yazma özgürlüğünün en itici gücü,en belirgin özelliğidir. mektup,yazılan kişiden başka okuyucusu olmadığı duygusuyla yazıldığı sürece en güzel yazilir sanıyorum."

erdal öz .
cevabı, yazan kişiye gönderilirken arkasına yazılmalıdır. kağıdını helalden kazandıysa ne ala, haramdan kazandıysa cezasını görecektir.
http://bilemiyorumaltan.b...t.com/2012/03/mektup.html
bir zamanların smsi.
eski zamanların, aşıklarının, tutkulu aşklarının bir belgesi niteliğindeydi.
şimdilerde her şey öyle ruhsuz ki. telefon; insanları birbirine yakınlaştıracağına adeta soğutuyor. her an elinin altında ona ulaşabileceğimizi bilmenin güvencesiyle sevdiklerimizi boşluyoruz.

oysa mektup öyle mi idi? o mektup asla atılmaz(özel bir durum yoksa) defalarca okunurdu. insanlar o mektupları yazarken nasıl da özenirdi. o kadar ki: sizi sevdiğini bir mektupla anlardınız. insan sevildiğini hissederdi.
21. yüzyıl, aşkın öldüğü bir yüzyıldır.
ne güzel şarkıdır. çok hüzünlü bi melodisi olmamasına rağmen nasıl hüzünlendirir sizi, nasıl çok uzaklara, o hatıralara götürür.. neden teoman sorusuna verilecek en güzel cevaplardan birisidir.

--spoiler--
teşekkürler teşekkürler bir zamanlar beni çook sevdiğin için..
aaaşk bu savaaş buu
--spoiler--

diye devam eder..
duyguyla yazılmasına rağmen kuralları vardır. kurallara uymayalım.
seneler sonra mektup yazıyorum.. yarına vericem.. olayı bitiricem..

kendimi iyice yaşlı hissediyorum.. sanırım benden yaşlısı yok..
en derin duyguların edebi bir dille kağıda aktarılması sonucu oluşan bir iletişim aracı.

eskiden belkide iletişime muhabbet ve derinlik katan en önemli unsur konumundaydı mektup. öyle her kelime yazılmazdı. bin tartılıp bir yazılırdı kelimeler ve onların oluşturduğu kombinasyon eşsiz bir tat verirdi okuyana. her duygu için farklı farklı anlamlar yüklerdi. kışladan anasına selam eden askerin duyguları ayrı, sevdiğine hissettiklerini anlatan aşık'a ise farklı anlam yüklerdi.

şimdi ise bu modern çağda mektunun ölümüne bu duyguların ölmesi eşlik ediyor. en temiz duyguların edepli bir biçimde anlatılması yerini literatüre de giren msn diline bıraktı. iletişim yollarının bu denli açık olması özlemi, hasreti bitirdi belki ama özlemenin heyecanınıda yanında aldı götürdü.

yeni bir nesil geçmişinden bihaber vaziyette yetişiyor. iletişimin her türünden faydalanabilen bu nesil özlem nedir, özlemek nedir bilmiyorlar. özlemenin ne demek olduğunu bilmeyen bir insanın kıymet bilmeside zorlaşıyor ve sonucunda alışık olmadığız vurdumduymaz bir nesil yetişiyor.

dünyadaki her şey bir objedir. bazısı canlı, bazısı da cansız. bazı objeler de vardır cansız olduğu halde bir ruhu olduğunu inandığımız. işte mektup bunlardan biridir. modern zamanın götürüsü olarak gözden düşmüş olsa da ölememiş ama buruşturulup bir köşeye atılmış öylece bekliyor. ne olur iki satır bir şeyler yazıp paylaşsak. bir kültürü yok olmaktan kurtarsak.
kimi zaman susmaların, kimi zaman da susmamacasına konuşmaların biraraya geldiği; ağlamanın, gülmenin, özlemenin, kavuşma iştiyakının kelime hâline bürünmüş resmidir.
yazılmamasına şaşırdığım über haramiler şarkısı.

inan düşündüm hiç olamazdı seninle
Ağırlığın bana çok gelir taşıyamazdı kalbim seni de

inan çok düşündüm hiç olamazdı seninle
Ağırlığın bana çok gelir taşıyamazdı kalbim seni de

Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım
Bak sensiz de yaşıyorum hayatı böyle

Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım ama
Bugünlerde çok yalnızım

Ağzımda bir sonbahar şarkısı birde sensizliğin kalp ağrısı
Pişmanmıyım bende bilmiyorum dedim ya çok yalnızım

Aklımdan hiç çıkmıyor peki hoşçakal deyişin
Gözünde bir damla yaş ile arkana bile bakmadan gidişin

Aklımdan hiç çıkmıyor peki hoşçakal deyişin
Gözünde bir damla yaş ile arkana bile bakmadan gidişin

Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım
Bak sensiz de yaşıyorum hayatı böyle

Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım ama
Bugünlerde çok yalnızım

Bilirim sende çok yalnızsın hasret yaş olur gözlerinde
Ağlarsın bir köşede sessizce başını omzuma koymadan ilk defa

Tut ellerimi sensizlikten çek al beni
Tut tut ellerimi sensizlikten kurtar beni
özlenendir, en çok özlediğine yazdığında güzeldir.
şimdilerde, postacıların çantalarındaki yerini kredi kartı ekstrelerine bırakmış haberleşme aracı.
artık kullanılmamalarının postacıları (mesela babam) rahatlattığı kanısında olduğum haberleşme şeysi
iletişim yollarından emekli olmuş bir haberleşme aracı. ah ne de güzeldir halbuki 'söz uçar yazı kalır.' cümlesi. öyle de oldu hakkaten verilen , söylenen sözler uçtu, unutuldu.. şimdilerde ise daha kolay haberleşiyor insanlar unuttular mektupları. ama nedense herkesin aklı eskilerde . teknoloji geliştikçe insanlar arasındaki iletişim gerilemekte mi bana mı öyle geliyor. şaştım kaldım bu işe. neyse mektup öldü. ha bir aps vardı ona noldu ya?
"napim?
aşk bu, savaş bu binlerce yıldır sürüp giden
aşk bu, savaş bu kadın ve erkek arasında"
ilkokula giderken öğretmenimiz tarafından sevdiğimiz bir kişiye sürekli olarak yazmak zorunda bırakıldığımız eski usul haberleşme yöntemi. o zamanlar 'bu bilgi ne işimize yarayacak' dediğim ve haklı çıktığım şeylerden biriydi nasıl mektup yazıldığını öğrenmek.
annemle babamın evlenmeden önceki mektuplarını okudum..

babam özelimizi okumaya utanmıyomusun desede.. okudum evet yaptım bunu.

en dikkati mi çeken şey babamın 'bana 23 sayfadan az yazma yoksa okumam' yazmış olmasıydı.

anneme sordum 'onunla mı uğraşıcam, hiç yazmadım o kadar' dedi.
teoman'ın harika bir kaç sözle bitirdiği şarkıdır...

tesekkürler, bir zamanlar beni çok sevdigin için. bu mektup da olmadi, kelimeler toparlanmadi, iste simdi çöpe gidiyor.
yine de mektubuma son verirken seni her zaman çok seven
ben.
vazgeçemediğim, en asil iletişim aracı. ne zaman bir zarf geçse elime ister istemez heyecanlanırım, genelde faturalar çıkar içinden ama olsun inanıyorum bir gün herkes mektuplaşmanın değerini anlayacak. ya da anlamayacak.
çağımızın mesaj e-posta gibi teknolojik değerlerine karşı benim asla kaybetmediğim, adresine ulaşmasada yazmaktan usanmadığım yazılarım, manevi değerlerimdir. Annemin babama yazdığı ilk mektubu gibi asla eskimeyecektir.
kapalı ceza ve infaz kurumlarında barınan insanların beklediği şey.

(bkz: allah esirgesin)
© copyright 2005 - 2026