bugün
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı11
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak5
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- teomancalmasur23
- herzevekil11
- ismetin ciddi sıkıntıları olması9
- hem nurcu hem kemalist olmak2
- azerbaycan4
- adana ayazı dizisi4
- yağmurun barajları doldurması3
- türk solu16
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı2
- imamoğlu çorba içince kameraları bantlamak3
- bağımsız filistin devleti kurulsun2
- oy vey izmir2
- jeffrey epstein12
- peugeot nun opel i satın alması2
- nervio13
- rte'nin belgede nereye imza atacağını bilememesi2
- ekşi sözlük toplu alım bitti5
- bangladeş2
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- kocayı apartmandaki boşanmış kadına emanet etmek3
- 19 072
- victor osimhen11
- üstad kadir mısıroğlu4
- simko38
- fatma betül sayan kaya2
- ukrayna rusya belarus kadınları6
- arkadaşlar ben tekele gidiyorum bir şey lazım mı4
- halloween kutlamayı yasaklamak6
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi22
- atam tayyip erdoğan'ı eleştirip prim kasmak6
- ak partiyi savunan dayılar10
- yeni parti7
- kim cha eon6
- true mi döver gocu mu5
- kudüs üç semavi din için önemlidir11
- ekrem imamoğlu'nun istanbul'a 10 metro yapması5
- flört etmeme ilkesi6
- ekonomi4
- sözlükte aksiyon ve sataşma6
- alparslan türkeş atatürk'ü sevmezdi3
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız14
- sözlükçü erkeklerin zevksiz olması4
- zsa zsa zsu3
- fes takıp kemalist hoplatmak3
- tarih dizileri6
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor19
- gram altın3
tarih olmuş olsa bile;
Konuşan sesin en sadık bir yankısıdır. bazen yazmak gerekir.
Konuşan sesin en sadık bir yankısıdır. bazen yazmak gerekir.
nostalji kokan güzel mi güzel bir iletişim aracı. ancak ne yazık ki teknolojinin altında ezilmekten kurtulamamıştır. şimdiki çocuklar o kadar şanssız ki birinden mektup beklemenin heyecanını hiçbir zaman yaşayamayacaklar.
"oysa mektubu yazanın ,yazdıklarını, yazdığı kişiden başka hiç kimsenin okumayacagı konusunda taşıdığı duygu,belki de mektup yazma özgürlüğünün en itici gücü,en belirgin özelliğidir. mektup,yazılan kişiden başka okuyucusu olmadığı duygusuyla yazıldığı sürece en güzel yazilir sanıyorum."
erdal öz .
erdal öz .
cevabı, yazan kişiye gönderilirken arkasına yazılmalıdır. kağıdını helalden kazandıysa ne ala, haramdan kazandıysa cezasını görecektir.
bir zamanların smsi.
eski zamanların, aşıklarının, tutkulu aşklarının bir belgesi niteliğindeydi.
şimdilerde her şey öyle ruhsuz ki. telefon; insanları birbirine yakınlaştıracağına adeta soğutuyor. her an elinin altında ona ulaşabileceğimizi bilmenin güvencesiyle sevdiklerimizi boşluyoruz.
oysa mektup öyle mi idi? o mektup asla atılmaz(özel bir durum yoksa) defalarca okunurdu. insanlar o mektupları yazarken nasıl da özenirdi. o kadar ki: sizi sevdiğini bir mektupla anlardınız. insan sevildiğini hissederdi.
21. yüzyıl, aşkın öldüğü bir yüzyıldır.
şimdilerde her şey öyle ruhsuz ki. telefon; insanları birbirine yakınlaştıracağına adeta soğutuyor. her an elinin altında ona ulaşabileceğimizi bilmenin güvencesiyle sevdiklerimizi boşluyoruz.
oysa mektup öyle mi idi? o mektup asla atılmaz(özel bir durum yoksa) defalarca okunurdu. insanlar o mektupları yazarken nasıl da özenirdi. o kadar ki: sizi sevdiğini bir mektupla anlardınız. insan sevildiğini hissederdi.
21. yüzyıl, aşkın öldüğü bir yüzyıldır.
ne güzel şarkıdır. çok hüzünlü bi melodisi olmamasına rağmen nasıl hüzünlendirir sizi, nasıl çok uzaklara, o hatıralara götürür.. neden teoman sorusuna verilecek en güzel cevaplardan birisidir.
--spoiler--
teşekkürler teşekkürler bir zamanlar beni çook sevdiğin için..
aaaşk bu savaaş buu
--spoiler--
diye devam eder..
--spoiler--
teşekkürler teşekkürler bir zamanlar beni çook sevdiğin için..
aaaşk bu savaaş buu
--spoiler--
diye devam eder..
duyguyla yazılmasına rağmen kuralları vardır. kurallara uymayalım.
seneler sonra mektup yazıyorum.. yarına vericem.. olayı bitiricem..
kendimi iyice yaşlı hissediyorum.. sanırım benden yaşlısı yok..
kendimi iyice yaşlı hissediyorum.. sanırım benden yaşlısı yok..
en derin duyguların edebi bir dille kağıda aktarılması sonucu oluşan bir iletişim aracı.
eskiden belkide iletişime muhabbet ve derinlik katan en önemli unsur konumundaydı mektup. öyle her kelime yazılmazdı. bin tartılıp bir yazılırdı kelimeler ve onların oluşturduğu kombinasyon eşsiz bir tat verirdi okuyana. her duygu için farklı farklı anlamlar yüklerdi. kışladan anasına selam eden askerin duyguları ayrı, sevdiğine hissettiklerini anlatan aşık'a ise farklı anlam yüklerdi.
şimdi ise bu modern çağda mektunun ölümüne bu duyguların ölmesi eşlik ediyor. en temiz duyguların edepli bir biçimde anlatılması yerini literatüre de giren msn diline bıraktı. iletişim yollarının bu denli açık olması özlemi, hasreti bitirdi belki ama özlemenin heyecanınıda yanında aldı götürdü.
yeni bir nesil geçmişinden bihaber vaziyette yetişiyor. iletişimin her türünden faydalanabilen bu nesil özlem nedir, özlemek nedir bilmiyorlar. özlemenin ne demek olduğunu bilmeyen bir insanın kıymet bilmeside zorlaşıyor ve sonucunda alışık olmadığız vurdumduymaz bir nesil yetişiyor.
dünyadaki her şey bir objedir. bazısı canlı, bazısı da cansız. bazı objeler de vardır cansız olduğu halde bir ruhu olduğunu inandığımız. işte mektup bunlardan biridir. modern zamanın götürüsü olarak gözden düşmüş olsa da ölememiş ama buruşturulup bir köşeye atılmış öylece bekliyor. ne olur iki satır bir şeyler yazıp paylaşsak. bir kültürü yok olmaktan kurtarsak.
eskiden belkide iletişime muhabbet ve derinlik katan en önemli unsur konumundaydı mektup. öyle her kelime yazılmazdı. bin tartılıp bir yazılırdı kelimeler ve onların oluşturduğu kombinasyon eşsiz bir tat verirdi okuyana. her duygu için farklı farklı anlamlar yüklerdi. kışladan anasına selam eden askerin duyguları ayrı, sevdiğine hissettiklerini anlatan aşık'a ise farklı anlam yüklerdi.
şimdi ise bu modern çağda mektunun ölümüne bu duyguların ölmesi eşlik ediyor. en temiz duyguların edepli bir biçimde anlatılması yerini literatüre de giren msn diline bıraktı. iletişim yollarının bu denli açık olması özlemi, hasreti bitirdi belki ama özlemenin heyecanınıda yanında aldı götürdü.
yeni bir nesil geçmişinden bihaber vaziyette yetişiyor. iletişimin her türünden faydalanabilen bu nesil özlem nedir, özlemek nedir bilmiyorlar. özlemenin ne demek olduğunu bilmeyen bir insanın kıymet bilmeside zorlaşıyor ve sonucunda alışık olmadığız vurdumduymaz bir nesil yetişiyor.
dünyadaki her şey bir objedir. bazısı canlı, bazısı da cansız. bazı objeler de vardır cansız olduğu halde bir ruhu olduğunu inandığımız. işte mektup bunlardan biridir. modern zamanın götürüsü olarak gözden düşmüş olsa da ölememiş ama buruşturulup bir köşeye atılmış öylece bekliyor. ne olur iki satır bir şeyler yazıp paylaşsak. bir kültürü yok olmaktan kurtarsak.
kimi zaman susmaların, kimi zaman da susmamacasına konuşmaların biraraya geldiği; ağlamanın, gülmenin, özlemenin, kavuşma iştiyakının kelime hâline bürünmüş resmidir.
yazılmamasına şaşırdığım über haramiler şarkısı.
inan düşündüm hiç olamazdı seninle
Ağırlığın bana çok gelir taşıyamazdı kalbim seni de
inan çok düşündüm hiç olamazdı seninle
Ağırlığın bana çok gelir taşıyamazdı kalbim seni de
Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım
Bak sensiz de yaşıyorum hayatı böyle
Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım ama
Bugünlerde çok yalnızım
Ağzımda bir sonbahar şarkısı birde sensizliğin kalp ağrısı
Pişmanmıyım bende bilmiyorum dedim ya çok yalnızım
Aklımdan hiç çıkmıyor peki hoşçakal deyişin
Gözünde bir damla yaş ile arkana bile bakmadan gidişin
Aklımdan hiç çıkmıyor peki hoşçakal deyişin
Gözünde bir damla yaş ile arkana bile bakmadan gidişin
Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım
Bak sensiz de yaşıyorum hayatı böyle
Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım ama
Bugünlerde çok yalnızım
Bilirim sende çok yalnızsın hasret yaş olur gözlerinde
Ağlarsın bir köşede sessizce başını omzuma koymadan ilk defa
Tut ellerimi sensizlikten çek al beni
Tut tut ellerimi sensizlikten kurtar beni
inan düşündüm hiç olamazdı seninle
Ağırlığın bana çok gelir taşıyamazdı kalbim seni de
inan çok düşündüm hiç olamazdı seninle
Ağırlığın bana çok gelir taşıyamazdı kalbim seni de
Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım
Bak sensiz de yaşıyorum hayatı böyle
Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım ama
Bugünlerde çok yalnızım
Ağzımda bir sonbahar şarkısı birde sensizliğin kalp ağrısı
Pişmanmıyım bende bilmiyorum dedim ya çok yalnızım
Aklımdan hiç çıkmıyor peki hoşçakal deyişin
Gözünde bir damla yaş ile arkana bile bakmadan gidişin
Aklımdan hiç çıkmıyor peki hoşçakal deyişin
Gözünde bir damla yaş ile arkana bile bakmadan gidişin
Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım
Bak sensiz de yaşıyorum hayatı böyle
Bitti tüm kavgalarım nerdesin diye sormalarım ama
Bugünlerde çok yalnızım
Bilirim sende çok yalnızsın hasret yaş olur gözlerinde
Ağlarsın bir köşede sessizce başını omzuma koymadan ilk defa
Tut ellerimi sensizlikten çek al beni
Tut tut ellerimi sensizlikten kurtar beni
özlenendir, en çok özlediğine yazdığında güzeldir.
şimdilerde, postacıların çantalarındaki yerini kredi kartı ekstrelerine bırakmış haberleşme aracı.
artık kullanılmamalarının postacıları (mesela babam) rahatlattığı kanısında olduğum haberleşme şeysi
iletişim yollarından emekli olmuş bir haberleşme aracı. ah ne de güzeldir halbuki 'söz uçar yazı kalır.' cümlesi. öyle de oldu hakkaten verilen , söylenen sözler uçtu, unutuldu.. şimdilerde ise daha kolay haberleşiyor insanlar unuttular mektupları. ama nedense herkesin aklı eskilerde . teknoloji geliştikçe insanlar arasındaki iletişim gerilemekte mi bana mı öyle geliyor. şaştım kaldım bu işe. neyse mektup öldü. ha bir aps vardı ona noldu ya?
"napim?
aşk bu, savaş bu binlerce yıldır sürüp giden
aşk bu, savaş bu kadın ve erkek arasında"
aşk bu, savaş bu binlerce yıldır sürüp giden
aşk bu, savaş bu kadın ve erkek arasında"
ilkokula giderken öğretmenimiz tarafından sevdiğimiz bir kişiye sürekli olarak yazmak zorunda bırakıldığımız eski usul haberleşme yöntemi. o zamanlar 'bu bilgi ne işimize yarayacak' dediğim ve haklı çıktığım şeylerden biriydi nasıl mektup yazıldığını öğrenmek.
annemle babamın evlenmeden önceki mektuplarını okudum..
babam özelimizi okumaya utanmıyomusun desede.. okudum evet yaptım bunu.
en dikkati mi çeken şey babamın 'bana 23 sayfadan az yazma yoksa okumam' yazmış olmasıydı.
anneme sordum 'onunla mı uğraşıcam, hiç yazmadım o kadar' dedi.
babam özelimizi okumaya utanmıyomusun desede.. okudum evet yaptım bunu.
en dikkati mi çeken şey babamın 'bana 23 sayfadan az yazma yoksa okumam' yazmış olmasıydı.
anneme sordum 'onunla mı uğraşıcam, hiç yazmadım o kadar' dedi.
teoman'ın harika bir kaç sözle bitirdiği şarkıdır...
tesekkürler, bir zamanlar beni çok sevdigin için. bu mektup da olmadi, kelimeler toparlanmadi, iste simdi çöpe gidiyor.
yine de mektubuma son verirken seni her zaman çok seven
ben.
tesekkürler, bir zamanlar beni çok sevdigin için. bu mektup da olmadi, kelimeler toparlanmadi, iste simdi çöpe gidiyor.
yine de mektubuma son verirken seni her zaman çok seven
ben.
vazgeçemediğim, en asil iletişim aracı. ne zaman bir zarf geçse elime ister istemez heyecanlanırım, genelde faturalar çıkar içinden ama olsun inanıyorum bir gün herkes mektuplaşmanın değerini anlayacak. ya da anlamayacak.
çağımızın mesaj e-posta gibi teknolojik değerlerine karşı benim asla kaybetmediğim, adresine ulaşmasada yazmaktan usanmadığım yazılarım, manevi değerlerimdir. Annemin babama yazdığı ilk mektubu gibi asla eskimeyecektir.
Telefonda konuşamam bilirsin,
Mektuplarıysa ertelerim hep,belkide yazım çirkin diye.
Çok düşündüm, çok kurdum,
Karar verdim hep vazgeçtim,ama sana yazabilirim nihayet.
Aslında söz vermiştim,duygularımı kilitlemiştim,ta ki sen açana dek.
Korkma sevgi dilenmeyeceğim ama bilirsin beni işte
Bitiririm her şeyi bir dikişte
Napim?
Aşk bu,savaş bu binlerce yıldır sürüp giden
Aşk bu,savaş bu kadın ve erkek arasında
Artık saymıyorum yılları,bana deyip geçen hayatları,
Zaten pek de sevmem insanları.
Ama kimi dostlar var sevdiğim,sokak köpekleri beslediğim,
Bazı güzel anılar biriktirdiğim.
Tutku garip bir şey ve çok vahşi,
Ve çok hırslıydım zaten bende o yüzden de yağmaladım seni…
Kolay değildir bilirim,bir aşkı bir kalbe koymak,
Hele bir başkasını severken sen.
Teşekkürler,bir zamanlar beni cok sevdiğin için
Bu mektup da olmadı,kelimeler toparlanmadı,işte şimdi çöpe gidiyor.
Yinede mektubuma son verirken,
Seni her zaman çok seven,
Ben..
dinlerken canımızı çok acıtan Teoman şarkılarından biridir. düşünsenize bir zamanlar beni çok sevdiğin için teşekkürler diyor. kim bilebilir ki karşı tarafın sevdiğini. ama hala seviyorsun. yine acıdım bu aşık hallere. maşuk ne anlasın aşığın halinden. biz mektup yazar dururuz göndermemek üzere. belki de biz mektup gibiyizdir hiç açılmamış, saklanmış ama zamanla kaybolmuş.
Mektuplarıysa ertelerim hep,belkide yazım çirkin diye.
Çok düşündüm, çok kurdum,
Karar verdim hep vazgeçtim,ama sana yazabilirim nihayet.
Aslında söz vermiştim,duygularımı kilitlemiştim,ta ki sen açana dek.
Korkma sevgi dilenmeyeceğim ama bilirsin beni işte
Bitiririm her şeyi bir dikişte
Napim?
Aşk bu,savaş bu binlerce yıldır sürüp giden
Aşk bu,savaş bu kadın ve erkek arasında
Artık saymıyorum yılları,bana deyip geçen hayatları,
Zaten pek de sevmem insanları.
Ama kimi dostlar var sevdiğim,sokak köpekleri beslediğim,
Bazı güzel anılar biriktirdiğim.
Tutku garip bir şey ve çok vahşi,
Ve çok hırslıydım zaten bende o yüzden de yağmaladım seni…
Kolay değildir bilirim,bir aşkı bir kalbe koymak,
Hele bir başkasını severken sen.
Teşekkürler,bir zamanlar beni cok sevdiğin için
Bu mektup da olmadı,kelimeler toparlanmadı,işte şimdi çöpe gidiyor.
Yinede mektubuma son verirken,
Seni her zaman çok seven,
Ben..
dinlerken canımızı çok acıtan Teoman şarkılarından biridir. düşünsenize bir zamanlar beni çok sevdiğin için teşekkürler diyor. kim bilebilir ki karşı tarafın sevdiğini. ama hala seviyorsun. yine acıdım bu aşık hallere. maşuk ne anlasın aşığın halinden. biz mektup yazar dururuz göndermemek üzere. belki de biz mektup gibiyizdir hiç açılmamış, saklanmış ama zamanla kaybolmuş.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar