bugün
- sözlüğü siliyorum dostlar4
- izlenmiş en kusursuz film4
- pandela38
- kız arkadaşın 17 saattir mesaj atmaması17
- gerdek namazı10
- türkiye de en güvenilen kurumlar6
- alttaki yazara aşık ol10
- velvet ile revani yemek6
- kemalistlerdeki devran dönünce takıntısı4
- sözlükteki sapık başlıkların amacı3
- üstteki yazar kimle evlensin5
- deniz göktaş'ın gözaltına alınması6
- deniz göktaş17
- dikkat dikkat tai lung kız11
- sözlüğün kahve olması12
- yerde yuvarlanarak öpüşmek2
- evlenmekten korkmak6
- menülerde içerik belirtme zorunluluğu4
- amerika israil arası kızışma6
- türklerin uygur türkleri için yapabilecekleri5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle24
- çırılçıplak uyumak4
- 2026 dünya kupası36
- futbol31
- anal istanbul4
- amedspor3
- dünya16
- intihar eden adama ne denir3
- bu iktidar yıllarca sadece tek bir gülen'i sevdi2
- kadın bir yazarın entry girmesi5
- bu sıcakta dışarı çıkan insan3
- 17 dosyam var diye hava atan tip7
- genç ve kalbi temiz gençlerden dua beklemek2
- mateus fernandes2
- zalican yine ne diyor3
- ahıska türkleri sürgünü3
- deniz göktaş'ın dinle dalga geçmesi16
- velvet41
- şu sıcakta sucuk ekmek yemek2
- flört ile mesajlaşırken yüzde oluşan gülümseme4
- erkek yazar entrysi4
- diz çökerek evlilik teklifi eden erkek5
- kızılderililerin türk olduğu gerçeği3
- kıraç ı sevme nedenleri4
- seni seri favlayan yazara aitsin2
- sevgilisi olan bir kızdan hoşlanmak5
- sert ve küfürlü seks2
- mtv nakit ödeniyor mu4
- diamond bosphorus5
- karadenizlilerin akp aşkı4
BiTLiSLi BABA'dan güzel ve aynı zamanda şiir formatında kullanılmıştır.
--------------------------------------------------------------------------------
Mektup Var...
Üzerine olsun Hakkın selami
Gara gözlerinden öperem ogul
Almışım elime kagıt galemi
Halim ahvalimizi dökerem ogul
Ham dolsun eyiyiz şu aralar
Her senemiz geçen yıldan teybeter
Buralardan sual edersen eger
Ne var ne yok tek tek sayaram ogul
inan bu gış altı metre yagdı kar
Şepe geldi her yan oldi tarumar
Hesaplaram hele yaza üç ay var
Midanem kalmadı dayanam ogul
iş güç yok tükanda kar edeminem
Satış yapaminem, mal alaminem
Öz yagımlan bile gavrulaminem
Gorkam ki; aklimi ataram ogul
Sarıkızı sattım, verdim oduna
Gücüm yetmez yaga yarmıya una
Zehre de zor atar gışın sonuna
Şaşırmişem nidem, ne çarem ogul
Yagmurdan hez oldi bagın duvarı
Leyi bastı tarladaki budarı
Bakamadım puta verdim davarı
Gardaşlaran ancak bakarem ogul
Burda ne derman var, ne doktor hekim
Söyle fakir! sen kim, haste olmak kim?
Gaderim cenk olmiş dönmüyor çarkım
Kimseye naz edip küsemem ogul
Deden öldi, kültepeye köyledük
Nenen haydee! Ziyarete bagladuk
Ne gün gördük, ne de rahat eyledük
işte! işte en çok ona yanaram ogul
Yamalı pantolon, yamalı mintan
Vazgeçtim bu gış da palto maltodan
Bu gidişle bir gün çıkıp kaladan
Özümü aşşagı ataram ogul
Göndermişem seni böyük şeere
Okuyup dönesen gelesen bire
Emegimi harcar isen boş yere
Seni ters yaturur keserem ogul
Orda çokmuş kötü avrat sermiye
Düşmeyesen orospuya gahpeye
Rabbim seni belalardan sakliye
Aklın başan dövşir, behtanem ogul
Umudumuz bir Allah;tur bir de sen
Okuyasan böyük adam olasen
Bizi bu hallerden sen kurtarasen
Sabırnan ayları sayarem ogul
Bu dünyaya nice açtım gözimi
Yazan katip kötü yazmiş yazimi
Böyle sürse, ya boğarem özümi
Ya bir gün filketen giderem ogul
Dertliyem Bitlis;in öz halkıyem ben
Bitlis;in talihi kaderiyem ben
Bu kötü kaderi bir gün silersen
Gözlerimi rahat kaparem ogul
Gözlerimi rahat kaparem ogul...
--------------------------------------------------------------------------------
Mektup Var...
Üzerine olsun Hakkın selami
Gara gözlerinden öperem ogul
Almışım elime kagıt galemi
Halim ahvalimizi dökerem ogul
Ham dolsun eyiyiz şu aralar
Her senemiz geçen yıldan teybeter
Buralardan sual edersen eger
Ne var ne yok tek tek sayaram ogul
inan bu gış altı metre yagdı kar
Şepe geldi her yan oldi tarumar
Hesaplaram hele yaza üç ay var
Midanem kalmadı dayanam ogul
iş güç yok tükanda kar edeminem
Satış yapaminem, mal alaminem
Öz yagımlan bile gavrulaminem
Gorkam ki; aklimi ataram ogul
Sarıkızı sattım, verdim oduna
Gücüm yetmez yaga yarmıya una
Zehre de zor atar gışın sonuna
Şaşırmişem nidem, ne çarem ogul
Yagmurdan hez oldi bagın duvarı
Leyi bastı tarladaki budarı
Bakamadım puta verdim davarı
Gardaşlaran ancak bakarem ogul
Burda ne derman var, ne doktor hekim
Söyle fakir! sen kim, haste olmak kim?
Gaderim cenk olmiş dönmüyor çarkım
Kimseye naz edip küsemem ogul
Deden öldi, kültepeye köyledük
Nenen haydee! Ziyarete bagladuk
Ne gün gördük, ne de rahat eyledük
işte! işte en çok ona yanaram ogul
Yamalı pantolon, yamalı mintan
Vazgeçtim bu gış da palto maltodan
Bu gidişle bir gün çıkıp kaladan
Özümü aşşagı ataram ogul
Göndermişem seni böyük şeere
Okuyup dönesen gelesen bire
Emegimi harcar isen boş yere
Seni ters yaturur keserem ogul
Orda çokmuş kötü avrat sermiye
Düşmeyesen orospuya gahpeye
Rabbim seni belalardan sakliye
Aklın başan dövşir, behtanem ogul
Umudumuz bir Allah;tur bir de sen
Okuyasan böyük adam olasen
Bizi bu hallerden sen kurtarasen
Sabırnan ayları sayarem ogul
Bu dünyaya nice açtım gözimi
Yazan katip kötü yazmiş yazimi
Böyle sürse, ya boğarem özümi
Ya bir gün filketen giderem ogul
Dertliyem Bitlis;in öz halkıyem ben
Bitlis;in talihi kaderiyem ben
Bu kötü kaderi bir gün silersen
Gözlerimi rahat kaparem ogul
Gözlerimi rahat kaparem ogul...
(bkz: email çıktı mertlik bozuldu)
e-mail devri ile unutulmaya yüz tutmuş, sms devri ile raflara kaldırılmış olan duyguların ifadesi sevginin iletisi olan eski bir kağıttır.
bu zülfü livaneli şarkısının sözlerinde aras ören imzası da görülmektedir.
ne e-mailin, ne smsin, ne de başka bir şeyin yerini tutabileceği en eski haberleşme araçlarımızdandır. eskiden şişelere konulup denize atılanlarından tutun da güvercinlerle aşıklara yollanılanlara kadar pek çok çeşidi mevcuttu, globalleşip garipleşen şimdiki zamanda ise en revaçta olanları elektronikleri... ama, hiç kağıdın hışırtısının yerini tutabilir mi tuş sesleri? ya da hiç monitörün ışığı, mürekkep kokusuyla bir midir?
hem yazmak ve göndermek hem de almak dünyanın en güzel mutluluklarından biridir. biri için el emeğiniz göz nurunuzla içinizden geçenleri yazmak, bazen rengarenk bazen bembeyaz bir zarfın içine koyup, zarfın kapağını yalayarak yapıştırmak sonra onu postaneye götürüp pul yapıştırıp yollamak. cevabını beklemek günlerce. ve posta kutusunda size gülümseyen bir zarf bulmak belki haftalar sonra. kin ve nefretin esir ettiği bu yoğun ve ağır dünyada bir anda hafiflemek. alelacele açmak zarfı, okumak, bir daha okumak, gülmek, gülümsemek...
sonra herbiri belki ölünceye kadar saklanıcak, arada sırada karıştırılıp hatırlanıcak olan mektupların arasına koymak mutlulukla. eski de mi kaldı bu gelenek yoksa? herkesin bir cep telefonu, mail adresi, msn adresi var nasıl olsa, ne kadar kolay iletişim değil mi? mektubun da amacı iletişim belki ama en güzel duygu iletişimi o. sanal değil, tamamıyla gerçek, ellerinizle dokunabildiğiniz, yüreğinizin en diplerinde hissettiğiniz bir gerçeklik. *
sonra herbiri belki ölünceye kadar saklanıcak, arada sırada karıştırılıp hatırlanıcak olan mektupların arasına koymak mutlulukla. eski de mi kaldı bu gelenek yoksa? herkesin bir cep telefonu, mail adresi, msn adresi var nasıl olsa, ne kadar kolay iletişim değil mi? mektubun da amacı iletişim belki ama en güzel duygu iletişimi o. sanal değil, tamamıyla gerçek, ellerinizle dokunabildiğiniz, yüreğinizin en diplerinde hissettiğiniz bir gerçeklik. *
farklıdır mektup...posta kutusundaki boşluğu dolduran beyaz bir zarfla başlar heyecan, üstelik daha zarf yırtılmamış, satırlara gömülünmemiştir daha.yollayanın teni değimiştir oysa, bakışları düşmüştür o ak kağıda.hatıra yüklü kervanlar yük alır, yük boşaltır sanki hatıra pazarımıza...
bir mektup üç satır yazı gömlünün karası
tırmalamış ak kağıdı,ak kağıdı
dilinde dostun selamı
bağlamış dört yanını...
bir mektup üç satır yazı gömlünün karası
tırmalamış ak kağıdı,ak kağıdı
dilinde dostun selamı
bağlamış dört yanını...
bekleyiştir,özlemdir
şairlerin şiirlerini süsler...
"buruşuyor hala gelmeyen mektubun avucumda"
N.H.R.
şairlerin şiirlerini süsler...
"buruşuyor hala gelmeyen mektubun avucumda"
N.H.R.
bir yıldızdoğan eseridir.
Mektup
Ya işte böyle iki gözüm. Bakıyorum da şunlara, şaşıyorum, canım sıkılıyor, Allah canımı alsın. Zengin babaları sayesinde, lüks arabalarla, gündelik sevgili değiştiren, aşkı ve sevdayı iki öpücük zannedenlere kızıyorum. Kızdığım gibi de acıyorum. Bana ne diyemiyorum işte. Takıyorum kafama. Bölüyorum uykularımı. Çünkü bu gençlik bizim, bizim...
Anlat diyorsun ya ikide bir, yaralı yüreğimle yaralamak istemezdim seni.
Ama sevda ne demek, ama gönül ne demek, vefa ne demek ve ben seni nasıl sevmişim vay vay vay ki vay.
Ben, insanların toprakla haşır neşir olduğu, çocuklarına helâl lokma için terlerini toprağa akıtan, eli nasırlı mı nasırlı, yüzü güneş yanığı, gönlü ezelden yanık, güneşin toprakla buluştuğu; buram buram dert, buram buram hasret, buram buram sevda kokan, hürriyet sevdalısı milyonlarca yiğitten biriyim.
Anam, abdestsiz göğsünü vermemiş bana. Ola ki Allah'a, ola ki vatana ve ola ki sevdiklerine ihanet eder diye. Anamın ak ve helal sütünden midir, nedir; vefasızlığın "v"si yoktur kitabımızda. Hele güzelim sevdiğini yarı yolda bırakmak; nankörlüğün ve namertliğin en adisi budur işte.
Gönül dersen gönül, yürek dersen yürek, aşk dersen aşk; bırak duygularımı yüreğime, yüreğinde bul kendini! Gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah.
18'inde deli taylara benzer kızlarımız. Geçit vermez yüce dağ gibi heybetli, şahin bakışlarında mertlik; ama yufkadır yürekleri. Onlar ki sevdiklerine toprak kadar vefalı, onlar ki sevdiklerine gün gibi, güneş gibi sadık, kardelen çiçekleri kadar sabırlı, ki onlarda iffet, ki onlarda edep. Onlar sevdiler mi başka severler güzelim.
21. asırda ne Karacaoğlan'ı, ne Köroğlu'nu, ne de Ferhat'ı aratır yiğitlerimiz. Gönül bu ya; hep ulaşılmaz, erişilmez dallara bağlanır. Çile ise çile, dert ise dert, pes etmek mi asla! Ve yiğitliğin kitabı yazılmaz gülüm. Yiğitlik yürekte saklı, yiğitlik gönülde gizlidir. Yiğitlik sadece bilekte değil.
Bizi biz eden, bizi farklı kılan; bu düşüncemiz, bu gönlümüz. Çünkü biz sevdiğimizi iki öpücük niyetine değil, Allah'ın bir emanet kuşu bilip, bir ömür boyu aynı yastıkta bir ömür sürmek için severiz.
Ben sevdiğime gel dediğim vakit dağları yırtıp gelen, git dediğim vakit; kaşlarını çatmadan,arkasına bakmadan gidendir. Zannetme ki korkudan, edepten, gönülden, sevgiden.
işte güzelim, diyorum ya ikide bir; gönül dersem gönül, yürek dersem yürek, aşk dersem aşk;
Bırak duygularını yüreğime, yüreğimde bul kendini!
Gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah!...
Mektup
Ya işte böyle iki gözüm. Bakıyorum da şunlara, şaşıyorum, canım sıkılıyor, Allah canımı alsın. Zengin babaları sayesinde, lüks arabalarla, gündelik sevgili değiştiren, aşkı ve sevdayı iki öpücük zannedenlere kızıyorum. Kızdığım gibi de acıyorum. Bana ne diyemiyorum işte. Takıyorum kafama. Bölüyorum uykularımı. Çünkü bu gençlik bizim, bizim...
Anlat diyorsun ya ikide bir, yaralı yüreğimle yaralamak istemezdim seni.
Ama sevda ne demek, ama gönül ne demek, vefa ne demek ve ben seni nasıl sevmişim vay vay vay ki vay.
Ben, insanların toprakla haşır neşir olduğu, çocuklarına helâl lokma için terlerini toprağa akıtan, eli nasırlı mı nasırlı, yüzü güneş yanığı, gönlü ezelden yanık, güneşin toprakla buluştuğu; buram buram dert, buram buram hasret, buram buram sevda kokan, hürriyet sevdalısı milyonlarca yiğitten biriyim.
Anam, abdestsiz göğsünü vermemiş bana. Ola ki Allah'a, ola ki vatana ve ola ki sevdiklerine ihanet eder diye. Anamın ak ve helal sütünden midir, nedir; vefasızlığın "v"si yoktur kitabımızda. Hele güzelim sevdiğini yarı yolda bırakmak; nankörlüğün ve namertliğin en adisi budur işte.
Gönül dersen gönül, yürek dersen yürek, aşk dersen aşk; bırak duygularımı yüreğime, yüreğinde bul kendini! Gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah.
18'inde deli taylara benzer kızlarımız. Geçit vermez yüce dağ gibi heybetli, şahin bakışlarında mertlik; ama yufkadır yürekleri. Onlar ki sevdiklerine toprak kadar vefalı, onlar ki sevdiklerine gün gibi, güneş gibi sadık, kardelen çiçekleri kadar sabırlı, ki onlarda iffet, ki onlarda edep. Onlar sevdiler mi başka severler güzelim.
21. asırda ne Karacaoğlan'ı, ne Köroğlu'nu, ne de Ferhat'ı aratır yiğitlerimiz. Gönül bu ya; hep ulaşılmaz, erişilmez dallara bağlanır. Çile ise çile, dert ise dert, pes etmek mi asla! Ve yiğitliğin kitabı yazılmaz gülüm. Yiğitlik yürekte saklı, yiğitlik gönülde gizlidir. Yiğitlik sadece bilekte değil.
Bizi biz eden, bizi farklı kılan; bu düşüncemiz, bu gönlümüz. Çünkü biz sevdiğimizi iki öpücük niyetine değil, Allah'ın bir emanet kuşu bilip, bir ömür boyu aynı yastıkta bir ömür sürmek için severiz.
Ben sevdiğime gel dediğim vakit dağları yırtıp gelen, git dediğim vakit; kaşlarını çatmadan,arkasına bakmadan gidendir. Zannetme ki korkudan, edepten, gönülden, sevgiden.
işte güzelim, diyorum ya ikide bir; gönül dersem gönül, yürek dersem yürek, aşk dersem aşk;
Bırak duygularını yüreğime, yüreğimde bul kendini!
Gör ki nasıl sevmişim seni, vah vah!...
türkülere, şarkılara da imge, şimdilerde ise tarih olmuş, iletişimin aracı olmaktan öte anlamlar da yüklenen mazruf. "kahraman mektup süper mail"e karşı olsa diyesim gelir bazen ferhan şensoy'u da anımsayarak.nazım hikmet'i de anımsatır bana "buruşuyor hala gelmeyen mektubun avucumda" dizeleriyle ne kadar da çok şey taşırmış mektup insana derim.
bir attila ilhan şiiri. duvar adlı ilk şiir kitabında yer alır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar