bugün
- sözlük erkeklerinin bicepsleri34
- fiziğiyle gündeme gelmek istemeyen yazar13
- sözlük erkeklerinin adonisleri11
- kale'nin sözlük erkeklerine kötü örnek olması5
- kası olmasığı halde aşkı arayan erkek6
- fiziği güzel sözlük kızları5
- sergen yalçın'ın milli takım antrenörü olması13
- yakışıklı olmayan ve kassız erkekler niye var4
- fon vurgunu41
- nervio adlı yazara uyarı14
- kale'nin bicepleri altında güvende hissetmek6
- bicepsleriyle gündem olmak isteyen erkek yazar6
- kaslı sözlük erkekleri3
- izmirbeyfendisi5
- fiziği kötü sözlük erkekleri3
- ulu sözlük camiasına duyuru4
- memeleri ile gündeme oturan yazar4
- fiziği kötüyse yüreği güzeldir3
- kale3112 de olup true da olmayan ne var4
- çiçeklerle nervionun evinin önünde beklemek10
- götü en güzel manifestci3
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- from gold from dust10
- yemek yapmayı bilmeyen erkek5
- sol framenin azgınlarla dolu olması2
- 20 ekim 2026 fenerbahçe slavia prag maçı9
- kale kardeşimizin objeleştirilmesi3
- nohut köftesi6
- kale'nin bicepsleri4
- arkadaşlar3
- fatma betül sayan kaya10
- kale3112 ile kız tavlamak2
- bir kadının 5 dakika boyunca konuşmaması12
- sergen yalçın9
- abur cuburu tamamen bırakmak3
- sözlük yazarlarının seksi yaprakları2
- uludağ sözlükte tek hesapla yazarlık yapmak19
- antipanik'in sözlüğe vedası19
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur13
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası34
- özelden gelen saçma mesajlar12
- bicepsleri ile gündeme oturan yazar2
- birbirini tanıdıkça sevmemek10
- boşalırken anıran erkek5
- clemence baptista16
- acı soslu süs domuzu7
- arkadaşlar bu nedir sizce11
- tofasla 200 basma2
- kolye140
- kale3112 buraya üçlü çektir tayfaya2
memleketimizde, derdi olanların en çok sevk edildiği merci.
türkiye'nin ilk mizah dergisi. mizah dergilerindeki politik taşlamaların taşıdığı eleştirellik mevcut iktidarlara ters gelmiştir hep. marko paşa'da dikkat çekmiş böylece. değişik isimlerle devamı getirilmiş.
rıfat ılgaz, sabahattin ali ve aziz nesin tarafından kurulmuş.
(bkz: mizah)
tekrardan
(bkz: aziz nesin)
rıfat ılgaz, sabahattin ali ve aziz nesin tarafından kurulmuş.
(bkz: mizah)
tekrardan
(bkz: aziz nesin)
çıktığı dönemde, isminin hemen altına "yazarları gözaltına alınmadıkça, hapse atılmadıkça çıkar gazete..." yazıldığı da olmuş gazetedir.
Derdini Marko Paşa'ya anlat» sözüyle günümüzde hâlâ anılan «Marko» adlı Paşa kimdir ve bu adam ölümünden bu yana doksan bir yıl geçmesine rağmen yukarıdaki söz ile mi, yoksa tıp ilmi yönünden beş para etmeyen pâdişan katli ile alâkalı bir rapora imza koymakla mı anılmağa lâyıktır?!..
Marko Paşa, Sakızlı bir Rumdur. 1814'de doğmuş. istanbul Askerî Tıbbiyesi'ni bitirmiş, Sultan Aziz devrinde saray hekimliği yapmış, 1870'de Askeri Tıbbiye başına getirilmiş ve 5 Aralık 1888 tarihinde Burgaz Adasında ölmüş, cenazesi büyük merasimle Kuzguncuk'a getirilip oraya gömülmüştür.
Yetmiş dört yıl yaşayan Marko Paşanın hayat hikâyesi kısaca budur... Ve bu adamın «Derdini Marko Paşa'ya anlat» sözüyle şöhret bulması, bâzı kimselerin zannettiği gibi, dert dinlemeşinden değil, aksine doğru dürüst bilmediği Türkçesiyle: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?.. sualini sık sık tekrarlayarak dertliyi bıktırıp başından savmasını bilmesindendir Üstelik, Marko Paşa'ya müracaat eden dertliler, şahsî meseleleriyle ona başvuranlar değildirler!.. Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?» sualini tekrarlayarak başından savdığı kimseler, Askerî Tıbbiye'de türeyen Jön-Türkler'den şikâyetçidirler!..
Müslüman-Türk'e düşman şer kuvvetler, bilindiği gibi, çeşitli vasıtalarla Tıbbiye talebesine çengel atmışlar ve imparatorluğumuz bünyesine zarar veren fikirleri masonik yollarla bâzı talebeye aşılayıp ilk ittihat ve Terakki'nin Askerî Tıbbiye'de kurulmasını temin etmişlerdir!.. işte bu başarının (!) Sultan Aziz devrine uzanan kısmında Marko Paşa, Askerî Tıbbiye başında bulunmuş ve kendisini tanıyanlarca itiraf edildiğine göre, Jon-Türklere yakın olanları mektebe almış, Hanedandan yana olanların ise Trbbiye'ye girmesine mâni olmuş; daha evvel girip de, Jön-Türklerin faliyetlerinden şikâyet edenleri ise: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» tekerlemesiyıe zararsız hâle getirmesini becermiştir!..
Yazılıp söylendiğine göre: Marko Paşa, talebenin şikâyetini dinler, sonra yukarıdaki tekerlemeyi birkaç defa tekrarlar, şayet şikâyetçiyi tekrarladığı bu tekerleme ile bıktırıp başından savamazsa Muhtar Efendi adlı başkâtibini (Muhtar Efendi, ünlü doktorlardan Celâl Muhtar ve Âkil Muhtar Özden kardeşlerin babasıdır) çağırıp:
«— Bu efendi birşeyler anlatıyor, ama ne demek istiyor...» diye sorar, talebe şikâyetini bir daha tekrarlar ve yine Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» sualiyle karşılaşır... Bu hâl, müştekinin sabrı kadar devam eder, neticede şikâyet neticesiz kalırmış...
Marko Paşa, Jön-Türklerce tezkiye edilenlerin Tıbbiye'ye girmesin: kolaylaştırdığı kadar, imtihanlarda Rum talebeye çok sert, Müslümanlara ise mülayim davranmakla da meşhurdur!.. Ki, bu hâli pek manidardır!...
Ve bütün bunlardan başka Marko Paşa, 4 Haziran 1876 Pazar günü, Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa'nın öldürttüğü Suttan Abdülaziz Hân'ın, bileklerinin damarlarınıkesmek suretiyle intihar ettiği (!!!) yolunda düzenlenen raporu imzalayanlardadır!.. Daha evvel teferruatiyle incelediğimiz gibi, şehîd edilen Abdülaziz Hân'ın cesedi, çağrılan yerli-yabancı doktorların muayenesine müsaade olunmadan yalnız bilekleri gösterilmiş, böylesine entipüften bir raporu imzalamak istemeyen bâzı doktorlar, kılıcına dayanmış bir halde orada bekleyen Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa tarafından tehdit olunmuş, bu arada Marko Paşa da, Sultan Aziz'in cesedini görmeden raporu imzalayıvermiştir!.
Bahusus Marko Paşa, Eşekçi Ahmed'in oğlu Hüseyin Avni Paşa'nın dostudur da!. Abdülaziz Hân'ın tahtdan indirildiği günün gecesinde Marko Paşanın Hüseyin Avnı'nın konagınua olduğuna dair Yıldız Sarayı evrakı arasında ele geçen vesikayı ibnulemın Mahmud Kemal Bey «Son badrâzamıar»ında yayınlamıştır!.. HaT gecesinde rakı içen Hüseyin Avni Paşa'nın konağında ve belki de içki sofrasında bulunan Marko Paşa ya, Padişah kanlı Serâsker Hüseyin Avni o aerece güvenmektedir kı. Sultan Aziz'in katledildiği gün, mahlû Padişahın henüz hayatta olduğu saatte, hemen sahte bir heyecan ve hassasiyetle: «Acele Marko Paşa'ya haber verin» diyerek, başka doktor yokmuş gibi Pâdişâha bakmak üzere Marko Paşayı çağırttırması, Hüseyin Avni ile Marko Paşa arasınaaki oostluğun başka bir tezahürüdür!..
Marko Paşa, Sultan Aziz'in intihar ettiğine dair hazırlanan raporu, cesedi görmeden imzalamakla kalmamış; Abdülaziz tfan'ın güya bilek damarlarını kestiği (!) makası da Tıbbiye Müzesinde saklamıştır!,. Ve Masonluğu yanısıra. Kızılay'm da kurucularından olan Marko Paşa, ne «Derdimi Marko Paşa'yo anlat» sözüyle, ne de, diğer vazifeleriyle değil, Sultan Abdülaziz Hân hakkında düzenlenen entipüften raporu imzalamakla anılmalıdır!..
Marko Paşa, Sakızlı bir Rumdur. 1814'de doğmuş. istanbul Askerî Tıbbiyesi'ni bitirmiş, Sultan Aziz devrinde saray hekimliği yapmış, 1870'de Askeri Tıbbiye başına getirilmiş ve 5 Aralık 1888 tarihinde Burgaz Adasında ölmüş, cenazesi büyük merasimle Kuzguncuk'a getirilip oraya gömülmüştür.
Yetmiş dört yıl yaşayan Marko Paşanın hayat hikâyesi kısaca budur... Ve bu adamın «Derdini Marko Paşa'ya anlat» sözüyle şöhret bulması, bâzı kimselerin zannettiği gibi, dert dinlemeşinden değil, aksine doğru dürüst bilmediği Türkçesiyle: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?.. sualini sık sık tekrarlayarak dertliyi bıktırıp başından savmasını bilmesindendir Üstelik, Marko Paşa'ya müracaat eden dertliler, şahsî meseleleriyle ona başvuranlar değildirler!.. Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?» sualini tekrarlayarak başından savdığı kimseler, Askerî Tıbbiye'de türeyen Jön-Türkler'den şikâyetçidirler!..
Müslüman-Türk'e düşman şer kuvvetler, bilindiği gibi, çeşitli vasıtalarla Tıbbiye talebesine çengel atmışlar ve imparatorluğumuz bünyesine zarar veren fikirleri masonik yollarla bâzı talebeye aşılayıp ilk ittihat ve Terakki'nin Askerî Tıbbiye'de kurulmasını temin etmişlerdir!.. işte bu başarının (!) Sultan Aziz devrine uzanan kısmında Marko Paşa, Askerî Tıbbiye başında bulunmuş ve kendisini tanıyanlarca itiraf edildiğine göre, Jon-Türklere yakın olanları mektebe almış, Hanedandan yana olanların ise Trbbiye'ye girmesine mâni olmuş; daha evvel girip de, Jön-Türklerin faliyetlerinden şikâyet edenleri ise: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» tekerlemesiyıe zararsız hâle getirmesini becermiştir!..
Yazılıp söylendiğine göre: Marko Paşa, talebenin şikâyetini dinler, sonra yukarıdaki tekerlemeyi birkaç defa tekrarlar, şayet şikâyetçiyi tekrarladığı bu tekerleme ile bıktırıp başından savamazsa Muhtar Efendi adlı başkâtibini (Muhtar Efendi, ünlü doktorlardan Celâl Muhtar ve Âkil Muhtar Özden kardeşlerin babasıdır) çağırıp:
«— Bu efendi birşeyler anlatıyor, ama ne demek istiyor...» diye sorar, talebe şikâyetini bir daha tekrarlar ve yine Marko Paşa'nın: «Anlaşıldı, fakat ne demek istiyorsun?..» sualiyle karşılaşır... Bu hâl, müştekinin sabrı kadar devam eder, neticede şikâyet neticesiz kalırmış...
Marko Paşa, Jön-Türklerce tezkiye edilenlerin Tıbbiye'ye girmesin: kolaylaştırdığı kadar, imtihanlarda Rum talebeye çok sert, Müslümanlara ise mülayim davranmakla da meşhurdur!.. Ki, bu hâli pek manidardır!...
Ve bütün bunlardan başka Marko Paşa, 4 Haziran 1876 Pazar günü, Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa'nın öldürttüğü Suttan Abdülaziz Hân'ın, bileklerinin damarlarınıkesmek suretiyle intihar ettiği (!!!) yolunda düzenlenen raporu imzalayanlardadır!.. Daha evvel teferruatiyle incelediğimiz gibi, şehîd edilen Abdülaziz Hân'ın cesedi, çağrılan yerli-yabancı doktorların muayenesine müsaade olunmadan yalnız bilekleri gösterilmiş, böylesine entipüften bir raporu imzalamak istemeyen bâzı doktorlar, kılıcına dayanmış bir halde orada bekleyen Eşekçi Ahmed'in oğlu Serâsker Hüseyin Avni Paşa tarafından tehdit olunmuş, bu arada Marko Paşa da, Sultan Aziz'in cesedini görmeden raporu imzalayıvermiştir!.
Bahusus Marko Paşa, Eşekçi Ahmed'in oğlu Hüseyin Avni Paşa'nın dostudur da!. Abdülaziz Hân'ın tahtdan indirildiği günün gecesinde Marko Paşanın Hüseyin Avnı'nın konagınua olduğuna dair Yıldız Sarayı evrakı arasında ele geçen vesikayı ibnulemın Mahmud Kemal Bey «Son badrâzamıar»ında yayınlamıştır!.. HaT gecesinde rakı içen Hüseyin Avni Paşa'nın konağında ve belki de içki sofrasında bulunan Marko Paşa ya, Padişah kanlı Serâsker Hüseyin Avni o aerece güvenmektedir kı. Sultan Aziz'in katledildiği gün, mahlû Padişahın henüz hayatta olduğu saatte, hemen sahte bir heyecan ve hassasiyetle: «Acele Marko Paşa'ya haber verin» diyerek, başka doktor yokmuş gibi Pâdişâha bakmak üzere Marko Paşayı çağırttırması, Hüseyin Avni ile Marko Paşa arasınaaki oostluğun başka bir tezahürüdür!..
Marko Paşa, Sultan Aziz'in intihar ettiğine dair hazırlanan raporu, cesedi görmeden imzalamakla kalmamış; Abdülaziz tfan'ın güya bilek damarlarını kestiği (!) makası da Tıbbiye Müzesinde saklamıştır!,. Ve Masonluğu yanısıra. Kızılay'm da kurucularından olan Marko Paşa, ne «Derdimi Marko Paşa'yo anlat» sözüyle, ne de, diğer vazifeleriyle değil, Sultan Abdülaziz Hân hakkında düzenlenen entipüften raporu imzalamakla anılmalıdır!..
üç çocuklu bir osmanlı paşasının öyküsünü konu alan 1967 yapımı, bir sadri alışık filmi. başroller de sadri alışık, çolpan ilhan, nurlan san, mualla sürer paylaşmakta.
sadri alışık' ın 1967 yılında '' marko paşa '' adlı filmde rol aldığı karakterin adı.
rum asıllı osmanlı hekimi.
Mehmet Saydur, Marko Paşa gazetesinin gerçek hikayesini kitaplaştırmıştır. (bkz: Çınar yayınları).
'' nargilesi herhalde ömrü uzatıyor vs. olmalı ki bu kadar pahalı a.k '' şeklinde düşüncelere gark olmanıza sebep olacak, kayseri'deki aşırı pahalı nargile mekanı. öğrenciye dehil milyardere hitap etmektedir.
aynı zamanda Ankara'da adını kullanarak 7.cadde de güzide bir kafe açılmış olan yüce insan.
güzel kayserimin güzel mekanlarından biri.
bahçelide terasına çıkıp birer bira eşliğinde saatlerce tavla oynadığımız mekan. adamlar pis pis bakıyor sözlük...
kayseride' de gidilebilecek tek öğrenci mekanı olan yer.
ankara 7. cadde'de olanı yanıp kül olmuştu birkaç ay önce. şimdi ne haldedir, faaliyette midir bilmiyorum.
edit: top sakalim ben degilim uyardı, tam gaz devam ediyormuş.
edit: top sakalim ben degilim uyardı, tam gaz devam ediyormuş.
dijital olarak
http://www.pecya.com/coll...k-mizah-gazetesi.-93.html
adresinden edinilebilen mizah dergisidir.
http://www.pecya.com/coll...k-mizah-gazetesi.-93.html
adresinden edinilebilen mizah dergisidir.
dert ortağı yunan asıllı osmanlı paşası. doktordur kendileri hastalarını hiç sıkılmadan saatlerce dinliyormuş öyleki bir iki günü bile buluyormuş bu dinleme.
yanlız bir söylentiye göre marko paşa osmanlıcayı çok iyi bilmiyormuş bundandır ki hastalarını anlayabilmek için okadar uzun süre dinliyormuş.
yanlız bir söylentiye göre marko paşa osmanlıcayı çok iyi bilmiyormuş bundandır ki hastalarını anlayabilmek için okadar uzun süre dinliyormuş.
fiyatları hayvani derecede pahalı olan ve hala neden tercih edildiğini anlayamadığım cafe'dir. ulan zaten eski havası kalmamış, nargilesi eskisi kadar da güzel değil bok mu var da gidiyosunuz dedirtir.
Derdin anlatildigi...
bahçeli 7 deki devasa mekan. ankara'nın güzel mekanlarından tiki elemanlarının takıldığından. *
dert dinleyen, iç rahatlatan kimse.
Kızılayın kuruluşunda büyük yardımları olmuştur.
(bkz: marko basa)
türkiyenin ilk siyasi mizah gazetesidir sabahattin ali ve aziz nesin in çabalarıyla çıkan daha sonra rıfat ılgaz mim uykusuz gibi isimlerin de katıldığı baskılar nedeniyle sık sık el ve isim değiştiren muhteşem gazetedir dönemini keskin bir dille eleştiren yazarlarının çoğunu da hapse düşüren gazetedir ne yazık ki sabahattin ali nin canına mal olmuştur bu kadar muhalifliğe iktidar sessiz kalamamıştır günümüzde bu kadar cesur gazeteler yok malesef .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar