bugün

ultra süpersonik bir dizidir. çevremdeki herkes "bi oturuyorum en az 20 bölüm izliyorum bu kadar süper bir insanım" dediği için dayanamayıp bütün cd'lerini aldım. ilk gün sabah bir oturmuşum geceye kadar 20 bölüm izlemişim. sadece tuvalet ihtiyacım için kalkıyordum o da yarım yamalak. ertesi gün tekrar oturdum 10. bölümde bağırsaklar çalıştı iyice sıkıştırdı. o an yaptığımın bir saçmalık olduğunu anladım, düşündüm "artık bu saçmalığa son vermenin vaktidir" dedim ve koşa koşa gidip marketten bir paket canbebe çocuk bezi alıp altıma bağladım ve kaldığım yerden izlemeye devam ettim. artık tuvaletimi yaparken bile lost izliyordum. bu derece aklı selim ve normal bir insanım.
hollywood senaristlerinin yaptıkları grevden payına düşeni maalesef alıp 4.sezon başlama tarihi ileri bir tarihe atılması gündemde olan dizi ötesi.
noolur başlasın artık noolurrr.
grev sebebiyle başlama tarihi 2008 nisan ayına atılmış olan dizi.
çok sevilen bir abc dizisi. 6 sezon olacağı kesinleşmiş dizidir aynı zamanda. şubat 2008'de başlayacak olan dördüncü sezonunu merakla bekliyoruz. ayrıca (bkz: elizabeth mitchell)
4. sezon trailer i

http://www.youtube.com/watch?v=fvm1B5JbNsQ

adresinden görülebilen özlenen dizi. trailer'i indirip kare kare izlediğinizde bazı şeyler görebilirsiniz.

--spoiler--
hurley ön planda gibi geldi bana. 4. sezonda sayıların sırrını öğrenmemiz olası. biliyorsunuz sayılar ile hurley epey bi ilişkili.

millet silahlanmaya başladı yine gördüğünüz gibi locke, desmond ve jin'in elinde silah vardı. bir muharebe olacağı kesin.

bir de kafatası görülüyor yırtıcı bir hayvana ait olduğu köpek dişlerinin uzunluğundan çıkarılabilir. bir de dikkatimi çeken nokta bu kafatasında 1 adet büyük orbital boşluk olduğu. ya adada tek gözlü yırtıcı hayvanlar var ya da sabah sabah lost trailer i izlemek bünyede göz sorunlarına sebep oluyor.
--spoiler--
en iyi oyuncusunun sawyer(josh holloway)'in oldugu dizi. sayid'in gercek hayatta hindistan asıllı bir ingiliz oldugunu ve eski bagımlı oldugunu ogrenince gozden dusmustur.
izlerken, "ben bu adaya düşseydim ayrılmamak için elimden geleni yapardım, bütün bulunma ve adadan kurtulma çabalarını da sabote ederdim" dediğim, içimde bindiğim uçağın kaza yapıp bu şekilde bir adaya düşmesi özlemini uyandıran dizi.
henüz bir saniye bile izlemediğim yapım. heralde izlemem de. zaten sinemda film izlemek dışında da pek bişey izlemem. bir banka oturur insanları izlerim 10 dakika, daha keyifli olur.

bu düşüncelerle lost izleyenleri izledim çok. gördüğüm lost severlere gel aspavada 1,5 soslu dürüm çakalım desem hemen koşar gelirlerdi. hadi beypazarına gidelim daha orta zekalı olalım desem atlarlardı. ama ben demedim. onlar lost izledi. lost onlar için maalesef bir boş olan zamanı doldurma, biraz da herkesin yaptığını yapma, pop-art denen şeyi takip etme vesilesiydi. evlendikten sonra lostu bıraktı mesela biri.

tüm bu gözlemler ben de şu kanaati uyandırdı ki ankarada kışın daha çok insan lost izler ve bu faaliyet bu şehrin dışardan bakınca belirgin yansıması olan orta zekalılığın sembolü olmuştur ve bunun ne lostun yapımcısı ne de ato başkanı sinan aygun farkındadır.
(bkz: lost missing pieces)
üç sezonu yayınlanan amerikan tarihinin en esaslı tv dizilerinin başında gelen müthiş kurgulanmış dizi. arkadaşlar arasında hastalık gibi yayılan, yaz okulunda tatile gidemedigimden dolayı o güzel adada kendimi hayal ettigim, yanımda kate ile tabi, kırkbeş derecelik sıcakta klima altında o atmosferide yarattıgım dizi.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.