bugün
- mercimek çorbası içen kadın11
- bir kadını taşımanın zorluğu9
- uludağ sözlük size ne kattı22
- soslu adana kebap5
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- türkiye12
- atatürk ü sevme zorunluluğu11
- pum pum çorbası4
- yemeğe bulyon koyan insan6
- pandela 37
- tırnak pide5
- sözlüğün en masum yazarları16
- kendini kız gibi hayal eden erkek3
- hepiniz öleceksiniz4
- zuhal olcay'a aşık olmak3
- arkadaşlar larissa kim12
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür5
- hoşçakal uludağ sözlük7
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- yeni gelen trolleri bik bik'e havale etmek5
- orgy havaalanı3
- bu olaylar neden hep benim başıma geliyor4
- atatürk ün türk olmadığı gerçeği7
- lahmacun11
- aspava2
- animasyon izlerken ağlamak3
- fusya semsiyeli yabanci26
- türkiye vatandaşlığından çıkmak3
- sözlükte yazan ünlüler9
- saraca097
- mekanda patronu tanıdığını belli etme hevesi4
- recep tayyip erdoğan11
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- karton toplayan çingene6
- atatürk ün çocuk yapmamasının sebepleri3
- şişko deyince sinirlenen kız2
- arnavut mehmet akif in şiirinin milli marş olması4
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi8
- atatürk 12 adayı ve musulu neden bıraktı sorunsalı4
- kıçına kına yak2
- sözlüğün deli kaynaması4
- nervio23
- bizimkiler dizisi dunkof halis2
- atatürk ü sevmediğini belirtme gereği4
- uludağ sözlüğün ikiye bölünmesi4
- larisalisa8
- dünyaya doymadan göçüp gideceğim2
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak8
- şarapçının birden tayyipçi olması10
- en iyi dizi film karakterleri3
uyumak ve kafa dinlemek için süper bi şarkı.
(bkz: charles aznavour)
(bkz: charles aznavour)
candan erçetin de söylemiştir..
ahanda sözleridir:
Je vous parle d'un temps
ques les moins de vingt ans
ne peuvent pas connaitre
montmartre en ce temps-la
accrochait ses lilas
jusque sous nos fenêtres
et si l'humble garni
qui nous servait de nid
ne payait pas de mine
c'est la qu'on s'est connu
moi qui criais famine
et toi qui posais nue
la bohème, la bohème
ça voulait dire on est heureux
la bohème, la bohème
nous ne mangions qu'un jour sur deux
dans les cafés voisins
nous étions quelques-uns
qui attendions la gloire
et bien que miséreux
avec le ventre creux
nous ne cessions d'y croire
et quand quelque bistro
contre un bon repas chaud
nous prenait une toile
nous récitions des vers
groupés autour du poêle
en oubliant l'hiver
la bohème, la bohème
ça voulait dire tu es jolie
la bohème, la bohème
et nous avions tous du génie
souvent il m'arrivait
devant mon chevalet
de passer des nuits blanches
retouchant le dessin
de la ligne d'un sein
du galbe d'une hanche
et ce n'est qu'au matin
qu'on s'asseyait enfin
devant un café-crème
epuisés mais ravis
fallait-il que l'on s'aime
et qu'on aime la vie
la bohème, la bohème
ça voulait dire on a vingt ans
la bohème, la bohème
et nous vivions de l'air du temps
quand au hasard des jours
je m'en vais faire un tour
a mon ancienne adresse
je ne reconnais plus
ni les murs, ni les rues
qui ont vu ma jeunesse
en haut d'un escalier
je cherche l'atelier
dont plus rien ne subsiste
dans son nouveau décor
montmartre semble triste
et les lilas sont morts
la bohème, la bohème
on était jeunes, on était fous
la bohème, la bohème
ça ne veut plus rien dire du tout
(bkz: copy paste değil cd kapağı)
ahanda sözleridir:
Je vous parle d'un temps
ques les moins de vingt ans
ne peuvent pas connaitre
montmartre en ce temps-la
accrochait ses lilas
jusque sous nos fenêtres
et si l'humble garni
qui nous servait de nid
ne payait pas de mine
c'est la qu'on s'est connu
moi qui criais famine
et toi qui posais nue
la bohème, la bohème
ça voulait dire on est heureux
la bohème, la bohème
nous ne mangions qu'un jour sur deux
dans les cafés voisins
nous étions quelques-uns
qui attendions la gloire
et bien que miséreux
avec le ventre creux
nous ne cessions d'y croire
et quand quelque bistro
contre un bon repas chaud
nous prenait une toile
nous récitions des vers
groupés autour du poêle
en oubliant l'hiver
la bohème, la bohème
ça voulait dire tu es jolie
la bohème, la bohème
et nous avions tous du génie
souvent il m'arrivait
devant mon chevalet
de passer des nuits blanches
retouchant le dessin
de la ligne d'un sein
du galbe d'une hanche
et ce n'est qu'au matin
qu'on s'asseyait enfin
devant un café-crème
epuisés mais ravis
fallait-il que l'on s'aime
et qu'on aime la vie
la bohème, la bohème
ça voulait dire on a vingt ans
la bohème, la bohème
et nous vivions de l'air du temps
quand au hasard des jours
je m'en vais faire un tour
a mon ancienne adresse
je ne reconnais plus
ni les murs, ni les rues
qui ont vu ma jeunesse
en haut d'un escalier
je cherche l'atelier
dont plus rien ne subsiste
dans son nouveau décor
montmartre semble triste
et les lilas sont morts
la bohème, la bohème
on était jeunes, on était fous
la bohème, la bohème
ça ne veut plus rien dire du tout
(bkz: copy paste değil cd kapağı)
tek sevdiğim fransız parçasıdır kendileri. tesadüf eseri fransızca hocamın da en çok sevdiği şarkı çıkması, sunumumda fon olarak kullanmam aracılığıyla 98 almamı sağlamıştır. *
(bkz: edith piaf)
yirmi yasin altindakilerin bilemeyecegi
zamanlardan soz ediyorum size.
o vakitler montmartre; leylaklarini,
pencerelerimizin altina kadar asardi.
bize yuva olan fakirhanemiz
bes para etmese de
tanistigimiz yerdi orasi.
ben acliktan bagiriyor,
sen ciplak poz veriyordun.
bohem, bohem
mutluyuz demekti
bohem, bohem
ancak iki gunde bir yemekti.
komsu kafelerde,
sohreti bekleyen birkac kisiydik
kazinan bir mide ve sefaletimize ragmen
inancimizi yitirmiyorduk.
ve bazi bistrolarda
sicak yemek karsiliginda
bir tuval aliyor,
sobanin etrafinda toplanip
dizeler dokturuyorduk.
bohem, bohem.
guzelsin demekti
bohem bohem.
deha hepimizdeydi.
cok zaman sovalemin onunde
bir gogus cizgisinin
bir kalca kivriminin
desenlerini duzelterek
beyaz geceler gecirirdim.
ancak sabah olunca,
birer kafe-krem alip otururduk:
tukenmis ama hosnut,
birbirimizi sevmeli,
yasami sevmeliydik:
bohem, bohem
yas yirmi demekti
bohem bohem
hepimiz havasina girmistik o zamanin.
gunlerden bir gun tesadufen;
eski adresime yolum dustu.
gencligimi gormus duvarlari, yollari
hicbirini cikaramadim.
bir merdivenin ustunden,
artik eser kalmamis atelyeyi aradim.
yeni dekoruyla uzgun gibi geldi montmartre
ve leylaklar olmus.
bohem, bohem
genctik, cilgindik.
bohem, bohem
hicbir sey ifade etmiyor artik.
zamanlardan soz ediyorum size.
o vakitler montmartre; leylaklarini,
pencerelerimizin altina kadar asardi.
bize yuva olan fakirhanemiz
bes para etmese de
tanistigimiz yerdi orasi.
ben acliktan bagiriyor,
sen ciplak poz veriyordun.
bohem, bohem
mutluyuz demekti
bohem, bohem
ancak iki gunde bir yemekti.
komsu kafelerde,
sohreti bekleyen birkac kisiydik
kazinan bir mide ve sefaletimize ragmen
inancimizi yitirmiyorduk.
ve bazi bistrolarda
sicak yemek karsiliginda
bir tuval aliyor,
sobanin etrafinda toplanip
dizeler dokturuyorduk.
bohem, bohem.
guzelsin demekti
bohem bohem.
deha hepimizdeydi.
cok zaman sovalemin onunde
bir gogus cizgisinin
bir kalca kivriminin
desenlerini duzelterek
beyaz geceler gecirirdim.
ancak sabah olunca,
birer kafe-krem alip otururduk:
tukenmis ama hosnut,
birbirimizi sevmeli,
yasami sevmeliydik:
bohem, bohem
yas yirmi demekti
bohem bohem
hepimiz havasina girmistik o zamanin.
gunlerden bir gun tesadufen;
eski adresime yolum dustu.
gencligimi gormus duvarlari, yollari
hicbirini cikaramadim.
bir merdivenin ustunden,
artik eser kalmamis atelyeyi aradim.
yeni dekoruyla uzgun gibi geldi montmartre
ve leylaklar olmus.
bohem, bohem
genctik, cilgindik.
bohem, bohem
hicbir sey ifade etmiyor artik.
yumuşak bir şeylere, dokunması hoş bir şeylere dokunurmuş gibi hissettiriyor, 'fareler ve insanlar' daki malkowich gibi hani,
5. entry deki sözler ise söyledikleri pek te boşuna değilmiş işte, niyet yine...
5. entry deki sözler ise söyledikleri pek te boşuna değilmiş işte, niyet yine...
henry murger'ın muhteşem ve insanı ağlatan romanı, bu romanın ilham olduğu, puccini operası, bu romanın ilham olduğu muhteşem parçadır. sefaletin güzelliğidir.
henri murger'ın bohem yaşamından kesitler sunduğu, otobiyografik hikayelere dayalı ve 1830ların paris'inin gündelik yaşamından ilham aldığı eseridir.
Charles Aznavour'dan dinlenmesi gereken güzeller güzeli şarkı.insanı nedense derinden acıtır.
ankara devlet opera bale sahnesi'nde geçtiğimiz sezon gösterilmiş olan,sahnenin aldığı binbir çeşit hale bakmaktan usanmayacağınız,kostümlere, ışıklara takılıp kalacağınız 4 perdelik opera
en az la boheme kadar güzel bir başka aznavour şarkısıda "et moi dans mon coin " dir.
bestelerini giacomo puccini'nin yaptığı 4 perdelik opera.
La Boheme, Bestelerini Giacomo Puccini'nin yaptığı 4 perdelik opera. Henri Murger'ın yazdığı hikâyelerin derlendiği "Scenes de la vie de Boheme" adlı esere dayanmaktadır.
Eserin konusu bir dikişci kadın olan Mimi ile şair Rodolfo arasında olan aşk üzerine odaklanmıştır. Birbirlerini ilk görünce sevmişlerdir ve hala da birbirlerine sevgileri büyüktür. Rodolfo onu bırakır; nedeni güya Mimi'ni diğer erkeklerle flört etmesini kıskanmasıdır. Ama Mimi çok ağır verem hastasıdır ve ölümü yakındr. Rodolfo birlikte yaşarken fakirane yaşam şartlarının Mimi'nin sağlığını daha da kötüleştirdiğini bilerek vicdan azabı çekmektedir ve Mimi'ye daha iyi şartlarla bakacak birini bulmayı sağlama için, gösterdiği kıskançlık yapmacıktır. Sonunda Mimi ölmeden önce kısa bir müddet için tekrar bir araya gelirler.
son olarak suan da Londra Royal opera house(covent garden)da oynuyor.2 saat 50 dk lik bir performans bilet fiyatari 7 ile 195 paund arasinda degismektedir.
Eserin konusu bir dikişci kadın olan Mimi ile şair Rodolfo arasında olan aşk üzerine odaklanmıştır. Birbirlerini ilk görünce sevmişlerdir ve hala da birbirlerine sevgileri büyüktür. Rodolfo onu bırakır; nedeni güya Mimi'ni diğer erkeklerle flört etmesini kıskanmasıdır. Ama Mimi çok ağır verem hastasıdır ve ölümü yakındr. Rodolfo birlikte yaşarken fakirane yaşam şartlarının Mimi'nin sağlığını daha da kötüleştirdiğini bilerek vicdan azabı çekmektedir ve Mimi'ye daha iyi şartlarla bakacak birini bulmayı sağlama için, gösterdiği kıskançlık yapmacıktır. Sonunda Mimi ölmeden önce kısa bir müddet için tekrar bir araya gelirler.
son olarak suan da Londra Royal opera house(covent garden)da oynuyor.2 saat 50 dk lik bir performans bilet fiyatari 7 ile 195 paund arasinda degismektedir.
Pariste yaşayayım hayat da ne hoş olur diyerek dinlenecek aznavour şarkısı.
bir zamanlar mersin devlet opera ve balesi tarafından sahnelenen, galasında italyan maestro antonio pirolli'nin yer aldığı, benim de içerisinde çocuk sanatçılardan birisi olarak görev aldığım puccini'nin 4 perdelik operasıdır. (bkz: hey gidi günler)
la boheme, c.aznavur. istanbula geldiğim ilk yıl. sene 1963, sultanahmette üç katlı bir ev. terasından yenikapı, azgın lodos, uğultu.
radyoda aznavur. la boheme. küçüğüm, istanbula aşık olmuşum birde alt kattaki komşu kızına. bu şarkıyı ne zaman dinlesem, siyah beyaz istanbul, teras ve küçük aşkım, küçük yaşım gelir kalbime. daraltır, bunaltır, iki damla yanaklarımda.
radyoda aznavur. la boheme. küçüğüm, istanbula aşık olmuşum birde alt kattaki komşu kızına. bu şarkıyı ne zaman dinlesem, siyah beyaz istanbul, teras ve küçük aşkım, küçük yaşım gelir kalbime. daraltır, bunaltır, iki damla yanaklarımda.
insanı ağlatacak kadar güzel olan şarkıdır.
fransızcada çingene demek ayrıcanada.
dinleyen kendini hayalindeki güzelle kolkola, tüm aşklarıyla dans ederken yirmili yaşlarına dönmüş bulur. dinleyen sevdiğinin elini tutup montmatre tepesini tırmanır sacre coeur'a doğru yol alır. kahve kremlerini içerken sokak köşelerindeki portre çizen ressamları izler. işte böyle bir şarkıdır Charles Aznavour'un le boheme'si.
https://www.youtube.com/watch?v=xCNIbpy4fjo
buika'dan dinlenesi mükemmel parça.. biraz huzur, biraz zevk..
buika'dan dinlenesi mükemmel parça.. biraz huzur, biraz zevk..
Dinlemekten, söylemekten sıkılmadığım bir eser. Çocukluğuma taşır beni her defasında..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar